YENİLEMELİ KREDİ HAYAT SİGORTALARINDA BANKANIN SORUMLULUĞU

  Genel

1.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar uygulama Esasları Yönetmeliği”nin “Amaç” başlıklı bölümünde, “Bu Yönetmeliğin amacı, kredi kuruluşları tarafından verilen kredilerle bağlantılı olan zorunlu ve ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumunda birlik ve güvenilirliği sağlamak, sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehdarların hak ve menfaatlerini korumak ve verilecek hizmete dair usul ve esasları düzenlemektir.”

Aynı Yönetmeliğin “İhtiyari Sigortalar” başlığında düzenlenen, 6. maddesinin 2. fıkrasında da, “İhtiyari sigortalarda, kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye dair bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir.” Denilmektedir.

Kredi sözleşmesi sebebiyle hayat sigortası yapılmasındaki amaç, Banka yönünden kredi borcunun teminat altına alınması olduğu kadar, belli bir prim borcu getirmekle birlikte, sigortalının da bunda menfaatinin bulunmaktadır.

Medeni Kanunun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralları gereği, hem sigortalı hem bankanın hak ve menfaatlerinin gözetilip korunması esastır.

Nitekim, Kredi süresi içerisinde sigorta poliçesini yenileme sorumluluğu kredi kullanana ait olmakla birlikte, yenilemeye dair bildirim Yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun da kredi veren Bankaya aittir.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16750 K. 2017/3883 T. 3.4.2017 kararına göre, “KARAR : Davacılar, murisleri …’nun 27/02/2009 tarihinde davalı bankadan 85.000,00 TL tutarlı konut kredisi kullandığını, bu krediden dolayı diğer davalı banka acentesi tarafından hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, murisin vefatından sonra sigorta poliçesinin devreye alınması için Bankaya bildirimde bulunduklarında ise, poliçenin yenilenmediğinin anlaşıldığını, banka ve acentesinin gerekli bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek, 27.02.2009 tarihli kredi sözleşmesinin geri ödemesinin durdurulması yönünde karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir. Mahkemece, “hayat sigortalarının zorunlu sigortalardan olmayıp, tamamen sigorta ettirenin istemi ile düzenlenecek bir sigorta türü olduğu, kredi ödeme süresi sonuna kadar hayat poliçesini yenileme görevinin kredili müşteriye ait olduğu, bankanın bu konuda bir sorumluluğunun söz konusu olmadığı, kaldı ki davaya konu olayda prim tahsilatsızlığı nedeni ile sorumluluğun tamamının davacıların murislerine ait olduğu” belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiş, karar Dairemizce Onanmış bu sefer davacı yanca karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Davacıların murisinin 27.02.2009 tarihli konut kredisi sözleşmesi ile, aylık taksitler halinde geri ödeme koşuluyla davalı bankadan 85.000,00 TL konut kredisi kullandığı, diğer davalı bankanın acentesine hayat sigortası yaptırıldığı, 2010 yılında 27/02/2010 tarihinde, sigorta poliçelerinin yenilendiği ancak hesaptan prim tutarının yeterli bakiye bulunmaması nedeni ile tahsil edilememesi üzerine poliçenin 04/06/2010 da iptal edildiği, kredi borçlusu murisin 22/03/2012 tarihinde öldüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacılar, gerekli bildirimlerin yapılmamış olması nedeni ile bunun sorumluluğunun Bankaya ait olduğunu ileri sürmüşler, davalı Banka ise, sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince Bankanın böyle bir sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Somut olayda, sigortasının yenilenmesi için işlemde bulunan davalıların, tahsilatsızlık durumu da dahil olmak üzere en azından muhatabına bildirim yapmak suretiyle kredi borçlusunu konu ile ilgili bilgilendirmesi, asgari özen yükümlülüğünün bir sonucu olduğu gibi, Medeni Kanunun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarının da bir gereğidir. Bu durumda davalıların, murisi, sigortanın yenileneceği ve prim tutarı için hesapta yeterli bakiyenin bulunup bulunmadığı hususunda bilgilendirip bilgilendirmediğinin araştırılması gerekmektedir. Bilgilendirmeme durumunda bankanında kusuru olduğunun kabulü gerekir. Ancak bu kabule rağmen, sigortanın yenilenip yenilenmediğinin de, kredi borçlusu tarafından takibi gerekeceğinden, uyuşmazlık konusu davacıların uğradıkları zararlar sebebiyle tarafların müterafık kusurlu oldukları sonucuna varılmalıdır. O halde mahkemece tarafların kusur oranları takdir edilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekmektedir. Bu noktada Yerel mahkeme hükmünün yukarıda yazılı gerekçeler ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken, zuhulen onandığı yeniden yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacıların karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının iş bu gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir “