Tazminat arşivleri • Can Hukuk Bürosu

Etiket: Tazminat

Tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zarardan Devlet sorumludur.

Tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zarardan Devlet sorumludur.

Bu zararın tazminat olarak belirlenmesi için taşınmazın gerçek değeri belirlenmeli ve bu değere göre tazminat kararı verilmelidir.

Taşınmazın gerçek değeri için mahkemece,
a-) Taraflara dava konusu taşınmaz ile aynı bölgeden, aynı bölgeden bulunamaması halinde yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer nitelikli ve yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınmalı,
b-) Re’sen emsal getirtme yoluna gidilmeli,
c-) Toplanan emsallere göre değer biçilmesi için konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmalı,
d-) Emsal alınan taşınmazlara ilişkin resmi satış akit tabloları tapu müdürlüğünden getirtilmeli,
e-) Emsal taşınmazlar ile çekişmeli taşınmaza ait Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenmeli,
f-) Taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu denetlenmeli,
g-) Taşınmazın ve emsal alınan taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıkları belirlenmeli,
h-) Taşınmazın ve emsal alınan taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri ise düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediği belirlenmeli,
ı-) Taşınmazın ve emsal alınan taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri ise düzenleme ortaklık payı düşülmüş ise ne oranda düşüldüğü belirlenmeli,
i-) Emsalin İmar Kanunu uyarınca imar parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılmalı,
j-) Taşınmazın imar uygulaması yapılmamış arsa parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılmalıdır.

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/10345 E. , 2020/3033 K. 17/09/2020 Tarihli Kararı

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu … ili, … ilçesi, … köyü, …. ada … ve …. ada 5 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında verilen kararların sırasıyla 2011 ve 2010 yıllarında kesinleşmesi sonrasında taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilmesi nedeniyle müvekkillerinin uğradıkları zarardan TMK’nın 1007. maddesi uyarınca Hazinenin sorumlu olduğunu beyan ederek; şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın tapunun iptaline ilişkin kararların kesinleştikleri tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 05/10/2015 havale tarihli harçlandırılmamış ıslah dilekçesiyle tazminat isteğini toplamda 163.531,25 TL olarak ıslah etmiştir.
Mahkemece; bozma öncesindeki 04/11/2015 gün ve 2014/304 E. – 2015/370 K. sayılı gerekçeli kararda; davacının davasının kabulüne, 163.531,25 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, alacağın 147.415,00 TL’sine 24.05.2010 tarihinden itibaren; 16.116,25 TL’sine 24.08.2011 tarihinden yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 01.12.2016 gün ve 2015/16815 E. – 2016/11576 K. sayılı kararı ile; “…Yargılama aşamasında taraflardan her biri, yapmış olduğu usûl işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Kural olarak ıslah işlemi harca tâbi bir işlem olup; ıslah edilen husus, değer artırımı ise nispi tarifeye göre, değilse maktu harç yatırılmalıdır. Davacı taraf, 492 sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi, işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir. Davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, ıslah edilen dava değeri üzerinden nisbi tarifeye göre ıslah harcı ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır. Davalı taraf harçtan muaf olsa dahi ıslah harcının alınması gerekir. Islah edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilâm harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılmasına olanak bulunmamaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler gözardı edilerek, ıslah harcı alınmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece; yürürlükteki Harçlar Tarifesi uyarınca ıslah edilen dava değeri üzerinden ıslah harcını ödemesi konusunda davacıya usulünce süre verilip harç tamamlanırsa ıslah edilen miktar üzerinden aksi halde dava dilekçesinde gösterilen miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, harcı yatırılmayan ıslah dilekçesine değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece eksik harcın ikmal ettirilmesi ve yapılan yargılama neticesinde; davacının davasının kabulüne, 163.531,25 TL. alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, alacağın 147.415,00 TL’sine 24.05.2010 tarihinden itibaren; 16.116,25 TL’sine 24.08.2011 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine” karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini isteğine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi; “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” hükmünü içermektedir.
Burada Devlete yüklenen sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Maddede yer alan kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır, zira sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamdadır. Bundan başka; tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak, birbirini takip eden sıralı işlemler olup, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, kadastro kayıtlarından kaynaklanan hatalardan da TMK’nın 1007. maddesi anlamında Devlet sorumludur. Zira, kesinleşen kadastro işlemi sonrasında, bu işlem esas alınarak tapu sicili oluşturulmaktadır. Bu itibarla, tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır.
Bundan başka, tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak, birbirini takip eden sıralı işlemler olup, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, kadastro kayıtlarından kaynaklanan hatalardan da TMK’nın 1007. maddesi anlamında Devlet sorumludur. Zira, kesinleşen kadastro işlemi sonrasında, bu işlem esas alınarak tapu sicili oluşturulmaktadır. Bu itibarla, tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan inceleme hüküm kurmak için yetersiz, dayanak bilirkişi raporu ise hüküm kurmaya elverişli, denetime açık tespitler içermemektedir.
Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. – 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. – 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. – 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. 4721sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptal ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacaktır. Zararın meydana geldiği tarihe göre, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece; taşınmazın niteliği; arazi ise gelir metodu yöntemi ile, arsa ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. Şöyle ki; taşınmazın niteliği arsa ise değerlendirme gününden (somut uyuşmazlıkta Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/57 E. – 2009/258 K. sayılı iptal kararının kesinleştiği 24.08.2011 tarihinden ve Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/32 E. – 2009/388 K. sayılı iptal kararının kesinleştiği 24.05.2010 tarihinden) önceki özel amacı (icra satışı, kamulaştırma…) olmayan, yakın tarihli emsal serbest satışlara göre hesaplama yapılması suretiyle taşınmazın gerçek değeri belirlenmeli ve bu değere göre karar verilmelidir.
Bakanlar Kurulunun Yargıtay tarafından benimsenen 28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, belediye veya mücavir alan sınırları içinde kalan taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü için uygulamalı imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmış olması esastır. Aynı karar uyarınca imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için değerlendirme tarihi itibariyle, belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (Belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanması ve meskûn yerler arasında yer alması gerekir.
Bu açıklamalar kapsamında eldeki uyuşmazlıkta; tapusu iptal edilen taşınmazın niteliğinin, mahkemece arsa olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkemece, usulüne uygun emsal araştırması yapılmaksızın bilirkişilerce re’sen emsal alınan taşınmazların değerlendirilmesi sonucunda, değerlendirme tarihlerinin (2010 ve 2011), 8 ve 9 yıl öncesindeki 12.02.2002 ve 24.12.2002 tarihlerinde satışları yapılmış taşınmazların emsal alınmaları suretiyle hazırlanan rapora itibar edilerek hüküm kurulması yerinde olmamıştır. Emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti; bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak, taşınmazdan DOP payının düşülmesinin gerekip gerekmediği belirtilmek, üzerinde bina var ise Bayındırlık Bakanlığı resmi birim fiyatları esas alınarak yıpranma payı düşülmek suretiyle gerçek zararın belirlenmesini gerektiğinden, taraflara dava konusu taşınmaz ile aynı bölgeden, aynı bölgeden bulunamaması halinde yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer nitelikli ve yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse re’sen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması, emsal alınan taşınmazlara ilişkin resmi satış akit tablolarının tapu müdürlüğünden getirtilmesi, emsal taşınmazlar ile çekişmeli taşınmaza ait “Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu” tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerlerinin ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporunun da denetlenmesi, dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmaz/taşınmazların değerlendirme tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıkları, imar parseli iseler düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin, düşülmüş ise oranının belediye başkanlığı imar ve tapu müdürlüklerinden sorulup, emsalin İmar Kanunu uyarınca imar parseli, dava konusu taşınmazın ise imar uygulaması yapılmamış arsa parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereklidir.

Genel

Kamulaştırma Davalarında İrtifak Bedelinin Belirlenmesi Yöntemi

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/1973
K. 2019/13623
T. 4.7.2019
DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş, karar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;

1-)2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 11/son maddesi uyarınca irtifak hakkı karşılıkları bu hak nedeniyle taşınmazın tamamında meydana gelecek değer kaybıdır. Bu itibarla dava konusu 1743 parsel numaralı taşınmazın irtifak hakkı kurulmasından önceki tüm değerinin tesbit edilmesi ve bundan sonra enerji nakil hattı nedeniyle taşınmazın tamamında meydana gelecek değer düşüklüğü oranının belirlenmesi ve bu oranla taşınmazın tüm değerinin çarpılması sonucu irtifak hakkı karşılığının hesaplanması gerekir. Bilirkişi kurullarınca bu usule uygun bir inceleme ve işlem yapılmadan, sekiz kez, bir kısmı birbirleriyle çelişkili ayrı ayrı rapor düzenlenmiş, mahkemece asıl ve ek raporlar hüküm kurmaya elverişli denildikten sonra hangi rapora itibar edildiği belirtilmeden, üstelik aynı taşınmazın paydaşları tarafından aynı idareye karşı açılan …4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/250 Esas, 2018/170 Karar sayılı dosyanın dairemiz denetiminden geçerek onandığı gözetilmeden-bozma öncesi hükme esas alınan rapordaki bedele hükmedilmesi,

2-)Dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarından; TEK lehine irtifak hakkı tescil edildiği anlaşılmakla, ilgili kurumlardan buna ilişkin kayıt ve belgeler getirtilip, gerekiyorsa enerji nakil hattının alanı, izdüşümü ve güzergahının tespiti için fen bilirkişi marifetiyle yeniden keşif yapıldıktan sonra, kök 1011 parselden ifrazla oluşan dava konusu taşınmazların hangisine bu enerji nakil hattıın fiilen isabet ettiği tespit edilerek ilgili taşınmaz/taşınmazların üzerinde irtifak hakkı tesis edilmesi nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün hesaplamada dikkate alınması için bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,

3-)Dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde …Vakfı veya SBV şerhi bulunduğu anlaşıldığından, vakıf türünün ve taviz bedeline tabi olup olmadığının, Vakıflar Genel Müdürlüğünden sorulması gerektiğinin düşünülmemesi,

4-)Dava konusu 1743 parsel üzerinden geçen enerji nakil hatlarının her birinin toplam alanı üzerinde davacılar murisinden davacılara intikal edecek pay oranında davacı idare lehine irtifak hakkı tesciline ve …ait 1724, 1725, 1726, 1727, 1728, 1729, 1730, 1731, 1732, 1733 parsellerde davacılar murisinden davacılara intikal edecek payların iptali ile davacı idare adına tesciline karar vermekle yetinilmesi gerekirken infazı zorlaştıracak şekilde davacılar payına düşecek m2 değerlerinin tapusunun iptaline karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 04/07/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Genel

Kamulaştırılan Taşınmaz Arazi ise Taşınmazın Değeri Gelir Metoduna Tespit Edilir

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/725
K. 2019/13615
T. 4.7.2019
DAVA : Taraflar arasındaki 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu pilon yeri ile irtifak hakkı karşılığının tespiti davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 06/11/2018 gün ve 2017/9962 Esas – 2017/19345 Karar sayılı ilama karşı davacı idare vekilince verilen dilekçeyle karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu pilon yeri ile irtifak hakkı karşılığının tespiti istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabul kararı davacı idare vekilinin temyizi üzerine onanmış; bu ilama karşı, davacı idare vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

1-)Davacı idare vekilince dosyaya sunulan tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın 15.02.2017 tarih ve 645 yevmiye numarası ile … Ticaret Ltd şirketine satılarak tapuya tescil edildiği iddia edildiğinden;

Kamulaştırma Kanununun 14/5.maddesi; “İdare tarafından bu kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik dahil edilmek suretiyle devam olunur.” hükmünü içermekte olup, dava konusu taşınmazın en son halini gösterir tapu kaydı getirtilerek, dava konusu taşınmaz maliğin değiştiğinin anlaşılması halinde, yeni maliği davaya dahil ettirilip taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği gibi,

2-)Davacı idare tarafından hazırlanan değişiklik beyanamesi ve krokisi ile dosya içindeki fen bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın koordinatları farklı olup, idarece 10612,26 metrekarelik irtifak hakkı tescili gerektiği bildirildiğinden,fen bilirkişisinden bu hususta ek rapor alınıp,irtifak hakkı tesisi gereken alan kesin olarak tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğu,

Bu kez yapılan incelemede anlaşılmakla, bu nedenle davacı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulu ile 06.11.2018 gün ve 2017/9962-2018/19345 Sayılı onama ilamının kaldırilmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;

Dava; 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kanun’un 10maddesine dayanan kamulaştırma konusu pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tespiti ile bu hakkın idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulune karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Dava konusu arazi niteliğindeki Belevi köyü 3102 (228 ada 30) parsel sayılı taşınmaza gelir metoduna göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;

1-)Davacı idare vekilince dosyaya sunulan tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın 15.02.2017 tarih ve 645 yevmiye numarası ile … Ticaret Ltd şirketine satılarak tapuya tescil edildiği iddia edilmektedir. Buna göre;

Kamulaştırma Kanununun 14/5.maddesinde “İdare tarafından bu kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik dahil edilmek suretiyle devam olunur.” hükmünü içermekte olup, taşınmazın en son halini gösterir tapu kaydı getirtilerek, maliğinin değiştiğinin anlaşılması halinde, yeni malik davaya dahil ettirilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği halde, eksik inceleme ile karar verilmesi,

2-)Davacı idare tarafından hazırlanan değişiklik beyanamesi ve krokisi ile dosya içindeki fen bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın koordinatları farklı olup, idarece 10612,26 metrekarelik irtifak hakkı tescili gerektiği bildirildiğinden,fen bilirkişisinden bu hususta ek rapor alınıp, irtifak hakkı tesisi gereken alan kesin olarak tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcı ile temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 04/07/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Genel

Kamulaştırmasız El Atma Tazminatının Belirlenmesi Usulü

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/2106
K. 2019/13792
T. 8.7.2019
ÖZET : Dava, 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, dava konusu taşınmazın niteliği gözönünde bulundurularak 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 15. maddesi uyarınca inşaat mühendisi ağırlıklı bilirkişi heyeti oluşturulup taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı idare ile bir kısım davalılar vekillerinin istinaf başvurusu üzerine… Bölge Adliye Mahkemesi’nin 5. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair karar ile birlikte …2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/295 E.- 2015/925 K. sayılı kararının Yargıtay’ca incelenmesi, davacı idare ile bir kısım davalılar vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 Sayılı Kanunla değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davacı idare ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun… Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince esastan reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı idare ile bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

Aşağıda açıklanan gerekçelerle… Bölge Adliye Mahkemesi 5 Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra …2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/295 E.- 2015/925 K. Sayılı kararının incelenmesinde,

… İli, …İlçesi, … Mahallesi 1096 parsel sayılı taşınmaz arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanunu’nun kıymet takdir esaslarını belirten 11.maddesinin 1.fıkrasının arsalara ilişkin ( g ) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.

Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.

Dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu dikkate alındığında 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 15. maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulunun ağırlıklı olarak inşaat mühendislerinden oluşturulması gerekirken, usulüne uygun oluşturulmayan bilirkişi kurulunun raporuna göre hüküm kurulması mümkün olmadığı gibi,

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak alınan büyük yüzölçümlü … Mahallesi 1096 parsel sayılı taşınmazın 11.09.2008 tarihinde yapılan 810/237600 gibi küçük bir payına ilişkin hissedarlar arasındaki satış olup emsal olarak alınamayacağından bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.

Ayrıca dava konusu taşınmaza iki buçuk üç kilometre mesafede bulunan … Mahalesi 2411 parsel sayılı taşınmaza …1. Asliye Hukuk Mahkesince 2013/789 Esas 2015/228 Sayılı kararı ile Kasım 2013 tarihi itibariyle 157 TL/metrekare değer biçildiği bu değerin Dairemizce onanarak kesinleştiği gözönünde bulundurulduğunda bu parsele biçilen m2 birim fiyatı üzerinden ayrılma nedenleri hususunda dava konusu taşınmazın nitelikleri, konumu da gözönünde bulundurularak ek rapor alınmadan değerlendirme tarihi Haziran 2012 itibariyle 309,77 TL değer biçen rapor da inandırıcı değildir.

Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, dava konusu taşınmazın niteliği gözönünde bulundurularak 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 15. maddesi uyarınca inşaat mühendisi ağırlıklı bilirkişi heyeti oluşturulup taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı idare ile bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan …2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/295 Esas- 2015/925 Karar sayılı hükmünün HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz edenlerden peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 08.07.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Genel

Kamulaştırma İşlemin Gayrimenkul Sahibi İçin Noter Vasıtasıyla Başlar, Tebligat Yapılmadan Gayrimenkulün Kamulaştırmasız El Atan İdare Adına Tescil Edilmesinin Maliklerin Dava Açma Hakkını Ortadan Kaldırmaz.

T.C. YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/26018
K. 2013/1441
T. 30.1.2013

ÖZET: Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında; hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi için noter vasıtasıyla yapılan tebligatla başlar. Taşınmaz maliklerine kamulaştırma işlemi tebliğ edilmediğinden taşınmazın idare adına tescil edilmiş olması, taşınmaz maliklerinin bedel davası açma haklarını ortadan kaldırmaz. Aktif dava ehliyeti olmadığından bahisle tüm davacıların açtığı davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, taşınmazın davalı idare adına 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 16. maddesi uyarınca kayıt ve tescil edildiğinden dolayı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazın 11.05.1992 tarihli kamulaştırma kararı uyarınca malzeme ocağı olarak kamulaştırıldığı, davacılara kamulaştırma işleminin tebliğine ilişkin belge bulunmadığı, tapu maliklerinden sadece B. Ş. T.’un Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/753 esas, 1996/362 karar sayılı dosyası ile bedel arttırım davası açtığı anlaşılmıştır.

Kamulaştırma Kanununun 25. maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi için 13. madde uyarınca noter vasıtasıyla yapılan tebligatla başlar.

Taşınmaz maliklerine kamulaştırma işlemi tebliğ edilmediğinden taşınmazın idare adına tescil edilmiş olması, taşınmaz maliklerinin bedel davası açma haklarını ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle işin esasına girilerek paydaşlardan B. Ş. T. dışında dava açan maliklerin taşınmazdaki pay durumlarına göre bedele hükmedilmesi gerekirken, aktif dava ehliyeti olmadığından bahisle tüm davacıların açtığı davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Genel

Trafik Kazası Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Davası

T.C.

İSTANBUL

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/479

KARAR NO : 2018/679

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 18/07/2012

KARAR TARİHİ : 24/05/2018

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA /

Davacı vekili dilekçesinde özetle; 24.06.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin babası … ve annesi …’nin vefat ettiğini, müvekkilinin işgücü eksikliğine uğradığını ve vücut bütünlüğünün bozulduğunu, uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi gerektiğini, davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya dair hakların saklı kalması kaydı ile şimdilik toplam 3.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp müvekkiline ödenmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH /

Davacı vekilince verilen ıslah dilekçesinde; babasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatını 11.855,87 TL, annesinden kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatını 13.290,43 TL, İş görememezlik kaynaklı tazminat alacağını da 102.611,31 TL olarak değiştirmiştir.

CEVAP /

Davalı … vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazaya karışan … plakalı aracın 24.09.2011-2012 döneminde zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, sakatlıkta kişi başına 200.000,00 TL maddi tazminat tavanı ile sorumlu olduğunu, davacının reşit olduğunu destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceğini, SGK’dan tazminat alıp almadığının belirlenmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine, dava açılmasına sebebiyet verilmediği için aleyhine masraf, faiz ve avukatlık ücretine hükmolunmamasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … vekili dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin idari yargı olduğunu, kaza mahallinde trafik işaretlerinin bulunduğunu, belirtilen güzergayta teknik problemler ya da sürücünün dikkatsizliği olmadığı sürece kaza yapmayı gerektiren bir durum olmadığını, müvekkili idarenin bu kazada kusurunun bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren aracın kusurunun bulunduğunu, bu nedenlerle davanın görev ve esasdan reddi ile masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … Otomotiv firma vekili dilekçesinde özetle; Aracı kiralayan olduğunu, kusuru bulunmadığını, sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun ruhsat sahibinde olduğunu, müvekkili şirketin sadece aracın kiralanmasında aracı olduğunu, bu nedenlerle haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı … vekili dilekçesinde özetle; aracın maliki olduğunu, trafik kazasından dolayı bir kusuru bulunmadığını, aracın 2011 model kazasız ve hasarsız bir araç olduğunu, aracın davalı … Otomotiv’e 1 yıllığına kiralandığını, davalı şirketin aracı almadan önce hasarı olup olmadığı yönünde teste tabi tuttuğunu, müvekkilinin madur olduğunu, aracının pert olduğunu, davacı tarafın iddialarını ispat etmesi gerektiğini, manevi tazminatın çok fahiş olup kabul edilebilir düzeyde olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLER /

1-Kaza tespit tutanağı, hasar dosyası,

2-Tedavi evrakları,

3-Bilirkişi incelemesi,

GEREKÇE /

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

Mahkememizin 2014/457 esas, 2016/744 karar, 26/10/2016 tarihli kararında: “Dosyada bulunan belgelerden 24/06/2012 tarihinde …’nin kullandığı … plakalı otomobille direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkarak takla atması neticesinde tek taraflı ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında davacının annesi ve babasının hayatını yitirdiği ve davacının da kaza nedeni ile işgücü kaybına uğradığı anlaşılmıştır. Kazaya karışan aracın davalı … adına kayıtlı olduğu ve aracın 1 yıl süreli 25/07/2011 tarihinde diğer davalı … Otomotiv Gıda Turizm Nakliyat İnşaat ve Madencilik San. Tic. Ltd. Şti.’ne kiraya verildiği ve kazanın kiralama dönemi içerisinde olduğu, kaza yapan aracın davalı … şirketince kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır.

Kaza yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde kazanın oluşumunda aracı kullanan …’nin olayın oluşunda asli kusurlu olduğu ve davalı karayollarının kazanın oluşumunda kusurunun olmadığı anlaşılmış, adli tıp kurumunun raporuna göre davacının meslekte kazanma gücü kaybının %14.3 ve iyileşme sürecinin de 6 aya kadar uzayabileceği hususlarının tespit edildiği ve yapılan yargılama sonucunda davacının destekten yoksun kalma talebinin sigorta teminatı içerisinde kaldığı ve davalı …’nin aracı uzun süreli olarak diğer davalı … Otomotiv’e kiralamasından dolayı tazminattan sorumlu tutulamayacağına ilişkin beyanı konusunda da kiralamanın kısa süreli kiralama olduğu ve … Otomotiv firamasının kiralamasının işletmek amacı ile yapılmış bir kiralama olduğu ve kira sözleşmesinde de aracın trafik sigorta, kasko ve vergileri araç sahibine aittir şeklinde ifade bulunduğu ve bu durumda araç sahibinin de işleten sıfatını halen korumaya devam ettiği ve araç bakımından davalı … ve … Otomotiv şirketinin de ortak işleten konumunda olduğu ve her ikisinin hükmedilecek maddi ve manevi tazminattan müteselsilen sorumlu olacakları, davalı sigortacının sorumluluğunun maddi tazminata ilişkin olduğu ve davalı … müdürlüğüne kusur izafe edilemediğinden karayolları hakkındaki davanın reddine, aktüerya uzmanı tarafından hesaplanan 127.757,61 TL maddi tazminatın davalılar …, … Otomotiv ve …’den müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davacının annesinden dolayı 10.000,00 TL, babasından dolayı 10.000,00 TL ve kendisinin yaralanmasından dolayı 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin davalılar … ve … Otomotiv’den alınarak davacıya verilmesine ve davacının bu konudaki fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerektiği, ” gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, iş bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.H.D.ne gönderilmiş, Daire 2017/171 esas, 2017/246 karar ve 26/04/2017 tarihli karar ilamında: “Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

24/06/2012 tarihinde … ili, … ilçesinde müteveffa …’nin sevk ve idaresindeki … plakalı aracın, takla atarak tek taraflı olarak trafik kazasının meydana geldiği, kaza sonucu davacının babası sürücü … ile annesi …’nin vefat ettiği, davacının da yaralandığı anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi’nce, olay mahallinde herhangi bir keşif yaptırılmaksızın doğrudan …’dan görevlendirilen ve….’a giderek olay mahallinde inceleme yapan bilirkişilerin düzenlediği 12/03/2015 tarihli rapora göre, olayda … plakalı araç sürücüsü …’nin asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nce bu kusur raporu dikkate alınarak karar verilmiştir.

