Vergi Davaları arşivleri • Can Hukuk Bürosu

Etiket: Vergi Davaları

İkale Sözleşmesi İle Belirlenen Kıdem Tazminatından Gelir Vergisi Kesintisi

İkale sözleşmesi ile belirlenen kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapıldığında, yapılan kesinti işveren tarafından karşılanmış olsa bile bunun kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılabileceği sonucunu doğurmayacağı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 7. bendinde, kıdem tazminatı olarak ödenen tutarın vergiden müstesna tutulduğunun belirtilmesi karşısında, ikale sözleşmesi imzalayan işçiye ödenmesine karar verilen kıdem tazminatı üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olup, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kıdem tazminatına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. 

İşverence ikale sözleşmesi imzalayan işçiye ödenmesine karar verilen brüt 123.915,83 TL kıdem tazminatı tutarı üzerinden yersiz olarak tevkif edilip vergi dairesine ödenen gelir vergisinin, kim tarafından üstlenildiği hususu önem arz etmeksizin, verginin mükellefi olan ikale sözleşmesi imzalayan işçiye, tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesine engel bir durum bulunmamaktadır. 

 

 T.C.

İSTANBUL

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

İKİNCİ VERGİ DAVA DAİRESİ

ESAS NO : 2019/3465

KARAR NO : 2019/3335

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNANLAR : 1-(DAVACI) 

VEKİLİ : AV. AHMET CAN

Reşatbey Mh. Türkkuşu Cd. N:1 Günep Panorama B1005 B/Blok K:10 D:5-Seyhan/ADANA (e-tebligat)

2-(DAVALI) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Çankaya/ANKARA

İSTEMİN ÖZETİ : Davacı tarafından, iş akdi ikale sözleşmesi ile sona erdirilen davacıya ödenen brüt 123.915,83 TL tutarındaki kıdem tazminatı, 62.870,62 TL tutarındaki ihbar tazminatı ve 108.213,50 TL tutarındaki ek ödeme isimli ödemelerin gelir vergisinden istisna olduğu gerekçesiyle bu ödemelerden tevkif edilerek vergi dairesine yatırılan gelir (stopaj) vergisi kesintisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun zımnen reddi üzerine şikayet yolu ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ve yapılan kesintilerin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davanın, ihbar tazminatı adı altında yapılan ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesine ilişkin kısmı yönünden; “…ihbar tazminatı, ihbar sürelerine uyulmadan işverenin iş akdini feshetmesi halinde, 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen sürelerle ilgili olarak tazminat adı altında işçiye yapılan bir ödeme olup, anılan Yasanın 17 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekliyle, peşin olarak yapılan bir ücret ödemesidir. Başka bir ifadeyle; işçi ile işveren arasındaki özel hukuk sözleşmesine dayalı olarak yani hizmet akdine göre çalışılması gereken ancak yasa hükmü uyarınca hizmet ifa edilmeksizin yapılan bu ödeme, işsizlik sebebiyle ve sosyal güvenlik kapsamında yapılan bir ödeme olmayıp 193 sayılı Yasanın 61.madde hükmü karşısında ücret niteliğinde olduğu, davacıya ihbar tazminatı adı altında yapılan ödeme ücret olarak nitelendiğinden, tevkif edilen gelir vergisinin iadesi talebiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurularının zımnen reddinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, bu kapsamda söz konusu ödeme üzerinden tevkif edilen gelir vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle reddine, kıdem tazminatı adı altında yapılan ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesine ilişkin kısmı yönünden;  “…olayda hak kazanılan kıdem tazminatı tutarından (yasal olarak kesilmesi zorunlu damga vergisi kesintisi hariç) bir kesinti yapılmadığı, kıdem tazminatı tutarının bordroda brüt olarak belirlenmesinin bu durumu değiştirmediği, kıdem tazminatından yasal olarak hak ettiği meblağın davacıya ödendiği, bunu aşan kesinti tutarının işveren şirketçe karşılandığı, davacının yasal olarak hak edebileceği azami tutar hesaplanarak ödemenin gerçekleştirildiği, yasal hakedişten kesinti bulunmadığı görüldüğünden, davanın kıdem tazminatına ilişkin kısmı bakımından reddi gerektiği…” gerekçesiyle reddine, ek ödeme adı altında yapılan ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesine ilişkin kısmı yönünden; “…çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemenin ücret niteliğinde olmaması ve 193 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 25. Maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında, davacının iş akdinin karşılıklı olarak anlaşılması üzerine sona erdirilmesi sebebiyle yapılan ek ödemeden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olup, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacıya ek ödeme adı altında ödenen tutar üzerinden yapılan gelir (stopaj) vergisinin davacıya iadesi gerektiği…” gerekçesiyle kabulüne, davacının faiz istemi yönünden; “…6322 sayılı Kanun öncesinde 213 sayılı Kanun’un 112/4. maddesinde sadece 120. maddeye göre “vergi hatası” kapsamında iade edilecek vergilere ilişkin bir düzenleme yer almaktayken, 6322 sayılı Kanun sonrasında “vergi hatası” kapsamında yapılacak iadelere ilişkin düzenleme Kanunun 112/5. maddesinde ayrıca yer almış, 112/4. maddesinde ise, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde tecil faiziyle ödenmesi esası getirilmiş, verginin fazla veya yersiz tahsil edildiğinin tespitinin idarece veya mahkemece ortaya çıkarılmış olması hususunda ise bir ayrıma gidilmediği, bu durumda Mahkemelerinin işbu kararı ile iadesine karar verilen tutarların, 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği…” gerekçesiyle kabulüne, sonuç olarak; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; davacıya ek ödeme adı altında ödenen tutar üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi istemine yönelik kısmının iptaline, ek ödeme adı altında ödenen tutar üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin, Vergi Dairesine Müdürlüğüne yatırıldığı tarih ile fiilen iadesi tarihi arasında geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte davacıya iadesine, dava konusu işlemin iptalinin ve iade isteminin fazlaya ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, karar veren İstanbul 3. Vergi Mahkemesi’nin 23/09/2019 tarih ve E:2019/579, K:2019/1898 sayılı kararının, redde ilişkin kısmına davacı tarafından; kendisine yapılan ek ödemenin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde belirtilen nitelikte ücret veya ücret sayılan ödeme olmadığı, kanunda belirtilen tanıma girmediği halde bu ödemeden gelir vergisi kesintisi yapılmasının yasal olmadığı belirtilerek, kararın tecil faizi ve vekalet ücretine ilişkin kısmına ise davalı idare tarafından; ek ödeme üzerinden kesilen gelir vergisinin davadan vazgeçilmesi şartıyla red ve iade edileceği, istisna limitini aşmayan kıdem tazminatı tutarı üzerinden kesilen verginin red ve iadesinin mümkün olduğu, ihbar tazminatının peşin olarak yapılan bir ücret ödemesi olduğu, konusu kalmayan davanın reddi gerektiği, tecil faizine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülerek, buna ilişkin kısmın, istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir. 

 

CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVACI) : Cevap dilekçesi verilmemiştir. 

CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVALI) : Mahkeme kararının redde ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülerek bu konudaki istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır. 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi’nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü: 

İstinaf başvuruları, davacı tarafından, iş akdi ikale sözleşmesi ile sona erdirilen davacıya ödenen brüt 123.915,83 TL tutarındaki kıdem tazminatı, 62.870,62 TL tutarındaki ihbar tazminatı ve 108.213,50 TL tutarındaki ek ödeme isimli ödemelerin gelir vergisinden istisna olduğu gerekçesiyle bu ödemelerden tevkif edilerek vergi dairesine yatırılan gelir (stopaj) vergisi kesintisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun zımnen reddi üzerine şikayet yolu ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ve yapılan kesintilerin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi kararının, redde ilişkin kısmı ile tecil faizi ve vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılması istemine ilişkindir.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.

Davalı idarenin istinaf istemi için:

Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın, davacı lehine tecil faizine ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin hükmü ve gerekçesi yönünden, usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın söz konusu kısmının kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacının ihbar tazminatı yönünden davanın reddine ilişkin kısma yönelik istinaf istemi için:

Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın, dava konusu ihbar tazminatı üzerinden kesilen gelir vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hükmü ve gerekçesi yönünden, usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın söz konusu kısmının kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacının kıdem tazminatı yönünden davanın reddine ilişkin kısma yönelik istinaf istemi için:

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 122. maddesinde, mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden isteyebilecekleri; 124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri red olunanların, şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri açıklanmış, bu maddeler uyarınca düzeltilmesi vergi dairelerinden istenebilecek vergi hatası ise, aynı Kanunun 116.maddesinde; vergiye müteallik hesaplarda veya vergilemede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması biçiminde tanımlandıktan sonra, 117.maddesinde, matrah hatası, vergi miktarında hata ve mükerrer vergi istenilmesi hesap hataları olarak açıklanmış, 118.maddesinde ise, mükellefin şahsında, mükellefiyette, konuda ve vergilendirme veya muafiyet döneminde yapılan hatalar vergilendirme hataları olarak belirlenmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 1.bendinde, ölüm, engellilik hastalık ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımların, 7. bendinde, 1475 ve 854 sayılı Kanunlara göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 5953 sayılı Kanuna göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarlarının gelir vergisinden müstesna olduğu hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanununun 61. maddesinde, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği, 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde de,hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı öngörülmüştür.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının …… İçecek A.Ş.’nde iş sözleşmesine istinaden çalışmakta iken iş akdinin 03.05.2016 tarihli ikale sözleşmesi ile sona erdirildiği, davacının işten çıkışı sebebiyle düzenlenen ücret bordorosunda yer alan brüt 123.915,83 TL tutarındaki kıdem tazminatı, brüt 62.870,62 TL tutarındaki ihbar tazminatı ve brüt 108.213,50 TL tutarındaki ek ödeme isimli ödemelerden kesilen gelir (stopaj) vergisinin, davacının işvereni şirket tarafından, bağlı bulunduğu Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yatırıldığı, davacı tarafça, ikale sözleşmesine istinaden yapılan söz konusu bu ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığından iadesi istemiyle Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne başvurulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine, şikayet yoluyla Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvurulduğu, söz konusu başvurunun da zımnen reddi üzerine şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile fazladan kesilen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, Mahkemece, davacının 19 yıl 7 ay 3 gün çalışması olduğundan, davacıya ödenebilecek kıdem tazminatı tavanı 80,179.02 TL olup, bu tutardan binde 7,59 oranında damga vergisi kesilmesi neticesinde, davacının eline geçmesi gereken meblağ net 79,570.46TL olması gerekmekte olup, işveren tarafından brüt 123.915,83 TL üzerinden damga vergisi ve gelir vergisi kesilerek davacıya net 79.604,76 TL ödeme yapıldığı, bu durumda, olayda hak kazanılan kıdem tazminatı tutarından (yasal olarak kesilmesi zorunlu damga vergisi kesintisi hariç) bir kesinti yapılmadığı, kıdem tazminatı tutarının bordroda brüt olarak belirlenmesinin bu durumu değiştirmediği, kıdem tazminatından yasal olarak hak ettiği meblağın davacıya ödendiği, bunu aşan kesinti tutarının işveren şirketçe karşılandığı, davacının yasal olarak hak edebileceği azami tutar hesaplanarak ödemenin gerçekleştirildiği, yasal hakedişten kesinti bulunmadığı görüldüğünden, davanın kıdem tazminatına ilişkin kısmı bakımından reddi gerektiği gerekçesiyle kıdem tazminatı üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iadesi isteminin reddine karar verilmiş ise de, davacı lehine tahakkuk ettirilen kazanç nedeniyle brüt 123.915,83 TL olarak belirlenen kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapıldığı, yapılan kesinti işveren tarafından karşılanmış olsa bile bunun kıdem tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılabileceği sonucunu doğurmayacağı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 7. bendinde, kıdem tazminatı olarak ödenen tutarın vergiden müstesna tutulduğunun belirtilmesi karşısında, davacıya ödenmesine karar verilen kıdem tazminatı üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması açık bir vergilendirme hatası olup, tevkif edilen verginin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kıdem tazminatına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından, işverence davacıya ödenmesine karar verilen brüt 123.915,83 TL kıdem tazminatı tutarı üzerinden yersiz olarak tevkif edilip vergi dairesine ödenen gelir vergisinin, kim tarafından üstlenildiği hususu önem arz etmeksizin, verginin mükellefi olan davacıya tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesine engel bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İstanbul 3. Vergi Mahkemesi’nce verilen 23/09/2019 tarih ve E:2019/579, K:2019/1898  sayılı kararın, dava konusu işlemin kıdem tazminatı üzerinden kesilen gelir vergisine ilişkin kısmı ile buna ilişkin iade ve faiz istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, buna ilişkin kısım bakımından davanın kabulüne, davacının mahkeme kararının ihbar tazminatı üzerinden kesilen gelir vergisi yönünden davanın reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine, Dairemizin iş bu kararı ile hüküm fıkrası değiştirildiğinden, yargılama giderlerinin (vekalet ücreti hariç) davadaki haklılık oranında yeniden takdiri gerekli görülerek, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve ilk dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 261,45-TL yargılama giderinin 63,45-TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, geri kalan 198,00-TL’nin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan 38,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 44,40-TL maktu karar harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, mahkeme kararında vekalet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine gerek bulunmadığına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 20/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan  Üye Üye

Bir başka emsal karar için VERGİ İADE VERGİ MAHKEMESİ KARARI BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARI

Yurt dışında çalışan işçinin Türkiye’den ödenen ücretinin vergilendirilmesi

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması olan bir ülkede çalışan ve yerleşim yeri Yurt dışı olup Türkiye’de daimi olarak kalabileceği bir meskeni bulunmayan işçiler yabancı ülke mukimi olarak kabul edilir. Bu durumda yabancı ülke  mukimi olduğu değerlendirilen işçiye yurt dışında olduğu bu dönemde yapılan ücret ödemesini vergilendirme hakkı, mukimliğinin de belgelendirilmesi koşulu ile, çifte vergilendirme anlaşma kapsamında anlaşma imzalanmış olan yurt dışı ülkeye ait olacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin vergileme hakkı bulunmamaktadır.

Bu durumda olan işçiye  Türkiye’den yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılmaz.

Varsa daha önce yapılan ödemelerden tevkif edilen vergiler iadesi edilir.

Bu durum daha çok Geçici görevle yurt dışına işçi gönderme hallerinde ortaya çıkmaktadır. 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı: 93767041-120[6-ÇVÖA-2016/18]-101254

Tarih: 11.11.2020

Konu: Yurt dışı grup firmasında çalışan personele Türkiye’den ödenen ücretin vergilendirilmesi.

İlgi: İlgide kayıtlı özelge talebiniz ile, Fransa’da çalışma ve oturma izni bulunan  kurumunuz personelinin “Uluslararası Atama İş Sözleşmesi” ile başlangıç olarak 2 yıllığına geçici görevlendirme ile Eylül 2015’de Fransa’da mukim grup şirketlerinizde çalışmaya başladığı, Fransa’da 183 günden fazla kaldığı, maaş ödemelerinin şirketiniz tarafından Türkiye’den yapıldığı, yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapıldığı, personelinizin hem Türkiye’den hem de Fransa’dan elde ettiği gelirinin tamamını Fransa’da beyan ederek hesaplanan vergiyi ödediği ve personelin Fransa mukimi olduğunu gösteren belgenin özelge talep formu ekinde yer aldığı belirtilerek;

-Söz konusu personele şirketiniz tarafından yapılan ödemelerin Türkiye’de gelir vergisine tabi olup olmadığı,

-Personelin gelirinin Türkiye’de vergiye tabi olmaması durumunda önceden ödenen gelir vergilerinin iadesinin mümkün olup olmadığı,

– Gelir vergisinin iadesinin mümkün olması halinde iade talebinin şirketiniz tarafından mı yoksa ilgili personel tarafından mı yapılacağı,

hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Türkiye’de yapılacak vergilendirmede aşağıdaki mevzuat hükümleri geçerli olacaktır;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

1 inci maddesinde, “Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”

3 üncü maddesinde, “Aşağıda yazılı gerçek kişiler, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler;

1- Türkiye’de yerleşmiş olanlar;

2- Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulanan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla Gelir Vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)”

Öte yandan, aynı Kanunun 4 üncü maddesinde de; ikametgahı Türkiye’de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.

“Ücretin tarifi” başlıklı 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

… ”

94 üncü maddesinde ise; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar

…”

hükümleri yer almaktadır.

Bu kapsamda, şirketiniz personelinin geçici bir süre ile yurtdışındaki grup şirketinizde görevlendirilmesi ve bu süre içerisinde ücretinin bir kısmının Türkiye’den ödenmesi nedeniyle işçi-işveren ilişkisinin devam etmekte olduğu görülmektedir. Bu durumda, söz konusu çalışanın Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin 2 numaralı bendi uyarınca tam mükellef sayılması, Türkiye içinde ve dışında elde ettiği tüm kazanç ve iratları üzerinden Türkiye’de gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 123 üncü maddesi uyarınca tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergiler, Türkiye’de tarh edilen Gelir Vergisi’nin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından anılan maddede açıklanan usul ve şekle uyulmak kaydıyla indirilebilecektir.

Diğer taraftan, “Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması” 01.01.1990  tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

Söz konusu Anlaşmanın “Kişilere İlişkin Kapsam” başlıklı 1 numaralı fıkrasında Anlaşmanın Akit Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan kişilere uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kişiler tarafından diğer Akit Devletten elde edilen kazançların hangi ülkede vergilendirileceğinin tespit edilebilmesi için öncelikle bu kişilerin hangi ülkede mukim olduklarının bilinmesi gerekmektedir.

Aynı Anlaşmanın “Mukim” başlıklı 4 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları;

“1. Bu Anlaşmanın amaçları bakımından, “bir Akit Devletin mukimi” terimi, o Devletin mevzuatı gereğince ikametgah, ev, kanuni merkez, iş merkezi veya benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefiyeti altına giren kişi anlamına gelir.

2.1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Akit Devlette de mukim olduğunda, bu kişinin statüsü aşağıdaki kurallara göre belirlenecektir:

a) Bu kişi, daimi olarak kalabileceği bir meskenin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir. Eğer bu kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni varsa, bu kişi kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir (hayati menfaatlerin merkezi);

b) Eğer kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin yer aldığı Devlet saptanamazsa veya kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni yoksa, bu kişi kalmayı adet edindiği evin bulunduğu Akit Devletin mukimi kabul edilecektir;

c) Eğer kişinin her iki Akit Devlette de kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle bir ev sözkonusu değilse, bu kişi vatandaşı bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;

d) Eğer kişi her iki Devletin de vatandaşıysa veya aksine her iki Devletin de vatandaşı değilse, Akit Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşmayla çözeceklerdir.”

açıklamalarına yer vermektedir.

Anlaşmanın 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrası, bir kişinin bir Akit devletin mukimi olup olmadığı hususunun o Akit Devletin iç mevzuat hükümlerine göre belirleneceğini hüküm altına almaktadır. Gerçek kişilerin Anlaşmaya taraf devletlerin her ikisinde de, bu devletlerin iç mevzuatları uyarınca mukim olarak kabul edilmeleri durumunda ortaya çıkan çifte mukimlik sorunu ise bu maddenin 2 nci fıkrası kapsamında çözümlenecektir.

Anılan anlaşmanın “Bağımlı Faaliyetler” başlıklı 15 nci maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları ise;

“1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet akdi dolayısıyla elde ettiği ücret, maaş ve diğer benzeri menfaatler, bu hizmet diğer Akit Devlette ifa edilmedikçe, yalnız ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir. Eğer hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir diğer Devlette vergilendirilebilir.

2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer:

a) Gelir elde eden kişi, bu diğer Devlette bir takvim yılı içinde bir veya bir kaç seferde 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve

b) Ödeme, bu diğer Akit Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve

c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden yapılmazsa

yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir.”

hükümlerini öngörmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde özelge talep formunuz ve eki belgeler dikkate alındığında, anılan personel her iki Devletin de iç mevzuatları uyarınca kendi mukimi olarak görülmekle birlikte, ortaya çıkan çifte mukimlik sorununun çözümünde daimi meskeninin hangi Devlette olduğu dikkate alınacaktır. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kayıtlarından temin edilen “Adres Bilgileri Raporu”na göre söz konusu personelin yerleşim yerinin Fransa olduğu görülmekte olup Türkiye’de daimi olarak kalabileceği bir meskeninin bulunmaması halinde Fransa mukimi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu durumda Fransa mukimi olduğu değerlendirilen personele bu dönemde yapılan ücret ödemesini vergilendirme hakkı, mukimliğinin de belgelendirilmesi koşulu ile, Anlaşmanın 15 inci maddenin 1 inci fıkrası kapsamında Fransa’ya ait olacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin vergileme hakkı bulunmadığından personele Türkiye’den yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılmayacak olup, varsa daha önce yapılan ödemelerden tevkif edilen vergilerin iadesi için bahsi geçen personel bizzat veya vekilleri vasıtasıyla ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Kentsel Dönüşüm Ve Gecekondu Önleme Bölgelerinde Tapu Harcı İadesi

1.Giriş 

2. Kentsel Dönüşüm Bölgesinde Tapu Harcı İadesi / Kentsel Dönüşümü Teşvik Amacı

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un amacı; birinci maddesinde, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak yer almıştır ve bu kanunun işlerliğini teşvik etmek için bazı harç ve vergi istisnaları getirilmiştir. 

3. Tapu Harcı Alınması Kuralı 

Kural olarak, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 57. maddesinde “Tapu ve Kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanlar, tapu ve kadastro harçlarına tabidir.” hükmü yer almış, 4 sayılı tarifenin 20/a fıkrasında ise, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği hükme bağlanmıştır.

