Yurt Dışında Çalışan İşçiler De İşe İade Davası Açabilir

Yurt dışında çalışan işçiler de işe iade davası açabilir.

Yurt dışındaki devam eden projede işçiye işveren tarafından teklif edilen yeni işe ait ücret daha az olduğu takdirde işçi çalışma koşullarındaki aleyhe esaslı bu değişikliği kabul etmek zorunda değildir.

İstanbul BAM – 24. Hukuk Dairesi
Esas No.: 2019/3808
Karar No.: 2020/951
Karar tarihi: 03.02.2020
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Tespit (İşe İade İstemli)
İstanbul 12. İş Mahkemesinin 12/09/2019 tarih ve 2018/316 E. 2019/477 K. sayılı kararı aleyhine, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
TARAFLARIN İDDİA ve SAVUNMALARININ ÖZETLERİ :
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle; davacının davalı işveren bünyesinde ilk olarak 12/2015-09/2016 dönemleri arası, daha sonra da 07/2017-08/2018 dönemleri arasında Cezayir projesinde tünel işçisi olarak çalıştığını, davalının işgücü fazlalığı nedeniyle davacıya duyulan ihtiyacın sonra erdiği gerekçesiyle davacıyı Kemerburgaz yolu-Hasdal kavşağı projesine çalıştırmayı teklif ettiğini, ücretinin beşte biriyle çalışmasının teklif edildiğini, bu durumun çalışma koşullarında esaslı değişiklik oluşturduğunu ve bu nedenle davacı tarafından kabul edilmediğini, davalının bu nedenle iş sözleşmesini tazminatsız olarak sona erdirdiğini, bu konuda işletmesel karar söz konusu olmadığını, herhangi bir sosyal seçim kriterinin de uygulanmadığını, teklif edilen projede davacının ücretinin net 1.871,36-TL olacağının davalı işveren tarafından bildirildiğini, ancak davacının Cezayir projesinde aldığı ücretin en son 1.300 Euro olduğunu, davacının çalıştığı projenin sona gelmediğini, davalının feshin son çare olması ilkesine uygun davranmadığını belirterek davacının işe iadesini talep etmiştir.
Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; davacının çalıştığı Cezayir projesinde gelinen aşamada davacının yaptığı işe ihtiyaç kalmadığını, bu nedenle işgücü fazlalığı dikkate alınarak davacının Kemerburgaz yolu-Hasdal kavşağı projesinde aynı görevle TL üzerinden ücretle görevlendirildiğini, yazılı olarak görev tebliği yapılmak istendiğini ancak davacının tebliğden imtina ettiğini, bunun üzerine noterden gönderildiğini, davacının çalışma koşullarında esaslı değişiklik söz konusu olmadığını, davalının Cezayir ile birlikte toplam iki tane aktif yurtdışı projesi bulunduğunu, bunların da tamamlanma aşamasında olduğunu, davacının yabancı çalışma izninin Cezayir Makamlarınca yenilenmediğini, yurt içi ücretinin yurtdışı ücretinden düşük olmasının hak ve nefasete uygun olduğunu, davacının işe iade isteğinin samimi olmadığını, davacının 12/09/2018-09/09/2017 tarihleri arası saatlik 3,69 Euro ile çalıştığını, davacının ilk çalışmasına yönelik tüm hak ve alacaklarının ödendiğini ve davalıyı ibra ettiğini, bu nedenle ilk çalışmasına yönelik yapılan sözleşmedeki lehe hükümlerin kendisine uygulanmasını talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ GEREKÇE ÖZETİ ve KARARI :
İlk Derece Mahkemesi’nce,”…Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının imzaladığı “belirsiz süreli yurtdışı iş sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin 3. maddesinde davalı tarafından yurtiçinde görevlendirme yapılması durumunda ücretin ne olacağının belirlendiği, davacının İşkur’a verilen yurtdışı iş sözleşmesinin 15. Maddesinde düzenlenen “ikinci sözleşme” başlıklı “taraflar arasında ikinci iş sözleşmesi bu sözleşmedeki haklarını sınırlayıcı olmamak koşulu ile imzalanabilir. İki sözleşme arasında fark olması halinde işçi lehine hükümler uygulanır” hükmü gereği ikinci sözleşmenin işçi haklarını kısıtlar nitelikteki Türkiye çalışmasında ücret belirlenmesine ilişkin hükmünün davacı yönünden geçerli olmadığı, davalı işverence sunulan tercüme belgeler incelendiğinde işlerin tamamlanma dönemlerinin Haziran/Temmuz 2018 dönemi olduğu, davacının tünel işçisi olduğu hususu gözetildiğinde tünel kazı işlerinin, proje bütünlüğü gözetildiğinde daha dar bir çalışma dönemi içerdiği, davacıya teklif edilen Türkiye’deki ücreti olan net 1.871,36-TL’nin iş sözleşmesinde belirlenen net 1.600,00 TL’nin üzerinde olduğu, yurtdışı çalışmaları ile ödenen ücretler ile ülkemizde ödenen ücretlerin birbirinden farklı olmasının çalışılan ülke, projenin ekonomik koşulları, çalışma düzeni gibi öznel hususlar gözetildiğinde birbirinden farklı olabileceği, davacının çalıştığı Cezayir şantiyesinde davacının yaptığı işe ihtiyaç kalmadığı, davalının iş sözleşmesi gereğince davacıyı başka bir projede çalıştırmasının feshin son çare olması ilkesi ve işverenin yönetim hakkı kapsamında mümkün olduğu, davacıya, davalı şirketin Türkiye’de bulunan işyerinde 2.465,56-TL / ortalama net 1.871,36-TL ücret teklif edildiği, davacının yurtdışında çalışırken aldığı ücretten daha düşük ücret teklif edildiği ancak yurtdışında çalışan işçi ile Türkiye’de çalışan işçiye aynı ücretin ödenmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, davacının yurtdışında çalışması halinde aldığı yabancı para üzerinden ücretin yurtiçinde de geçerli olmasını talep etmesinin dürüstlük kuralına uygun olmadığı, ücret değişikliğinin temel nedenini yabancı bir ülkede çalışması ile ülkemiz çalışması olduğu, yapılan ücret değişikliğinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik olduğu, değişikliğin geçerli nedene dayandığı, davacı tarafından çalışma koşullarındaki işveren açısından geçerli nedene dayalı değişikliğin kabul edilmemesinin işverene İş Kanunu 22.maddesi kapsamında iş akdini feshi için haklı fesih imkanı vermediği ancak iş akdini geçerli nedenle feshedebileceği, çalışma koşullarında aleyhe değişikliği kabul etmeyen işçinin bu koşullarda işe gelmesi beklenemeyeceğinden devamsızlık feshinin haklı olmadığı ancak taraflar arasındaki ihtarnameler ve süreç dikkate alındığında emsal Yargıtay 9.H.D.’nin 2019/1593E.