Ancak, davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı … Otomotiv Gıda Turizm Nakliyat ve Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden kiralanan ve maliki diğer davalı … olan aracın daha önceleri ağır hasarlı kaza yaptığını, araçta teknik yönden kusur olduğunu, teknik yönden daha önceden gerçekleşen bu kusurun da kazaya sebebiyet verdiğini iddia etmesine rağmen bu husus üzerinde İlk Derece Mahkemesi’nce herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Hükme esas alınan kusur raporunda da bu hususa hiçbir şekilde değinilmediği gibi müteveffa …’nin asli kusurlu olduğu belirtilmiş tali kusurun ne olduğu hususu açıkta bırakılmıştır. Araştırılmayan bu husus, davalılar … ve … Otomotiv Gıda Turizm Nakliyat ve Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın esasını ilgilendiren en önemli delildir. Bu yönüyle, karar usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Bu bağlamda; HMK.’nın 353/1-a/6 maddesi gereğince, mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verildiği anlaşıldığından, davanın esası incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına ve yargılamanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.” gerekçesiyle dosyayı mahkememize gönderdiği anlaşılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararında belirtildiği şekilde tarafların delilleri toplanmış ve kusur yönünden bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve davacının murisi … nin kazanın oluşunda %100 kusurlu olduğu tespit edilmiş, bilirkişi heyetinin raporunun olayın oluşuna uygun ve gerekçeli olduğu anlaşılmakla, mahkememizce de hükme esas alınmasına karar verilmiş ve olayda aracı kullanan … nin %100 kusurlu olduğu, davalı … Müdürlüğünün kazanın oluşumunda kusurlu olmadığı, davaya konu aracın daha önceki kazaları ve hasar durumunun ağır hasar olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca kaza sırasında araçtaki hava yastıklarının açılmamamış olmasının olaya etkisinin bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği,

Manevi tazminat yönünden Yargıtay HGK kararındaki kriterler dikkate alınarak duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesi amaçlanarak M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre, somut olayın özelliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın alım gücü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırap gözetilerek davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerektiği,

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu, adli tıp raporu, tarafların kusurlarına ilişkin bilirkişi raporu, istinaf karar ilamı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla;

Belirtilen nedenlerle;

HÜKÜM /

1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 127.757,61 TL maddi tazminatın davalılardan …, … Otomotiv Ltd. Şti nden kaza tarihi olan 24/06/2012 tarihinden itibaren davalı … AŞ den ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ( davalı … şirketinin sigorta poliçeli limiti ile sınırlı olmak üzere )

2-Davalı … hakkındaki davanın reddine,

3-Davacının annesinden dolayı 10.000 TL manevi tazminat, babasından dolayı 10.000 TL manevi tazminat ve kendisinin yaralanmasından dolayı 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan …, … Otomotiv Ltd. Şti nden alınarak davacıya verilmesine,

4-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,

5-Alınması gereken 11.459,52.-TL harçtan peşin alınan ve ıslah harcı toplamı 1.029,06-TL harç düşüldükten sonra kalan 10.430,46.-TL Bakiye ilam harcının davalılar …, … Otomotiv ltd. Şti. ve … Sigorta’dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,

6-Maddi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ne göre hesaplanan 12.970,61.-TL vekalet ücretinin davalılar …, … Otomotiv ltd. Şti. ve … Sigorta’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-Kabul edilen Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ne göre hesaplanan 4.750,00.-TL vekalet ücretinin davalılar … ve … Otomotiv ltd. Şti.’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

8-Reddedilen Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ne göre hesaplanan 4.750,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar … ve … Otomotiv ltd. Şti.’ne verilmesine,

9-Davalı … hakkındaki dava başka bir sebeple reddedildiğinden; A.A.Ü.T.ne göre hesaplanan maddi tazminat yönünden 12.970,61.-TL, manevi tazminat yönünden 4.750,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

10-Davacı tarafça aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren %51 ine isabet eden 4.992,39.-TL sinin davalılardan …, … Otomotiv ltd. Şti. ve … Sigorta’dan eşit oranda alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,

11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

Dair, davacı ve vekili ile davalı … vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine ( istinaf ) başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/05/2018