Yurt Dışında Bulunan İşçi İle Yapılan Arabuluculuk Görüşmesi Sonunda İmzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının Geçersizliği

Yurt Dışında Bulunan İşçi İle Yapılan Arabuluculuk Görüşmesi Sonunda  İmzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının Geçersizliği 

Kimi zaman yurt dışında çalışan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinde, kendilerinin belirledikleri bir arabulucu ile uzaktan telekonferans yoluyla anlaşma görüşmesi yapmaları gerektiği, görüşme yapmadıkları ya da anlaşma tutanağını imzalamadıkları takdirde, uçak bileti alınmayacağı, Türkiye’ye gönderilmeyeceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının ödenmeyeceği, ancak arabulucu ile görüşme yapması ve arabulucuda anlaşılması halinde uçak bileti alınabileceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının bu koşullarda ödeneceği tehdit ve zorlamasıyla işçi işveren arasında arabuluculuk görüşmeleri yapıldığı şikayetleri alınmaktadır. 

Ülkemizde 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 22/06/2012 tarih ve 28331 Sayılı Resmi Gazete’de ilan edilerek yürürlüğe girmesiyle birlikte yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinin önü açılmıştır. 

Kanundaki tanımıyla Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız, bağımsız, Adalet Bakanlığı’nın arabulucular siciline kayıtlı bir arabulucunun katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 

Buna göre yurt dışında çalışan işçi Türkiye’ye geldiğinde işçilik alacakları konusunda dava açmadan önce arabulucuya başvurma konusunda işverenle anlaşabilir. 

Yurt dışında çalışmış olan işçi, işçilik alacakları konusunda, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttirler. İşçi, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca yurt dışı işveren firma ile eşit haklara sahiptir.

Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirirken, yurt dışı işçilik alacakları konusunda arabuluculuk faaliyeti başladığında tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir. Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder. 

Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İşçi, bu arabuluculuk müzakerelerine bizzat katılabileceği gibi avukatı aracılığıyla da katılabilir. 

Tarafların anlaşmaya varması halinde, arabuluculuk faaliyeti sona erer ve arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan yurt dışı işçilik alacakları konusundaki anlaşmanın kapsamı, tazmin koşulları, ödeme zamanı gibi şartlar taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda yurt dışı işçilik alacakları konusunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Dolayısıyla, artık bu anlaşma belgesi hem işçi hem işveren tarafından bağlayıcıdır. 

İşte bu noktada, arabuluculuk sürecinin eşit koşullarda ve tarafsız gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Zira, Arabuluculuk Kanunun İradi olma ve eşitlik başlıklı 3. maddesine göre “Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler. “ 

Diğer yandan 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi başlıklı 9. maddesine göre “Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir. Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.” 

Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığının hazırladığı Arabulucular Etik Kuralları‘nın 4. maddesinde, arabulucu ile taraflar arasında herhangi bir menfaat ilişkisi veya çatışmasının bulunmaması gerektiği açıklanmıştır. Arabulucu kendisi tarafından makul koşullarda bilinebilecek ve tarafsızlığı hakkında şüphe uyandırabilecek doğmuş veya doğabilecek menfaat ilişkisi veya çatışmasının varlığı halinde mümkün olan en kısa süre içinde tarafları bilgilendirmelidir.

Yurt dışında çalışan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinde, belirledikleri arabulucu ile uzaktan telekonferansla anlaşma görüşmesi yapmadıkları ya da anlaşma tutanağını imzalamadıkları takdirde, uçak bileti alınmayacağı, Türkiye’ye gönderilmeyeceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının ödenmeyeceği, arabulucu ile görüşme yapması ve arabulucuda anlaşılması halinde uçak bileti alınabileceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının bu koşullarda ödeneceği gibi tehdit ve zorlamalar yukarıda açıkladığımız gibi arabuluculuk düzenlemelerine uygun değildir. İşçi işverenle eşit koşullarda olmadığı için gerçek iradesi ile arabulucu ile görüşememektedir. Bu durum, bize göre, Arabuluculuk Kanunundaki arabuluculuğa ilişkin temel ilkelerden olan iradi olma ve eşitlik ilkelerinin açıkça ihlalidir. 

Diğer taraftan böylesi durumlarda arabulucu Türkiye’den yurt dışındaki işçiyi aramakta, bu görüşme sonunda görünürde anlaşma tutanağı düzenlenmekte, bu tutanak işveren tarafından yurt dışındaki işyerinde işçiye imzalatılıp Türkiye’deki arabulucuya gönderilmekte, daha sonra da işçiye bu tutanak hiç verilmemektedir. Halbuki, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun Tarafların anlaşması başlıklı 18. maddesine göre “Arabuluculuk faaliyeti sonunda ….anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.”  “Taraflar .. ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.” 

Her ne kadar, işçi Türkiye’ye geldiğinde imzaladığı anlaşma tutanağını süreçte bağımsız ve tarafsız olmak zorunda olan arabulucudan temin etme imkanı olsa da, anlaşmanın imzalandığı zaman yurt dışındaki işçi ile Türkiye’deki arabulucunun tutanağı birlikte imzalamış olması hali hiç gerçekleşmemektedir. 

Diğer yandan her ne kadar arabuluculuk anlaşma tutanağının hukuki niteliği Arabuluculuk Kanununda açıkça düzenlenmediği tartışılsa da, Türk Borçlar Kanununun sözleşme özgürlüğü başlıklı 26. maddesine göre “”Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.” 

Aynı Kanunun Kesin hükümsüzlük başlıklı 27. maddesine göre de “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.” 

Aynı kanunun Aşırı yararlanma başlıklı 28. maddesine göre “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.”

Bununla birlikte, Yargıtay’ın bir içtihadına göre işçinin işverenle eşit olmadığı, zorla ve baskı ile arabuluculuk görüşmelerine katılmış olması, ardından görünürde bir arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalanmış olması gibi yapılan işlemler geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemez. “Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği….için … hukuken geçerli bir anlaşmanın varlığı” kabul edilemez. (Yargıtay 9. HD. E. 2019/3694 K. 2019/13040 T. 11.6.2019

Sonuç olarak, yurt dışında çalışmış olan işçi ile her ne kadar görünürde bir arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmış olsa da, yurt dışı işçilik alacakları konusunda hukuken geçerli bir arabuluculuk görüşmesi ve anlaşması yapılmadığının mahkeme önünde ileri sürülmesi ve ispat edilmesi halinde, görünürde yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan konularda işçilik alacaklarının talep ve dava edilebileceği görüşündeyiz.