Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Davası arşivleri • Can Hukuk Bürosu

Etiket: Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Davası

Sürücü Yüzde Yüz Kusurlu Olsa Bile Mirasçıları Sigortadan Maddi Tazminat Talep Edebilir

Trafik kazasında vefat eden araç işleteni/sürücüsü yüzde yüz tam kusurlu olsa bile ölenin mirasçıları destekten yoksun kalan sıfatıyla, desteğin kendi zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketini hasım göstererek, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.

“Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı …, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı … şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir.”
 
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu         

2017/1089 E.    

2019/294 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.02.2013 tarihli ve 2012/365 E., 2013/83 K. sayılı karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 29.05.2014 tarihli ve 2013/9072 E., 2014/8675 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı vekili, müvekkilinin eşinin, davalıya trafik sigortalı aracın sürücüsü iken kusurlu hareketi ile meydana kaza sonucu vefat ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000’er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının desteğinin tam kusurlu olduğu, davacıların ölenin mirasçısı olup 3. kişi olmadıkları, bu nedenle davacıların destekten yoksun kalma zararını davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. Maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd).
Kanun koyucu, 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanununda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde:
“Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler.”
hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi de, 2918 sayılı KTK.’nun 92/b maddesinde yer alan “İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından sadece, tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.
Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış, böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E, 2011/411 K sayılı ilamında, mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında da, Kanunun kapsam dışılığı düzenleyen 92. maddesinde, araç şoförünün desteğinden yoksun kalanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilecekleri kabul edilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatı, BK.’nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.” şeklinde hükme bağlanmıştır.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Şu hale göre; araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.
Sigortalı araç sürücüsünün yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da uyuşmazlık konusu değildir.
Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.
Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı …, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı … şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK’nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK’nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar, …nun 16.1.2013 gün ve 2013/17-1491 Esas 2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca)
O halde mahkemece, davacıların kazada hayatını kaybeden araç işleteninin desteğinden yoksun kalıp kalmadıkları değerlendirilerek, destekten yoksun kaldıklarının kabulü halinde davalı … karşısında 3. kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.…”
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; müvekkillerinin desteği Selim Gümüş’ün işleteni- sürücüsü olduğu, davalı şirkete zorunlu trafik sigortası ile sigortalı olan araçla seyir hâlindeyken önünde aynı şeritte yol alan bir dolmuş ile karşı şeritte yol alan iki aracın daha karışmış olduğu kazada hayatını kaybettiğini, yapılan soruşturma sonucunda tüm kusurun müvekkilin eşi müteveffa Selim Gümüş’e ait olduğunun belirlendiğini, davacıların destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla bu davayı açtıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı 5.000’er TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 22.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; kazanın sürücü olan işletenin tam kusuruyla meydana geldiğini ve talebin poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacıların desteğinin kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davacıların ölenin mirasçısı olup üçüncü kişi olmadıkları, destekten yoksun kalma zararının davalıdan talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; çok taraflı trafik kazasında hayatını kaybeden ve kazanın meydana gelmesinde %100 (tam) kusurlu sürücü olan işleten yakınlarının aracın kendi sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyecekleri, burada varılacak sonuca göre mahkemece davanın reddine dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin hukuki kavram ve kurumlar ile ilgili mevzuatın irdelenmesinde yarar vardır:
İşleten ve araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 85. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddede:
“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.
İşletilme hâlinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.
İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.
İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.”
hükmü yer almaktadır.
Özellikle endüstri devrimiyle birlikte ortaya çıkan teknik buluşlar ve makineleşme zarar tehlikesini arttırmış ve artan bu zarar tehlikesini önlemek için kusura dayanan sorumluluğun her zaman yeterli olmayacağı öngörülerek tehlikeli faaliyette bulunanların sebep oldukları zararları gidermesi kabul edilmiştir (E.Fikret: …e, s. 449 vd.).
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ( Eren, F: Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Kılıçoğlu, A: Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de bu husus kabul edilmektedir ( Ünan, S: “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180).
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla birlikte, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91.maddede düzenlenen sorumluluğunun ise, sözleşmeye dayalı bir sorumluluk olduğu tartışmasızdır.
Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan hâller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan (14.04.2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile getirilen değişiklikten önceki hâli ile) “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde:
“Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler.”
hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan hâller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan ilki, 2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesinde yer alan “İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu olan işletenin ve dolayısiyle eylemlerinden sorumlu olduğu sürücünün eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları ZMSS kapsamı dışına çıkarmıştır.
Şu hâliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise, sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, gerek işletenin gerekse eylemlerinden sorumlu olduğu araç sürücüsünün; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları hâlinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 tarihli ve 2011/17-142 E, 2011/411 K. ile 22.02.2011 tarihli ve 2011/17-787 E., 2012/92 K. sayılı ilâmlarında; mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün ve işletenin mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında da, Kanunun kapsam dışılığı düzenleyen 92. maddesinde, işletenin ve araç şoförünün desteğinden yoksun kalanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilecekleri benimsenmiştir.
Öte yandan, 2918 sayılı Kanunun 92/a maddesinde yer alan “İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hükmü üzerinde de durulmalıdır.
Vurgulamakta yarar vardır ki, bu hüküm işletenin eyleminden sorumlu olduğu kişilere yönelik kendi zararına dayalı talepleri noktasında önem arz etmektedir. Salt sigorta şirketinin dava edildiği ve üçüncü kişinin zararının söz konusu olduğu durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı açıktır.
Eldeki davada, işletenin kendisine ait aracı sevk ve idare ettiği sırada tam kusuruyla meydana gelen kazada ölümü sonucu onun desteğinden yoksun kalınması davanın sebebini teşkil etmekte; işletenin yakınları işletenin kendi sigortacısı olan davalı … şirketinden zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemektedir.
Hemen burada destekten yoksun kalma tazminatının hukuki niteliği üzerinde de durulmalıdır:
Destekten yoksun kalma tazminatı, 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.” şeklinde hükme bağlanmıştır.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK’nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.1982 tarihli, 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.03.1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de:
“Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu”
hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.- 2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu hâlde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK’nın 15.06.2011 tarihli ve 2011/17-142 E. 411 K. sayılı ilamı).
Bunun yanı sıra davacıların açıklanan sıfatı ve hukuki konumları karşısında, davacılar üzerinde doğan zararın niteliği de belirlenmelidir:
Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; işletenin ve sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte işleten ve sürücü üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın işletenin ve dolayısıyla sürücünün kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan işletenin ve sürücünün zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. İşletenin ve sürücünün ölümü, zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.
Bir başka anlatımla; destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp an doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır. Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır ( Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.06.2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Tekinay, s.64 vd.; Tunçomağ, s.506; M.Ş. Karabasan: Tazminat Hukuku, İstanbul 1996, s.249; Gökyayla: s.45 vd; Tandoğan, s.299; M. Kılıçoğlu: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, Ankara 2014, s.25; Eren, s.775, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 tarihli ve 2011/17-142 E., 2011/17-411 K. ile 20.04.2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K. sayılı kararları).
Hâl böyle olunca; aracı kullanan işletenin tam kusuruyla meydana gelen kazada, işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil, üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir.
Burada üzerinde durulması gereken diğer bir husus da; tam kusurlu olduğu kabul edilen işletenin bu kusurunun, işletenin kendi zorunlu trafik sigortacısı aleyhine açılan davanın davacıları olan, üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğidir.
Bilindiği üzere, kural olarak zarar gören, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41.maddesine göre sürücüye, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesi hükmünce de motorlu araç işletenine karşı dava açabilecektir. Sürücü ile araç işletenin sorumluluğu BK md 51 anlamında dayanışmalıdır.
Kural bu olmakla birlikte, dava açanların sıfatı, davanın hukuksal niteliği ve dayanağı, kusur durumunun davaya etkisinin belirlenmesinde etkilidir.
Eldeki davada da talep destekten yoksun kalma tazminatı olduğuna göre, bu tazminatın yukarıda açıklanan özellikleri gözetilerek işletenin ve sürücünün kusurunun davacıların haklarına ve dolayısıyla da taleplerine etkili olup olmayacağı da davanın bu niteliği gözetilerek çözüme kavuşturulmalıdır.
Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Şu hâle göre; işletenin ve şoförün, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğinden, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.
Eldeki davada da; kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olan davacıların işleten/sürücü olan destekleri vefat etmiş; davacılar, destekten yoksun kalan sıfatıyla, desteğin kendi zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya oluşan, asli ve bağımsız bir haktır.
Sonuç itibariyle:
Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı …, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı … şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında Karayolları Trafik Kanunu’na göre düzenlenen ZMMS poliçesine istinaden davalı … şirketinin zarar görenlere karşı sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve gerçek zararla sınırlı olarak poliçe limitlerine kadar olduğu, sigortalı araç sürücüsünün halefi durumunda olan davacıların desteklerinin ölümü nedeniyle davalı … şirketine karşı destekten yoksun kalan üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceklerini, davacıların esasen mirasçıları olmaları nedeni ile söz konusu poliçeye istinaden hak talep ettikleri, işletenin hukuki sorumluluğunun tehlike sorumluluğu olduğu, tehlike sorumluluğunun da mevcudiyeti için illiyet bağının mevcudiyetinin şart olduğu, zorunlu trafik sigortasının işletenin sorumluluğunu üstlendiği, işletenin sorumlu olmadığı bir konuda aracın sigorta şirketine de başvurulamayacağı, zarar gören sürücünün tam ve ağır kusurlu olduğu hâllerde davacıların zarar gören sürücünün ölümüne dayalı tazminat istediklerinin bu kişinin ağır kusuru illiyet bağını kestiğinden, işletenin kendi ölümü nedeni ile davalı … şirketinin sorumlu tutulması da düşünülemeyeceğinden yerel mahkeme kararının onanması gerektiği yönünde ileri sürülen görüşler Kurul çoğunluğunca yukarıda açıklanan nedenlerle kabul edilmemiştir.
O hâlde mahkemece; davacıların davalı … karşısında üçüncü kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek davacıların destekten yoksun kalma zararının bulunup bulunmadığı usulünce tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3’üncü maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429’uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.03.2019 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.  