4. Tapu Harcı Alınması Kuralının İstisnası 

Bu kuralın istisnası ise Harçtan Müstesna Tutulan İşlemler başlıklı 59. maddesinde “özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümler saklıdır” denmiştir. 

16.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren Özel Kanun hükmündeki, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un amacı; birinci maddesinde, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak yer almıştır.

16.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren Özel Kanun hükmündeki 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrasında ise, istisnalar sıralanmıştır. Buna göre, 

(9) Bu Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu; 

a) Bu Kanun kapsamındaki “taşınmazların dönüşüme” tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.

6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16.maddesinin 9. fıkrasında ise “(Ek:RG-2/7/2013-28695) (Değişik:RG-21/6/2019-30808)  Kanun kapsamındaki vergi, harç ve ücret muafiyetleri, uygulama alanındaki mevcut yapıların imar mevzuatına uygun olup olmadığına bakılmaksızın, Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu ve onuncu fıkraları ile bu maddenin on ila on ikinci fıkralarında belirtilen şartlar dahilinde uygulanır.

6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16.maddesinin 12. fıkrasında ise “(Ek:RG-21/6/2019-30808) Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu ve onuncu fıkralarında belirtilen şartlar dahilinde alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler şunlardır:

a) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesi uyarınca alınan noter harçları.

b) Harçlar Kanununun 57 nci maddesi uyarınca alınan tapu ve kadastro harçları.

c) 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 79 uncu, mükerrer 79 uncu, 80 inci ve ek 1 inci maddeleri uyarınca belediyelerce alınan harçlar.

ç) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca damga vergisine tâbi kâğıtlar sebebiyle alınan damga vergisi.

d) 8/6/1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu uyarınca alınan veraset ve intikal vergisi.

e) Kullandırılacak kredilerden dolayı lehe alınacak paralar sebebiyle 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu uyarınca alınması gereken banka ve sigorta muameleleri vergisi.

f) Kurum ve kuruluşlarca döner sermaye ücreti adı altında alınan bütün ücretler ile riskli olarak tespit edilen yapı ile bu yapının yerine yapılacak yeni yapıya ilişkin olarak belediye meclisi kararı ile belirlenen ve alınan her türlü ücret.

Buna göre, taşınmazların ivaz karşılığında devir ve iktisabının harca tabi olduğu, ancak 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen bağımsız bölümlerin ilk satışı, devri ve tescili işlemlerinin vergi ve harçtan muaf olduğu açıktır. 

5. Üçüncü Kişi 

6306 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen dönüşüm faaliyeti neticesinde inşa edilen taşınmazların ilk satışının her türlü harçtan muaf olduğu gerek mezkur kanun hükümlerinin yorumlanmasından gerekse de 6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinden açıkça anlaşıldığından, mülk sahibi tarafından kentsel dönüşüm faaliyeti kapsamında bir müteahhit şirkete kendi adına yaptırılan taşınmazların 3.kişiye ilk satışı neticesinde tüketiciden tapu alım-satım harcı istenmesi yasal değildir, yersiz bir taleptir ve iadesi gerekir. 

6. Satış Vaadi Sözleşmeleri

Bağımsız bölümlerin inşa edildiği arsa, 775 sayılı Kanun uyarınca gecekondu önleme bölgesi ilan edilmişse ve bölgenin gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme alanı uygulama imar planı kapsamında ise uygulanan dönüşüm projelerinin 775 ve 6306 sayılı Kanunların amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğu değerlendirilir ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri de bu kapsamda değerlendirilir. İnşa edilen bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satışıyla ilgili alıcılarla imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine ilişkin ödenen damga vergisi ve noter harcı da vergi, harç ve ücret muafiyeti kapsamında olup, yersiz ve fazla alındığında iadesi gerekir. 

7. Gecekondu Önleme Bölgesinde Tapu Harcı İadesi

Gecekondu Önleme Bölgesi 

775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 33.maddesinde, “Bu Kanun hükümlerine dayanılarak yapılan ivazlı veya ivazsız devir, temlik, kamulaştırma, alım, satım, kira, geri alma, geri verme, ifraz, tevhit, tescil, cins değişikliği, rehin tesis ve terkini, ıslah, değişiklik, onarım inşa ve ikmal gibi her türlü işlemler, sözleşmeler, beyannameler ve benzerleri, tasarruf bonosundan ve her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu yasa hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabının harca tabi olduğu, 775 Sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca yapılacak devir ve tescillerin ise tapu harcından müstesna olduğu, buna göre bu kanun uyarınca yapılan gecekondu önleme ve kentsel yenileme uygulamaları da belirtilen istisnadan yararlanır. 

Yapılan gecekondu önleme ve afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi uygulamaları kapsamında üretilmiş ve tapu harcına konu taşınmazların ilk satışları ve devri ve tescili işlemlerinin tapu harcı vergi ve harçtan muaf olduğu açıktır. 

Gecekondu önleme bölgesi ilan edilen ve gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme alanı uygulama imar planı kapsamında bulunan alanda inşa edilen bağımsız bölümlerin, müteahhit firma tarafından satışıyla ilgili tüketici alıcının ödediği tapu harçlarının iadesi gerekir. 

Buna göre, taşınmazların ivaz karşılığında devir ve iktisabı harca tabidir. Ancak 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile 775 Sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen bağımsız bölümlerin ilk satışı, devri ve tescili işlemleri harç ve vergiden muaftır.  

8. Vergi Hatası, Mevzuda Hata 

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde; vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasının vergi hatası olduğu belirtilmiş, vergilendirme hatalarını düzenleyen 118/3. maddesinde ise; açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasının mevzuda hata olduğu açıklanmıştır.

Danıştay 9. Dairesi  E. 2015/3648 K. 2019/2311 T. 22.5.2019 kararında “Vergiden istisna olan işlemlerden vergi alınmasının mevzuda hata olduğu ifade edildiğinden istisna kapsamında değerlendirilmesi halinde vergi hatasının bulunduğunun da kabulü gerekmektedir. Gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın gecekondu önleme bölgesinde kaldığı ve 775 Sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında bulunduğunun belirtildiği görüldüğünden, sözleşmeye göre yapılan tescil işlemi sırasında ödenen tapu harcının yukarıda belirtilen istisna hükümlerinden yararlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Davacının, tescil işleminin tapu harcından istisna olduğu iddiasının, vergilendirme hatası kapsamında bulunması nedeniyle tapu harcının iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde ve Vergi Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” denmiştir. 

Vergiden bağışık olan işlemlerden vergi alınmasının mevzuda hata olduğu ifade edildiğinden kentsel dönüşümde tapu harcı ve iadesi için vergi hatası usulüne göre iptal ve iade işlemi yapılır. 

9. Üçüncü Kişi 

Gecekondu önleme ve dönüşüm bölgesi ilan edilen parselde 775 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen dönüşüm faaliyeti neticesinde inşa edilen taşınmazların ilk satışının her türlü harçtan muaf olduğu gerek mezkur kanun hükümlerinin yorumlanmasından gerekse de 6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinden açıkça anlaşıldığından, mülk sahibi tarafından kentsel dönüşüm faaliyeti kapsamında bir başka şirkete kendi adına yaptırılan taşınmazların 3.kişiye ilk satışı neticesinde tüketiciden satım harcı istenmesi hukuka aykırı ve yersiz bir taleptir ve iadesi gerekir. Buna ilişkin karar şöyledir

10.Zamanaşımı Süresi Nedir? Ne Kadardır? 

Vergi hatası iddiasıyla verilecek olan düzeltme talebini içeren dilekçe, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde verilebilir. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse, Kentsel dönüşümden 2017 yılında ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen tapu harcı için zamanaşımı 01.01.2017 yılında başlar. 31.12.2022 tarihinde de sona erer. O halde 2017 yılında meydana gelen bir haksız ve yersiz alınan bir tapu harcı için 31.12.2022 tarihine kadar vergi hatası müracaatı yapılabilir.

Bunun için 5 yıl içinde dava sürecini başlatmak mümkündür.

11. Gerekli Belgeler 

a)    Vergi Tahsil Alındısı

b)    Tapu Fotokopisi

c)    Riskli Yapı Belgesi

d)    Riskli Yapı Muafiyet Belgesi

e)    Sözleşme Örneği 

12. Sonuç

Netice itibariyle, Gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri ve tescili işlemleri ile 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile 775 Sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerine harç muafiyeti uygulanacağı kuralı getirilmiştir. 

Gecekondu önleme bölgesi ilan edilen ve gecekondu dönüşüm ve kentsel yenileme alanı uygulama imar planı kapsamında bulunan alanda inşa edilen bağımsız bölümlerin, müteahhit şirket tarafından satışıyla ilgili alıcının ödediği tapu harçları harç istisnası kapsamında yer almakta olup ödeyenler dava yoluyla iadesini alabilecek durumdadırlar.  

Av.Ahmet Can 

İletişim Bilgilerimiz : 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr 

Whatsapp: 0 532 345 58 18

Bu konudaki diğer yazılarımız ve emsal mahkeme kararları için:  

Yazı 1 Yazı 2 Yazı 3 Yazı 4 Yazı 5 Yazı 6 Yazı 7 Yazı 8 Yazı 9 Yazı 10  Yazı 11 Yazı 12 Yazı 13

#kentsel #dönüşüm #dava #vergi #tapu #harcı #iade 

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Kapsamında Alınmaması Gereken Harçlar ve Ücretler

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca,

1-) İlgili kurum veya gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaftır.

2-) Riskli alanlarda gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerince, İlgili kurum adına değil de kendi adlarına uygulamada bulunulması halinde, riskli alanlardaki yapıların mevcut alanları için daha önce belediyelerce alman harç ve ücretlere ilave olarak, sadece kullanım maksadı değişiklikleri ile yapı alanındaki artışlar için hesaplanan harç ve ücret farkları alınır.

3-) Kanun kapsamındaki vergi, harç ve ücret muafiyetleri, uygulama alanındaki mevcut yapıların imar mevzuatına uygun olup olmadığına bakılmaksızın uygulanır.

4-) Alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler şunlardır. (Yönetmelik 16. madde 12. bendi) 

a-) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesi uyarınca alınan noter harçları.

b-) Harçlar Kanununun 57 nci maddesi (4 sayılı tarife) uyarınca alınan tapu ve kadastro harçları.

c-) 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 79 uncu, 80 inci, 84 üncü ve Ek 1 inci maddesi uyarınca belediyelerce alınan harçlar.

d-) 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca damga vergisine tâbi kâğıtlar sebebiyle alınan damga vergisi.

e-) 8/6/1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu uyarınca alınan veraset ve intikal vergisi.

f-) Kurum ve kuruluşlarca döner sermaye ücreti adı altında alınan bütün ücretler; Belediye Gelirleri Kanununun 86 ncı, 87 nci, 88 inci ve 97 nci maddeleri ile 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 21 inci ve 23 üncü maddeleri uyarınca alınan her türlü ücret ve riskli olarak tespit edilen binaya ilişkin olarak 1/7/1993 tarihli ve 21624 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Otopark Yönetmeliği uyarınca alınanlar da dahil olmak üzere, belediye meclisi kararı ile belirlenen ve alınan her türlü ücret.

g-) Kullandırılacak kredilerden dolayı lehe alınacak paralar sebebiyle 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu uyarınca alınması gereken banka ve sigorta muameleleri vergisi.

