Yurt dışında çalışan ve davasını ispat için tanık bulma ihtimali zor olan işçinin işyerindeki genel çalışma düzenini aktaran tanıklarının beyanı esas alınmalıdır.

Yurt dışında çalışan ve davasını ispat için tanık bulma ihtimali zor olan işçinin işyerindeki genel çalışma düzenini aktaran tanıklarının beyanı esas alınmalıdır.

Aynı işverene karşı davalarının olmasının başlı başına tanıklığı geçersiz kılmaz.

Aynı işverene karşı davalarının olmasının tanık anlatımlarının değerini düşürmez.

İstanbul BAM – 28. Hukuk Dairesi
Esas No.: 2018/2326
Karar No.: 2020/1255
Karar tarihi: 17.07.2020
DAVACI:*****- N1
DAVALI:*****
DAVANIN KONUSU :Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
Mahalli mahkemesinden verilen karara karşı davalı vekili tarafındanistinaf kanun yoluna başvurmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
İDDİANIN ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı işverenin Afganistan’daki işyerinde 24/09/2010-10/05/2012 tarihleri arasında 1.600 USD net maaşla kalıpçı olarak çalıştığını, üç öğün yemeğin ve kalacak yerin işverenlik tarafından temin edildiğini, 2012 yılından itibaren maaşın bir kısmının fazla mesai ücreti adı altında bankaya yatırılmaya başlandığını, bunun tamamen açılan davalar neticesinde davalı tarafın yaptığı bir uygulama olduğunu, müvekkilinin maaşının hep aynı kaldığını, sadece bankada isminin değiştiğini, bu durumda müvekkilinin 2012 yılına ilişkin maaşlarının eksik olarak olarak yatırıldığının görüldüğünü, çalışma saatlerinin 07:00-21:00 arası olmasına rağmen fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, tüm hafta tatili günlerinde çalışıldığını ancak hiç hafta tatili ücreti ödenmediğini, dini bayramların ilk günü dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin maaşlarının eksik ve düzensiz olarak ödenmesi, fazla mesai ücretlerinin, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücretlerinin ödenmemesi gibi nedenlerle istifa ederek iş akdini haklı olarak fesh ettiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10 USD net kıdem tazminatı, 10 USD net fazla mesai ücreti, 10 USD net hafta tatili ücreti, 10 USD net ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücreti, 10 USD net 2012 yılı tüm aylara ilişkin bakiye ücret alacaklarının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının müvekkili şirkette 24/09/2010 tarihinde çalışmaya başladığını, 07/04/2011 istifa ederek iş akdini sonlandırdığını, daha sonra 04/08/2011 tarihinde tekrar işbaşı yaptığını, 06/05/2012 tarihinde Türkiye’ye döndüğünü, 10/05/2012 tarihinde isitfa ederek iş akdini sonlandırdığını, müvekkil şirketten hiçbir alacağının bulunmadığını, taraflarca imzalanan iş sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere aylık brüt ücretinin iddia olunanın aksine 600 USD olduğunu, çalışanların yapmış olduğ fazal mesailerin her ay sözleşme ile belirlenen aylık ücrete eklenerek ödendiğini, müvekkili şirket şantiyesinde çalışma saatlerinin haftanın 6 günü 08: 00-17:00 arasında olduğunu, çalışanların haftada 1 gün mutlaka izin kullandıklarını, Iraktaki çalışmalarda Cuma gününü hafta tatiil olduğunu, bunun dışında dini bayramlarda ve Nevruz bayramında davacının çalışma yapılmadığını, Irak şantiyesinde yaz aylarında çalışılmadığmı, Özellikle Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında 15:00-18:00 saatleri arası sıcaklığın fazla olması nedeniyle çalışma yapılmadığını, işçilerin çalışma edilen şantiye içerisinde yeme, oturma ve dinlenme tesislerinde vakit geçirdiklerini, resmi tatil günlerinde gezecek fazlaca bir yer bulunmadığından şantiyeden ayrılmadıklarını, şantiye içerisinde geçirdikleri bu zaman dilimlerinin fazla çalışma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, davacının uzun yıllar Kuzey Irak’ta alacaklarını almadan çalışmasının hukuki dayanaktan yoksun ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Davanın KISMEN KABULÜ ile kıdem tazminatı ile fazla mesai hafta tatili ve genel tatil ücreti alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin ve ücret alacağına ilişkin talebin REDDİNE dair karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri :
1-Davacının ücreti hesaplanırken hatalı tespit yapılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki 1.600 USD miktarında olduğu belirtilen ücret tespiti hatalıdır. Davacı müvekkil şirkette Brüt 600 USD ücretle çalışmaktadır. Bu miktar taraflar arasında sözleşme serbestisi çerçevesinde kararlaştırılan ücrettir. Davacı ile birlikte çalışan tanıklar ücretin içinde fazla mesailerin de olduğunu ifade etmişlerdir. Buna ilişkin mahkeme esas numaraları sunulmuştur. Ayrıca giydirilmiş brüt ücretin hesaplanması sırasında MADDİ HATA YAPILMIŞTIR.
2-Davacı istifa ederek işten ayrıldığı için kıdem tazminatlına hak kazanamamıştır Davacının çalıştığı şantiye bir Amerikan üssünde olup, burada işçinin alacaklarının tamamını almadan üsten ayrılmasına izin verilmediği gibi işçinin haklarını ödemeyen şirketlerin iş akitleri feshedilip bir daha Amerikan şirketlerinden iş alması mümkün değildir.
3-Davacı fazla mesai alacaklarını eksiksiz aldığından, ödenmemiş fazla mesai alacağı bulunmamaktadır.
4-Tüm işçiler ülkedeki kurallar gereğince Cuma günü hafta tatilini kullanmaktadırlar. Davacının hafta tatili alacağı bulunmamaktadır, genel tatil alacakları da eksiksiz ödenmiştir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararı hatalı olup, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz.
UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:
İstinaf yoluna başvuran davalı yönünden anlaşmazlık konusu hususlar:
1-Davacının ücretinin doğru tespit edilip edilmediği,
2-Davacının kıdem tazminatı alacağının bulunup bulunmadığı,
3-Davacının fazla mesai ücreti alacağının bulunup bulunmadığı,
4-Davacının hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı noktalarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
DELİLLER:
1.Hizmet döküm cetveli
2.İşyeri özlük dosyası
3.Tanık beyanları,
4.Yurda giriş-çıkış kayıtları
5.Bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve HUKUKİ SEBEPLER :
İlk derece mahkemesi tarafından “Davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı alacağının kabulü ile,fazla taleplerin reddine” şeklinde karar oluşturulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
İncelemeler:A-Başvuru dilekçesindeki itirazlar gözetilerek belirlenen uyuşmazlık konusu hususlar, teker teker aşağıda irdelenmiştir:
İstinaf yoluna başvuran davalı yönünden anlaşmazlık konusu hususların incelenmesi:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
Anılan yasal düzenlemeye göre ileri sürülen istinaf sebepleri aşağıda sırasıyla incelenmiştir:
1-Davacı kalıpçı olarak yurt dışında net 1.600,00 USD ücretle çalıştığını iddia etmiştir. Davalı taraf davacı ile İşkur nezdinde yapılan yurt dışı hizmet sözleşmesinde aylık ücretin brüt 600 USD olduğunu beyan etmiş, sunulan sözleşmelerde aylık 600,00 USD ücret kararlaştırılmıştır.
Yargıtay içtihatlarında yurt dışında çalışan işçilerin ücretlerinin yurt içinde aynı işi yapan işçilere nispeten daha yüksek olabileceği vurgulanmıştır. Davalı tanığı 2.500 USD yakın maaş aldığını beyan etmişlerdir. Emsal ücret araştırmasında 2012 yılı için aylık net ücretin 1.800,00 USD olabileceği belirtilmiştir.
Davalı işverenlikçe sunulan işyeri kayıtlarından, davacıya ve yakınlarına her ay farklı miktarda ödeme yapıldığı, tanık beyanları ve emsal ücret de dikkate alındığında tespit edilen 1.600,00 USD net ücretin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
2-Davalı vekili davacının istifa ettiği ve bu nedenle tazminata hak kazanamadığını beyan etmiş ise de davacının fazla çalışma ücret alacağı ve diğer alacaklarının ödenmemesi nedeni ile iş akdini haklı olarak feshettiğini beyan ettiği, yapılan yargılama sonunda davacının ödenmemiş fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacağının bulunduğu, geniş anlamda ücrete dahil olan bu alacakların ödenmemiş olmasının davacıya iş akdini haklı nedenle fesih imkanı tanıdığı anlaşıldığından davalının istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
3-Dinlenen davacı tanıkları davalı şirkete karşı dava açmış olup bir kısmının davacı ile aynı dönemde çalışmaları da bulunmamaktadır. Aynı işverene karşı davalarının olmasının başlı başına tanıklığı geçersiz kılmayacağı gibi bunun tanık anlatımlarını değerden düşürücü bir sebepte sayılamayacağı, davacının yurt dışında çalıştığı ve davasını ispat için tanık bulma ihtimalinin güçlüğü, açılan davaların seri nitelikte olduğu ve tanıkların işyerindeki genel çalışma düzenini aktardığı, 6100 sayılı HMK ‘nun 255. maddesi uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olanın tanıkların gerçeği söylemiş olduklarının kabulü gerekeceği (HGK 2010/2-751 Es., 2012/2-387 Es, 2014/22-588 Es.), davalı şirkete karşı davası olduğu beyan edilen davacı tanıkları hakkında gerçek dışı beyanda bulunduğu yönünde ciddi ve inandırıcı deliller ileriye sürülüp ispatlanmamış olmakla, davacı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği yönündeki davalı vekilinin istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, davalı tarafça çalışma, gün ve saatlerine ilişkin yazılı kayıtlar sunulmadığından tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmıştır.
4-Davalı tarafça dosyaya ücret bordroları ve mesai saatlerini gösterir kayıtları sunmadığından fazla mesai ücreti, hafta tatili ve UBGT ücretlerinin tanık beyanlarına göre hesaplanmasında bir hata bulunmamaktadır.
6-Hesaplama davacının 24/09/2010-10/05/2012 tarihleri arasında iki dönem halinde yurtdışında bulunduğu kabul edilerek yapılmıştır. Yurda giriş çıkış kayıtları incelendiğinde davacının bu tarihlerde yurt dışında olduğu, ara verdiği dönemlerin hesaplama dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya ve dosya içeriğine uygundur, aksine itirazların hiçbirisi yerinde görülmemiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesinin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
B-Kamu düzeni açısından maddi-hukuki durumun incelenmesinde;
İlk derece mahkemesinin kararında Dairemizce re’sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık hallerinden hiç birisinin bulunmadığı saptanmıştır.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1,b-1. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 1.897,42 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 474,40 TL nispi harcın mahsubu ile eksik kalan 1.423,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına
Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açıldığından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince 1.700,00 TL ücreti vekaletinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar tebliğ ve harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7/3 maddesi yollaması ile 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,17/07/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.