Uzman-işçi Olarak Yurt Dışına Gönderildiği Anlaşılan Davacının Asgari Ücretle Çalışması Hayatın Olağan Akışına Uygun Değildir.

Uzman-işçi olarak yurt dışına gönderildiği anlaşılan davacının asgari ücretle çalışması hayatın olağan akışına uygun değildir.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2002/9-595
K. 2002/614
T. 25.9.2002
DAVA : Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Lüleburgaz Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 02.04.2001 gün ve 1999/310 E- 2001/529 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 01.11.2001 gün ve 2001/12919-16880 sayılı ilamı ile; (…1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı ayda 1000 Amerikan Doları ücret alacağını iddia ederek istekte bulunmuş davalı ise, asgari ücretten ödeme yapıldığını savunmuş ve bazı aylara ait asgari ücret üzerinden düzenlenmiş ücret bordrosu ibraz etmiştir. Mahkemece iddiaya değer verilerek dava konusu alacaklar belirlenerek istekler hüküm altına alınmıştır. 1475 Sayılı İş Yasası’nın 26/2.maddesi gereğince işçinin ücreti Türk Parası olarak ödenmesi esastır. Davacının yabancı para üzerinden ödeme yapıldığını Dairemizin yerleşmiş görüşüne göre yazılı belgelerle kanıtlaması gerekir. Bu yolda sözleşme ve ödeme belgesi gibi herhangi bir kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle davacının 1000 Dolar aylık ücretle çalıştığının kabulü hatalıdır. Uzman-işçi olarak yurt dışına gönderildiği anlaşılan davacının asgari ücretle çalışması hayatın olağan akışına uygun değildir.

Davacının uzmanlık konusu ve çalışma şekli açıklanarak alabileceği ücret miktarı meslek kuruluşlarından sorularak saptanmalı belirlenecek bu ücret esas alınarak işçilik alacaklar belirlenmelidir.

3-Davacının fazla mesai yaptığı hususunda hiçbir kanıt mevcut olmadığı halde mahkemece yazılı şekilde fazla mesai ücret alacağına karar verilmesi hatalıdır.

4-Kabule göre, bilirkişice saptanan ücret miktarından çok fazlasına karar verilmesi de ayrı bir bozma nedenidir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, ihbar ve kıdem tazminatı ile ücret, fazla mesai yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesi isteğine ilişkindir.

Davacı, davalı şirketin Ukrayna-Odesa şantiyesinde 23.03.1998 – 13.07.1998 tarihleri arasında aylık 1000 Amerikan Doları ücretle çalıştığını, iş aktinin haksız feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı ile 4000 Amerikan Doları ücret ile 1800 Amerikan Dolan fazla mesai alacağının ödetilmesini istemiştir.

Davalı işveren, davacının asgari ücretten çalıştığını, dolar üzerinden maaş ödenmediğini, fazla mesai alacağı ve yıllık ücretli izin alacağının olmadığını, işi kendisi bıraktığından ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddiaya değer verilerek, aylık 1000 Amerikan Doları ücretle çalıştığı kabul edilip 243.520.610 TL. ihbar tazminatının, 187.658.205 TL Kıdem tazminatının, 104.365.975 TL. yıllık ücretli izin alacağının, 4.000.000 Amerikan Doları ücret ile 1800 Amerikan Dolan fazla mesai ücretinin ödetilmesine karar verilmiş, karar yukarıda açıklanan nedenle Özel Daire’ce bozulmuştur.

Mahkemece, “işveren tarafından “doldurulan Memuriyet Mahalli Haricinde Vazife Emrinde davacının 1000 Amerikan Dolan ücretle çalıştığının kabul edildiği, bu belgenin Yargıtay incelemesinde değerlendirilmediği, aylık 1000 Amerikan Doları ücretle çalıştığı hususunun yazılı belge ile kanıtlandığı” gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

1-) H.U.M.K.nun 179 ncu maddesinde, dava dilekçesinde delillerin nelerden ibaret olduğunun belirtileceği, 180 nci maddesinde, dilekçede sözü edilen belgelerin asıllarıyla birlikte davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek mahkemeye verileceği öngörülmüştür.

Davacı vekili, her ne kadar dava dilekçesinde, işyeri kayıtları, personel kayıtlan, ücret çizelgesi, sağlık belgesi, puantaj bilgi formu, pasaport ve VAZİFE EMRİ’ni delil olarak göstermiş ise de, bu belgelerin davalı işverene dava dilekçesi ekinde tebliğ edildiğine ve yine 03.09.1999 havale tarihli delil listesinin de davalıya verildiğine ilişkin bir kanıt dosyada bulunmamaktadır. Gerek bilirkişinin sadece tanık beyanlarına dayanarak aylık ücretin 1000 Amerikan Doları olduğunu kabul ile rapor düzenlemesi ve dosyada olduğu savunulan aylık ücretin 1000 Amerikan Doları olduğuna ilişkin vazife emrini raporuna dayanak almaması, gerekse, mahkemenin kararında adı geçen belgeden söz etmemesi, yukarıda belirtilen noksanlığın varlığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle, mahkemenin “delillerin bir kül halinde usulüne uygun ibraz edildiği” gerekçesiyle davalı vekilinin vazife emrinin kendilerine daha önce tebliğ edilmediği, bu celse ibraz edilen belgeye karşı müvekkili ile görüşüp beyanda bulunacağı hususunda ki talebini reddederek savunma hakkını kısıtlamak suretiyle davanın kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.

2-)Davacının fazla mesai yaptığı hususunda soyut tanık beyanlarından başka hiçbir kanıt bulunmadığı halde mahkemece yazılı şekilde fazla mesai ücreti alacağına da karar verilmiş olması isabetsizdir.

3-)Diğer taraftan; mahkemece, bozma ilamında kabule göre başlığı altında gösterilen “bilirkişice saptanan ücret miktarından çok fazlasına karar verilemeyeceğine..” ilişkin bozma nedenine karşı da direnilmiştir. Oysa, kabule göre bozma kararları tavsiye niteliğinde olduğundan bu eleştirilere karşı direnilmesi mümkün değildir.

Öte yandan, hüküm yerinde 4000 USD (Amerikan Doları) yazılacak yerde 4.000.000 USD (Amerikan Doları) yazılmış olması maddi hata niteliğinde olduğundan ve yerel mahkemece yerinde düzeltilebileceğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

O halde, yukarıda l ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz. itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.