Av.Ahmet Can 

İletişim Bilgilerimiz : 

Whatsapp: 0 532 409 18 85 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr 

Hukuki gelişmelerden haberdar olmak için bültenimize kaydolabilirsiniz

Riskli Yapı Olduğu Tapu Kaydına Şerh Verilen Gayrimenkulde Tapu Harcı Muafiyeti

Ülkemiz sınırları içinde yaşayan vatandaşların sağlıklı, düzenli ve güvenli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Bu yaşama hakkına yönelik kentleşmeyi devletimiz gerçekleştirmektedir. Devlet kentsel dönüşüm sürecine işlerlik kazandırmak için bu vergi, harç vb. yükümlülüklere ilişkin istisnalar getirmiştir.

6306 sayılı Kanun’a göre, dönüşüm kapsamındaki vergi, harç ve diğer konulardaki istisnalar tek tek sıralanmaktadır.

Bu istisnalar sırasıyla;

-Noter harcı istisnası,

-Tapu ve kadastro harcı istisnası,

-Belediyelerce alınan harçlara ilişkin istisna,

-Damga vergisi istisnası,

-Veraset ve intikal vergisi istisnası,

-Kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların BSMV’den

arındırılmasına yönelik istisna,

-Döner sermaye ücreti altında alınan bütün ücretlerle alakalı istisna şeklindedir. 

Ancak, buna rağmen ihtilaflar devam etmekte, kamu idareleri açık istisnaya rağmen harç almaktadır. Bunun sonucunda da hak mağduriyetleri yargıya taşınmaktadır. 

Benzer bir olayda İzmir 2. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 09/03/2017 gün ve E:2016/998, K:2017/169 karar ile gündeme gelmiştir. 

Davacı, İzmir İli, Konak İlçesinde riskli bina olduğu tespit edilen ve yıkılarak 6306 sayılı Yasanın 6.maddesi kapsamında üzerine müteahhit şirket tarafından inşa edilen taşınmazdan bir daire almıştır. 

Satın aldığı dairenin satış işlemi nedeniyle 10.800,00-TL tapu harcı ödemiştir. 

Daha sonra, 6306 sayılı yasanın 7.maddesi gereğince, bu kanun kapsamında yapılan işlem, sözleşme, tescil ve devirler ile uygulamaların harçtan muaf olduğu gerekçesi ile Vergi Dairesinden düzeltme yolu ile ödenen bedelin iadesini istemiştir. 

Bu işleme Vergi Dairesi cevap vermemiş, bu nedenle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve tecil faizi ile birlikte iadesini talep etmiştir. 

İzmir 2. Vergi Mahkemesi de, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olduğu tapu kaydına şerh verilen gayrimenkul üzerine inşa edilen taşınmazdaki müteahhide ait olan bağımsız bölümün davacıya satışı işleminin bu Yasanın 7. maddesindeki muafiyet hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun tespitine bağlı olduğu, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 7.maddesi 9.fıkrasında “bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olduğu” düzenlemesi getirildiği, yine 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16.maddesinin 9/ç fıkrası ” İlgili kurum ile uygulama alanındaki yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan; uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri olduğu, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak, noterler, tapu ve kadastro müdürlükleri, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde Kanun uyarınca yapılan diğer işlemler hakkında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.” şeklinde olduğu, uyuşmazlığa konu olayda, riskli yapı şerhi bulunan taşınmaz üzerine 6306 sayılı Kanun hükümlerine göre yeniden inşa işini yapan müteahhit firma tarafından maliki olduğu bağımsız bölümün davacıya satıldığı, davacının yaptığı satın alma işleminin 6306 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gereken bir işlem olduğu ve bu işlem ilgili Kanunun 7/9. maddesi gereğince tapu harcından muaf olduğundan davalı idarenin ödenen tapu harcının iadesine ilişkin talebinin zımnen reddi yönündeki işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, 09/03/2017 gün ve E:2016/998, K:2017/169 sayılı kararı ile davanın kabulüne, davalı idare tarafından tahsil edilen tapu harcının davacıya iadesine karar vermiştir. 

Bu karar Vergi Dairesi tarafından istinaf edilmiş, İzmir BİM – 3. Vergi Dava Dairesi Esas No.: 2017/833 Karar No.: 2017/1260 Karar tarihi: 26.09.2017 kararı ile İzmir 2. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 09/03/2017 gün ve E:2016/998, K:2017/169 sayılı kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı usul ve yasaya uygun olduğuna kesin olarak 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir. 

Sonuç olarak, riskli yapı olduğu tapu kaydına şerh verilen gayrimenkul üzerine inşa edilen taşınmazdaki müteahhide ait olan dairenin ilk kez tüketiciye satışı işleminden doğan tapu harcı vergiden muaftır. 

Av.Ahmet Can 

İletişim Bilgilerimiz : 

Whatsapp: 0 532 409 18 85 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr 

Hukuki gelişmelerden haberdar olmak için bültenimize kaydolabilirsiniz

10.12.2018 tarihinden önce Kentsel Dönüşüm Kapsamında Yıkılarak İnşa Edilen Yeni Bir Dairenin Devrinden Kaynaklanan Ve İşlem Sırasında Alıcı Ya Da Satıcıdan Tahsil Edilen Tapu Harcının İadesi Gerekmektedir.

10.12.2018 Tarihinden Önce Kentsel Dönüşümde Müteahhitten Daire Satın Alan Tüketici Ödediği Tapu Harcını Dava Yoluyla Geri Alabilir.

Kentsel dönüşüm, bir taraftan kişilere yaşamları için daha güvenilir bir ortam sağlamakta diğer taraftan da daha geniş ve modern bir sosyal yaşam alanı sunmaktadır.

Bu çerçevede kentsel dönüşümü gerçekleştirmek için 2012 yılında 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çıkarılmıştır.

Devlet kentsel dönüşüm sürecine işlerlik kazandırmak ve kişileri teşvik etmek için bu Kanun aracılığı ile tapu harcı vb. yükümlülüklere ilişkin istisnalar getirmiştir. 

Ancak bu Kanun’un uygulamasına bakıldığında gayrimenkul alan ve satan ile Tapu Müdürlükleri arasında bazı sorunların yaşandığı görülmektedir.

Oysa ki konuya ilişkin olarak İstanbul BİM – 5. Vergi Dava Dairesi Esas No.: 2017/4075 Karar No.: 2017/4378 Karar tarihi: 03.11.2017 kararında bu duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.

Karara konu olan olaylarda;

Davacının maliki olduğu İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, A1 Mahallesi, 1503 Ada, 14 Parsel’de bulunan riskli yapı tespitli taşınmazın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yıkılarak inşa edilen yeni yapının bağımsız bölümün devrinden kaynaklanan ve işlem sırasında davacıdan tahsil edilen 6.300,00-TL tutarındaki tapu harcının iptali istemiyle dava açmıştır.

İstanbul 10. Vergi Mahkemesi E: 2016/2656; K:2017/388 sayılı ve 28.02.2017 tarihli kararıyla, açılan davanın; gayrimenkullerin ivaz karşılığı devir ve iktisabının harca tabi olduğu, ancak 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun uyarınca yapılacak devir ve tescillerin ise tapu harcından müstesna olduğu, buna göre anılan kanun uyarınca yapılan kentsel yenileme uygulamalarının belirtilen istisnadan yararlanacağı, bu durumda, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun gereğince harçtan müstesna olduğu belirlenen işlem nedeniyle davacıdan harç alınmasında yasal isabet bulunmadığı, bu nedenle, tapu harcının iptali ile ödenen tutarın davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle kabulüne karar vermiştir. 

Bu karar davalı idare tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf dilekçesinde, yerel mahkeme kararının yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, Gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden devir eden ve devir alan için ayrı ayrı harç alınacağının hükme bağlandığı, 6306 sayılı Kanunla getirilen istisna, riskli yapıların tespiti aşamasından, söz konusu yapılar yıkıldıktan sonra yerlerine yapılan yeni binaların hak sahipleri malikler ile müteahhitler adına tapuda tescili aşamasına kadar olan süreçleri kapsadığı, yeni yapılan binadaki bağımsız bölümlerin hak sahibi malikler ile müteahhitler adına tapuya tescili ile son bulan dönüşüm sürecinden sonra hak sahibi malikler ile müteahhitler adına tescil edilmiş bulunan bağımsız bölümlerin satılmasına yönelik işlemlerin istisna kapsamına girmediği, dönüşüm sonrası ilk satışın Uygulama Yönetmeliğinde Kanun kapsamında uygulamalar arasında sayılmış olmasının, Kanunda öngörülmeyen bir işleme istisna sağlamasını mümkün kılmadığı, kanunla harç yükümlülüğü getirilen bir işleme yönetmelik gibi ikincil mevzuatla istisna veya muafiyet sağlanamayacağı, dolayısıyla bağımsız bölümün devrinden dolayı harç alınmış olmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesini talep etmiştir. 

İstanbul BİM – 5. Vergi Dava Dairesi ise, istinaf başvurusuna konu İstanbul 10. Vergi Mahkemesi Hakimliği’nin 28.02.2017 gün ve E: 2016/2656; K:2017/388 sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. 

Kentsel dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen yeni yapıların hak sahibi maliklerle müteahhitler tarafından üçüncü kişilere 10.12.2018 tarihinden önce satışında tapu harçları istisnasına karar verilmiştir. 

6306 sayılı Kanun’un 7. Maddesinin (9) numaralı fıkrasında 10/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7153 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi dönemde yapılan işlemler yönünden 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı ilan edilerek dönüşüme tabi tutulduktan sonra inşa edilen yeni taşınmazın satışı aşamasında alıcı ve satıcı tarafından ödenen tapu harcı harçtan istisnadır. 

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2022/2 E., 2022/7 K. 18,05.2022 tarihli kararı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı ilan edilerek dönüşüme tabi tutulduktan sonra satılan/satın alınan taşınmazın iktisabı aşamasında ödenen tapu harcının anılan Kanun kapsamında harçtan istisna olup olmadığı karara bağlanmıştır. 

Bu karara göre, “6306 sayılı Kanun’un amacının riskli yapıların yıkılarak bu yapıların bulunduğu arsa, arazi ve alanlarda sağlıklı ve güvenli yaşama çevreleri oluşturmak olduğu; Kanun kapsamında yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tescil ile ilgili vergi ve harç istisnası getirildiği anlaşılmaktadır. 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16. Maddesinin (9) numaralı fıkrasın 25/07/2014 tarihinde eklenen (ç) bendi ile de dönüşüm uygulaması öncesi yapılarla uygulama sonrasında meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerine vergi ve harç muafiyetinin uygulanacağı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, vergi ve harç istisnasına ilişkin düzenlemenin amacının, riskli yapıların yıkılarak yerine standartlara uygun yeni binaların yapılmasını teşvik etmek, mükelleflere bir takım vergisel kolaylıklar sağlayarak motivasyon oluşturmak ve dönüşüm sürecini hızlandırmak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kentsel dönüşümün en önemli uygulama alanlarından olan afet riski altındaki alanlarla, riskli yapıların dönüşüm sürecinde, anılan Kanunun amacı da göz önünde bulundurularak vergi ve harç istisnasını daraltacak yorumlardan kaçınılmalıdır.