Genel

Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Davası

T.C.

İSTANBUL

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/479

KARAR NO : 2018/679

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 18/07/2012

KARAR TARİHİ : 24/05/2018

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA /

Davacı vekili dilekçesinde özetle; 24.06.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin babası … ve annesi …’nin vefat ettiğini, müvekkilinin işgücü eksikliğine uğradığını ve vücut bütünlüğünün bozulduğunu, uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi gerektiğini, davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya dair hakların saklı kalması kaydı ile şimdilik toplam 3.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp müvekkiline ödenmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH /

Davacı vekilince verilen ıslah dilekçesinde; babasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatını 11.855,87 TL, annesinden kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatını 13.290,43 TL, İş görememezlik kaynaklı tazminat alacağını da 102.611,31 TL olarak değiştirmiştir.

CEVAP /

Davalı … vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazaya karışan … plakalı aracın 24.09.2011-2012 döneminde zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, sakatlıkta kişi başına 200.000,00 TL maddi tazminat tavanı ile sorumlu olduğunu, davacının reşit olduğunu destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceğini, SGK’dan tazminat alıp almadığının belirlenmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine, dava açılmasına sebebiyet verilmediği için aleyhine masraf, faiz ve avukatlık ücretine hükmolunmamasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … vekili dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin idari yargı olduğunu, kaza mahallinde trafik işaretlerinin bulunduğunu, belirtilen güzergayta teknik problemler ya da sürücünün dikkatsizliği olmadığı sürece kaza yapmayı gerektiren bir durum olmadığını, müvekkili idarenin bu kazada kusurunun bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren aracın kusurunun bulunduğunu, bu nedenlerle davanın görev ve esasdan reddi ile masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … Otomotiv firma vekili dilekçesinde özetle; Aracı kiralayan olduğunu, kusuru bulunmadığını, sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun ruhsat sahibinde olduğunu, müvekkili şirketin sadece aracın kiralanmasında aracı olduğunu, bu nedenlerle haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı … vekili dilekçesinde özetle; aracın maliki olduğunu, trafik kazasından dolayı bir kusuru bulunmadığını, aracın 2011 model kazasız ve hasarsız bir araç olduğunu, aracın davalı … Otomotiv’e 1 yıllığına kiralandığını, davalı şirketin aracı almadan önce hasarı olup olmadığı yönünde teste tabi tuttuğunu, müvekkilinin madur olduğunu, aracının pert olduğunu, davacı tarafın iddialarını ispat etmesi gerektiğini, manevi tazminatın çok fahiş olup kabul edilebilir düzeyde olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLER /

1-Kaza tespit tutanağı, hasar dosyası,

2-Tedavi evrakları,

3-Bilirkişi incelemesi,

GEREKÇE /

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

Mahkememizin 2014/457 esas, 2016/744 karar, 26/10/2016 tarihli kararında: “Dosyada bulunan belgelerden 24/06/2012 tarihinde …’nin kullandığı … plakalı otomobille direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkarak takla atması neticesinde tek taraflı ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında davacının annesi ve babasının hayatını yitirdiği ve davacının da kaza nedeni ile işgücü kaybına uğradığı anlaşılmıştır. Kazaya karışan aracın davalı … adına kayıtlı olduğu ve aracın 1 yıl süreli 25/07/2011 tarihinde diğer davalı … Otomotiv Gıda Turizm Nakliyat İnşaat ve Madencilik San. Tic. Ltd. Şti.’ne kiraya verildiği ve kazanın kiralama dönemi içerisinde olduğu, kaza yapan aracın davalı … şirketince kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır.

Kaza yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde kazanın oluşumunda aracı kullanan …’nin olayın oluşunda asli kusurlu olduğu ve davalı karayollarının kazanın oluşumunda kusurunun olmadığı anlaşılmış, adli tıp kurumunun raporuna göre davacının meslekte kazanma gücü kaybının %14.3 ve iyileşme sürecinin de 6 aya kadar uzayabileceği hususlarının tespit edildiği ve yapılan yargılama sonucunda davacının destekten yoksun kalma talebinin sigorta teminatı içerisinde kaldığı ve davalı …’nin aracı uzun süreli olarak diğer davalı … Otomotiv’e kiralamasından dolayı tazminattan sorumlu tutulamayacağına ilişkin beyanı konusunda da kiralamanın kısa süreli kiralama olduğu ve … Otomotiv firamasının kiralamasının işletmek amacı ile yapılmış bir kiralama olduğu ve kira sözleşmesinde de aracın trafik sigorta, kasko ve vergileri araç sahibine aittir şeklinde ifade bulunduğu ve bu durumda araç sahibinin de işleten sıfatını halen korumaya devam ettiği ve araç bakımından davalı … ve … Otomotiv şirketinin de ortak işleten konumunda olduğu ve her ikisinin hükmedilecek maddi ve manevi tazminattan müteselsilen sorumlu olacakları, davalı sigortacının sorumluluğunun maddi tazminata ilişkin olduğu ve davalı … müdürlüğüne kusur izafe edilemediğinden karayolları hakkındaki davanın reddine, aktüerya uzmanı tarafından hesaplanan 127.757,61 TL maddi tazminatın davalılar …, … Otomotiv ve …’den müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davacının annesinden dolayı 10.000,00 TL, babasından dolayı 10.000,00 TL ve kendisinin yaralanmasından dolayı 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin davalılar … ve … Otomotiv’den alınarak davacıya verilmesine ve davacının bu konudaki fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerektiği, ” gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, iş bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.H.D.ne gönderilmiş, Daire 2017/171 esas, 2017/246 karar ve 26/04/2017 tarihli karar ilamında: “Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

24/06/2012 tarihinde … ili, … ilçesinde müteveffa …’nin sevk ve idaresindeki … plakalı aracın, takla atarak tek taraflı olarak trafik kazasının meydana geldiği, kaza sonucu davacının babası sürücü … ile annesi …’nin vefat ettiği, davacının da yaralandığı anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi’nce, olay mahallinde herhangi bir keşif yaptırılmaksızın doğrudan …’dan görevlendirilen ve….’a giderek olay mahallinde inceleme yapan bilirkişilerin düzenlediği 12/03/2015 tarihli rapora göre, olayda … plakalı araç sürücüsü …’nin asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nce bu kusur raporu dikkate alınarak karar verilmiştir.

