Yurt Dışı Proje Bitimi

Yurt dışında çalışan işçinin proje bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin feshinde kıdem ve ihbar tazminatı hakkı 

Özet:

Proje bitimi iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini göstermez. 4857 sayılı yasanın 25/2 maddesinde iş akdinin hangi durumlarda haklı olarak feshedilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Proje bitimi bu sebeplerden biri değildir. Bu durumda, yurt dışında çalışan işçinin iş sözleşmesi, işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğinden işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır. 

Anahtar Kelimeler: yurt dışı proje, fesih, kıdem tazminatı, işçilik alacağı, 

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

DAVANIN KONUSU : Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı işyerinde elektrik direkleri montaj işinde usta olarak çalıştığını, 22/08/2012-15/10/2014 tarihleri arasında davalının Türkmenistan şantiyelerinde günlük net 75,00 USD ücret ile çalıştığını, Türkmenistan şantiyesinde çalıştığı dönemde sigorta primlerinin davalının Türkiye içindeki farklı işyerlerinden yatırıldığını, 3 öğün yemek yardımı sağlandığını, çalıştığı süre boyunca haftanın 7 günü UBGT günleri dahil çalıştığını, yıllık izin kullandırılmadığını, yapılan işin tamamlanması nedeniyle iş akdinin sona erdirildiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 160,00 USD kıdem tazminatının, 50 USD ihbar tazminatının, 50 USD yıllık ücretli izin alacağının, 60 USD hafta tatili alacağının, 30 USD UBGT ücreti alacağının faizleri ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 20/06/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 43.126,70.-TL’ye çıkarmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davalı Şirketin hiçbir zaman Türkmenistan’ da çalışmadığını, dava açan işçilerin davalı şirketin taşeronu olan ….’a bağlı olarak çalışan işçiler olduğunu, davalının yürüttüğü birkaç projede, proje süresince istihdam edildiğini, SGK kayıtlarının davalı şirket üzerinden yapıldığını ancak tüm işçilik alacaklarının ….. tarafından ödendiğini, bu işçilerin adı geçen şahısla imzalanan taşeronluk sözleşmeleri gereğince 20.05.2013-27.03.2014 tarihleri arasında Bursa Orhangazi, 28.03.2014-21.07.2014 tarihleri arasında Reyhanlı, 22.07.2014-01.08.2014 tarihleri arasında Siirt işyerinde proje bazında belirli süreli istidam edildiklerini, taahhüt edilen pojenin tamamlanması ile işçilere çıkış verildiğini, günlük yevmiye usulü çalıştıklarını, proje bazında belirli süreli istidam edildiklerini, taahhüt edilen projenin tamamlanması ile işçilere çıkış verildiğini, günlük yevmiyenin fazla mesai ve hafta tatili çalışması göz önünde bulundurularak belirlendiğini, yevmiye yüksek belirlendiğinden fazla mesai, hafta tatili ve izin alacakları gibi alacakların hesaplama dahilinde olmadığını, ücretin bordroya yansıyan ücret olduğunu, davacının herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Davacı 22/08/2012-15/10/2014 tarihleri arasında davalının Türkmenistan şantiyesinde çalıştığını iddia etmiştir. Davalı Türkmenistan’da şantiyesi bulunmadığını, Türkiye’ de proje bazlı ve taşeron işçisi olarak çalıştığını savunmuştur. SGK kayıtları yukarıda incelenmiş olup davacının 22/08/2012-15/10/2014 tarihleri arasında 6 dönem halinde belirtilen davalı işyerlerinde çalışması olduğu görülmüştür. Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre davacı 21/08/2012-20/05/2013 , 14/05/2013-06/05/2014 , 17/06/2014-19/08/2014 , tarihleri arasında yurt dışında bulunmaktadır. Dinlenen davacı ve davalı tanıkları iddia edilen çalışma süresini ve yurt dışı çalışmasını doğrulamıştır. Davacı iddiası, tanık anlatımları, yurda giriş çıkış kayıtları ve SGK kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davacının 22/08/2012-15/10/2014 tarihleri arasında aralıklı olarak 1 yıl 10 ay 26 gün olarak kabul edilmiştir.

Davalı Türmenistan’da şantiyesinin olmadığını, davacının …. ile imzalanan taşeron sözleşmeleri kapsamında değişik projelerde , proje bazında istihdam edildiğini , davacının tüm alacaklarının …. tarafından ödendiğini iddia etmiş ise de davalının beyanlarına itibar edilmemiştir. Davalının da kabulünde olduğu ve SGK kayıtlarında da tespit edildiği üzere davacı , davalı işçisi olarak SGK ‘ ya bildirilmiştir. Davacının , davalı işçisi olarak çalıştığı gerek SGK kayıtları , gerekse tanık beyanları ile sabittir. Davacının , taşeron …..’un işçisi olduğunu kabul etsek bile yerleşik yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere işçilik alakcaklarının asıl ivşeren olarak davalı işveren her zaman sorumludur. Öten yandan davacının alacaklarının ödendiğine dair , davalı tarafından dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Banka kayıtlarında da anlaşılacağı üzere , davacıya yapılan ödemeler ücret ödemesi kapsamında yapılmıştır. Diğer alacakların ödendiğine dair herhangi bir kayıtta bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir.