Kaldı ki, 6306 sayılı Kanun’un 7. Maddesinin (9) numaralı fıkrasında, Kanun kapsamında yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalara ilişkin hiçbir sınırlama getirilmeden geniş bir istisna tanınmış oiup Yönetmeliği’nin 16. Maddesinin (9) numaralı fıkrasına 25/07/2014 tarihinde eklenen (ç) bendinde yer alan düzenleme ile de dönüşüm uygulamaları sonrasında meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerinin de istisna kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir.

Bu durumda, dönüşüm uygulamaları sonrasında inşa edilen yeni yapıların hak sahibi maliklerle müteahhitler tarafından üçüncü kişilere satışında harç istisnası uygulanması gerekmektedir.

Ancak 6306 sayılı Kanun’un 7. Maddesinin (9) numaralı fıkrasında 10/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7153 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle harç istisnasının sınırları sözleşmenin tarafları yönünden daraltılmış olup harç istisnasına ilişkin olarak yukarıda varılan sonucun Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önceki tarihli satış sözleşmeleri açısından geçerli olduğunun kabulü gerekeceği açıktır.” denilmiştir. 

Hak sahibi malikler ile müteahhitler adına tescil edilmiş bulunan bağımsız bölümlerin satılmasına yönelik işlemler harç istisnasında kalmaktadır. 

Kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak inşa edilen yeni bir dairenin devrinden kaynaklanan ve işlem sırasında alıcı ya da satıcıdan tahsil edilen tapu harcının iadesi gerekmektedir. 

Netice itibariyle, 

10.12.2018 tarihinden önce kentsel dönüşümde müteahhitten daire satın alan tüketici ödediği tapu harcını dava yoluyla geri alabilir.

Avukat Ahmet Can
Adres : Reşatbey Mah. Türkkuşu Cad. No: 1 Günep Panorama B1004 B Blok K:10 D:4 Seyhan, Adana
Telefon : 0 322 454 04 42
Telefon : 0 532 345 58 18
Faks : 0 322 454 04 32
Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr

Can Hukuk Bürosu

 

Kentsel Dönüşümle Yeniden İnşa Edilen Gayrimenkullerin Satışında Ödenen Tapu Harcı, Noter Harcı, Belediyelerce Alınan Ücret ve Harçlar, Veraset ve İntikal Vergisi, Döner Sermaye Ücreti ve Vergileri Dava Yoluyla Geri Alınabilir.


Bu konuda 10 Aralık 2018 tarihinde yayımlanan 30621 No’lu Resmi Gazete’de yayımlanan 7153 Sayılı Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Deği̇şi̇kli̇k Yapılmasına Dai̇r Kanunun 24. maddesiyle  6306 sayılı Afet Ri̇ski̇ Altindaki̇ Alanların Dönüştürülmesi̇ Hakkinda Kanun’un 7. maddesinin dokuzuncu fıkrası değiştirilmiştir.

Buna göre, Afet Ri̇ski̇ Altındaki̇ Alanların Dönüştürülmesi̇ Hakkında Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu;

a) Bu Kanun kapsamındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin emsal karar şudur:

T.C. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/1073 K. 2017/2674 T. 11.7.2017

Taşınmaz Üzerinde 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Kapsamında İnşa Edilen Yeni Yapıdaki Bağımsız Bölüm Satışından Kaynaklanan Tapu Harcı taşınmazın 6306 Sayılı Kanun Kapsamında Riskli Yapı Olması Sebebiyle Harçtan İstisnadır.

Yapılan Tahakkuk İşlemi Hukuka aykırıdır.

ÖZET :Dava, tapu harcının iptali ve iadesi istemine ilişkindir. Taşınmazın 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olması sebebiyle harçtan istisna olduğu anlaşıldığından, davaya konu tahakkuk

işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle “davanın kabulüne, davaya konu işlemin iptali ile ödenen tapu harcının davacıya iadesine” dair karar isabetlidir.

DAVA : Davacının maliki olduğu … Mahallesi, 1503 Ada, 14 Parsel’de bulunan taşınmaz üzerinde 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanları Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında inşa edilen yeni yapıdaki bağımsız bölüm satışından kaynaklanan ve 05/02/2016 tarih  ve 42350241 tahakkuk numaralı makbuz ile ödenen 6.000,00 TL tapu harcının iptali ve iadesi istemiyle açılan davanın; dava dosyasına ibraz edilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün 81446019/7575 Sayılı yazısından, taşınmazın 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olması sebebiyle harçtan istisna olduğu anlaşıldığından, davaya konu tahakkuk işleminde

hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ”davanın kabulüne, davaya konu işlemin iptali ile ödenen tapu harcının davacıya iadesine” dair 25/112016 gün ve E:2016/776; K:2016/2325 Sayılı İstanbul 13.Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerinde inşa edilerek hak sahibi malikler ile düzenlenecek sözleşme kapsamında verilecek konut ve işyerlerinin hak sahipleri adına tapuya tescilinde harç aranılmaması gerekmekle birlikte riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerine inşa edilecek konutların hak sahibi olarak malik dışında üçüncü kişilere satışı sebebiyle tapuda yapılacak işlemler ile söz konusu satış sebebiyle üçüncü kişilerle davacı şirket arasında düzenlenen sözleşmelere anılan kanun kapsamında harç istisnası uygulanmasının mümkün bulunmadığı iddialarıyla 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve 
davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.


TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin 02/02/2017 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

KARAR : Açıklanan sebeplerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 13.Vergi Mahkemesi’nin 25/11/2016 gün ve E:2016/776, K:2016/2325 Sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 11.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/903 K. 2017/2672 T. 11.7.2017

İSTEMİN ÖZETİ : Davacı tarafından, … Mahallesi,…. ada ….numaralı parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilen yeni yapının bağımsız bölümün devrinden kaynaklanan …. tarih, …. sayılı ve …. vergi kodu ile ödenen 14.000-TL tapu harcının iptali istemiyle açılan davanın; söz konusu taşınmazın 6306 Sayılı kanun kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nün ….numaralı yazısına istinaden “Riskli Yapı” olarak tespit edildiği, davacının 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun gereğince harçtan müstesna olduğu belirlenen taşınmazı ilk satış ile iktisap ettiği görüldüğü, davacı adına tahakkuk edip ödenen uyuşmazlık konusu harçlarda yasal isabet bulunmadığı ve iptali ile iadesi gerektiği gerekçesiyle ”dava konusu işlemin iptali ile davacının ödediği tapu harcının iadesine” dair 31/10/2016 gün ve E: 2016/1727; K:2016/2198 Sayılı İstanbul 5. Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, davacının ödenen tapu harcı ile ilgili herhangi bir talebi olmamasına rağmen,ihtirazi kayıtla beyan usulüne benzer bir uygulamayı hayata geçirdiği, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 57, 58 ve 64. maddeleri gereği yapılan işlemlerin yasal olduğu ve davanın reddi gerektiği iddialarıyla 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin 21/12/2016 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 5. Vergi Mahkemesi’nin 31/10/2016 gün ve E:2016/1727; K:2016/2198 Sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 11.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Dolayısıyla mahkemeler, artık, kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti dava yoluyla geri alabilirler.

Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti vergi hatası denilen kavram içerisinde değerlendirilebilecek bir husustur.

Bunun için 5 yıl içinde aşağıdaki belirteceğimiz yolla dava sürecini başlatmak mümkündür.

Peki nedir vergi hatası? Vergi hatası, vergi ile ilgili hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.

Süre Nedir? Vergi hatası iddiasıyla verilecek olan düzeltme talebini içeren dilekçe, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde verilebilir. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse, Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti 2014 yılında kesilmişse, zamanaşamı 01.01.2014 yılında başlar. 31.12.2019 tarihinde de sona erer. O halde 2014 yılında meydana gelen bir haksız ve yersiz alınan bir vergi için 31.12.2019 tarihine kadar vergi hatası müracaatı yapılabilir.


Bu işlemi üç aşamada yapılır. Birinci aşama, (buna itiraz aşaması diyebiliriz) vergi hatası düzeltme işlemi şahıs/şirket tarafından Vergi Dairesine teslim edilen yazılı bir dilekçe ile başlar.

Bu dilekçeye şu evraklar eklenmelidir:

a)    Vergi Tahsil Alındısı

b)    Tapu Fotokopisi

c)    Riskli Yapı Belgesi

d)    Riskli Yapı Muafiyet Belgesi

e)    Sözleşme Örneği

Bu dilekçede bir şekil noksanlığı olsa da, vergi hatasını düzeltme talebi geçersiz olmaz. Düzeltme talep dilekçeleri şahıs/şirket tarafından elden vergi dairesine verilebileceği gibi posta ile taahhütlü olarak da gönderilebilir. Postaya verildiği tarih müracaat tarihi olarak kabul edilir.

Müracaat sonucunda, Vergi Dairesince tereddüde imkan vermeyecek derecede açık bir vergi hatası tespit edilirse, Vergi dairesince vergi hatası kendiliğinden düzeltilebilir ve başvuran şahıs/şirket lehine kesilen vergi nakden iade edilebilir.

Düzeltme işlemi, uygun görülmeyen durumda ise red cevabı, başvuran şahıs/şirkete yazı ile tebliğ edilir. 60 gün içinde hiç bir şekilde cevap verilmemişse, bu durumda 60 günün sonunda başvuru red edilmiş sayılır. Böylece birinci aşama tamamlanmış olur.

İkinci aşamada (buna şikayet aşaması diyebiliriz), Vergi Dairesinin red cevabının tebliğ edildiği tarihten itibaren başvuran şahıs/şirketin şikayet yoluyla Maliye Bakanlığı’na yazılı olarak bir dilekçe ile müracaat etmesi gerekir.

Şikayet yoluyla düzeltme talebi üzerine Maliye Bakanlığı şahıs/şirketin düzeltme talebini değerlendirerek düzeltme yapılması gerektiği sonucuna ulaşırsa, düzeltme işlemlerinin yapılması için Vergi Dairesi’ne durumu yazı ile bildirir. Bu aşamada da başvuran şahıs/şirket lehine kesilen vergi nakden iade edilebilir.

Şikayet yoluyla düzeltme talebi, uygun görülmeyen durumda ise red cevabı, başvuran şahıs/şirkete yazı ile tebliğ edilir. 60 gün içinde hiçbir şekilde cevap verilmemiş ise, bu durumda 60 günün sonunda başvuru rededilmiş sayılır. Böylece ikinci aşama şikayet aşaması da tamamlanmış olur.

