iptal davası arşivleri • Can Hukuk Bürosu

Etiket: iptal davası

SGK Yersiz Ödeme Ve Ceza Koşulu İptali

Tıbbi Cihaz Satış Merkezleri Hakkında Uygulanan SGK Yersiz Ödeme Ve Ceza Koşulu İptali

Tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçileri, Sağlık hizmet sunumu bakımından basamaklandırılamayan diğer sağlık hizmeti sunucuları olarak ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan; tıbbi cihaz ve malzemelerin dağıtımının, satışının veya kişiye özel üretilip uygulamasının yapıldığı yerler olarak ifade edilmektedir. Bu merkezler, Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda ruhsatlandırılır ve sorumlu müdür, satış ve tanıtım elemanı, klinik destek elemanı olarak çalışacak olan personele bu görevleri yapabilmeleri için İl Sağlık Müdürlükleri tarafından verilen belgeyi Çalışma belgesi verilir. 

Tıbbi Cihaz Satış Merkezlerince, SGK tarafından sağlık hizmet bedelleri karşılanan kişiler ile ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri çerçevesinde sağlık hizmeti bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan kişiler için sağlık hizmeti sunucularınca düzenlenen sağlık raporları doğrultusunda reçete muhteviyatı sözleşmeye konu cihazlar/malzemeleri, imzaladığı bu sözleşme hükümleri çerçevesinde karşılanır. 

Sosyal Güvenlik Kurumu Ayakta Tedavide Kullanılan Hazır Tıbbi Malzemelerin Teminine İlişkin  Sözleşme’yi bir satış merkezi sahibi ve sorumlu müdürü ile imzalamaktadır. Bu anlamda sözleşmenin iki tarafının yanında sorumlu müdür de sözleşmeyi imzaladığı için üç taraflı bir sözleşme yapılmaktadır. Bu sözleşme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve diğer kanunlardaki özel hükümler gereği sağlık hizmeti bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan kişiler adına SUT’ta tanımlı sağlık hizmeti sunucuları tarafından sağlık raporu ve reçete düzenlenmesi suretiyle kullanılması öngörülen hazır protez ve ortezler, tıbbi sarf malzemelerin temin edilmesine yöneliktir. 

Satış merkezi sahibi, Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği kapsamında ruhsat almış işletmeyi açan satış merkezinin sahibi gerçek kişilik ise (şahıs firması) sahibinin kendisini, satış merkezi sahibi tüzel kişilik ise tüzel kişiliği temsile yetkili kişidir. 

Sözleşmenin yürütümünden sorumlu Kurum Taşra Teşkilatı tarafından, satış merkezi sahibine/sorumlu müdürüne MEDULA sistemi şifresi verilir.  

Medikal Malzeme, Tıbbi Sarf Malzemesi 

İnsanda kullanıldıklarında aslî fonksiyonunu farmakolojik, immünolojik veya metabolik etkiler ile sağlamayan, fakat fonksiyonunu yerine getirirken bu etkiler tarafından desteklenebilen ve insan üzerinde yaralanma veya sakatlığın tanısı, izlenmesi, tedavisi, hafifletilmesi veya mağduriyetin giderilmesi  amacıyla üretilmiş tek başına veya birlikte kullanılabilen her türlü malzemelere malzeme ya da tıbbi sarf malzemesi denir.  

İnsan vücudunun herhangi bir organının hareketlerine yönelik olarak kolaylaştırma, kısıtlama, sabitleme, yardımcı olma, önleme veya düzeltme amacıyla kullanılan araç, alet ve  cihazlara ortez denir. 

Protez: Olmayan bir organın yerini alabilecek araç, alet ve cihazlara protez denir. 

SUT eki listelerde yer alan hazır protezleri ve ortezlerine cihaz denir. 

Denetim ve Soruşturma 

Kurum,  satış merkezinden fatura edilen cihazlar/malzemeler ile ilgili her türlü bilgi, belge ve dokümanları isteme, inceleme, kopyalarını alma, satış merkezi sorumlu müdürünün, sahibinin, çalışanlarının ya da sağlık hizmeti sunucularının bilgisine başvurma ve denetim yetkisine sahiptir. Kurum bu yetkisini, uygun gördüğü zamanda ve yerde görevlendireceği personel aracılığıyla veya ihtiyaç duyulması halinde Kurum dışı kişi veya kuruluşlara yaptırmak suretiyle kullanır.

Kurum, satış merkezi tarafından verilen hizmetlere ilişkin bilgi ve belgeleri, verilen hizmetin niceliğini, niteliğini ve sözleşme kapsamına uygunluğunu kontrol eder.

Denetim ve incelemeler sırasında gerekli hallerde Kurum dışına yaptırılan bilirkişi incelemelerine ilişkin giderler satış merkezinden tahsil edilir.

Kurum, kapsamdaki kişiler tarafından alınan sağlık hizmetlerinin denetlenmesini genel sağlık sigortası hükümleri sözleşme hükümleri yönünden, elektronik ve yazılı belgelerin üzerinden veya merkezin bünyesinde yapacağı denetlemelerle de yürütme yetkisine sahiptir. Kurum bu denetimleri ihbar veya şikayete bağlı olarak, gerekçeli olarak veya benzeri nedenlerle yapabilir. 

Satış merkezi düzenledikleri veya tutmak zorunda oldukları her türlü kayıt, fatura ve eki belgeler ile hazırlanması istenilen tablo ve raporları denetim süresi içinde denetim ekibine göstermek, vermek, incelenmesine yardımcı olmak zorundadır. Zira, Kurum sağlık hizmetleri sunumunda hakkaniyet, verimlilik ve etkinliğin sağlanması amacıyla sağlık harcamalarına ait her türlü veri ve bilgiye ulaşma hakkına sahiptir.

Kurum tarafından satış merkezine yapılacak ceza koşulu ve/veya uyarı ve/veya fesih cezaları ile ilgili tebligatlar sözleşmede belirttiği adresine, satış merkezi tarafından Kuruma yapılacak bildirimler ise Kurumun Taşra Teşkilatına 7201 sayılı “Tebligat Kanunu” hükümlerine göre yapılır. 

Sağlık hizmet sunucuları, Sağlık Bakanlığı ve sözleşme imzaladıkları SGK tarafından denetlenmektedir. Bu anlamda Sağlık Bakanlığı İl sağlık müdürlüğü tarafından yapılan iki yılda bir defa zorunlu olmak üzere  denetleme yapılmaktadır. Bu süreli denetimin dışında şikayet ya da gerekli görülen hâllerde Sağlık Bakanlığı tarafından da denetlenmektedir. Bakanlığın yaptığı denetimlerde, satış merkezlerinde, satış, tanıtım ve reklam faaliyetleri ile bu faaliyetlerde kullanılan her türlü malzeme ve yöntem denetlenir. 

Mevzuatta belirlenen ilkelere uymayan veya kamu sağlığı yönünden uygunsuz bulunan satış faaliyetlerinin durdurulması, iptali ya da sunulan bilgilerin düzeltilmesi satış merkezinden istenir. Denetimlerde tespit edilen eksiklikler veya aykırılıkların giderilmesi için, satış merkezine eksiklik veya aykırılığın durumuna göre süreler verilir. Bu sürenin sonunda eksikliklerin giderilip giderilmediği hususunda tekrar yerinde denetim yapılır. Bu süre içerisinde eksikliklerin ya da aykırılıkların giderilmemiş olması hâlinde, satış merkezinin faaliyeti belirtilen süre boyunca durdurulur. 

İl Sağlık Müdürlüğü tarafından istenen bilgi ve belgelerin gönderilmemesi, belirtilen süre içerisinde personel değişikliklerinin bildirilmemesi, denetim esnasında denetim ekibinin istediği bilgi ve belgelerin verilmemesi veya denetimin engellenmesi hallerinde satış merkezinin faaliyeti on beş gün süreyle geçici olarak durdurulur. Satış merkezinin yetki belgesi,  iki kez geçici faaliyet durdurma uygulanmasına rağmen bu hususlardaki eksikliğinin devam ettiğinin denetim elemanlarınca tespit edilmesi durumunda, sorumlu müdür çalıştırmaksızın hizmet verildiğinde, geçici faaliyet durdurma cezası uygulandığı süre içerisinde faaliyete devam edildiğinin tespiti hâlinde süresiz olarak iptal edilir. Yetki belgesi iptal edilen satış merkezine iki yıl içinde tekrar yetki belgesi verilmez. Böylece satış merkezleri süresiz olarak kapatılır. 

Diğer yandan, Sağlık hizmet sunucuları olarak ifade edilen Tıbbi Cihaz Satış Merkezleri sözleşme imzaladığı SGK tarafından da denetlenmektedir.  Bu sözleşme Ayakta Tedavide Kullanılan Hazır Tıbbi Malzemelerin Teminine İlişkin  Sözleşmedir.  Bu sözleşme ile, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, basit sıhhi sarf ve iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemeleri tıbbi malzeme kapsamında tedarik edilir. Bu sözleşme Kurum Taşra Teşkilatı olarak ifade edilen sözleşmenin yürütümünden sorumlu Kurumca yetkilendirilen ilgili Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezlerine teslim edilir. 

Tıbbi Cihaz Satış Merkezlerine yapılacak ödemelerde Sgk Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) geçerlidir. SUT hükümlerine aykırı olarak temin edilen cihaz ve malzeme bedelleri ödenmez, ödenmiş ise yapılan bu ödemeler yersiz ödeme kabul edilir ve mevzuat hükümleri çerçevesinde Tıbbi Cihaz Satış Merkezlerinden geri tahsil edilir. 