-2019/5293K.sayılı, 11.03.2019 günlü kararında da belirtildiği üzereİş Kanunu 22.maddesi kapsamında işveren feshinin geçerli olduğu kanaatine varıldığından davanın reddine.
..” şeklinde belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEP ve GEREKÇELERİ :
Karara karşı,davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İistinaf dilekçesinde; Cezayir projesinin tamamen bitmemiş olmasına karşın Müvekkilinin devam eden projede çalışmasının değerlendirilmediğini, davacının aynı şartlarda yurt dışındaki bir başka projede çalıştırılmasının da mümkün olduğunu, müvekkiline teklif edilen Kemerburgaz projesinin bitmek üzere olduğunu, bu projede davacının ücretinin de beşte bire ineceğini, müvekkili ile aynı şekilde iş akitleri sona erdirilen **** ve **** isimli işçilerin işe iade davalarının lehlerine sonuçlandığını, feshin işletmesel nedene dayandığının belirtildiğini ancak bu tür fesihlerde Yargıtay’ın aradığı kriterlere göre değerlendirme yapılmadığını, işverenin feshin son çare olması prensibine göre üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, teklif edilen ücretin yurt içinde aynı koşullarda çalışanların ücretinin çok altında olduğunu, işletmesel kararın yerine getirilmesinde sosyal seçim kriterlerinin uygulanmadığını, feshin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
GEREKÇE :
İleri sürülen istinaf nedenlerine, yapılan inceleme ve dosya kapsamına göre uyuşmazlık; davacının iş akdinin hukuka uygun şekilde geçerli nedenle feshedilip feshedilmediği konusundadır.
Davacının, davalı Şirketin yurt dışındaki şantiyesinde çalışmaktayken ücretinin önemli miktarda azaltılarak Türkiye’de şantiyede görevlendirilmesi çalışma şartlarında esaslı değişiklik niteliğindedir. Davacı tanığı **** Şirketin Fas’da da bir şantiyesi olduğunu söylemiş, “Bildiğim kadarıyla Cezayir şantiyesi halen devam etmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Aynı işyerinde çalışılırken yine Türkiye’deki **** Projesinde” görevlendirilen işçilerin açtığı işe iade davasında Mahkemelerce davanın kabulüne karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 28/5/2019 tarih 2019/1524- 1492, 19/6/2019 tarih 2019/1523-1561 ve 3/2/2020 tarihli 2019/3069-2020/168 kararları ile davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İş K’nın 22. maddesindeki“işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir”şeklindeki düzenleme, çalışma koşullarındaki değişikliğin normatif dayanağını oluşturur.
Davacıya, işveren tarafından teklif edilen yeni işe ait ücret daha azdır. Davacı çalışma koşullarındaki aleyhe bu değişikliği kabul etmemiştir. Davacı tanığı davalı Şirketin Fas’da devam eden projesi bulunduğunu, Cezayir’deki projenin de henüz tamamlanmadığını bildirmiştir. Bu durumda esaslı değişikliğin geçerli nedenle yapıldığı ispat edilemediğinden davanın kabulü yerine reddi doğru olmamıştır. Davacı Vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle kabul edilmiştir.
Yargılamada bir eksiklik bulunmadığından HMK’nın 353/1-b-2 maddesine göre kararın belirtilen şekilde düzeltilmesi yoluna gidilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı Vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
HMK’nın 353/1-b-2.maddesine göre mahkeme kararının ORTADAN KALDIRILMASI İLE DAVANIN ESASI HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLEREK;
Davanın KABULÜNE;
a) Davacının İŞE İADESİNE, feshin geçersizliğine,
b)Davacıya yasal süresinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti olan brüt 4.955,04 Euro olarak belirlenmesine,
c) Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları tutarının brüt 4.955,04 Euro olduğunun tespitine,
2-Alınması gereken 54,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
Davacının yatırdığı istinaf harcının talebi halinde iadesine,
Arabuluculuk aşamasında kamudan karşılanan 280,00 TL’nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan harç ve masraflar toplamı 380,38 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı vekille temsil edildiğinden 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının iadesine,
6-Kararın taraflara tebliği ve kamudan yapılan giderin tahsili işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılması bakımından dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair, kesin olmak üzere 17/06/2020
tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.