Taraflar arasında ücret konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı Türkmenistan şantiyesinde en son 75 USD ücret ile çalıştığını, 3 öğün yemek yardımı sağlandığını iddia etmiştir. Davalı ücretin bordroya yansıyan ücret olduğunu savunmuş, asgari ücret üzerinden düzenlenen imzasız ve işyeri onayı olmayan ücret pusulaları sunmuştur. ATO taraflar arasında düzenlenen sözleşme varsa sözleşme hükümlerine gere, sözleşme yok ise asgari ücret alabileceğini bildirmiştir. TÜİK 2014 kasım ayında 2.099,00 TL brüt ücret bildirmiştir. Enerji-Sen sendikasız işçiler için 2.450,00-2.650,00 TL net ücret bildirmiştir. Dinlenen davacı tanıkları Türkmenistan’da bulunan şantiye de davacının günlük 75,00 USD ile çalıştığını beyan etmişlerdir. Davalı tanıkları ise davacının 50,00 USD ile çalıştıklarını beyan etmişlerdir. Davacı tanıkları , davalı işverene karşı dava açan tanık olmaları nedeni ile beyanlarına itibar edilmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2014/3941 E sayılı kararı) dolayısıyla , davalı tanık beyanları kapsamında davacının 50,00 USD ile çalıştığı kabul edilmiştir. Son aylık ücret ise 50X30=1.500,00 USD dir. Akdin feshi tarihimde dolar kuru 2,1632 tl olup, son ücret 1500,00X 2,1632= 3.244,80 TL dir. Bu ücretin brütü ise 4100,02 TL sıdır. Davacı yol ve yemek yardımının giydirilmiş ücretin hesabında dikkate alınması gerektiğini iddia etmiş, dinlenen davalı tanıkları iaşe, barınma, seyahat gibi ihtiyaçların davalı tarafından karşılandığını beyan etmişlerdir. Dosyada bu yardımların miktarı konusunda yapılmış bir araştırma yoktur. Ancak benzer dosyalarda kabul ortalama 200 USD kabul edilmektedir. 200* 2.1446= 428,92 TL olarak giydirilmiş ücretin hesabında dikkate alınacaktır. Bu kapsamda davacının giydirilmiş brüt ücreti 4.532,66 TL ‘ dir. Davacının alacakları hesaplanırken bu miktar göz önüne alınarak yapılmıştır.

Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık konusu da davacının iş akdinin haklı olarak feshedilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

Fesih, Kıdem ve İhbar Tazminatı : Davacı iş akdinin işin tamamlanması nedeniyle sona erdirildiğini iddia etmiş, davalı proje bazında belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacağını savunmuştur. Belirli süreli iş sözleşmesi sunulmamıştır. Dinlenen davacı ve davalı tanıkları işin bitmesi nedeniyle iş akdinin feshedildiğini beyan etmişlerdir. İşten ayrılış bildirgesinde 03 ( istifa ) kodu seçilmiştir. Yerleşik yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğinin ispat külfeti davalı işverene aittir. Davalı işveren , davacının iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini ispat edememiş, bu konuda dosyaya herhangi bir delil ibraz etmiş değildir. Davalı taraf bir yanda proje bitimi nedeni ile iş akdinin feshedildiğini iddia ederken, öte taraftan da kuruma istifa olarak bildirmiştir. Bu hususta davalı tarafın çelişkisini ortaya koymaktadır. Proje bitimi iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini göstermez. 4857 sayılı yasanın 25/2 maddesinde iş akdinin hangi durumlarda haklı olarak feshedilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Proje bitimi bu sebeplerden biri değildir. Öte yandan davalı taraf davacı ile belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığını iddia etmiş ise de bu iddialarına da itibar edilmemiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin hangi durumlarda yapılacağı 4857 sayılı yasanın 11. Maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşulların bulunması gerekmektedir. Oysa somut olayımızda bu husus ispat edilmiş değildir. Kaldı ki davalı tarafından herhangi bir belirli süreli iş sözleşmesi de dosyaya ibraz edilmiş değildir. Dolayısıyla davalının bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Davacının iş akdi davalı tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğinden davacı kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmıştır.

Davacı, izin ücret alacağı talebinde bulunmuştur. Yıllık izin ücreti , 4857 sayılı yasanın 59. Maddesine göre düzenlenmiştir. İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanamadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinde kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre 4857 sayılı yasanın 53. Maddesine göre davacının 14 günlük izin hakkı bulunmaktadır. Davacının izin kullandığına ilişkin herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır. Dolayısıyla bu alacağın da hüküm altına alınmasına karar vermek gerekmiştir.

Davacı, ubgt ve hafta tatili ücret alacağı talebinde bulunmuştur.Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatilinde çalışıldığının ispat külfeti davacı işçiye , söz konusu ücretlerin ödendiğinin ispat külfeti de davalı işverene aittir. Davacı, ubgt günlerinde çalıştığını ancak ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. İş Yasası ve Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatları uyarınca ubgt günlerinde çalışma yapan işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren kayıtları, işyeri içi yazışmaları, puantaj kayıtları ve görevlendirme yazıları gibi işyeri kayıtları delil niteliğindedir. Dosyamızda puantaj kayıtları ve diğer işyeri kayıtları bulunmadığı gibi, mevcut ücret bordrolarında ubgt sütununun bulunmadığı tespit edilmiştir. Dinlenen tanıklar, dini bayramların iki günü hariç ve diğer resmi bayramlarda davacının çalıştığını beyan etmişlerdir. Davacı resmi bayramlarda çalıştığını tanık beyanı ile ispatladığından, bu alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmıştır. Ancak davacının ubgt alacağı tanık beyanı esas alınarak hesaplandığından, davacının çalışmadığı, raporlu ve izinli olduğu günlerde dikkate alınmak suretiyle takdiren %30 oranında indirim yapılmıştır.

Davacı, hafta tatili alacağı talebinde bulunmuştur. İş Kanunun 46.maddesine göre yedi günlük bir zaman diliminde kesintisiz en az 24 saat dinlenme verilir. Çalışılmayan hafta tatili günü işveren tarafından bir iş karşılığı olmak üzere o günün ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışılması durumunda ise, hafta tatilinin ücretinin ödenmesi gerekmektedir.

Dava dilekçesinde, davacının hafta tatillerinde çalıştığı iddia edilmiştir. Hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren kayıtları, işyeri içi yazışmaları, puantaj kayıtları ve görevlendirme yazıları gibi işyeri kayıtları delil niteliğindedir. Dosyamızda puantaj kayıtları ve diğer işyeri kayıtları bulunmadığı gibi, mevcut ücret bordrolarında hafta tatili sütununun bulunmadığı tespit edilmiştir. Dinlenen tanıklar, davacının haftanın yedi günü çalıştığını beyan etmişlerdir. Davacı hafta tatillerinde çalıştığını tanık beyanları ile ispat etmiştir. Dolayısıyla bu alacak hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Ancak davacının hafta tatili alacağı tanık beyanı esas alınarak hesaplandığından, davacının çalışmadığı, raporlu ve izinli olduğu günlerde dikkate alınmak suretiyle takdiren %30 oranında indirim yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri: Emsal ücret araştırmasına ilişkin sonuçlar dışlanarak sadece tanık ifadesine göre ücret tespit edilmesinin yasaya uygun olmadığını, tanıklardan yüksek ücret bildirenin beyanına itibar edilmesinin hatalı olduğunu,

Sezonluk çalışan işçiler için ödenen günlük yevmiye ücretlerinin aylık ücret gibi hesaplanması ve bunun üzerinden tazminat hesaplanması yapılmasının hatalı olduğunu, koşulların müsaade ettiği ölçüde belirli dönemlerde çalışmanın gerçekleştiğini, bu nedenle işçinin yıllık gelirinin hesabı için öncelikle emsal ücretin sorulduğu yerden yapılan işin yılın hangi zamanları yapılabileceğinin ve kaç yaşına kadar yapılabildiğinin sorulmamasını, gelecek yanıta göre bilirkişi raporu alınmasını,

Davacı tanıklarının da beyan ettiği üzere davacı işçinin belirli bir iş için istihdam edildiğini, işin bitimi ile işten çıkarıldığını, davacı işçinin kıdem tazminatı talebinin yerinde olmadığını,

Hafta tatili ve UBGT hesabında Türkmenistan’da kutlanan bayram ve çalışılmayan zamanın hesapta dışlanması gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

GEREKÇE :

Davacının 22.08.2012- 15.10.2014 arasında davalı şirkete bağlı olarak ve son dönem çalışması Türkmenistan’da olmak üzere işçi olarak çalıştığı, yenilenen sözleşmelerle çalışılması ve yapılan iş dikkate alındığında çalışmanın belirli süreli yada sezonluk çalışma olmadığı, iş akdinin işin bitimi nedeniyle sonlandığı davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır.

Emniyet kayıtlarına göre 21/08/2012-20/05/2013, 14/05/2013-06/05/2014, 17/06/2014- 19/08/2014 tarihleri arasında yurtdışında olduğu, Emsal ücret araştırması yapılmış, davalı ile dava dışı taşeron arasında yapılan sözleşmede belirlenen ücret davacı tanıkları ve davalı tanığı …’un beyanlarından davacının günlük ücretinin 50 USD olduğu, Hafta tatili ve UBGT’lerde çalışıldığının tanık beyanları ile kanıtlandığı ve hakkaniyet indirimi yapıldığı anlaşılmış, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif,dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı tarafın istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353-(1) b)1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile aşağıda gösterilen bakiye istinaf harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan istinaf gider avanslarının ilgililere iadesine,

4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/01/2018 tarihinde oy birliği ile miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.

Kaynak: Ankara BAM, 8. HD., E. 2017/4653 K. 2018/23 T. 18.1.2018

Avukat Ahmet Can 

WhatsApp: 0 532 409 18 85 

T: 0 322 454 0 442 

F: 0 322 454 0 432 

E: ahmetcan@ahmetcan.av.tr