Ancak, davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı … Otomotiv Gıda Turizm Nakliyat ve Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden kiralanan ve maliki diğer davalı … olan aracın daha önceleri ağır hasarlı kaza yaptığını, araçta teknik yönden kusur olduğunu, teknik yönden daha önceden gerçekleşen bu kusurun da kazaya sebebiyet verdiğini iddia etmesine rağmen bu husus üzerinde İlk Derece Mahkemesi’nce herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Hükme esas alınan kusur raporunda da bu hususa hiçbir şekilde değinilmediği gibi müteveffa …’nin asli kusurlu olduğu belirtilmiş tali kusurun ne olduğu hususu açıkta bırakılmıştır. Araştırılmayan bu husus, davalılar … ve … Otomotiv Gıda Turizm Nakliyat ve Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın esasını ilgilendiren en önemli delildir. Bu yönüyle, karar usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Bu bağlamda; HMK.’nın 353/1-a/6 maddesi gereğince, mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verildiği anlaşıldığından, davanın esası incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına ve yargılamanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.” gerekçesiyle dosyayı mahkememize gönderdiği anlaşılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararında belirtildiği şekilde tarafların delilleri toplanmış ve kusur yönünden bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve davacının murisi … nin kazanın oluşunda %100 kusurlu olduğu tespit edilmiş, bilirkişi heyetinin raporunun olayın oluşuna uygun ve gerekçeli olduğu anlaşılmakla, mahkememizce de hükme esas alınmasına karar verilmiş ve olayda aracı kullanan … nin %100 kusurlu olduğu, davalı … Müdürlüğünün kazanın oluşumunda kusurlu olmadığı, davaya konu aracın daha önceki kazaları ve hasar durumunun ağır hasar olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca kaza sırasında araçtaki hava yastıklarının açılmamamış olmasının olaya etkisinin bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği,

Manevi tazminat yönünden Yargıtay HGK kararındaki kriterler dikkate alınarak duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesi amaçlanarak M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre, somut olayın özelliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın alım gücü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırap gözetilerek davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerektiği,

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu, adli tıp raporu, tarafların kusurlarına ilişkin bilirkişi raporu, istinaf karar ilamı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla;

Belirtilen nedenlerle;

HÜKÜM /

1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 127.757,61 TL maddi tazminatın davalılardan …, … Otomotiv Ltd. Şti nden kaza tarihi olan 24/06/2012 tarihinden itibaren davalı … AŞ den ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ( davalı … şirketinin sigorta poliçeli limiti ile sınırlı olmak üzere )

2-Davalı … hakkındaki davanın reddine,

3-Davacının annesinden dolayı 10.000 TL manevi tazminat, babasından dolayı 10.000 TL manevi tazminat ve kendisinin yaralanmasından dolayı 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan …, … Otomotiv Ltd. Şti nden alınarak davacıya verilmesine,

4-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,

5-Alınması gereken 11.459,52.-TL harçtan peşin alınan ve ıslah harcı toplamı 1.029,06-TL harç düşüldükten sonra kalan 10.430,46.-TL Bakiye ilam harcının davalılar …, … Otomotiv ltd. Şti. ve … Sigorta’dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,

6-Maddi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ne göre hesaplanan 12.970,61.-TL vekalet ücretinin davalılar …, … Otomotiv ltd. Şti. ve … Sigorta’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-Kabul edilen Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ne göre hesaplanan 4.750,00.-TL vekalet ücretinin davalılar … ve … Otomotiv ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

8-Reddedilen Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ne göre hesaplanan 4.750,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar … ve … Otomotiv ltd. Şti.’ne verilmesine,

9-Davalı … hakkındaki dava başka bir sebeple reddedildiğinden; A.A.Ü.T.ne göre hesaplanan maddi tazminat yönünden 12.970,61.-TL, manevi tazminat yönünden 4.750,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

10-Davacı tarafça aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren %51 ine isabet eden 4.992,39.-TL sinin davalılardan …, … Otomotiv ltd. Şti. ve … Sigorta’dan eşit oranda alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,

11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

Dair, davacı ve vekili ile davalı … vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine ( istinaf ) başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/05/2018

Genel

Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Davası

T.C.

İSTANBUL

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/331 Esas

KARAR NO : 2018/951

DAVA : Tazminat (Ölüm Sebebiyle)

DAVA TARİHİ : 05/04/2017

ISLAH TARİHİ : 20/07/2018

KARAR TARİHİ : 17/09/2018

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Sebebiyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA VE TALEP :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

07/10/2016 tarihinde sürücü … sevk ve idaresindeki … plaka sayılı araç ile makas atarken sürücü … sevk ve idaresindeki araca arkadan çarparak kaçtığını ve aracın takla alarak kaza yapmasına sebep olduğunu, kaza sonucunda …’nun vefat ettiğini, Müteveffanın … vatandaşı olduğunu, söz konusu ölüm tarihi olan 07.10.2016 tarihinde gerek olay yerinde gerekse de adli tıpta şifaen alınan diğer yaralı kişi …’in beyanında müteveffanın 48 yaşında olduğu beyan edilmiş ise de söz konusu doğum tarihi sehven hata yapılarak 1948 doğumlu olarak Adlı Tıp raporunın ölüm belgesine yazıldığını, daha sonra gerek ailesi gerekse de kimlik bilgileri, nüfûs kayıt örneği, T.C. Kimlik tanıma kartının Türkçeye çevrildiğini, 10.02.1968 doğum tarihli olduğunun noter tarafından da onaylandığını, sigorta şirketine yapmış olduğu başvurunun bu nedenlerle reddedildiğini, 31.10.2016 tarihinde davalı … şirketine başvurulduğunu, ancak davalı tarafın herhangi bir ödeme yapmadığını, Meydana gelen kazada olaydan sonra tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre … plaka sayılı aracın sürücüsü Mertcan Ayyıldız’ın gerekli tedbirleri almadan şerit ihlali yapması sebebiyle KTK 2918 sayılı kanunun 46/2-A maddesini ihlal ettiğini ve kazada tam (%100) kusurlu bulunduğunu, kazayla ilişkin tüm evrak ve tanık beyanlarının … 13 Ağır Ceza Mahkemesi’nin … E. sayılı dosyasında yer aldığını, Müvekkillerinin müteveffanın vefatı sebebiyle desteğinden yoksun kaldıklarını, kazaya sebebiyet veren … plaka sayılı aracın davalı … şirketinin … nolu poliçesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile (Poliçe teminat limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla) kaza tarihinde sigortalı bulunduğunu, bu durumun bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuşacağını, dava tarihi itibari ile müvekkilinin zararının tam olarak tespit edilemediğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkillerinin her biri için ayn ayrı 1.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 3.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalıya yüklenmesine, talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, davayı 20/07/2018 tarihinde müteveffanın eşi … için 1.000 TL’den 151.284,56 TL kızı … için 1.000 TL’den 49.112,89 TL, oğlu … için 1.000 TL’den 7.915,04 TL sonuç olarak toplam 3.000 TL’den 208.312,49 TL olarak ıslah etmiştir.

CEVAP :

Davalı vekili 30/05/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen 07/10/2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen … plakalı aracın müvekkkili şirkete 01/08/2016-01/08/2017 tarihleri arasıda geçerli olmak üzere 127359648 numaralı Kara Yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk( Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçelerde teminat limitlerinin kişi başı 310.000 TL olduğu, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, dosyanın bunun için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıkları hususunun tespit edilmesi gerektiğinin, dektekten yoksun kalındığına kanaat getirilmesi halinde teknik faiz oranı %1,8 olmak üzere hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, emniyet kemeri takılmaması sebebiyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacı vekili tarafından avans faizi talep edildiğini, kazaya karışan sigortalı aracın, ticari araç olmaması sebebi ile, hükmedilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini, söz konusu kaza ile şirketlerini herhangi bir başvurunun olmadığını, ileri sürerek dava şartının yerine getirilmemesi sebebi ile davanın usul yönünden reddine, kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesine, Müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması halinde, davacıların ve dava dışı kimselerin destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespitine, destekten yoksun kalan kimselerin olması halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüerya kuralları gözetilerek hesaplama yapılmasına, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihiden itibaren yasal faize hükmedilmesine, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun taraflarına tebliğine, aleyhlerine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Kaza tespit tutanağı, poliçe, hasar dosyası, Ceza Mahkemesince aldırılmış olan 03/07/2017 tarihli ATK kusur raporu, mahkememizce aldırılan aktüeryal bilirkişi raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:

Davacılar tarafından açılan dava, trafik kazasından kaynaklanan haksız fiil nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların davalı … şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep edip etmeyecekleri, talep edebilecekler ise miktarının ne kadar olduğu hususlarındadır.

Sürücüsü … sevk ve idaresindeki … plakalı ve sürücü … sevk ve idaresindeki aracın kaza yapması sonucu …’nun vefat ettiği anlaşılmıştır.

Deliller toplandıktan sonra mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konularında rapor düzenlemesi için dosya aktüerya bilirkişisi …’ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu 30/05/2017 tarihli raporunda özetle; Davalı … şirketine sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru nispetinde zarar hesabı yapıldığını, kaza tarihi itibariyle davalı … şirketinin teminat sorumluluğunun 310.000,00 TL olduğunu, davalı … şirketinin temerrüt tarihinin 11.11.2016 tarihi olduğunu, hak sahibi eş …’nun talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarının 151.284,56 TL, hak sahibi kızı …’nun talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarının 49,112,89 TL, hak sahibi oğlu …’nun talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarının 7.915,04 TL olduğunu beyan etmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.

Asliye Ceza Mahkemesince aldırılmış olan ATK kusur raporu çerçevesinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabının TRH 2010 tablosuna göre yapıldığı, kural olarak mütevaffanın ölümü nedeniyle eşi ve çocuklarının desteklerini yitirmiş sayıldığı, bu nedenle davacı çocuk için olay tarihinde cari TBK m. 53/3 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını, müteveffanın destekliğinden yoksun kalan çocuğun eğitim durumlarına ilişkin bir bilgi bulunmadığından yerleşik Yargıtay uygulamalarının örnek alındığı, destek gelirinin paylaştırılmasında Yargıtay tarafından kıyasen tatbik edilmesi kabul edilmiş olup ilgilinin tabi bulunuğu Sosyal Güvenlik kurumunun aylık bağlanma oranları ve somut olayın özellikleri gözetilerek destek gelirinin paylaştırılmasının yapıldığı, müteveffanın olay tarihinde asgari ücret düzeyinde kazancının olduğu varsayılarak hesaplama yapıldığı, KTK uyarınca kazaya sebebiyet veren … aracın kusuru nispetinde …. Sigorta Şirketinin sorumluluğu bulunduğu, KTK m. 93 hükmü gereği kaza tarihinde cari 310.000, 00 TL limit ile gerçek zarardan sorumlu olduğu esası benimsenerek, teminatı aşan miktarlarda davalı … şirketinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, Karayolları Trafik Kanunun 99. maddesinde Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar denmekte olup davacı tarafça davalı … şirketine 31.10.2016 tarihinde müracaat edildiğinden davalının temerrüt tarihinin 11.11.2016 tarihi olduğu dikkate alınarak davanın kabulü ile, davacı … için 151.284,56 TL, davacı … için 49.112,89 TL, davacı … için 7.915,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının 11/11/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;

Dava ve ıslah dilekçelerine göre davanın kabulü ile, davacı … için 151.284,56 TL, davacı … için 49.112,89 TL, davacı … için 7.915,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının 11/11/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

Harçlar Kanununca alınması gerekli 14.229,82 TL ilam harcından yatırılan 701,25 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 13.528,57 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 14.852,76 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı … ‘ya verilmesine,

Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 5.752,42 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı … ‘a verilmesine,

Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 2.180,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı … ‘a verilmesine,

Davacılar tarafından yapılan 701,25 TL ıslah harcı, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 201,00 TL tebligat ve müzekkere giderlerinden oluşan toplam 1.502,25 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacılar vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2018

Katip …

Hakim …