Üçüncü aşamada (buna dava aşaması diyebiliriz), Maliye Bakanlığı’nın red cevabının tebliğ edildiği tarihten itibaren şahıs/şirket, dava açma süresi olan 30 gün içinde bir dilekçe ile Vergi Mahkemesinde dava açması gerekir.

Yetkili ve görevli mahkeme, düzeltilmesi istenen ve haksız ve fazla kesilen Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretini tarh eden ve tahakkuk ettiren vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir. İstanbul’da İstanbul Vergi Mahkemeleri, Ankara’da Ankara Vergi Mahkemeleri, İzmir’de İzmir Vergi Mahkemeleri yetkili ve görevlidir.

Bu son aşamada da Vergi Mahkemesi, haksız, fazla ve yersiz kesilen vergide vergi hatası yapıldığına karar verirse, başvuran davacı şahıs/şirket lehine fazla ve yersiz kesilen vergi nakden yasal faiziyle birlikte iade edilir.

Av. Ahmet Can

Mail: ahmetcan@ahmetcan.av.tr

Kentsel Dönüşüm Sürecinde Yeniden İnşa Edilen Gayrimenkullerin Satışında Ödenen Tapu Harçları Noter Harcı, Belediyelerce Alınan Ücret Ve Harçlar, Veraset Ve İntikal Vergisi, Döner Sermaye Ücreti Ve Vergileri Dava Yoluyla Geri Alınabilir.


Kentsel Dönüşüm Sürecinde gayrimenkul alan tüketicilerden tapu harçları noter harcı, döner sermaye ücreti gibi bir çok harç ve ücret alınmaktadır. Halbuki, bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelerin yapılmasıdır. Zaten kanun, yönetmelikler de bir anlamda riskli yapıyı malik, kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olmaksızın kullananlara yardım ve teşvik etmek amacıyla çıkarılmıştır.   

Bu konuda bu teşvik ve yardım amacına uygun olarak 10 Aralık 2018 tarihinde yayımlanan 30621 No’lu Resmi Gazete’de yayımlanan 7153 Sayılı Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Deği̇şi̇kli̇k Yapılmasına Dai̇r Kanunun 24.maddesiyle 6306 sayılı Afet Ri̇ski̇ Altındaki Alanların Dönüştürülmesi̇ Hakkında Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrası değiştirilmiştir.

Buna göre, Afet Ri̇ski̇ Altındaki̇ Alanların Dönüştürülmesi̇ Hakkında Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu;

a) Bu Kanun kapsamındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin emsal karar şudur:

T.C. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/327 K. 2017/2689 T. 12.7.2017

ÖZET : Dava, taşınmazın satış işlemleri sebebiyle re’sen tarh edilen tapu harcı ile vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve Gecekondu Kanunu gereğince harçtan müstesna olduğu belirlenen inşaatların satışı sebebiyle davacı adına re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı tapu harcında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle “davanın kabulüne, davaya konu ihbarname içeriği vergi ziyaı cezalı tapu harcı tarhiyatının iptaline” dair yerel mahkeme kararı isabetlidir.

DAVA : …Ada … numaralı parsel … Blok, ….numaralı taşınmazın satış işlemleri sebebiyle re’sen tarh edilen 2014/1-12 dönemine dair ….numaralı ihbarname içeriği 7.722,77-TL tapu harcı ile 1.930,69-TL vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve Gecekondu Kanunu gereğince harçtan müstesna olduğu belirlenen inşaatların satışı sebebiyle davacı adına re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı tapu harcında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle ” davanın kabulüne, davaya konu ihbarname içeriği vergi ziyaı cezalı tapu harcı tarhiyatının iptaline” dair 12/12/2016 gün ve E:2016/1936; K:2016/2765 Sayılı İstanbul 3. Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, 775 Sayılı Kanun’un uygulamasında, gecekondu bölgesinde yer alan taşınmazların belediyelerce kamulaştırma ya da satın alma yoluyla edinilmiş olması ve bu alanda bulunan arsaların aynı Kanun’un 25. maddesinde belirtilen şartları taşıması gerektiği, kanunda belirtilen muafiyetin taşınmazın inşaasından önce arsa sahibi olan malikleri kapsadığı, 6306 Sayılı yasada yer alan muafiyetlerin yeni yapılan binadaki bağımsız bölümlerin hak sahibi malikler ile müteahhitler adına tapuya tescili ile son bulan dönüşüm sürecinden sonra hak sahibi malikler ile müteahhitler adına tescil edilmiş bulunan dairelerin satımına yönelik olmadığı, davacı tarafın 775 ve 6306 Sayılı Kanunların istisna ile ilgili hükümlerinden yararlandırılmasının mümkün olmaması sebebiyle yapılan işlemlerin yasal olduğu iddialarıyla 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti: Yöntem ve Yasaya uygun nitelik taşıyan Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı istinaf başvurusunun reddi gerektiği yolundadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

KARAR : Açıklanan sebeplerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 3. Vergi Mahkemesi’nin 12/12/2016 gün ve E:2016/1936; K:2016/2765 Sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 12.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C. İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 3. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/1023 K. 2017/978 T. 20.6.2017

ÖZET : Dava; 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı şerhi bulunan ve yıkılarak yeniden inşa edilen taşınmazın 3 numaralı bağımsız bölümünün davacı tarafından satın alınması sebebiyle ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünün, davacının 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olduğu tapu kaydına şerh verilen ve yeniden inşa edilen gayrimenkulünün ilk satış işleminin, Kanun’un 7. maddesindeki istisna hükmünden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun tespitine bağlı olduğu, kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 16/ç-1 maddesine göre, 6306 Sayılı Kanun kapsamında dönüşüme uğrayan binaların ilk satışına harç muafiyeti uygulanacağını düzenlemek suretiyle konuyu açıklığa kavuşturduğuna ve satıcı şirketin dönüşümden önce sahibi olduğu taşınmazı Yasa hükümleri doğrultusunda yeniden inşa ederek yine kendisi tarafından peyderpey de olsa yaptığı ilk satışın bakılmakta olan davaya konu edildiği ortada olduğuna göre, söz konusu satıcı tarafından gerçekleştirilen ilk satış işleminden davacı adına tarh ve tahsil edilen tapu harcında açıkça vergiden istisna edilmiş konudan vergi tahsil edilmiş bulunması nedeniyle, 213 Sayılı Kanun’un 118/3 maddesi kapsamında verginin mevzuunda hata yapıldığı sonucuna varıldığından, davacının ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yaptığı şikayet başvurusunun reddine dair davalı idare işleminde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesi ile kabulüne, kararın bozulmasına ve davanın kabulüyle davaya konu işlemin iptaline, davacıdan tahsil edilen harcın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi yapılan karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

İSTEMİN ÖZETİ : 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı şerhi bulunan ve yıkılarak yeniden inşa edilen İzmir İli, Konak İlçesi, … Mahallesi, ….pafta, …ada, …parselde kayıtlı taşınmazın … numaralı bağımsız bölümünün davacı tarafından satın alınması sebebiyle ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116,117,118,122 ve 124. maddelerine göre idareden düzeltilmesi talep edilebilecek vergi hataları, kendisinden düzeltme isteminde bulunan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin, anılan Kanunun 3. maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurmadan, ilk bakışta anlayabileceği açıklıktaki vergilendirme yanlışlıkları olduğu, uyuşmazlığın, davaya konu söz konusu bağımsız bölümün, davacı tarafından satın alınması sonucu tapuda yapılan devir işleminin, 6306 Sayılı yasa kapsamında uygulama işlemi sayılıp sayılmayacağı, söz konusu alım satım işleminin bu kanun uyarınca yapılan bir işlem olup olmadığı, tapu harcından istisna tutulup tutulmayacağı hususlarının tespitine bağlı olduğu, dolayısı ile davaya konu olayda, Yasada aranan şartların birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği hususları hukuki olarak irdelenmesi gerektiğinden, ancak süresinde; yapılan tarh ve tahakkuka karşı açılan davada ileri sürülebilecek ve incelenebilecek nitelikte olan hukuki bir sorunun, 213 Sayılı Kanun’un aradığı anlamda bir vergilendirme hatası olarak nitelendirilerek düzeltme ve şikayet başvurusuna konu edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, davaya konu düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair işlemde yasal isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davanın reddine dair olarak İzmir 1. Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 27/05/2016 gün ve E:2015/1293;K:2016/918 Sayılı karara yapılan itirazın, uyuşmazlığın çözümünün, davacının 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olduğu tapu kaydına şerh verilen ve yeniden inşa edilen gayrimenkulünün ilk satış işleminin, Kanun’un 7. maddesindeki istisna hükmünden yararlanıp yararlanamayacağı hususunun tespitine bağlıolduğu, kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 16/ç-1 maddesine göre, 6306 Sayılı Kanun kapsamında dönüşüme uğrayan binaların ilk satışına harç muafiyeti uygulanacağını düzenlemek suretiyle konuyu açıklığa kavuşturduğuna ve satıcı şirketin dönüşümden önce sahibi olduğu taşınmazı Yasa hükümleri doğrultusunda yeniden inşa ederek yine kendisi tarafından peyderpey de olsa yaptığı ilk satışın bakılmakta olan davaya konu edildiği ortada olduğuna göre, söz konusu satıcı tarafından gerçekleştirilen ilk satış işleminden davacı adına tarh ve tahsil edilen tapu harcında açıkça vergiden istisna edilmiş konudan vergi tahsil edilmiş bulunması nedeniyle, 213 Sayılı Kanun’un 118/3 maddesi kapsamında verginin mevzuunda hata yapıldığı sonucuna varıldığından, davacının ödene tapu harcının iadesi istemiyle yaptığı şikayet başvurusunun reddine dair davalı idare işleminde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesi ile kabulüne, kararın bozulmasına ve davanın kabulüyle davaya konu işlemin iptaline, davacıdan tahsil edilen harcın ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3.Vergi Dava Dairesinin 28/02/2017 gün ve E:2016/1264, K:2017/305 Sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54.maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3.Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü.

KARAR VE SONUÇ : Danıştay Dava Daireleri ile İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile Bölge İdare Mahkemesi’nin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmesi, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, bu maddede sayılan nedenlerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin reddine, 33,00-TL posta giderinden oluşan yargılama giderinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK’nun 333.maddesi uyarınca yatırana iadesine, 20.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C.İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/1845 K. 2017/2078 T. 31.5.2017

ÖZET : Dava, taşınmazın satın alınması nedeniyle re’sen tarh edilen ihbarname içeriği vergi ziyaı cezalı tapu harcının iptali istemine ilişkindir.

775 Sayılı Gecekondu Kanunu ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamında yapılan uygulama neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satış işlemlerinin istisna kapsamında olması nedeniyle bu durum dikkate alınmaksızın tarh edilen vergi ziyaı cezalı tapu harcında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.

DAVA : İSTEMİN ÖZETİ : İstanbul …., ….Mah. ..Ada ….no.lu parselde kayıtlı taşınmazın satın alınması nedeniyle re’sen tarh edilen 2014/1-12 dönemine ilişkin …. numaralı ihbarname içeriği vergi ziyaı cezalı tapu harcının iptali istemiyle açılan davanın; 775 Sayılı Gecekondu Kanunu, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği birlikte değerlendirildiğinde; 775 ve 6306 Sayılı Kanun kapsamında yapılan uygulama neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satış işlemlerinin istisna kapsamında olması nedeniyle bu durum dikkate alınmaksızın tarh edilen vergi ziyaı cezalı tapu harcında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne ilişkin 30/12/2016 gün ve E:2016/2414; K:2016/2787 sayılı İstanbul 9. Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, davacı adına salınan dava konusu vergi ziyaı cezalı tapu harcının; kentsel dönüşüm uygulaması çerçevesinde yıkılıp yeniden yapılan yapı kapsamında oluşan bağımsız bölümlerden bir veya birkaçını satın alan üçüncü kişilerin 6306 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği, kentsel dönüşüm kapsamında yapılıp bağımsız bölüm olarak tapuya tescil edilen gayrimenkulün üçüncü kişilere satışında tapu harcı hesaplanması gerektiği, davacının 775 ve 6306 Sayılı Kanunların istisna ile ilgili hükümlerinden yararlandırılmasının mümkün olmadığı iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Yöntem ve Yasaya uygun nitelik taşıyan Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı istinaf başvurusunun reddi gerektiği yolundadır.

Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin 17/02/2017 tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

KARAR: Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 9. Vergi Mahkemesi Hakimliği’nin 30/12/2016 gün ve E:2016/2414; K:2016/2787 sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 31.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/598 K. 2017/581 T. 21.3.2017

ÖZET : Dava, davacının mülkiyetine aldığı taşınmaz nedeniyle bilahare davacı adına tarh edilerek kesilen vergi ziyaı cezası ile birlikte kendisine tebliğ edilen tapu harcının ve vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. Davacının taşınmazı mülkiyetine aldığı, bu işleme yönelik olarak davacı hakkında bilahare tapu harcı tarhiyatı yapıldığı ve vergi ziyaı cezası kesildiği, davacının taşınmaz edindiği bölgenin kentsel dönüşüm projesi kapsamında olduğu ve taşınmazın bu kapsamda inşa edilerek teslim edildiği anlaşılmış olup taşınmaza ilişkin olarak ilgili yasalarda yer alan istisna hükümleri gereği tapu harcı alınması mümkün olmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararda kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığından ve ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden uyarınca istinaf başvurusunun reddi gerekir.

DAVA : Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin 23/01/2017 tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İSTEMİN ÖZETİ : Davacının mülkiyetini aldığı ….Ada … Parsel ….Blok ….No’lu taşınmaz nedeniyle tarh edilen 6.367,33 TL tapu harcı ve buna ilişkin kesilen 1.591,88 TL vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle açılan davanın; 775 Sayılı Gecekondu Kanununun 33. maddesinde “Bu kanun hükümlerine dayanılarak yapılan ivazlı veya ivazsız devir, temlik, kamulaştırma, alım, satım, kira, geri alma, geri verme, ifraz, tevhit, tescil, cins değişikliği, rehin tesis ve terkini, ıslah, değişiklik, onarım, inşa ve ikmal gibi her türlü işlemler, sözleşmeler, beyannameler ve benzerleri, tasarruf bonosundan ve her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır” hükmü yer aldığı, davacının satın aldığı söz konusu taşınmaza ilişkin olarak ilgili yasalarda yer alan istisna hükümleri gereği tapu harcı alınması mümkün olmadığı gerekçesiyle kabulüne ilişkin 21/12/2016 günlü E:2016/2545, K:2016/2768 sayılı İstanbul 5. Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı Davacının bahse konu taşınmazı devralmasının Gecekondu Kanunu ve Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi hakkında Kanun kapsamında olmadığı, bu bağlamda istisnadan yararlanmasının mümkün bulunmadığı iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Yöntem ve Yasaya uygun nitelik taşıyan Vergi Mahkemesi kararına yönelik davacı itirazının reddi, anılan kararın onanması gerektiği yolundadır.

KARAR: Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 5. Vergi Mahkemesinin 21/12/2016 günlü, E:2016/2545, K:2016/2768 sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 21.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C. İSTANBUL 5. VERGİ MAHKEMESİ

ESAS NO: 2016/2545 KARAR NO: 2016/2768 KARAR TARİHİ: 21.12.2016

DAVANIN ÖZETİ : Davacının mülkiyetini aldığı ..Ada ..Parsel ..Blok ..No’lu taşınmaz nedeniyle tarh edilen 6.367,33 TL tapu harcı ve buna ilişkin kesilen 1.591,88 TL vergi ziyaı cezasının, davacının söz konusu taşınmazı mülkiyetine almasının 775 Gecekondu Kanunu ve 6306 Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca tapu harçlarından istisna olduğu gerekçesiyle hukuka aykırı olduğu iddia edilerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının bahse konu taşınmazı devralmasının Gecekondu Kanunu ve Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi hakkında Kanun kapsamında olmadığı, bu bağlamda istisnadan yararlanmasının mümkün bulunmadığı savunularak davanın reddi istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul 5. Vergi Mahkemesi Hakimliğince dava dosyası incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, davacının mülkiyetine aldığı ….Ada ….Parsel …. Blok …. No’lu taşınmaz nedeniyle bilahare davacı adına tarh edilerek kesilen vergi ziyaı cezası ile birlikte kendisine tebliğ edilen tapu harcının ve vergi ziyaı cezasının kaldırılması talebiyle açılmıştır.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 57. maddesinde, Tapu ve Kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı ( 4 ) sayılı tarifede yazılı olanlar, tapu ve kadastro harçlarına tabi olacağı; ( 4 ) sayılı tarifenin 20 ( a ) fıkrasında ise, Gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği, hükümleri yer almaktadır.

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 7/9. maddesine göre; Bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır, hükmü yer almaktadır.

775 Sayılı Gecekondu Kanununun 33. maddesinde “Bu kanun hükümlerine dayanılarak yapılan ivazlı veya ivazsız devir, temlik, kamulaştırma, alım, satım, kira, geri alma, geri verme, ifraz, tevhit, tescil, cins değişikliği, rehin tesis ve terkini, ıslah, değişiklik, onarım, inşa ve ikmal gibi her türlü işlemler, sözleşmeler, beyannameler ve benzerleri, tasarruf bonosundan ve her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır” hükmü yer almaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden davacının ….Ada …. Parsel …. Blok ….No’lu taşınmazı mülkiyetine aldığı, bu işleme yönelik olarak davacı hakkında bilahare tapu harcı tarhiyatı yapıldığı ve vergi ziyaı cezası kesildiği, davacının taşınmaz edindiği bölgenin kentsel dönüşüm projesi kapsamında olduğu ve taşınmazın bu kapsamda inşa edilerek teslim edildiği anlaşılmıştır.

Davacının satın aldığı söz konusu taşınmaza ilişkin olarak ilgili yasalarda yer alan istisna hükümleri gereği tapu harcı alınması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne; dava konusu tapu harcı ve vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan 88,50 TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1000,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, bu kararın tebliğinden itibaren 30 gün içersinde İstanbul Bölge idare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, 21.12.2016 tarihinde karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2016/2321 K. 2017/5 T. 5.1.2017

ÖZET : Dava, tapuda riskli yapı şerhi bulunan taşınmazı yıkıp yeniden yaptıktan sonra 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır şerhi bulunan bağımsız bölümün satış işlemi nedeniyle davacı tarafından ihtirazi kayıtla ödenen tapu harcının kaldırılması ve iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

6306 Sayılı Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı devri ve tescili işlemlerinin de tapu harcından muaf olduğu düzenlenmiş olduğundan; riskli yapıdır şerhi bulunan bağımsız bölümün ilk satışı işlemi olduğu sabit olduğundan mevzuat uyarınca davacıdan tapu harcı tahsiline ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından davacı itirazının kabulü ile kararın bozulmasına, davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

İSTEMİN ÖZETİ : Davacı şirketin, Tapu sicilinde “6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır” şerhi bulunan …..İli, …..İlçesi, ….Mahallesi sınırları içerisindeki …pafta, …ada, ….parselde kayıtlı “… Apartmanı”nı yıkıp yeniden yaptıktan sonra 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır şerhi bulunan …numaralı bağımsız bölümün satış işlemi nedeniyle davacı tarafından ihtirazi kayıtla ödenen 25.000,00-TL tapu harcının kaldırılması ve ödeme tarihinden işletilecek yasal faizi ile tarafına iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, İstanbul 14. Vergi Mahkemesince özetle; Bakılan uyuşmazlığın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Uygulama Yönetmeliğinin birlikte değerlendirilmesinde, yeni yapıların ilk satışının tapu harcından muaf olup olmadığı noktasından doğduğu, mevzuatın incelenmesinden ise 6306 sayılı kanun kapsamındaki riskli yapıların bu muafiyetten yararlanabileceklerinin anlaşıldığı, dava konusu olayda ise alım-satıma konu yapının “riskli yapı” olmayıp aksine riskli yapı yıkılarak yeni inşa edilen bir binadaki bağımsız bölüm alım-satım işlemi olduğundan, söz konusu alım-satım işlemi için 6306 sayılı Kanun kapsamında tapu harcı istisnasının söz konusu olamayacağından, davacıdan tahsil edilen tapu harcında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle verilen ”davanın reddine” ilişkin 19/04/2016 günlü E:2015/1245; K:2016/995 sayılı kararın; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun uyarınca yapılan devir işleminin her türlü harçtan muaf olduğu, söz konusu harcın ihtirazi kayıtla ödendiği, 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinin 16/9. maddesinde 25.7.2014 tarihinde yapılan değişiklikle kanun kapsamında yapılan yeni yapıların ilk satışının da harçtan muaf olduğu belirtildiğinden, taşınmazın ilk satışının Mehmet ÖZKAN’a yapıldığından tapu harcı alınmasının hukuka aykırı olduğu davacı tarafından ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45.maddesi uyarınca bozulmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi isteminden ibarettir.

DAVALI SAVUNMASININ ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.

Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile davacının 13.07.2016 tarihli itiraz dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü kanunu uyarınca birlikte incelenerek işin gereği görüşüldü:

KARAR : İtiraz; Davacı şirketin, Tapu sicilinde “6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır” şerhi bulunan İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, …Mahallesi sınırları içerisindeki ..pafta, ..ada, ..parselde kayıtlı “.. Apartmanı”nı yıkıp yeniden yaptıktan sonra 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır şerhi bulunan ..numaralı bağımsız bölümün satış işlemi nedeniyle davacı tarafından ihtirazi kayıtla ödenen 25.000,00-TL tapu harcının kaldırılması ve ödeme tarihinden işletilecek yasal faizi ile tarafına iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, İstanbul 14. Vergi Mahkemesince verilen ”davanın reddine” ilişkin 19/04/2016 günlü E:2015/1245; K:2016/995 sayılı kararın, istemin özetinde yazılı iddialarla davacı tarafından bozulması istemine ilişkindir.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 57. maddesinde; ” Tapu ve Kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı ( 4 ) sayılı tarifede yazılı olanlar, tapu ve kadastro harçlarına tabidir.” hükmü yer almış, ( 4 ) sayılı tarifenin 20 ( a ) fıkrasında ise, Gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği hükme bağlanmıştır, Bu durumda gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabının harca tabi olduğu açıktır.

