Yurt Dışında Çalışan İşçilerin Açtığı Davalardaki Kamu Düzenine Aykırı Ani İçtihat Değişikliklerinin Uygulanma Zamanı

Mevcut içtihatlar dışında yeni bir görüş benimsenecekse, öncelikle tarafların bu konuda bilgilendirmesi gerekir (ÖZEKES, Muhammet, Medeni Usul Hukukunda Hukuki Dinlenilme Hakkı, … 2003, s. 185 vd.).

Yargıtay da Prof. Dr. Muhammet Özekes hocanın bu görüşüne uymuş ve yurt dışında çalıştırılan Türk Vatandaşı İşçilerin açtığı davalarda yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin içtihadın, içtihat değişikliğinden sonraki davalara uygulanacağın, içtihat değişikliğinden önce açılan davalara uygulanmayacağı hakkında karar vermiştir. Zira, Yargıtay ani bir kararla, hiç de katılmadığımız bir şekilde “taraflar arasında MÖHUK’un 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlığa Umman hukukunun uygulanması gerekmektedir. Umman hukuku, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere aynı zamanda mutad işyeri hukukudur. Hal böyle olunca gerekirse Umman hukukunda uzman bir bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle dava konusu uyuşmazlık bakımından değerlendirme yapılması gerekli”dir kararı vermiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dai̇resi̇ E. 2020/5617 K. 2020/16556 T. 24.11.2020) 

Hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya güvenlik ilkesi, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. 

Birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine güveni azaltarak, yargısal bir belirsizliğe yol açabilir (AİHM, … ve …/Türkiye, B. No: 13279/05, 20.10.2011, § 57).

Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. 

Belirlilik ilkesi ise, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. 

Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır (AYM, 23.12.2015, 15-118). 

Aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması halinde, mahkemelerce, bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir. 

Kimi Yargıtay Dairelerinin kapatılmasıyla, sıklıkla İçtihat değişikliği meydana gelmekte, hiç beklenmeyen sürpriz kararlar alınmaktadır. 

Sürpriz karar, ilgilinin yargılamanın o ana kadarki seyrine göre, haklı olarak beklemediği, umulmadık bir kararla karşılaşmasıdır. 

Sürpriz karar yasağı ise, yargılamanın adil ve hakkaniyete uygun şekilde yürütülmesi durumunda tarafların öngöremedikleri bir kararla karşılaşmamalarını ifade eder. 

Mevcut içtihatlar dışında yeni bir görüş benimsenecekse, öncelikle tarafların bu konuda bilgilendirmesi gerekir (ÖZEKES, Muhammet, Medeni Usul Hukukunda Hukuki Dinlenilme Hakkı, … 2003, s. 185 vd.).

Yargıtay da Prof. Dr. Muhammet Özekes hocanın bu görüşüne uymuş ve yurt dışında çalıştırılan Türk Vatandaşı İşçilerin açtığı davalarda yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin içtihadın, içtihat değişikliğinden sonraki davalara uygulanacağın, içtihat değişikliğinden önce açılan davalara uygulanmayacağı hakkında karar vermiştir. 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 9. Hukuk Dairesi 2020/5961 E.  ,  2021/6680 K.  23.03.2021 tarihli bu kararında “…Dairemizin belirsiz alacak davası ile ilgili yukarıda belirtilen yeni ilkelerinin hemen uygulamaya konulması, dairenin önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden hukuki güvenlik, hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağı ilkelerinin ihlaline yol açacaktır. Bu sebeple, benimsenen yeni görüşün Yargıtay Kararları Dergisi ya da başkaca yollarla duyurulmasından itibaren makul bir süre sonra uygulamaya konulması, dairenin görüşüne güvenilerek açılan davalarda ise, önceki uygulamaya devam edilmesi uygun görülmüştür.  Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça belirsiz alacak davası açılmıştır. Ancak yukarıda açıklandığı üzere Dairemiz tarafından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada belirtilen husus bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve özellikle dosya kapsamından mutad işyerinin Türkiye’de bulunduğunun anlaşılması ve temyiz edenin sıfatına göre, davalı tarafın yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi bu nedenlerle yerinde görülmemiş olup davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın bu ek gerekçe ile ONANMASINA” karar verilmiştir. 

Avukat Ahmet Can 

Büro Adres :  Reşatbey Mah. Türkkuşu Cad. No: 1  Günep Panorama B1005 B Blok K:10 D:4-5  Seyhan, Adana

Büro Telefon : 0 322 454 04 42 

Büro Telefon : 0 532 345 58 18 

Büro Faks : 0 322 454 04 32 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr