Vergi İadesi arşivleri • Can Hukuk Bürosu

Etiket: Vergi İadesi

İkale Sözleşmesi İle Belirlenen Kıdem Tazminatından Gelir Vergisi Kesintisi

İkale sözleşmesi ile belirlenen kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapıldığında, yapılan kesinti işveren tarafından karşılanmış olsa bile bunun kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılabileceği sonucunu doğurmayacağı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 7. bendinde, kıdem tazminatı olarak ödenen tutarın vergiden müstesna tutulduğunun belirtilmesi karşısında, ikale sözleşmesi imzalayan işçiye ödenmesine karar verilen kıdem tazminatı üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olup, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kıdem tazminatına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. 

İşverence ikale sözleşmesi imzalayan işçiye ödenmesine karar verilen brüt 123.915,83 TL kıdem tazminatı tutarı üzerinden yersiz olarak tevkif edilip vergi dairesine ödenen gelir vergisinin, kim tarafından üstlenildiği hususu önem arz etmeksizin, verginin mükellefi olan ikale sözleşmesi imzalayan işçiye, tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesine engel bir durum bulunmamaktadır. 

 

 T.C.

İSTANBUL

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

İKİNCİ VERGİ DAVA DAİRESİ

ESAS NO : 2019/3465

KARAR NO : 2019/3335

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNANLAR : 1-(DAVACI) 

VEKİLİ : AV. AHMET CAN

Reşatbey Mh. Türkkuşu Cd. N:1 Günep Panorama B1005 B/Blok K:10 D:5-Seyhan/ADANA (e-tebligat)

2-(DAVALI) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Çankaya/ANKARA

İSTEMİN ÖZETİ : Davacı tarafından, iş akdi ikale sözleşmesi ile sona erdirilen davacıya ödenen brüt 123.915,83 TL tutarındaki kıdem tazminatı, 62.870,62 TL tutarındaki ihbar tazminatı ve 108.213,50 TL tutarındaki ek ödeme isimli ödemelerin gelir vergisinden istisna olduğu gerekçesiyle bu ödemelerden tevkif edilerek vergi dairesine yatırılan gelir (stopaj) vergisi kesintisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun zımnen reddi üzerine şikayet yolu ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ve yapılan kesintilerin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davanın, ihbar tazminatı adı altında yapılan ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesine ilişkin kısmı yönünden; “…ihbar tazminatı, ihbar sürelerine uyulmadan işverenin iş akdini feshetmesi halinde, 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen sürelerle ilgili olarak tazminat adı altında işçiye yapılan bir ödeme olup, anılan Yasanın 17 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekliyle, peşin olarak yapılan bir ücret ödemesidir. Başka bir ifadeyle; işçi ile işveren arasındaki özel hukuk sözleşmesine dayalı olarak yani hizmet akdine göre çalışılması gereken ancak yasa hükmü uyarınca hizmet ifa edilmeksizin yapılan bu ödeme, işsizlik sebebiyle ve sosyal güvenlik kapsamında yapılan bir ödeme olmayıp 193 sayılı Yasanın 61.madde hükmü karşısında ücret niteliğinde olduğu, davacıya ihbar tazminatı adı altında yapılan ödeme ücret olarak nitelendiğinden, tevkif edilen gelir vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurularının zımnen reddinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, bu kapsamda söz konusu ödeme üzerinden tevkif edilen gelir vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle reddine, kıdem tazminatı adı altında yapılan ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesine ilişkin kısmı yönünden;  “…olayda hak kazanılan kıdem tazminatı tutarından (yasal olarak kesilmesi zorunlu damga vergisi kesintisi hariç) bir kesinti yapılmadığı, kıdem tazminatı tutarının bordroda brüt olarak belirlenmesinin bu durumu değiştirmediği, kıdem tazminatından yasal olarak hak ettiği meblağın davacıya ödendiği, bunu aşan kesinti tutarının işveren şirketçe karşılandığı, davacının yasal olarak hak edebileceği azami tutar hesaplanarak ödemenin gerçekleştirildiği, yasal hakedişten kesinti bulunmadığı görüldüğünden, davanın kıdem tazminatına ilişkin kısmı bakımından reddi gerektiği…” gerekçesiyle reddine, ek ödeme adı altında yapılan ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesine ilişkin kısmı yönünden; “…çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 25. Maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında, davacının iş akdinin karşılıklı olarak anlaşılması üzerine sona erdirilmesi sebebiyle yapılan ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olup, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacıya ek ödeme adı altında ödenen tutar üzerinden yapılan gelir (stopaj) vergisinin davacıya iadesi gerektiği…” gerekçesiyle kabulüne, davacının faiz istemi yönünden; “…6322 sayılı Kanun öncesinde 213 sayılı Kanun’un 112/4. maddesinde sadece 120. maddeye göre “vergi hatası” kapsamında iade edilecek vergilere ilişkin bir düzenleme yer almaktayken, 6322 sayılı Kanun sonrasında “vergi hatası” kapsamında yapılacak iadelere ilişkin düzenleme Kanunun 112/5. maddesinde ayrıca yer almış, 112/4. maddesinde ise, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde tecil faiziyle ödenmesi esası getirilmiş, verginin fazla veya yersiz tahsil edildiğinin tespitinin idarece veya mahkemece ortaya çıkarılmış olması hususunda ise bir ayrıma gidilmediği, bu durumda Mahkemelerinin işbu kararı ile iadesine karar verilen tutarların, 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği…” gerekçesiyle kabulüne, sonuç olarak; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; davacıya ek ödeme adı altında ödenen tutar üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi istemine yönelik kısmının iptaline, ek ödeme adı altında ödenen tutar üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin, Vergi Dairesine Müdürlüğüne yatırıldığı tarih ile fiilen iadesi tarihi arasında geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte davacıya iadesine, dava konusu işlemin iptalinin ve iade isteminin fazlaya ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, karar veren İstanbul 3. Vergi Mahkemesi’nin 23/09/2019 tarih ve E:2019/579, K:2019/1898 sayılı kararının, redde ilişkin kısmına davacı tarafından; kendisine yapılan ek ödemenin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde belirtilen nitelikte ücret veya ücret sayılan ödeme olmadığı, kanunda belirtilen tanıma girmediği halde bu ödemeden gelir vergisi kesintisi yapılmasının yasal olmadığı belirtilerek, kararın tecil faizi ve vekalet ücretine ilişkin kısmına ise davalı idare tarafından; ek ödeme üzerinden kesilen gelir vergisinin davadan vazgeçilmesi şartıyla red ve iade edileceği, istisna limitini aşmayan kıdem tazminatı tutarı üzerinden kesilen verginin red ve iadesinin mümkün olduğu, ihbar tazminatının peşin olarak yapılan bir ücret ödemesi olduğu, konusu kalmayan davanın reddi gerektiği, tecil faizine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülerek, buna ilişkin kısmın, istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir. 

 

CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVACI) : Cevap dilekçesi verilmemiştir. 

CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVALI) : Mahkeme kararının redde ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülerek bu konudaki istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır. 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi’nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü: 

İstinaf başvuruları, davacı tarafından, iş akdi ikale sözleşmesi ile sona erdirilen davacıya ödenen brüt 123.915,83 TL tutarındaki kıdem tazminatı, 62.870,62 TL tutarındaki ihbar tazminatı ve 108.213,50 TL tutarındaki ek ödeme isimli ödemelerin gelir vergisinden istisna olduğu gerekçesiyle bu ödemelerden tevkif edilerek vergi dairesine yatırılan gelir (stopaj) vergisi kesintisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun zımnen reddi üzerine şikayet yolu ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ve yapılan kesintilerin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi kararının, redde ilişkin kısmı ile tecil faizi ve vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılması istemine ilişkindir.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.

Davalı idarenin istinaf istemi için:

Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın, davacı lehine tecil faizine ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin hükmü ve gerekçesi yönünden, usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın söz konusu kısmının kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacının ihbar tazminatı yönünden davanın reddine ilişkin kısma yönelik istinaf istemi için:

Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın, dava konusu ihbar tazminatı üzerinden kesilen gelir vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hükmü ve gerekçesi yönünden, usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın söz konusu kısmının kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacının kıdem tazminatı yönünden davanın reddine ilişkin kısma yönelik istinaf istemi için:

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 122. maddesinde, mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden isteyebilecekleri; 124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri red olunanların, şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri açıklanmış, bu maddeler uyarınca düzeltilmesi vergi dairelerinden istenebilecek vergi hatası ise, aynı Kanunun 116.maddesinde; vergiye müteallik hesaplarda veya vergilemede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması biçiminde tanımlandıktan sonra, 117.maddesinde, matrah hatası, vergi miktarında hata ve mükerrer vergi istenilmesi hesap hataları olarak açıklanmış, 118.maddesinde ise, mükellefin şahsında, mükellefiyette, konuda ve vergilendirme veya muafiyet döneminde yapılan hatalar vergilendirme hataları olarak belirlenmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 1.bendinde, ölüm, engellilik hastalık ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımların, 7. bendinde, 1475 ve 854 sayılı Kanunlara göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 5953 sayılı Kanuna göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarlarının gelir vergisinden müstesna olduğu hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanununun 61. maddesinde, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği, 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde de,hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı öngörülmüştür.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının …… İçecek A.Ş.’nde iş sözleşmesine istinaden çalışmakta iken iş akdinin 03.05.2016 tarihli ikale sözleşmesi ile sona erdirildiği, davacının işten çıkışı sebebiyle düzenlenen ücret bordorosunda yer alan brüt 123.915,83 TL tutarındaki kıdem tazminatı, brüt 62.870,62 TL tutarındaki ihbar tazminatı ve brüt 108.213,50 TL tutarındaki ek ödeme isimli ödemelerden kesilen gelir (stopaj) vergisinin, davacının işvereni şirket tarafından, bağlı bulunduğu Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yatırıldığı, davacı tarafça, ikale sözleşmesine istinaden yapılan söz konusu bu ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığından iadesi istemiyle Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne başvurulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine, şikayet yoluyla Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvurulduğu, söz konusu başvurunun da zımnen reddi üzerine şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile fazladan kesilen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, Mahkemece, davacının 19 yıl 7 ay 3 gün çalışması olduğundan, davacıya ödenebilecek kıdem tazminatı tavanı 80,179.02 TL olup, bu tutardan binde 7,59 oranında damga vergisi kesilmesi neticesinde, davacının eline geçmesi gereken meblağ net 79,570.46TL olması gerekmekte olup, işveren tarafından brüt 123.915,83 TL üzerinden damga vergisi ve gelir vergisi kesilerek davacıya net 79.604,76 TL ödeme yapıldığı, bu durumda, olayda hak kazanılan kıdem tazminatı tutarından (yasal olarak kesilmesi zorunlu damga vergisi kesintisi hariç) bir kesinti yapılmadığı, kıdem tazminatı tutarının bordroda brüt olarak belirlenmesinin bu durumu değiştirmediği, kıdem tazminatından yasal olarak hak ettiği meblağın davacıya ödendiği, bunu aşan kesinti tutarının işveren şirketçe karşılandığı, davacının yasal olarak hak edebileceği azami tutar hesaplanarak ödemenin gerçekleştirildiği, yasal hakedişten kesinti bulunmadığı görüldüğünden, davanın kıdem tazminatına ilişkin kısmı bakımından reddi gerektiği gerekçesiyle kıdem tazminatı üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi isteminin reddine karar verilmiş ise de, davacı lehine tahakkuk ettirilen kazanç nedeniyle brüt 123.915,83 TL olarak belirlenen kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapıldığı, yapılan kesinti işveren tarafından karşılanmış olsa bile bunun kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılabileceği sonucunu doğurmayacağı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 7. bendinde, kıdem tazminatı olarak ödenen tutarın vergiden müstesna tutulduğunun belirtilmesi karşısında, davacıya ödenmesine karar verilen kıdem tazminatı üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olup, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kıdem tazminatına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından, işverence davacıya ödenmesine karar verilen brüt 123.915,83 TL kıdem tazminatı tutarı üzerinden yersiz olarak tevkif edilip vergi dairesine ödenen gelir vergisinin, kim tarafından üstlenildiği hususu önem arz etmeksizin, verginin mükellefi olan davacıya tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesine engel bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İstanbul 3. Vergi Mahkemesi’nce verilen 23/09/2019 tarih ve E:2019/579, K:2019/1898  sayılı kararın, dava konusu işlemin kıdem tazminatı üzerinden kesilen gelir vergisine ilişkin kısmı ile buna ilişkin iade ve faiz istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, buna ilişkin kısım bakımından davanın kabulüne, davacının mahkeme kararının ihbar tazminatı üzerinden kesilen gelir vergisi yönünden davanın reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine, Dairemizin iş bu kararı ile hüküm fıkrası değiştirildiğinden, yargılama giderlerinin (vekalet ücreti hariç) davadaki haklılık oranında yeniden takdiri gerekli görülerek, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve ilk dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 261,45-TL yargılama giderinin 63,45-TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, geri kalan 198,00-TL’nin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan 38,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 44,40-TL maktu karar harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, mahkeme kararında vekalet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine gerek bulunmadığına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 20/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan  Üye Üye

Bir başka emsal karar için VERGİ İADE VERGİ MAHKEMESİ KARARI BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARI

Kentsel Dönüşüm Ve Gecekondu Önleme Bölgelerinde Tapu Harcı İadesi

1.Giriş 

2. Kentsel Dönüşüm Bölgesinde Tapu Harcı İadesi / Kentsel Dönüşümü Teşvik Amacı

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un amacı; birinci maddesinde, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak yer almıştır ve bu kanunun işlerliğini teşvik etmek için bazı harç ve vergi istisnaları getirilmiştir. 

3. Tapu Harcı Alınması Kuralı 

Kural olarak, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 57. maddesinde “Tapu ve Kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanlar, tapu ve kadastro harçlarına tabidir.” hükmü yer almış, 4 sayılı tarifenin 20/a fıkrasında ise, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği hükme bağlanmıştır.

4. Tapu Harcı Alınması Kuralının İstisnası 

Bu kuralın istisnası ise Harçtan Müstesna Tutulan İşlemler başlıklı 59. maddesinde “özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümler saklıdır” denmiştir. 

16.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren Özel Kanun hükmündeki, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un amacı; birinci maddesinde, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak yer almıştır.

16.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren Özel Kanun hükmündeki 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrasında ise, istisnalar sıralanmıştır. Buna göre, 

(9) Bu Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu; 

a) Bu Kanun kapsamındaki “taşınmazların dönüşüme” tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.

6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16.maddesinin 9. fıkrasında ise “(Ek:RG-2/7/2013-28695) (Değişik:RG-21/6/2019-30808)  Kanun kapsamındaki vergi, harç ve ücret muafiyetleri, uygulama alanındaki mevcut yapıların imar mevzuatına uygun olup olmadığına bakılmaksızın, Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu ve onuncu fıkraları ile bu maddenin on ila on ikinci fıkralarında belirtilen şartlar dahilinde uygulanır.

6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16.maddesinin 12. fıkrasında ise “(Ek:RG-21/6/2019-30808) Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu ve onuncu fıkralarında belirtilen şartlar dahilinde alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler şunlardır:

a) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesi uyarınca alınan noter harçları.

b) Harçlar Kanununun 57 nci maddesi uyarınca alınan tapu ve kadastro harçları.

c) 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 79 uncu, mükerrer 79 uncu, 80 inci ve ek 1 inci maddeleri uyarınca belediyelerce alınan harçlar.

ç) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca damga vergisine tâbi kâğıtlar sebebiyle alınan damga vergisi.

d) 8/6/1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu uyarınca alınan veraset ve intikal vergisi.

e) Kullandırılacak kredilerden dolayı lehe alınacak paralar sebebiyle 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu uyarınca alınması gereken banka ve sigorta muameleleri vergisi.

f) Kurum ve kuruluşlarca döner sermaye ücreti adı altında alınan bütün ücretler ile riskli olarak tespit edilen yapı ile bu yapının yerine yapılacak yeni yapıya ilişkin olarak belediye meclisi kararı ile belirlenen ve alınan her türlü ücret.

Buna göre, taşınmazların ivaz karşılığında devir ve iktisabının harca tabi olduğu, ancak 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen bağımsız bölümlerin ilk satışı, devri ve tescili işlemlerinin vergi ve harçtan muaf olduğu açıktır. 

5. Üçüncü Kişi 

6306 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen dönüşüm faaliyeti neticesinde inşa edilen taşınmazların ilk satışının her türlü harçtan muaf olduğu gerek mezkur kanun hükümlerinin yorumlanmasından gerekse de 6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinden açıkça anlaşıldığından, mülk sahibi tarafından kentsel dönüşüm faaliyeti kapsamında bir müteahhit şirkete kendi adına yaptırılan taşınmazların 3.kişiye ilk satışı neticesinde tüketiciden tapu alım-satım harcı istenmesi yasal değildir, yersiz bir taleptir ve iadesi gerekir. 

6. Satış Vaadi Sözleşmeleri

Bağımsız bölümlerin inşa edildiği arsa, 775 sayılı Kanun uyarınca gecekondu önleme bölgesi ilan edilmişse ve bölgenin gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme alanı uygulama imar planı kapsamında ise uygulanan dönüşüm projelerinin 775 ve 6306 sayılı Kanunların amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğu değerlendirilir ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri de bu kapsamda değerlendirilir. İnşa edilen bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satışıyla ilgili alıcılarla imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine ilişkin ödenen damga vergisi ve noter harcı da vergi, harç ve ücret muafiyeti kapsamında olup, yersiz ve fazla alındığında iadesi gerekir. 

7. Gecekondu Önleme Bölgesinde Tapu Harcı İadesi

Gecekondu Önleme Bölgesi 

775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 33.maddesinde, “Bu Kanun hükümlerine dayanılarak yapılan ivazlı veya ivazsız devir, temlik, kamulaştırma, alım, satım, kira, geri alma, geri verme, ifraz, tevhit, tescil, cins değişikliği, rehin tesis ve terkini, ıslah, değişiklik, onarım inşa ve ikmal gibi her türlü işlemler, sözleşmeler, beyannameler ve benzerleri, tasarruf bonosundan ve her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu yasa hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabının harca tabi olduğu, 775 Sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca yapılacak devir ve tescillerin ise tapu harcından müstesna olduğu, buna göre bu kanun uyarınca yapılan gecekondu önleme ve kentsel yenileme uygulamaları da belirtilen istisnadan yararlanır. 

Yapılan gecekondu önleme ve afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi uygulamaları kapsamında üretilmiş ve tapu harcına konu taşınmazların ilk satışları ve devri ve tescili işlemlerinin tapu harcı vergi ve harçtan muaf olduğu açıktır. 

Gecekondu önleme bölgesi ilan edilen ve gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme alanı uygulama imar planı kapsamında bulunan alanda inşa edilen bağımsız bölümlerin, müteahhit firma tarafından satışıyla ilgili tüketici alıcının ödediği tapu harçlarının iadesi gerekir. 

Buna göre, taşınmazların ivaz karşılığında devir ve iktisabı harca tabidir. Ancak 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile 775 Sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen bağımsız bölümlerin ilk satışı, devri ve tescili işlemleri harç ve vergiden muaftır.  

8. Vergi Hatası, Mevzuda Hata 

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde; vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasının vergi hatası olduğu belirtilmiş, vergilendirme hatalarını düzenleyen 118/3. maddesinde ise; açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasının mevzuda hata olduğu açıklanmıştır.

Danıştay 9. Dairesi  E. 2015/3648 K. 2019/2311 T. 22.5.2019 kararında “Vergiden istisna olan işlemlerden vergi alınmasının mevzuda hata olduğu ifade edildiğinden istisna kapsamında değerlendirilmesi halinde vergi hatasının bulunduğunun da kabulü gerekmektedir. Gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın gecekondu önleme bölgesinde kaldığı ve 775 Sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında bulunduğunun belirtildiği görüldüğünden, sözleşmeye göre yapılan tescil işlemi sırasında ödenen tapu harcının yukarıda belirtilen istisna hükümlerinden yararlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Davacının, tescil işleminin tapu harcından istisna olduğu iddiasının, vergilendirme hatası kapsamında bulunması nedeniyle tapu harcının iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde ve Vergi Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” denmiştir. 

Vergiden bağışık olan işlemlerden vergi alınmasının mevzuda hata olduğu ifade edildiğinden kentsel dönüşümde tapu harcı ve iadesi için vergi hatası usulüne göre iptal ve iade işlemi yapılır. 

9. Üçüncü Kişi 

Gecekondu önleme ve dönüşüm bölgesi ilan edilen parselde 775 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen dönüşüm faaliyeti neticesinde inşa edilen taşınmazların ilk satışının her türlü harçtan muaf olduğu gerek mezkur kanun hükümlerinin yorumlanmasından gerekse de 6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinden açıkça anlaşıldığından, mülk sahibi tarafından kentsel dönüşüm faaliyeti kapsamında bir başka şirkete kendi adına yaptırılan taşınmazların 3.kişiye ilk satışı neticesinde tüketiciden satım harcı istenmesi hukuka aykırı ve yersiz bir taleptir ve iadesi gerekir. Buna ilişkin karar şöyledir

10.Zamanaşımı Süresi Nedir? Ne Kadardır? 

Vergi hatası iddiasıyla verilecek olan düzeltme talebini içeren dilekçe, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde verilebilir. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse, Kentsel dönüşümden 2017 yılında ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen tapu harcı için zamanaşımı 01.01.2017 yılında başlar. 31.12.2022 tarihinde de sona erer. O halde 2017 yılında meydana gelen bir haksız ve yersiz alınan bir tapu harcı için 31.12.2022 tarihine kadar vergi hatası müracaatı yapılabilir.

Bunun için 5 yıl içinde dava sürecini başlatmak mümkündür.

11. Gerekli Belgeler 

a)    Vergi Tahsil Alındısı

b)    Tapu Fotokopisi

c)    Riskli Yapı Belgesi

d)    Riskli Yapı Muafiyet Belgesi

e)    Sözleşme Örneği 

12. Sonuç

Netice itibariyle, Gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri ve tescili işlemleri ile 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile 775 Sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerine harç muafiyeti uygulanacağı kuralı getirilmiştir. 

Gecekondu önleme bölgesi ilan edilen ve gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme alanı uygulama imar planı kapsamında bulunan alanda inşa edilen bağımsız bölümlerin, müteahhit şirket tarafından satışıyla ilgili alıcının ödediği tapu harçları harç istisnası kapsamında yer almakta olup ödeyenler dava yoluyla iadesini alabilecek durumdadırlar.  

Av.Ahmet Can 

İletişim Bilgilerimiz : 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr 

Whatsapp: 0 532 345 58 18

Bu konudaki diğer yazılarımız ve emsal mahkeme kararları için:  

Yazı 1 Yazı 2 Yazı 3 Yazı 4 Yazı 5 Yazı 6 Yazı 7 Yazı 8 Yazı 9 Yazı 10  Yazı 11 Yazı 12 Yazı 13

#kentsel #dönüşüm #dava #vergi #tapu #harcı #iade