Ancak, 6306 Sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki” Kanunun 7/9. maddesi ile “Bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır.” şeklinde hüküm getirilerek 6306 sayılı Yasa kapsamındaki iş ve işlemler için özel bir yasal düzenleme yapılmıştır.

6306 Sayılı Yasanın uygulaması sırasındaki bazı tereddütlerin giderilmesi bakımından da Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin16/9-1. Maddesinde ve Kanunun amacına uyacak şekilde yapılan 25.07.2016 tarihli değişikle ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı devri ve tescili işlemlerinin de tapu harcından muaf olduğu vurgulanarak konuya açıklık getirilmiş bulunmaktadır.

Bakılan uyuşmazlıkta, satışa konu bağımsız bölümün 6306 Sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki” Kanuna göre Tapu sicilinde “6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır” şerhi bulunan İstanbul İli, ….İlçesi, …..Mahallesi sınırları içerisindeki …. pafta, …. ada, …. parselde kayıtlı “….. Apartmanı”nı yıkılıp yeniden yapıldıktan sonra 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapıdır şerhi bulunan ….numaralı bağımsız bölümün ilk satışı işlemi olduğu sabit olduğundan yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca davacıdan tapu harcı tahsiline ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından davacı itirazının kabulü gerekmiştir.

KARAR: Açıklanan nedenlerle davacı itirazının KABULÜNE, itiraza konu İstanbul 14. Vergi Mahkemesinin 19/04/2016 günlü, E:2015/1245; K:2016/995 sayılı kararının BOZULMASINA, davanın KABULÜNE, davacı tarafından ödenen tapu harcının ödeme tarihinden hesaplanacak yasal faizi ile davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü gösterilen dava ve itiraz aşamasına ilişkin toplam 206,60 TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 990,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde Mahkememizde karar düzeltme yolu açık olduğuna, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 05.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/1073 K. 2017/2674 T. 11.7.2017

ÖZET :Dava, tapu harcının iptali ve iadesi istemine ilişkindir. Taşınmazın 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olması sebebiyle harçtan istisna olduğu anlaşıldığından, davaya konu tahakkuk

işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle “davanın kabulüne, davaya konu işlemin iptali ile ödenen tapu harcının davacıya iadesine” dair karar isabetlidir.

DAVA : Davacının maliki olduğu … Mahallesi, ..Ada, ..Parsel’de bulunan taşınmaz üzerinde 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanları Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında inşa edilen yeni yapıdaki bağımsız bölüm satışından kaynaklanan ve 05/02/2016 tarih  ve ..tahakkuk numaralı makbuz ile ödenen 6.000,00 TL tapu harcının iptali ve iadesi istemiyle açılan davanın; dava dosyasına ibraz edilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün …/. Sayılı yazısından, taşınmazın 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olması sebebiyle harçtan istisna olduğu anlaşıldığından, davaya konu tahakkuk işleminde

hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ”davanın kabulüne, davaya konu işlemin iptali ile ödenen tapu harcının davacıya iadesine” dair 25/112016 gün ve E:2016/776; K:2016/2325 Sayılı İstanbul 13.Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, 6306 Sayılı kanun kapsamında riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerinde inşa edilerek hak sahibi malikler ile düzenlenecek sözleşme kapsamında verilecek konut ve işyerlerinin hak sahipleri adına tapuya tescilinde harç aranılmaması gerekmekle birlikte riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerine inşa edilecek konutların hak sahibi olarak malik dışında üçüncü kişilere satışı sebebiyle tapuda yapılacak işlemler ile söz konusu satış sebebiyle üçüncü kişilerle davacı şirket arasında düzenlenen sözleşmelere anılan kanun kapsamında harç istisnası uygulanmasının mümkün bulunmadığı iddialarıyla 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve

davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin 02/02/2017 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

KARAR : Açıklanan sebeplerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 13.Vergi Mahkemesi’nin 25/11/2016 gün ve E:2016/776, K:2016/2325 Sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 11.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kentsel Dönüşümde noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretinin iadesine ilişkin bir diğer emsal karar şudur:

T.C. İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 5. VERGİ DAVA DAİRESİ

E. 2017/903 K. 2017/2672 T. 11.7.2017

İSTEMİN ÖZETİ : Davacı tarafından, … Mahallesi,…. ada ….numaralı parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilen yeni yapının bağımsız bölümün devrinden kaynaklanan …. tarih, …. sayılı ve …. vergi kodu ile ödenen 14.000-TL tapu harcının iptali istemiyle açılan davanın; söz konusu taşınmazın 6306 Sayılı kanun kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nün ….numaralı yazısına istinaden “Riskli Yapı” olarak tespit edildiği, davacının 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun gereğince harçtan müstesna olduğu belirlenen taşınmazı ilk satış ile iktisap ettiği görüldüğü, davacı adına tahakkuk edip ödenen uyuşmazlık konusu harçlarda yasal isabet bulunmadığı ve iptali ile iadesi gerektiği gerekçesiyle ”dava konusu işlemin iptali ile davacının ödediği tapu harcının iadesine” dair 31/10/2016 gün ve E: 2016/1727; K:2016/2198 Sayılı İstanbul 5. Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı, davacının ödenen tapu harcı ile ilgili herhangi bir talebi olmamasına rağmen,ihtirazi kayıtla beyan usulüne benzer bir uygulamayı hayata geçirdiği, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 57, 58 ve 64. maddeleri gereği yapılan işlemlerin yasal olduğu ve davanın reddi gerektiği iddialarıyla 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasında ki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin 21/12/2016 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 Sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

KARAR: Açıklanan sebeplerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 5. Vergi Mahkemesi’nin 31/10/2016 gün ve E:2016/1727; K:2016/2198 Sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 33,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 11.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bundan sonra ne yapmak gerekir?

Bu kararlarda da görüldüğü üzere artık, kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti dava yoluyla geri alabilirler.

Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti vergi hatası denilen kavram içerisinde değerlendirilebilecek bir husustur.

Bunun için 5 yıl içinde aşağıdaki belirteceğimiz yolla dava sürecini başlatmak mümkündür.

Peki nedir vergi hatası? Vergi hatası, vergi ile ilgili hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.

Zamanaşımı Süresi Nedir? Ne zaman sona erer?  Vergi hatası iddiasıyla verilecek olan düzeltme talebini içeren dilekçe, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde verilebilir. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse, Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti 2014 yılında kesilmişse, zaman aşamı 01.01.2014 yılında başlar. 31.12.2019 tarihinde de sona erer. O halde 2014 yılında meydana gelen bir haksız ve yersiz alınan bir vergi için 31.12.2019 tarihine kadar vergi hatası müracaatı yapılabilir.

Vergi hatası iddiasıyla verilecek olan düzeltme talebini içeren dilekçe, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde verilebilir. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse, Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti 2014 yılında kesilmişse, zaman aşamı 01.01.2014 yılında başlar. 31.12.2019 tarihinde de sona erer. O halde 2014 yılında meydana gelen bir haksız ve yersiz alınan bir vergi için 31.12.2019 tarihine kadar vergi hatası müracaatı yapılabilir.

Bu işlemi üç aşamada yapılır.

Birinci aşama, (buna itiraz aşaması diyebiliriz) vergi hatası düzeltme işlemi şahıs/şirket tarafından Vergi Dairesine teslim edilen yazılı bir dilekçe ile başlar.

Bu dilekçeye şu evraklar eklenmelidir:

a)    Vergi Tahsil Alındısı

b)    Tapu Fotokopisi

c)    Riskli Yapı Belgesi

d)    Riskli Yapı Muafiyet Belgesi

e)    Sözleşme Örneği

Bu dilekçede bir şekil noksanlığı olsa da, vergi hatasını düzeltme talebi geçersiz olmaz. Düzeltme talep dilekçeleri şahıs/şirket tarafından elden vergi dairesine verilebileceği gibi posta ile taahhütlü olarak da gönderilebilir. Postaya verildiği tarih müracaat tarihi olarak kabul edilir.

Müracaat sonucunda, Vergi Dairesince tereddüde imkan vermeyecek derecede açık bir vergi hatası tespit edilirse, Vergi dairesince vergi hatası kendiliğinden düzeltilebilir ve başvuran şahıs/şirket lehine kesilen vergi nakden iade edilebilir.

Düzeltme işlemi, uygun görülmeyen durumda ise red cevabı, başvuran şahıs/şirkete yazı ile tebliğ edilir. 60 gün içinde hiç bir şekilde cevap verilmemişse, bu durumda 60 günün sonunda başvuru red edilmiş sayılır. Böylece birinci aşama tamamlanmış olur.

İkinci aşamada (buna şikayet aşaması diyebiliriz), Vergi Dairesinin red cevabının tebliğ edildiği tarihten itibaren başvuran şahıs/şirketin şikayet yoluyla Maliye Bakanlığı’na yazılı olarak bir dilekçe ile müracaat etmesi gerekir.

Şikayet yoluyla düzeltme talebi üzerine Maliye Bakanlığı şahıs/şirketin düzeltme talebini değerlendirerek düzeltme yapılması gerektiği sonucuna ulaşırsa, düzeltme işlemlerinin yapılması için Vergi Dairesi’ne durumu yazı ile bildirir. Bu aşamada da başvuran şahıs/şirket lehine kesilen vergi nakden iade edilebilir.

Şikayet yoluyla düzeltme talebi, uygun görülmeyen durumda ise red cevabı, başvuran şahıs/şirkete yazı ile tebliğ edilir. 60 gün içinde hiçbir şekilde cevap verilmemiş ise, bu durumda 60 günün sonunda başvuru reddedilmiş sayılır. Böylece ikinci aşama şikayet aşaması da tamamlanmış olur.

Üçüncü aşamada (buna dava aşaması diyebiliriz), Maliye Bakanlığı’nın red cevabının tebliğ edildiği tarihten itibaren şahıs/şirket, dava açma süresi olan 30 gün içinde bir dilekçe ile Vergi Mahkemesinde dava açması gerekir.

Yetkili ve görevli mahkeme, düzeltilmesi istenen ve haksız ve fazla kesilen Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretini tarh eden ve tahakkuk ettiren vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir. İstanbul’da İstanbul Vergi Mahkemeleri, Ankara’da Ankara Vergi Mahkemeleri, İzmir’de İzmir Vergi Mahkemeleri yetkili ve görevlidir.

Bu son aşamada da Vergi Mahkemesi, haksız, fazla ve yersiz kesilen vergide vergi hatası yapıldığına karar verirse, başvuran davacı şahıs/şirket lehine fazla ve yersiz kesilen vergi nakden yasal faiziyle birlikte iade edilir.


Av. Ahmet Can

Mail: ahmetcan@ahmetcan.av.tr

İletişim Sayfamız: