Yurt dışında çalışan işçinin Türkiye’den ödenen ücretinin vergilendirilmesi

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması olan bir ülkede çalışan ve yerleşim yeri Yurt dışı olup Türkiye’de daimi olarak kalabileceği bir meskeni bulunmayan işçiler yabancı ülke mukimi olarak kabul edilir. Bu durumda yabancı ülke  mukimi olduğu değerlendirilen işçiye yurt dışında olduğu bu dönemde yapılan ücret ödemesini vergilendirme hakkı, mukimliğinin de belgelendirilmesi koşulu ile, çifte vergilendirme anlaşma kapsamında anlaşma imzalanmış olan yurt dışı ülkeye ait olacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin vergileme hakkı bulunmamaktadır.

Bu durumda olan işçiye  Türkiye’den yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılmaz.

Varsa daha önce yapılan ödemelerden tevkif edilen vergiler iadesi edilir.

Bu durum daha çok Geçici görevle yurt dışına işçi gönderme hallerinde ortaya çıkmaktadır. 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı: 93767041-120[6-ÇVÖA-2016/18]-101254

Tarih: 11.11.2020

Konu: Yurt dışı grup firmasında çalışan personele Türkiye’den ödenen ücretin vergilendirilmesi.

İlgi: İlgide kayıtlı özelge talebiniz ile, Fransa’da çalışma ve oturma izni bulunan  kurumunuz personelinin “Uluslararası Atama İş Sözleşmesi” ile başlangıç olarak 2 yıllığına geçici görevlendirme ile Eylül 2015’de Fransa’da mukim grup şirketlerinizde çalışmaya başladığı, Fransa’da 183 günden fazla kaldığı, maaş ödemelerinin şirketiniz tarafından Türkiye’den yapıldığı, yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapıldığı, personelinizin hem Türkiye’den hem de Fransa’dan elde ettiği gelirinin tamamını Fransa’da beyan ederek hesaplanan vergiyi ödediği ve personelin Fransa mukimi olduğunu gösteren belgenin özelge talep formu ekinde yer aldığı belirtilerek;

-Söz konusu personele şirketiniz tarafından yapılan ödemelerin Türkiye’de gelir vergisine tabi olup olmadığı,

-Personelin gelirinin Türkiye’de vergiye tabi olmaması durumunda önceden ödenen gelir vergilerinin iadesinin mümkün olup olmadığı,

– Gelir vergisinin iadesinin mümkün olması halinde iade talebinin şirketiniz tarafından mı yoksa ilgili personel tarafından mı yapılacağı,

hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Türkiye’de yapılacak vergilendirmede aşağıdaki mevzuat hükümleri geçerli olacaktır;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

1 inci maddesinde, “Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”

3 üncü maddesinde, “Aşağıda yazılı gerçek kişiler, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler;

1- Türkiye’de yerleşmiş olanlar;

2- Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulanan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Gelir Vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)”

Öte yandan, aynı Kanunun 4 üncü maddesinde de; ikametgahı Türkiye’de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.

“Ücretin tarifi” başlıklı 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

… ”

94 üncü maddesinde ise; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar

…”

hükümleri yer almaktadır.

Bu kapsamda, şirketiniz personelinin geçici bir süre ile yurtdışındaki grup şirketinizde görevlendirilmesi ve bu süre içerisinde ücretinin bir kısmının Türkiye’den ödenmesi nedeniyle işçi-işveren ilişkisinin devam etmekte olduğu görülmektedir. Bu durumda, söz konusu çalışanın Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin 2 numaralı bendi uyarınca tam mükellef sayılması, Türkiye içinde ve dışında elde ettiği tüm kazanç ve iratları üzerinden Türkiye’de gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 123 üncü maddesi uyarınca tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergiler, Türkiye’de tarh edilen Gelir Vergisi’nin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından anılan maddede açıklanan usul ve şekle uyulmak kaydıyla indirilebilecektir.

Diğer taraftan, “Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması” 01.01.1990  tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

Söz konusu Anlaşmanın “Kişilere İlişkin Kapsam” başlıklı 1 numaralı fıkrasında Anlaşmanın Akit Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan kişilere uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kişiler tarafından diğer Akit Devletten elde edilen kazançların hangi ülkede vergilendirileceğinin tespit edilebilmesi için öncelikle bu kişilerin hangi ülkede mukim olduklarının bilinmesi gerekmektedir.

Aynı Anlaşmanın “Mukim” başlıklı 4 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları;

“1. Bu Anlaşmanın amaçları bakımından, “bir Akit Devletin mukimi” terimi, o Devletin mevzuatı gereğince ikametgah, ev, kanuni merkez, iş merkezi veya benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefiyeti altına giren kişi anlamına gelir.

2.1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Akit Devlette de mukim olduğunda, bu kişinin statüsü aşağıdaki kurallara göre belirlenecektir:

a) Bu kişi, daimi olarak kalabileceği bir meskenin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir. Eğer bu kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni varsa, bu kişi kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir (hayati menfaatlerin merkezi);

b) Eğer kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin yer aldığı Devlet saptanamazsa veya kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni yoksa, bu kişi kalmayı adet edindiği evin bulunduğu Akit Devletin mukimi kabul edilecektir;

c) Eğer kişinin her iki Akit Devlette de kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle bir ev sözkonusu değilse, bu kişi vatandaşı bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;

d) Eğer kişi her iki Devletin de vatandaşıysa veya aksine her iki Devletin de vatandaşı değilse, Akit Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşmayla çözeceklerdir.”

açıklamalarına yer vermektedir.

Anlaşmanın 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrası, bir kişinin bir Akit devletin mukimi olup olmadığı hususunun o Akit Devletin iç mevzuat hükümlerine göre belirleneceğini hüküm altına almaktadır. Gerçek kişilerin Anlaşmaya taraf devletlerin her ikisinde de, bu devletlerin iç mevzuatları uyarınca mukim olarak kabul edilmeleri durumunda ortaya çıkan çifte mukimlik sorunu ise bu maddenin 2 nci fıkrası kapsamında çözümlenecektir.

Anılan anlaşmanın “Bağımlı Faaliyetler” başlıklı 15 nci maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları ise;

“1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet akdi dolayısıyla elde ettiği ücret, maaş ve diğer benzeri menfaatler, bu hizmet diğer Akit Devlette ifa edilmedikçe, yalnız ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir. Eğer hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir diğer Devlette vergilendirilebilir.

2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer:

a) Gelir elde eden kişi, bu diğer Devlette bir takvim yılı içinde bir veya bir kaç seferde 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve

b) Ödeme, bu diğer Akit Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve

c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden yapılmazsa

yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir.”

hükümlerini öngörmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde özelge talep formunuz ve eki belgeler dikkate alındığında, anılan personel her iki Devletin de iç mevzuatları uyarınca kendi mukimi olarak görülmekle birlikte, ortaya çıkan çifte mukimlik sorununun çözümünde daimi meskeninin hangi Devlette olduğu dikkate alınacaktır. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kayıtlarından temin edilen “Adres Bilgileri Raporu”na göre söz konusu personelin yerleşim yerinin Fransa olduğu görülmekte olup Türkiye’de daimi olarak kalabileceği bir meskeninin bulunmaması halinde Fransa mukimi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu durumda Fransa mukimi olduğu değerlendirilen personele bu dönemde yapılan ücret ödemesini vergilendirme hakkı, mukimliğinin de belgelendirilmesi koşulu ile, Anlaşmanın 15 inci maddenin 1 inci fıkrası kapsamında Fransa’ya ait olacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin vergileme hakkı bulunmadığından personele Türkiye’den yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılmayacak olup, varsa daha önce yapılan ödemelerden tevkif edilen vergilerin iadesi için bahsi geçen personel bizzat veya vekilleri vasıtasıyla ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.