Bunun öncesinde, SGK’ya iletilen şikâyet ve ihbar sonucu yapılan denetimler ile SGK tarafından yapılan planlı denetim, inceleme ve soruşturmalar doğrultusunda, eğer, tespit edilen veya öngörülen Kurum zararının; sağlık hizmet sunucusunun ödemesinin durdurulmasının talep edildiği tarihten önceki altı aylık muaccel veya müeccel alacaklarına ait fatura ortalamasının % 5’inden fazla olması, inceleme veya soruşturma esnasında Kurum zararına sebep olan fiillerin incelenebilen dönemlerin dışındaki dönemlerde de gerçekleştiğine dair emarelerin bulunması, Sağlık hizmeti sunucusunun sağlık hizmeti vermemesi, inceleme veya soruşturma sürerken sağlık hizmeti vermekten vazgeçmesi, Kayıt ve belgelerini ibrazdan kaçınması, Sağlık hizmeti sunucusunun muvazaalı olarak işletildiğine dair delil veya emarelerin bulunması, Sağlık hizmeti sunucusunun diğer işletmelerinde de Kurum zararına yol açan fiil ve eylemlerin varlığı gibi hallerin gerçekleşmesi durumlarında sağlık hizmeti sunucusu hakkında karar alınmak üzere Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Komisyonuna iletilir. Bu komisyonun yapmış olduğu incelemeler sonucunda alınan kararlara karşı Sağlık Hizmeti Sunucuları Değerlendirme Üst Komisyonuna itiraz edilebilmektedir. 

Sözleşme kapsamında satış merkezine yapılan yersiz ödemeler ödeme tarihinden itibaren, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan ceza koşulu ise tebliğ tarihinden itibaren   5510 sayılı Kanunun 89. maddesine göre hesaplanacak faizi  ile birlikte, satış merkezinin Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Kurumda tahakkuk etmiş alacağı veya yeterli alacağı bulunmayan satış merkezleri için Kurum alacağı söz konusu faizi ile birlikte genel hükümlere göre tahsil edilir. 

SGK tarafından yapılan inceleme neticesinde, Sağlık hizmeti sunulmadığı halde sağlık hizmetini fatura ettiği, Faturayı veya faturaya dayanak oluşturan belgeleri, gerçeğe aykırı olarak düzenlediği, kapsam dışı tutulan sağlık hizmetlerini, kapsam içinde olan sağlık hizmetleri gibi gösterdiği, Sağlık hizmetlerine hak kazanmayan kişilere, sağlık hizmeti sunarak Kuruma fatura ettiği, belirlenen tavanın üzerinde ilave ücret aldığı tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları hakkında genel hükümlere göre takip yapılır.

Tüm bunların içinde Türk Ceza Kanununa göre nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilecek suç tespit edildiğinde, sağlık hizmet sunucusu hakkında suç duyurusu yapılabilecek ve sağlık hizmet sunucusu yetkilileri bu suçlama ile yargılanabileceklerdir. 

Sorumlu Müdür

Sorumlu müdür, Satış merkezlerinin Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği kapsamındaki faaliyetlerinden işleteni ile birlikte sorumlu olan ve ilgili Yönetmelikte tanımlanmış olan eğitimleri tamamlamış, adına çalışma belgesi düzenlenmiş, fesih/uyarı ve ceza koşullarına ilişkin hükümlerden doğan borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu kişidir. 

Sorumlu müdürün satış merkezinde fiilen görev yapması esas olup satış merkezinin tüm faaliyetleriyle ilgili sorumluluğunu üstlenir.

Sorumlu müdür birden fazla satış merkezinde görev yapamaz.

Sorumlu müdürün seyahat, hastalık ve sair zorlayıcı sebeplerden dolayı satış merkezinden bir haftadan fazla süreyle ayrılması halinde, Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği hükümleri uyarınca çalışma belgesi düzenlenmiş satış ve tanıtım elemanı veya varsa klinik destek elamanlarından en az biri satış merkezinde bulunmak zorundadır.

Sorumlu müdürün görevine son verilmesi, istifası, sorumlu müdürlük şartlarını herhangi bir şekilde kaybetmesi durumunda, İl Sağlık Müdürlüğüne başvuru yapıldığı tarih itibarıyla 5 (beş) iş günü içinde satış merkezi sahibi veya sorumlu müdür tarafından Kuruma bildirilir. İl Sağlık Müdürlüğüne başvuru yapıldığı tarih itibarıyla Kurumla var olan sözleşme sona erer. Satış merkezi tarafından reçete kabul edilmez. Söz konusu tarihten sonra kabul edilen reçete bedelleri Kurumca ödenmez.

Sorumlu müdürün ve/veya satış merkezi sahibinin vefatı halinde 10 (on) iş günü içinde Kuruma bildirimde bulunulması zorunludur. 

Satış merkezi sahibi ve sorumlu müdür fesih/uyarı ve ceza koşullarına ilişkin hükümlerden doğan borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. 

Yönlendirme ve işbirliği yasağı

Satış merkezi, hastayı sağlık hizmeti sunucusuna veya hekime, aynı şekilde sağlık hizmeti sunucuları veya hekimler de hastayı belli satış merkezine yönlendiremez. Satış merkezi sahibi veya ortakları ile sorumlu müdürü satış merkezlerine hasta gönderilmesine yönelik olarak her ne şekilde olursa olsun, diğer sağlık hizmeti sunucuları ve üçüncü şahıslarla açık veya gizli işbirliği yapamaz, simsar ve benzeri yönlendirici personel bulunduramaz, reçete toplama ve yönlendirme yapamaz. Yönlendirme ve işbirliği yapıldığının tespit edilmesi ve/veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda belirtilen nitelikli dolandırıcılık fiillerini işleyen merkez hakkında ruhsat iptali de dahil olmak üzere gerekli tüm iş ve işlemler için keyfiyet Sağlık Bakanlığına bildirilir. 

Sağlık raporu, Uzman hekim raporu ya da Sağlık kurulu raporu  

SUT’ta belirtilen özel hükümler saklı kalmak kaydıyla ilgili tek uzman hekim tarafından düzenlenen başhekimlik mührü ve ıslak imza onayı bulunan sağlık raporuna Uzman hekim raporu denir. 

SUT’ta belirtilen özel hükümler saklı kalmak kaydıyla ilgili uzmanlık branşından üç uzman hekimin katılımıyla, ilgili uzmanlık branşından üç uzman hekim bulunmaması halinde ise ilgili branş uzmanı ile birlikte öncelikle bu uzmanlık branşına en yakın uzmanlık branşından olmak üzere başhekimin seçeceği diğer uzmanlık branşlarından uzman hekimlerin katılımı ile en az üç uzman hekimden oluşan sağlık kurullarınca düzenlenen başhekimlik mührü ve ıslak imza onayı bulunan sağlık raporuna  Sağlık kurulu raporu denir. 

Satış merkezi, sağlık hizmetlerinin sunumu açısından Tıbbi Malzeme Provizyon Sistemi de olarak ifade edilen Sağlık hizmeti kullanım verisi toplamak ve bu verilere dayanarak faturalama işlemini gerçekleştirmek amacıyla Kurum tarafından uygulanan ve işletilen elektronik bilgi sistemini olan MEDULA sisteminin gerektirdiği bilgi işlem altyapısını kendi bünyesinde oluşturmakla yükümlüdür. 

Satış merkezi, hizmet verdikleri hastalara ilişkin tüm bilgi ve belgeleri en az 10 (on)  yıl süreyle saklamak zorundadır. Verilen hizmetlerle ilgili bilgiler satış merkezinde kayıt altına alınır. Satış merkezinde yazışma, kayıt gibi işlemler bilgisayar ortamında tutulabilir. Ancak, bilgisayar ortamında kayıt tutulması, Kurum tarafından istenildiğinde yazılı kayıt sunma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bilgisayar kayıtlarının ve yazılı kayıt sisteminin düzenli tutulmasından satış merkezi sorumludur. 

Sağlık hizmeti bedelleri Kurum tarafından karşılanan ve Kurum mevzuatı doğrultusunda adına Ayakta tedavi kapsamında karşılanan tıbbi sarf malzemeleri ve hazır protez ve ortez, cihaz/malzemelere ilişkin reçete edilen hastalara, kendileri ya da hasta yakınları hasta adına teslim almaktadırlar. Teslim işlemi Hasta İşlem Formu ile yapılır. Hasta İşlem Formunda, Hastanın Adı-Soyadı, T.C. Kimlik Numarası, SUT Kodu, SUT Adı, Teslim Tarihi, Cihazı/malzemeyi  alan Hasta Yakınının Adı- Soyadı gibi bilgiler eksiksiz bulunmalıdır. 

Reçete İle Tıbbi sarf malzemeleri listelerinde yer alan malzemelerin karşılanması

Reçete ve sağlık raporunun aslı ile başvuruda bulunulur.

Satış merkezi tarafından, tıbbi malzeme için başvuru yapıldığı tarihte reçetenin arka yüzüne başvuru tarihi yazılır. Satış merkezi ve sorumlu müdür kaşesi basılarak sorumlu müdür tarafından imzalanır.

Sürekli kullanım gerektiren raporla verilen malzemeler için raporun, reçeteyi yazan hekim veya hastane başhekimliği tarafından aslı gibidir onayı yapılmış bir sureti reçete ekinde ibraz edilir. 

Kullanım adetleri günlük/haftalık/aylık vb. olarak reçetelendirilebilen malzemelerin, SUT’ta belirtilen miktarlardan fazla reçete edilmesi durumunda, SUT ’ta belirtilen kullanım adetleri doğrultusunda bedelleri Kurumca karşılanır.  

Satış merkezi tarafından reçetelerin düzenlenme tarihinden itibaren 5 (beş) iş günü içinde yapılan hasta müracaatları kabul edilir. Kabul edilen reçetenin müracaat tarihinden itibaren 10 (on) iş günü içinde sisteme kaydı yapılır ve tamamlanarak hastaya teslim edilir. Ancak TİTUBB’dan/ÜTS’den özel barkod alması gereken malzemeler için reçete kayıt süresi 30 (otuz) iş günüdür. Süresi içinde hastaya/hasta yakınına teslim edilmeyen cihaz/malzeme bedelleri ve süresi içinde yapılmayan hasta müracaatları ve/veya sistem kayıtlarına ilişkin cihaz/malzeme bedelleri Kurumca ödenmez. 

Kurumca yayımlanan SUT hükümlerine göre katılım payı alınması gerektiği belirtilen kişilerden, Kurumdan gelir ve aylık alanlar kişiler için gelir ve aylıklarından mahsup edilmek suretiyle, diğer kişiler için ise Kurumla sözleşmeli satış merkezi tarafından tahsil edilir. SUT hükümlerine göre satış merkezi tarafından kapsamda sayılan kişilerden Kurum adına tahsil edilen katılım payları, satış merkezinin alacağından mahsup edilir ve kalan tutar satış merkezine ödenir. 

Satış merkezi tarafından Kuruma usulüne uygun şekilde hazırlanarak teslim edilen incelemeye esas belgeler, II. grup reçeteler hariç olmak üzere örnekleme yapılmaksızın incelenir. İnceleme dönemi, denetimin/incelemenin/soruşturmanın başladığı ve sonuçlandırıldığı tarih aralığında incelenen fatura dönemidir. 

Reçeteler düzenlendiği il dışındaki Kurum ile sözleşmeli satış merkezleri tarafından da karşılanabilir.

Reçete içeriği cihazların/malzemelerin müracaatı kabul eden satış merkezi dışında başka bir satış merkezi tarafından karşılanması halinde Kurumca bedeli ödenmez. 

Satış merkezinin aynı ilçe sınırları içinde şubeleri olabilir. Bu şubeler üzerinden reçete karşılanabilir. Ancak fatura satış merkezi tarafından düzenlenir ve ödemeler satış merkezine yapılır.

Kesinti Nedenleri 

Satış merkezinin eksik olan bayiliğine ilişkin belgeyi tamamlamaması halinde reçetedeki ilgili bayiliğine ilişkin cihaz/malzeme bedeli ödenmez. Ödenmiş ise yersiz ödeme kabul edilir. Kurum tarafından tahsil edilir. 

Kurumca belirlenen usul ve esaslar ile reçete düzenleme ve yazılım esaslarına uyulmaması, 

Reçetenin süresi içinde MEDULA sistemine kaydedilmemesi,

Reçetenin veya raporun fatura ekinde bulunmaması gibi durumlarda kesinti yapılır. 

Reçete ekinde bulunması gereken barkod veya fiyat etiketi bilgilerinin eksik olması durumunda eksik olan barkod veya fiyat etiketi bedelleri ödenmez. 

Kesinti Tutarı

Örnekleme yöntemi ile yapılan incelemelerdeki kesinti oranının, örnekleme oranı dikkate alınarak faturanın tamamına yansıtılması ile bulunan tutarıdır. 

Faturaların Düzenlenmesi

Satış merkezi, MEDULA sistemi üzerinden ilgili fatura döneminde reçete karşılığı temin ettiği birinci, ikinci ve üçüncü grup reçetelerin icmal listelerinin dökümlerini almak suretiyle dönem sonlandırması yapar. Her üç grup için ayrı fatura düzenler. 

Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte fatura dönemi her ayın birinci ve son gününü kapsayan dönem olarak tanımlanmıştır. 

Sözleşmenin sona ermesi halinde, satış merkezi sözleşmenin sona erdiği tarihten önce temin edilen cihaz ve malzeme reçetelerine ilişkin işlemlerini, o ayın son gününü kapsayacak şekilde düzenler dönemi sonlandırarak faturalandırır. 

Satış merkezinin kapanması halinde kapanış tarihi itibarıyla dönem sonlandırılarak faturalandırılır. 

Satış merkezinin devredilmesi halinde devir tarihi itibarıyla dönem sonlandırılır ve faturalandırılır.

Sorumlu müdür, düzenlenen faturalardaki cihazların/malzemelerin, sözleşme kapsamındaki cihazlarla/malzemelerle ve fiyatlarla uyumluluğunu kontrol eder ve icmal (hasta döküm) listesini  imzalayarak onaylar.  

Satış merkezi, MEDULA sistemi üzerinden kayıt ettiği ilgili fatura dönemi reçetelerini SUT’ta düzenlenmiş faturalandırma ile ilgili kurallar doğrultusunda düzenleyerek Kurum Taşra Teşkilatına teslim eder.

Faturaların teslimi

Satış merkezi her grup için düzenlediği faturaları, dönem sonu icmal listelerini, fatura teslim tutanak üst yazısını, evrakların zarar görmesini ve bozulmasını engelleyecek şekilde, ayrı dosyalar halinde Kurum Taşra Teşkilatına teslim eder. Fatura teslim süresi: Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’e göre Fatura dönemi içinde, sağlık hizmeti sunucusu tarafından sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin düzenlenen fatura eki belgeler, takip eden ayın 1 inci gününden 15 inci gününe (15 inci gün dâhil), 15 inci günün hafta sonu veya resmî tatile rastlaması halinde ise takip eden ilk iş gününe kadarki süre içinde Kurumun ilgili birimine teslim edilmesi halinde teslim edildiği ayın 15 inci günü, bu süre içinde teslim edilmeyen faturalar ise, Kurumun ilgili birimine teslim edildiği ayı takip eden ayın 15 inci günü teslim edilmiş olarak kabul edilir. Kurum gerekli gördüğü durumlarda bu süreleri uzatabilir. Teslim süreleri içinde kalmak şartıyla, fatura eki belgelerin kabulünü yapan fatura inceleme birimleri tarafından iş planına göre sağlık hizmeti sunucularına fatura teslimi için randevu tarihi verilebilir.

Sağlık hizmeti sunucusu tarafından, fatura eki belgeler Kurumun resmi internet sitesinde duyurulan ilgili birime teslim edilir. Kargo veya iadeli taahhütlü posta ile gönderilen belgeler için kargoya veya postaya verildiği tarih, normal posta ile gönderilen belgeler için Kurum kayıtlarına giriş tarihi esas alınarak işlem görür. Ancak Kurum tarafından fatura teslim tarihi mücbir sebeplerle ertelenebilir. Bu durumda faturaların teslimi için verilen ek süre içerisinde teslim edilen faturalar zamanında teslim edilmiş sayılır.  

Götürü bedel sözleşmesi yapılan sağlık hizmet sunucusu vereceği sağlık hizmetlerine ait bilgileri Kurumun ilgili mevzuatı çerçevesinde MEDULA sistemine kaydederek, yine anılan mevzuatta yer alan süre ve kurallar çerçevesinde dönem sonlandırması yapar.

Fatura ve Benzeri Belgelerin İncelenmesi

5502 Sayılı Kanuna göre, örnekleme yoluyla inceleme inceleme yapılmaktadır. Sağlık hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişiler ile kamu idarelerine ait döner sermayeli işletmelerin hizmet bedeli olarak düzenledikleri ve ödenmek üzere Kuruma (5502 sayılı Kanun’la devredilen kurumlar dahil) gönderdikleri faturalar, genel sonuçlar verecek şekilde % 5 ila % 10 oranında örnekleme metoduyla incelenir. Bu inceleme sonucunda sağlık hizmeti sunan gerçek veya tüzel kişiler ile kamu idarelerine ait döner sermayeli işletmelerin incelenen döneme ait bütün faturalarına uygulanmak suretiyle ödenecek tutar tespit edilir ve buna göre ödenir. Ancak, imzalanan sözleşmeye göre de Satış merkezi tarafından Kuruma usulüne uygun şekilde hazırlanarak teslim edilen sözleşme eki listede yer alan fatura ve eki belgeler % 5 örnekleme yapılarak incelenir. Örnekleme yöntemini kabul etmeyen satış merkezine ait incelemeye esas belgelerin tamamı incelenir. Kurumca gerekli görüldüğü hallerde ilgili satış merkezine ait incelemeye esas  belgelerin tamamı incelenebilir.

Örneklemeye Tabi Malzemeler, A10049  Hasta Alt Bezi/Külotlu Hasta Alt Bezi, A10010 Sonda, Hidrofilik Kendinden Kayganlaştırıcılı, A10037 Kolostomi Adaptörü, A10043 Pasta,  Kolostomi, A10036 Kolostomi Torbası, A10038 Kolostomi Torbası, A10045 Ürostomi Adaptörü, A10044 Ürostomi Torbası Çeşitleri, A10046 Pasta, Ürostomi, A10040 İleostomi  Adaptörü, A10042 Macun, İleostomi, A10011 Sonda, Hidro Kıt, A10039 İleostomi Torbası, A10034 Mıcro İnfüzyon Pompa Seti, A10035 İnsülin Reservoır, A10000 Aspirasyon Kateteri, A10041 İleostomi Torbası, A10022 Enteral Beslenme Pompa Seti, A10030 Set Pompa Enteral Yıkamalı, A10024 Enteral Beslenme Seti Gravity, A10006 İdrar Torbasıdır. 

Ödeme dönemi

Fatura dönemi içinde usulüne uygun olarak faturalandırılarak Kuruma teslim edilen faturalar teslim döneminden itibaren SUT’ ta yer alan fiyatlar üzerinden 60 (altmış) gün içinde incelenerek ödenir. Sağlık Hizmeti Sunucularının Faturalarının İncelenmesine ve Bedellerinin Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’e göre ödemeler her ayın 15 inci gününde yapılır. 15 inci günün hafta sonu veya resmi tatil olması halinde, ödeme takip eden ilk iş gününde yapılır.

Sağlık hizmeti sunucusuna, fatura eki belgelerin teslim tarihinden itibaren 60 gün içerisinde incelemesi tamamlanmış olan fatura eki belgelerin, kesinti tutarları hariç olmak üzere geri kalan tutarı 60 ıncı güne kadar ödenir. Sağlık hizmeti sunucusu serbest eczanelerce temin edilen kan ürünleri ve hemofili fatura eki belgelerinin teslim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde incelemesi tamamlanmış olan fatura eki belgelerinin, kesinti tutarları hariç olmak üzere geri kalan tutarı 15 inci güne kadar ödenir.

Teslim tarihinden itibaren 60 gün içerisinde incelenmesi tamamlanamayan sağlık hizmetlerine ait fatura döneminde tahakkuk eden tutarın tamamı 60 ıncı gün avans olarak ödenir ve inceleme işlemlerine devam edilir. Sağlık hizmeti sunucusu serbest eczanelerce temin edilen kan ürünleri ve hemofili fatura eki belgelerinin teslim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde incelenmesi tamamlanamayan sağlık hizmetlerine ait fatura döneminde tahakkuk eden tutarın tamamı 15 inci gün avans olarak ödenir ve inceleme işlemlerine devam edilir. Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kanunun 35 inci maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır.

Süresi içinde itirazların yapılmaması durumunda kesinti tutarı sağlık hizmeti sunucusu tarafından kabul edilmiş sayılır ve inceleme sonucu belirlenen tutarda ödeme yapılır.

İnceleme sonucu fazla ödeme yapıldığının tespiti hâlinde; söz konusu fazla ödeme sağlık hizmeti sunucusunun varsa Kurumdaki alacağından kanuni faizi ile birlikte mahsup edilir. Alacağının bu miktarı karşılamaması veya alacağının bulunmaması durumunda ise genel hükümlere göre tahsil edilir.

Sağlık hizmeti sunucusuna ödenecek olan fatura tutarından Kurum alacakları mahsup edilerek geriye kalan tutar ilgili ödeme döneminde sağlık hizmeti sunucusuna bildirilir ve süresinde ödenir.

Götürü bedel sözleşmesi imzalayan Sağlık Hizmet Sunucularının ödemeleri taraflarca sözleşmede belirlenen sürelerde yapılır.

Kurumca sözleşmesi/protokolü feshedilen veya yeni sözleşme/protokol yapılmayan sağlık hizmeti sunucusuna; Kurum kayıtlarında bulunan tüm fatura dönemlerine ait inceleme, denetim ve itiraz işlemleri sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz.

Kurumca sözleşmesi/protokolü nitelikli dolandırıcılık nedeniyle feshedilen sağlık hizmeti sunucusuyla herhangi bir nedenle sözleşme yenilenmiş olsa dahi Kurum kayıtlarında bulunan tüm fatura dönemlerine ait inceleme, denetim ve itiraz işlemleri sonuçlanıncaya kadar herhangi bir ödeme yapılmaz.

Kuruma fatura dönemi içinde usulüne uygun faturalandırılarak, fatura teslim dönemi içinde teslim edilmiş, ancak 60 (altmış) günün sonunda Kurum Taşra Teşkilatı tarafından inceleme işlemlerinin sonuçlandırılamaması sebebiyle ödenmemiş olan fatura bedellerinin tamamı satış merkezine avans olarak ödenir. İncelemeye esas belgeler, fatura teslim dönemi tarihinden itibaren 3 (üç) ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. Yapılan inceleme neticesinde reçete ve eki belgelerde eksiklik tespit edilerek faturadan kesinti yapılması halinde ilgili tutar satış merkezinin Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Kurumda tahakkuk etmiş alacağı veya yeterli alacağı bulunmayan satış merkezleri için Kurum alacağı genel hükümlere göre tahsil edilir.

Devir Ve Temlik Yasağı 

Satış merkezi, Kurumdan doğmuş ve doğacak alacaklarını hiçbir suretle başka bir satış merkezine ve/veya gerçek ve/veya tüzel kişilere devir ve temlik edemez.

Satış Merkezinin Ödemesinin Durdurulması

Kurum tarafından yapılan inceleme veya soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi halinde, Kurum mevzuatı doğrultusunda inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar satış merkezinin Kurum nezdindeki muaccel veya müeccel alacaklarının ödemesi durdurulabilir. 

Yersiz ödemeler ile ceza koşulu tutarlarının taksitlendirilmesi 

Sözleşme kapsamında Kurumca satış merkezlerinden tahsil edilmesi gereken yersiz ödemeler ile ceza koşulu tutarları, talep tarihinden önceki son 1 (bir) yıl içinde Kuruma MEDULA sistemi üzerinden iletilen toplam tahakkuk tutarına göre hesaplanacak aylık ortalama tutarın %25’inden az olmaması şartıyla ve talep edilmesi halinde taksitlendirilebilir. Taksit tutarları, talep tarihinden önceki son 1 (bir) yıl içinde Kuruma MEDULA sistemi üzerinden iletilen toplam tahakkuk tutarına göre hesaplanacak aylık ortalama tutarın  %10’undan aşağı olmamak üzere hesaplanacak faizi ile birlikte en fazla 12 (oniki) aya kadar taksitlendirilebilir.  

Bir önceki yıla ait sözleşmenin geçerlilik süresi sonunda; sözleşmeden kaynaklı ceza koşulu ve yersiz ödeme nedeniyle Kuruma olan borcu; MEDULA sistemi üzerinden iletilen toplam tahakkuk tutarına göre hesaplanacak son altı aylık fatura ortalamasını aşan satış merkezi ile sözleşme yapılmaz. Ancak talep edilmesi ve borcun %10’unun ödenmesi şartıyla sözleşme yapılabilir. Bu durumda kalan tutar, hesaplanacak faizi ile birlikte en fazla 12 (oniki) aya kadar taksitlendirilebilir.

Sözleşmenin Feshi 

Taraflar 20 (yirmi) iş günü öncesinden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin her zaman feshedebilir. Sözleşmenin satış merkezi tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi halinde 6 (altı) ay süreyle tekrar sözleşme yapılmaz.

Satış merkezinin ruhsatının Sağlık Bakanlığınca iptal edilmesi halinde,  iptal tarihinden itibaren sözleşme feshedilmiş sayılır. Sağlık Bakanlığından yeni ruhsat belgesi alınması halinde satış merkezi sahibinin/sorumlu müdürünün talebi üzerine ve Kurumca uygun bulunması durumunda yeniden sözleşme yapılabilir.

Satış merkezinin, Sağlık Bakanlığı tarafından faaliyetinin geçici durdurulması halinde durdurma kararının alındığı tarihi takip eden ilk iş günü içinde satış merkezince Kuruma bildirimde bulunulur. Durdurma kararının alındığı tarih itibariyle sözleşme askıya alınır, Sözleşme hükümlerine göre sözleşmenin askıya alınması halinde ise satış merkezinin sözleşmesinin askıya alındığı tarih itibariyle reçete karşılanamaz, MEDULA sistemi kayıt ekranı kapatılır, sözleşmenin askıya alındığı süreçte karşılanan reçete bedelleri yersiz ödeme kabul edilir, genel hükümlere göre tahsil edilir. Geçici durdurma kararının veya sözleşme hükümlerine göre sözleşmenin askıya alınması halinin sona erdiği tarih itibariyle sözleşme yürürlüğe girer.

Ceza Koşulu  

Satış merkezinin unvan, sahip ve sorumlu müdürünün değişmemesi şartıyla aynı il sınırları içindeki adres değişikliği, Yeni adres ile ilgili ruhsatnamenin satış merkezine ulaştığı tarihten itibaren 5 (beş) iş günü içinde yeni ruhsatın onaylı bir örneğinin Kurum Taşra Teşkilatına ibraz edilmesi zorunludur. Aksi halde satış merkezine 500 (beşyüz) TL ceza koşulu uygulanır.

Satış merkezi, unvan, nevi, sahip, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı ve/veya yönetim kurulu üyelerine ilişkin değişiklikleri, diğer şirket türlerinde ise ortaklara ilişkin değişiklikleri, değişikliğin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde veya Esnaf ve Sanatkarlar Odasından alınan Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Gazetesinde ilan edildiği tarih itibarıyla 20 (yirmi) iş günü içinde Kuruma bildirmek ve ilgili belgeleri sunmakla yükümlüdür. Aksi halde satış merkezine 500 (beşyüz) TL ceza koşulu uygulanır.

Satış merkezi, Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde gerekli eğitimleri tamamlamış olan, adına belge düzenlenmiş satış ve tanıtım elemanı ile klinik destek elemanı ile ilgili her türlü değişikliği, (işten ayrılma/işe başlama halini) ilgili İl/İlçe Sağlık Müdürlüğüne başvuru yapılan tarihi takip eden 5 (beş) iş günü içinde Kuruma yazılı olarak bildirmek zorundadır. Aksi halde satış merkezine 500 (beşyüz) TL ceza koşulu uygulanır.

Sorumlu müdürün görevine son verilmesi, istifası, sorumlu müdürlük şartlarını herhangi bir şekilde kaybetmesi durumunda, İl Sağlık Müdürlüğüne başvuru yapıldığı tarih itibarıyla 5 (beş) iş günü içinde satış merkezi sahibi veya sorumlu müdür tarafından Kuruma bildirilir.Aksi halde satış merkezine 500 (beşyüz) TL ceza koşulu uygulanır.

Satış merkezi, hasta/hasta yakınının cihaz/malzeme temini için müracaatta bulunulan tarihte ilgili cihazın /malzemenin bayisi olmak zorundadır. Bayiliklerle ilgili satış merkezinin bayisi olmadığı halde cihaz/malzeme karşılaması halinde reçete bedelinin 2 (iki) katı kadar ceza koşulu uygulanır.

Kurumca yayımlanan SUT hükümlerine göre katılım payı alınması gerektiği belirtilen kişilerden, Kurumdan gelir ve aylık alanlar kişiler için gelir ve aylıklarından mahsup edilmek suretiyle, diğer kişiler için ise Kurumla sözleşmeli satış merkezi tarafından tahsil edilir. Alınması gereken katılım payının eksik tahsil edildiğinin ve/veya tahsil edilmediğinin tespit edilmesi halinde, satış merkezi yazılı olarak uyarılır ve 500 (beşyüz) TL tutarında ceza koşulu uygulanır.  Aynı fiilin tekrarı halinde 1000 (bin)  TL ceza koşulu uygulanır ve sözleşme 1 (bir) ay süreyle askıya alınır.

SUT hükümlerine göre katılım payı alınmayacak kişilerden katılım payı alınması halinde alınan tutar satış merkezinin alacağından mahsup edilerek hastaya ödenir. Katılım payı alınmaması gereken kişilerden katılım payı tahsil edildiğinin tespiti halinde, tahsil edilen katılım payı satış merkezinden tahsil edilerek ilgili hastaya iade edilir ve 500 (beşyüz) TL tutarında ceza koşulu uygulanır. Aynı fiilin tekrarı halinde 1000 (bin)  TL ceza koşulu uygulanır ve sözleşme 1 (bir) ay süreyle askıya alınır.

Satış merkezi tarafından Kuruma fatura edilen reçete arkasında bulunması gereken hastaya/hasta yakınına ait imzanın hastaya hasta yakınına ait olmadığının tespit edilmesi halinde, ilgili reçete bedelinin 2 (iki) katı tutarında ceza koşulu uygulanır. Satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Aynı fiilin tekrarı halinde ilgili reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında ceza koşulu uygulanarak sözleşme 1 (bir) ay süreyle askıya alınır. Ancak hastanın reçete muhteviyatı cihazı/malzemeyi aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.

Satış merkezi, genel sağlık sigortalıları arasında, hizmetin kalitesi ya da hizmetin erişilebilirliği açısından faaliyetleri ile ilgili hiçbir hastaya karşı ayrımcılık yapamaz. Satış merkezi tarafından reçete veya hasta seçimi yapıldığının ve/veya hastalara ait bilgilerin üçüncü şahıslarla paylaşıldığının tespiti halinde satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Aynı fiilin tekrarı halinde 2 (iki) ay süreyle sözleşme askıya alınır.

Satış merkezi tarafından reçetelerin düzenlenme tarihinden itibaren 5 (beş) iş günü içinde yapılan hasta müracaatları kabul edilir. Kabul edilen reçetenin müracaat tarihinden itibaren 10 (on) iş günü içinde sisteme kaydı yapılır ve tamamlanarak hastaya teslim edilir. Ancak sürelerin sonunda cihazın/malzemenin teslim edilmemesi halinde reçete bedelinin 2 (iki) katı ceza koşulu uygulanır ve satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Aynı fiilin tekrarı halinde reçete bedelinin 10 (on) katı ceza koşulu uygulanır ve 6 (altı)  ay süreyle sözleşme askıya alınır.

Satış merkezi tarafından reçete sahibinin kurallara uygun yazılmış reçete ve raporunda yer alan cihazın/malzemenin hastaya bedeli karşılığında satıldığının tespiti halinde, reçete bedelinin 5 (beş) katı ceza koşulu uygulanarak satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Tekrarı halinde 10 (on) katı ceza koşulu uygulanarak sözleşme 1(bir) yıl süre ile feshedilir.

Kurum ile sözleşmesi feshedilen satış merkezinin karşılamaya devam ettiği reçetelerin Kurum ile sözleşmeli bir başka satış merkezi tarafından Kuruma fatura edilmesi halinde fatura eden satış merkezine ilgili reçete bedelinin 10 (on) katı ceza koşulu uygulanır ve ilgili satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Aynı fiilin tekrarı halinde ilgili reçete bedelinin 20 (yirmi) katı ceza koşulu uygulanarak ilgili satış merkezinin sözleşmesi 6 (altı) ay süreyle askıya alınır.

Reçetedeki satış merkezi sorumlu müdürünün ıslak imzasının sahte olduğunun Kurum tarafından tespit edilmesi halinde satış merkezi yazılı olarak uyarılır ve reçete bedelinin 10 (on) katı ceza koşulu uygulanır. Aynı fiilin tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı ceza koşulu uygulanarak sözleşme 1 (bir) yıl süre ile feshedilir.

Satış merkezi sahibi/sorumlu müdürü veya satış merkezinde çalışanlar tarafından reçete/reçete eki belgede tahrifat yapıldığının tespit edilmesi halinde ilgili satış merkezi yazılı olarak uyarılır ve reçete bedelinin 10 (on) katı ceza koşulu uygulanır. Aynı fiilin tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı ceza koşulu uygulanarak sözleşme 1 (bir) yıl süre ile feshedilir. 

Satış merkezi sahibi/sorumlu müdürü veya satış merkezinde çalışanlar tarafından sahte reçete/reçete eki belgenin (sahte barkod, sahte reçete veya sahte rapor vb.) Kuruma fatura edildiğinin tespit edilmesi halinde ilgili satış merkezi yazılı olarak uyarılır ve reçete bedelinin 10 (on) katı ceza koşulu uygulanır.  Aynı fiilin tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı ceza koşulu uygulanarak sözleşme 1 (bir) yıl süre ile feshedilir. 

Satış merkezi, hastayı sağlık hizmeti sunucusuna veya hekime, aynı şekilde sağlık hizmeti sunucuları veya hekimler de hastayı belli satış merkezine yönlendiremez. Satış merkezi sahibi veya ortakları ile sorumlu müdürü satış merkezlerine hasta gönderilmesine yönelik olarak her ne şekilde olursa olsun, diğer sağlık hizmeti sunucuları ve üçüncü şahıslarla açık veya gizli işbirliği yapamaz, simsar ve benzeri yönlendirici personel bulunduramaz, reçete toplama ve yönlendirme yapamaz. Kurumca yapılan denetim, inceleme, teftiş sonucunda işbirliğinin tespiti halinde 10.000 (onbin) TL ceza koşulu uygulanarak satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Aynı fiilin tekrarı halinde 20.000 (yirmibin) TL ceza koşulu uygulanarak sözleşme 1 (bir) yıl süre ile feshedilir. 

Kurumca yapılan incelemeler neticesinde MEDULA sistemine gerçeğe aykırı reçete kaydı yapılarak Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde reçete bedelinin 10 (on) katı tutarında ceza koşulu uygulanır ve satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı tutarında ceza koşulu uygulanarak sözleşme 1 (bir) yıl süre ile feshedilir.

Kullanım adetleri günlük/haftalık/aylık vb. olarak reçetelendirilebilen tıbbi malzemelerin hastaya verilen miktarıyla faturalandırılan miktarın farklı olması halinde tespit edilen her reçete için 500 (beş yüz) TL ceza koşulu uygulanır ve satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Aynı fiilin tekrarı halinde her reçete için 1000 (bin) TL ceza koşulu uygulanarak sözleşme 3 (üç) ay süreyle askıya alınır.

Kurum tarafından yapılacak inceleme ve denetimlerde istenilen bilgi ve belgelerin ibraz edilmemesi, inceleme ve denetime engel olunması, denetimle görevli olan memurların görevlerini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanan satış merkezlerine, Türk Ceza Kanununun 265.maddesi saklı olmak üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre, engel olanlar hakkında eylemleri başka bir suç oluştursa dahi, asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır. Görevlerini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde Türk Ceza Kanunu’nun 265 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre cezalandırılır. Bu suçu işleyenler hakkında ayrıca asgari ücretin on katı tutarında idari para cezası uygulanır.

Ceza Koşulunda Mahkemeden İndirim Talebi 

TBK’nın 182/1. maddesinde; “Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.” denilmekte ise de bu serbestlik sınırsız değildir. Maddenin son fıkrasında yer alan; “Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.” hükmü gereğince, hakim taraflarca kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olup olmadığını re’sen incelemek, fahiş ise ceza miktarını tenkis etmekle (indirmekle) görevlidir. Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim ceza koşulundan indirim yapılıp yapılmayacağını kendiliğinden saptamalıdır. Ceza koşulunun aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, ceza koşulunun amacının alacaklının durumunu iyileştirmek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Kararlaştırılan ceza indirilirken, her hâlde, alacaklının müspet zararını karşılamak için genel kurallara göre isteyebileceği tazminat miktarının üstünde kalınmalıdır. Aşırı olan ceza koşulunun indirilmesi olanağı, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Bu nedenle, borçlunun “indirilme olanağından önceden feragati” geçersizdir (Reisoğlu, S: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 2004, s:391,392, Oser-Schönenberger, Tunçomağ, Becker, von Tuhr’a atfen).

Bu görüşlere rağmen Yargıtay aksi görüştedir. İlk Derece Mahkemesince, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacı, sözleşmeyi imzalarken cezai şartın fahiş olduğunu iddia edebileceği gibi, çalıştırdığı doktorun yaptığı usulsüz işlemler sonucu bu sözleşmeye göre cezai şartı ödemekle yükümlü olacağının öngörmesi ve gerekli denetim ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu bilmesi gerektiğinden, sözleşmeye uygun olarak tespit ve tahakkuk edilen cezai şartın iptaline yönelik talebinin reddine karar verdiği davada, Yargıtay yerel mahkemenin kararını onamıştır.(Y. 13. HD. 2018/5860 E. , 2020/251 K. 16/01/2020 tarihli kararı).

 

Savunma 

Ceza koşulu ve/veya fesih uygulamasını gerektiren bir fiilin tespiti halinde 20 (yirmi) iş günü içinde satış merkezinden yazılı savunma istenir. Savunma talep yazısının tebliğ tarihinden itibaren 10 (on) iş günü içinde satış merkezi savunmasını verir. Kurum gerekli gördüğü hallerde bu süreyi uzatabilir. Kurum müfettişlerince yapılan inceleme veya soruşturmalarda, müfettişlerce savunma alınmış olması halinde aynı konuya ilişkin olarak Kurumca yeniden savunma istenmez.  

Süresi içinde savunma verilmemesi veya verilen savunmanın değerlendirilmesi sonucunda ceza koşulu ve/veya fesih uygulanmasına karar verilmesini müteakip satış merkezine gerekli tebliğ yapılır. Satış merkezi, ceza koşulu ve fesih işleminin tebliğ tarihinden itibaren 10 (on) iş günü içinde Kurum Taşra Teşkilatına itiraz edebilir. İtirazlar feshin ve ceza koşulunun uygulanmasını durdurmaz.  İtirazlar mücbir sebepler dışında 15 (onbeş) iş günü içinde Kurum Taşra Teşkilatınca karara bağlanır. Ceza koşulu, uyarı ve feshe ilişkin işlemlerde tebliğ tarihi esas alınır.

Konu ile ilgili olarak mahkemeye başvurulmuş olması, ceza koşulunun takip ve tahsili ile feshin uygulanmasını durdurmaz.

İtiraz

Sayıştay Başkanlığı ve müfettiş raporlarına yapılacak itirazların ceza koşulunun değerlendirildiği komisyonlarca kabul edilmesi halinde, itirazlar ve komisyonun gerekçeli kararı GSS Genel Müdürlüğüne iletilir. GSS Genel Müdürlüğünce de kabul edilmesi halinde itirazlar gerekçeleri ile birlikte raporu düzenleyen birimlere iletilir. 

Komisyon, Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürü veya görevlendireceği personel başkanlığında, Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinde görev yapan bir sağlık hizmetleri sınıfı personeli ile fatura eki belgeleri incelenen satış merkezinin/merkezin hak ve alacaklarından vazgeçme konusunda yetkilendirilmiş olan bir temsilcisi olmak üzere üç üyeden oluşur.

Komisyon, inceleme birimleri tarafından yapılan inceleme sonucu oluşan kesinti tutarlarına satış merkezi/merkez tarafından yapılan itirazları değerlendirmek üzere itirazın Kurum kayıtlarına girdiği tarihi takip eden 5 iş günü içinde toplanır.

Komisyon kararları 10 iş günü içerisinde oy çokluğu ile alınır.

Komisyon toplantılarına reçetesi incelenen satış merkezinin/merkezin yetkilendirilmiş temsilcisinin mücbir sebepler hariç olmak üzere katılmaması halinde, diğer üyeler tarafından bu durum tutanak altına alınır ve yapılan kesintilere ait itirazlar katılımcılar tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.

Alınan kararlar nihai olup karar ile ilgili Kuruma itirazda bulunulamaz.

Komisyon, itiraza konu fatura eki belgelere ait her türlü bilgi ve belgeyi satış merkezinden/merkezden talep etme yetkisine sahiptir.

Komisyon tarafından alınan kararlar ile ilgili MEDULA-Tıbbi Malzeme Provizyon Sistemi üzerinde yapılması gereken değişiklikler, Komisyon ya da ilgili merkez müdürü tarafından görevlendirilen personel tarafından yapılır.

Komisyonda alınan kararlar tutanak altına alınarak Komisyon kararının sonucu itiraz eden satış merkezine/merkeze yazılı olarak bildirir.

Tıbbi malzeme satış merkezi/merkez, incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarı ve gerekçelerine ilişkin kabul ya da itiraz yönündeki kararını, Kurum bilgi işlem sisteminde ‘‘incelendi’’ ibaresinin belirdiği veya tebliğ edildiği tarihi takip eden 5 iş günü içinde Kurum bilgi işlem sistemi üzerinden bildirir. İtiraza konu her bir reçeteye ilişkin gerekçelerin yer aldığı itiraz dilekçesi Kurumun resmi internet sitesinde duyurulan ilgili birimine verilir. İtirazların faks ile bildirilmesi halinde, bildirimin aslının elden, iadeli taahhütlü posta ya da kargoya 3 iş günü içerisinde verilerek Kuruma gönderilmesi gerekir. Belirtilen süre içinde itiraz etmeyen tıbbi malzeme satış merkezleri tarafından kesinti tutarı kabul edilmiş sayılır.

İtiraz dilekçesinde gerekçesi belirtilmemiş olan itirazlar değerlendirmeye alınmaz.

İtiraz sürelerinin tespitinde itiraza ilişkin evrakın elden verilmesi ya da itirazın normal posta ile yapılması halinde Kurum kayıtlarına girdiği tarih, iadeli taahhütlü posta ya da kargo yoluyla gönderilmesi halinde ise posta ya da kargoya veriliş tarihi elektronik ortamda yapılması durumunda da sisteme kayıt tarihi esas alınır.

Kurumca yayımlanan mevzuat ve sözleşme hükümlerinde yapılan düzenlemelere göre reçetelerinin tamamının incelenmesi hüküm altına alınmış satış merkezi/merkez ve örnekleme yöntemini kabul etmeyen satış merkezi/merkez tarafından yapılan itiraz Tıbbi Malzeme İtiraz Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.

Kurumca örnekleme yöntemi ile yapılan inceleme sonucunda tespit edilen kesinti oranının %10’un üzerinde olması halinde, kesinti yapılan reçetelerin Tıbbi Malzeme İtiraz Değerlendirme Komisyonunca incelenmesi ya da Tıbbi Malzeme İtiraz Değerlendirme Komisyonuna iletilmeksizin reçete inceleyen birimler tarafından, reçetelerin tamamının incelenmesi için itirazda bulunulabileceği gibi tamamı incelenen reçetelerde kesinti oranının artması durumunda örneklem dışındaki reçeteler için itirazda bulunulabilir.

İncelenen fatura dönemi ile ilgili olarak Komisyona yapılan itirazlarla ilgili alınan kararlar nihaidir. Satış merkezi/merkez tarafından, aynı fatura dönemiyle ilgili olarak Kuruma yeniden herhangi bir itirazda bulunulamaz.

Satış merkezinin sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan ceza koşulunun tahsilinde Kurumda tahakkuk etmiş alacağının bulunması halinde 10 (on) iş günü itiraz süresi beklenmeksizin Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir.

Ceza koşulları, reçete bazında veya fatura dönemi baz alınarak değerlendirilir. 

Bir reçetede birden fazla usulsüz fiilin tespit edilmesi durumunda ceza koşullarından en yüksek olanı esas alınır. 

Bir fatura döneminde ceza koşulu gerektiren fiil/fiillerin birden fazla reçetede tespit edilmesi halinde belirlenen ceza koşulu her bir reçete için ayrı ayrı hesaplanıp bu bedeller toplanmak suretiyle tahsil edilir. 

Yine aynı sözleşme döneminde, sözleşmenin feshini gerektiren birden fazla farklı fiilin işlendiğinin tespiti halinde uzun olan fesih süresi uygulanır. 

Uyarı 

Sözleşmenin feshini gerektiren bir fiilin/fiillerin gerçekleştirildiğinin tespiti halinde satış merkezi yazılı olarak uyarılır. Tebliğ tarihi esas olmak üzere bir sene içinde aynı fiilin gerçekleşmesi ikinci tekrar olarak değerlendirilir. Yazılı uyarının tebliğ edildiği tarihten önceki dönemlere ait olup Kuruma teslim edilmiş reçetelerde aynı fiilin tekrarının tespiti halinde ilk tespit için geçerli ceza koşulu uygulanır.

Kurum tarafından sözleşmesi feshedilmiş satış merkezi ile feshe neden olan fiillere bağlı olarak oluşan Kurum alacakları tahsil edilmeden ve fesih süresi tamamlanmadan yeni bir sözleşme yapılmaz.

Kurum tarafından sözleşmesi feshedilmiş satış merkezinin devri halinde feshe neden olan Kurum alacakları tahsil edilmeden ve sözleşmedeki fesih süreleri esas olmak üzere en az bir yıllık fesih süresi geçmeden devralan satış merkezi ile sözleşme yapılmaz. Sözleşme yapılmayan veya sözleşmesi feshedilen satış merkezinin fatura bedelleri ödenmez.

Devreden satış merkezi ile devralan satış merkezinin her türlü Kurum alacakları yönünden müşterek ve müteselsil sorumluluğu devam eder. Hem devreden satış merkezinin hem de devralan satış merkezinin her türlü Kurum alacakları tahsil edilmeden devralan satış merkezi ile sözleşme yapılmaz.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda belirtilen ve Kurum zararına neden olan nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiğinin kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit görülmesi şartıyla, söz konusu fiillerin satış merkezinin sahibi, temsilcisi ve/veya yöneticileri ve/veya ortakları/sorumlu müdürü tarafından işlendiği durumda aynı satış merkezi veya fiili gerçekleştiren satış merkezi sahibi, temsilcisi ve/veya ortaklarının/sorumlu müdürünün daha sonra yetkili ve/veya yönetici ve/veya ortak olduğu satış merkezi ile hiçbir şekilde sözleşme yapılmaz, kesinleşmiş mahkeme kararının beklenmesi sözleşmede belirtilen ceza koşulu ve/veya fesih sürelerinin uygulanmasına engel olmaz. 

Sözleşmede ceza koşulu veya fesih uygulamasını gerektiren fiillerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yönünden de suç oluşturması halinde ilgililer hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur.

Satış merkezi sahibi ve sorumlu müdür fesih/uyarı ve ceza koşullarına ilişkin hükümlerden doğan borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.

Yersiz Ödeme 

Satış merkezine yapılacak ödemelerde Kurumca ödeme tarihindeki mevzuata aykırı olarak temin edilen cihaz ve malzeme bedelleri ödenmez, ödenmiş ise yapılan bu ödemeler yersiz ödeme kabul edilir ve mevzuat hükümleri çerçevesinde geri tahsil edilir. 

Sözleşme kapsamında satış merkezine yapılan yersiz ödemeler ödeme tarihinden itibaren, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan ceza koşulu ise tebliğ tarihinden itibaren   5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre hesaplanacak faizi  ile birlikte, satış merkezinin Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Kurumda tahakkuk etmiş alacağı veya yeterli alacağı bulunmayan satış merkezleri için Kurum alacağı söz konusu faizi ile birlikte genel hükümlere göre tahsil edilir. 

Yersiz ödemeler ile ceza koşulunun tahsilinde, önce yersiz ödemelerin mahsubu yapılır.

Satış merkezi SUT fiyatları üzerinden ilgili kanunlarda tanımlanan KDV oranlarını ilave ederek fatura düzenler.

Satış merkezi adına tahakkuk etmiş olan her türlü Kurum alacağı ile bu alacaklardan doğacak fer’ilere ilişkin borcu bulunması halinde Kurumdaki alacağından mahsup edilir ve varsa kalan tutar satış merkezine ödenerek bilgi verilir. 

Dava

Denetim ve inceleme sonucunda satış merkezlerine ve sorumlu müdürlerine tebliğ edilen yersiz ödeme ve ceza koşullarının iptali gündeme gelmektedir. Zira, yapılan denetim ve soruşturmanın doğru ve yeterli olmadığı, tarafsız olmadığı, sırf kaynak yaratmak amacına yönelik olduğu, özensiz ve yetersiz yapılan teftişlerde satış merkezlerinin ekonomik olarak mahvına neden olacak cezalar yazıldığı görülmektedir.

Dava Yetkili Mahkeme 

Son dönemlerde satış merkezleri ile yapılan bu sözleşmelerde Kurum tek taraflı yetkisi ile “Bu sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda, ANKARA ili mahkeme ve icra daireleri yetkilidir.” hükmünü korumaktadır.

Dava Sonunda Ödeme Talebi 

Kurumun taraf olduğu her türlü davalarda, Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına, müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenir. 

Bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yollarına başvurulamaz. 

Belirtilen sürede ödeme yapılamaması hâlinde, söz konusu alacaklar genel hükümler dairesinde tahsil olunur. 

Sonuç

Kurum kendi bünyesinde ilgili mevzuat ve sözleşme gereğince yerine getirilecek hizmetlerin sunumu için gerekli altyapı hizmetini tam ve eksiksiz sunmak zorundadır. TİTUBB veya ÜTS olarak kısaltılan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasında Ürün Takip Sisteminin eksikliği halen bir çok sözleşme tarafı olan medikal malzeme satış merkezlerini zor durumda bırakmaktadır. Yapılan denetim ve incelemelerde ise denetim ve soruşturmanın doğru ve yeterli olmadığı, tarafsız olmadığı, sırf kaynak yaratmak amacına yönelik olduğu, özensiz ve yetersiz yapılan teftişlerde satış merkezlerinin ekonomik olarak mahvına neden olacak cezalar yazıldığı görülmektedir. Bu yersiz ödeme ve ceza koşullarının medikal malzeme satış merkezleri tarafından dava konusu edilmesi halinde ise, mahkemeler tarafından haksız ödeme ve ceza koşulları iptal edilebilmektedir. 

İmar planının iptali

İmar planları, yargısal içtihatlarla ilanı gereken genel düzenleyici işlem olarak kabul edilmiş olduğundan, kamulaştırma, parselasyon, ruhsat, ruhsat iptali ve yıkım işlemleri gibi uygulama işlemi olduğu öne sürülerek işlemin dayanağı imar planının iptali talep edilebilir.

İstemin Özeti : Danıştay Altıncı Dairesince verilen 25.03.2013 tarihli, E:2010/2833, K:2013/1922 Sayılı kararın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. M addesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının ( c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin 25/03/2013 tarihli, E:2010/2833, K:2013/1922 Sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:

KARAR : Dava, … pafta, 433 ada, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 Sayılı parsellerde yer alan arastanın Caminin koruma alanında bulunduğundan Vakıflar Bölge Müdürlüğünce kamulaştırılmasının uygun olduğuna dair 19.06.2007 tarihli, 479 Sayılı İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ve kararın dayanağı 09.06.2006 tarihli, 1/1000 ölçekli Üsküdar Meydanı ve Çevresi Uygulama İmar Planı ile 19.09.2006 tarihli, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Üsküdar Meydan ve Çevresi Raylı Sistemler ve Karayolları Entegrasyonları ile Kentsel Tasarım İmar Planının iptali istemiyle açılmış, İdare mahkemesince; davanın parsellerin kamulaştırılmasının uygun bulunmasına dair koruma kurulu kararının iptali istemine dair kısmının; davanın 2942 Sayılı Kanun’un 10. maddesinin öngördüğü şekilde adli yargı yerinde açılan davada davacılara yapılan tebligat üzerine açılmış bir dava niteliği taşımadığı, taşınmazların satın alma usulü ile kamulaştırılması amacıyla davacının uzlaşmaya davet edilmesine dair 28.08.2008 tarihli, 868 Sayılı Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul II. Bölge Müdürlüğü yazısının tebliği üzerine açıldığı, kurul kararının iptaline yönelik olarak erken açılmış bir dava bulunduğu gerekçesiyle bu kısmının incelenmeksizin reddine, davanın davaya konu plana yönelik kısmının ise; planların 16.10.2006-17.11.2006 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı son ilan tarihini izleyen günden itibaren yasal süreler içinde dava açılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra planların uygulanması niteliğinde bir idari işlem olmaksızın 26.12.2008 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunduğu gerekçesiyle süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davanın, uyuşmazlık konusu taşınmazların, Vakıflar Bölge Müdürlüğünce kamulaştırılmasının uygun olduğuna dair 19.06.2007 tarihli, 479 Sayılı İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının iptali isteminin incelenmeksizin reddine dair kısmı yönünden incelenmesinden;

2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin, 1. fıkrasında; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenleyeceği, “Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh” başlıklı 7. maddesinde; idare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildireceği, bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorunda olduğu, idare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10. maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belgenin tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerhin tapu idaresince resen sicilden silineceği, “kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesinde; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği, mahkemenin, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağıracağı hükme bağlanmış; aynı Kanunun “Dava hakkı” başlıklı 14. maddesinde ise; kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10. madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabileceği kuralına yer verilmiştir.

2942 Sayılı Kanun incelendiğinde, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik 1982 Anayasası hükümleri nazara alınarak, özel mülkiyette yer alan taşınmazların kamulaştırılmasına dair usullere ayrıntılı olarak yer verildiği, idarelerin kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde tesis edeceği işlemlerde izleyeceği prosedür ve yükümlülüklerin belirlendiği gibi kamulaştırma işleminin muhatabı olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin hakları ve ne şekilde kullanacağı hususu yasa koyucu tarafından teminat altına alınmıştır.

İdari işlemler, idari makamların kamu gücünü kullanarak kamu hukuku alanında yaptığı tek yanlı, kesin doğrudan uygulanabilir işlemlerdir. İdari işlemin en belirgin özelliği ilgilinin istemine bağlı olmaksızın idarenin tek yanlı iradesi ile ilgililerin hukuksal durumunu etkileyebilmesidir. İdari işlemlerin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olması gerekmektedir. Bir idari işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu sayılabilmesi ise, hukuk düzeninde bir sonuç doğurabilmesi için gerekli olan bütün aşamaların gerçekleştirilmiş olmasına, başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirmesine bağlıdır.

2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunun 14. maddesiyle, aynı kanunun 10. maddesi doğrultusunda “mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal … davası açılabileceğine” dair hükme yer vermekle, açılacak bedel tespit ve tescil davası sonrasında özel kanunla öngörülen otuz günlük süre içerisinde idari yargıda dava açılabileceği açık olmakla birlikte, bu aşamaya kadar olan süreçte idarelerce tesis edilen diğer işlemlerin davaya konu edilip edilemeyeceği veya hangi suretle yargılamaya konu edilebileceği yönünde Kamulaştırma Kanun’un da özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak, bu durum kanunla getirilen özel bir sınırlama bulunmadığı sürece, mülkiyetin devrini gerektirmeyen ara işlemlerin kesin ve yürütülebilir işlem olmadığı diğer bir ifade ile davaya konu edilemeyeceği anlamına gelmemekte, her işlemin hukuk düzeni içerisinde taşıdığı öneme, muhatabı veya üçüncü kişiler üzerinde doğurduğu sonuca göre, idari işlemlerde bulunması gereken icrailik unsurunun aranması sonucunu gerektirmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının maliki olduğu 433 ada, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan dükkanların, Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Yüksek Kurulunun 04.11.1973 tarihli, 7086 Sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen Cedid Valide Sultan Cami ve Külliyesinin koruma alanında bulunduğundan İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 19.06.2007 tarihli, 479 Sayılı kararı ile kamulaştırılmasın uygun olduğuna karar verilmesi, sonrasında Vakıflar Genel Müdürlüğünce 18.06.2008 tarihli, 69 Sayılı kamulaştırma kararı alındığı ve davacının taşınmazların satın alma usulü ile kamulaştırılması amacıyla uzlaşmaya davet edilmesi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bakılan davada, davaya konu edilen kamulaştırmanın uygun olduğuna dair 19.06.2007 tarihli, 479 Sayılı kurul kararının alınması üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğünce kamulaştırmaya dair diğer işlemlere devam edilebildiği, diğer bir ifade ile öncelikli olarak yapılan bu işlem ile diğer işlemlerin hukuk aleminde icrailik kazandığı, bu itibarla davaya konu işlemin üçüncü kişiler yönünden hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlayan bir idari işlemin doğrudan muhatabı olan davacı açısından evleviyetle kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğunun kabulü gerektiği, bu tür işlemlere yönelik olarak ise genel hükümler çerçevesinde yargı yoluna gidilebileceği, aksi yorumla dava açma hakkının, idarenin inisiyatifinde bulunan bedel tespiti ve tescili davasını açacağı zamana dek ötelenmesinin, uyuşmazlık konusu taşınmazı kamulaştırma tehdidi altında bırakarak, mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir biçimde engellenmesi sonucunu doğuracağı açıktır.

Kaldı ki, kamulaştırma işlemleri hakkında yapılacak hukuka uygunluk denetiminin idari yargının görev alanı içerisinde yer alması, adli yargı kolunda açılan davaların ise yalnız bedelin tespitine ve taşınmazların ilgili idareler adına tesciline yönelik davalar olması nedeniyle, idari yargıda verilecek yürütmenin durdurulmasına yönelik kararların, 2942 Sayılı Kanun’un amir hükmü gereği adli mahkemeler yönünden bekletici mesele sayıldığı hususu nazara alındığında, kamulaştırma işleminin hukuki denetiminin asliye hukuk mahkemelerinde açılması muhtemel davalara kadar engellenmesinin, yargı tekniği ve verimliliği yönünden uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince davaya konu edilen işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davaya konu kararın kesin ve icrai bir işlem niteliğinde olmadığı gerekçesiyle verilen davanın incelenmeksizin reddi yolundaki kararda isabet görülmemiştir.

Davanın, imar planlarının iptali isteminin süre aşımı nedeni ile reddi yönünden incelenmesinden;

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri hüküm altına alınmakla, ilanı gereken düzenleyici işlemler yönünden ilgililere uygulama üzerine dava açma olanağı tanındığı tartışmasızdır.

İmar planları, yargısal içtihatlarla ilanı gereken genel düzenleyici işlem olarak kabul edilmiş olduğundan, uygulama işlemi olduğu öne sürülerek işlemin dayanağı imar planının iptalinin istenilmesi halinde planların uygulama işlemlerinin kapsamının ve buna göre de dava açma sürelerinin belirlenmesi gerekmektedir.

Kamulaştırma, parselasyon, ruhsat, ruhsat iptali ve yıkım işlemlerinin ise planların uygulanmasına yönelik işlemler olduğunda duraksama olmayıp, taşınmazların satın alma usulü ile kamulaştırılması amacıyla davacının uzlaşmaya davet edilmesi üzerine, kamulaştırma işleminin uygun bulunduğuna dair kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varıldığından, işin esası hakkında inceleme yapılarak bir karara varılması gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, İstanbul 1. İdare Mahkemesince verilen 23/10/2009 tarihli, E:2009/30, K:2009/1582 Sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 20.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

DANIŞTAY 6. DAİRE E. 2013/7266 K. 2016/3026 T. 20.5.2016

Tapu tahsis belgesi sahipleri tarafından iptal davası açılamaz

Kamulaştırma ve buna bağlı kamu yararına dair işlemler ile acele kamulaştırma işlemine karşı mülkiyet hakkını ilgilendirmesi sebebiyle Tapu tahsis belgesi sahipleri tarafından iptal davası açılamaz.

İstemin Özeti : İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde ilan edilen riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların acele kamulaştırılmasına dair 14.3.2016 tarihli, 2016/8598 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının tapu tahsis belgesine sahip davacı tarafından Gaziosmanpaşa İlçesi, … Mahallesi, 1534 ada, 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.

Davalı İdarelerin Savunmasının Özeti : Hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakimi açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde ilan edilen riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların acele kamulaştırılmasına dair 14.3.2016 tarihli, 2016/8598 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının tapu tahsis belgesine sahip davacı tarafından Gaziosmanpaşa İlçesi, … Mahallesi, 1534 ada, 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin ( a) fıkrasında; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise; bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.

İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan birisi olan “dava açma ehliyeti”, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, davaya konu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.

2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler. Özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da, bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 27. maddesinde ise “3634 Sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.” kuralına yer verilmiştir.

2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun “Tapu verme” başlıklı 10. Maddesinin a bendinde ( Değişik : 22/5/1986 – 3290/4 md.); Bu Kanun hükümlerine göre hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde, gecekondu sahiplerince yapılmış yapılar, 12. madde hükümlerine göre tespit ettirildikten sonra, kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yer hak sahibine tahsis edilir ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerek ilgilisine “Tapu Tahsis Belgesi” verileceği hükmü yer almaktadır.

2981 Sayılı Kanun gerekçesinde,Yasanın amacı,ekonomik ve sosyal sebeplerle birer çekim merkezi haline gelen kentlere akın eden vatandaşların mutlak olan barınma ihtiyaçlarının giderilmesi, imar mevzuatı ve planlara uygun hale getirilebilecek yapıların belli şartlarda hukukileştirilmesi olarak belirtilmiştir. Yasa, en temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacını dahi karşılayamayacak durumdaki dar gelirli vatandaşların mağduriyetini gidererek bu durumda olanlara aileleriyle birlikte barınma olanağı sağlamak için hazine, belediye, il özel idaresi ve vakıf arazisi üzerine yapılan, barınma amacıyla ya da kısmen barınma kısmen işyeri olarak kullanılan kaçak yapıları meşrulaştırmıştır.

Bu meşrulaştırma sırasında Yasaya özgü olan ve tapuya esas teşkil ederek hak sahipliğini belirleyecek olan tapu tahsis belgesi verilmekte ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilmektedir.

Bu belge, Medeni Kanunda tanımlanan tasarruf belgelerinden farklı olup mülkiyeti değil haksahipliğini belirlemektedir. Anılan belgenin tapuya dönüşünceye kadar işlevi ise içinde oturan dar gelirli ailenin barınma ihtiyacını karşılamak olduğundan gecekondunun yıkılması ya da yıkılarak yeniden yapılması tahsisin iptali sonucunu doğurur ve ilgiliye tapu verilemez. Dolayısıyla tapu tahsis belgesi ile hak sahibi kabul edilenlerin tasarruf hakları Kanun’un belirlediği amaçlar çerçevesinde kısıtlanmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, subjektif bir işlem olduğu tartışmasız olan kamulaştırma işlemine karşı dava açılabilmesi için kamulaştırmaya konu taşınmaz ile davacılar arasında kişisel bir menfaat ilişkisinin kurulması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde ilan edilen riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına dair 14.3.2016 tarihli, 2016/8598 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle tapu tahsis belgesine sahip davacı tarafından bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, kamulaştırma ve buna bağlı kamu yararına dair işlemler ile acele kamulaştırma işlemine karşı mülkiyet hakkını ilgilendirmesi sebebiyle tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği, 2981 Sayılı Kanun’un belirlediği amaçlar çerçevesinde, kısıtlı bir hak doğuran, mülkiyeti değil hak sahipliğini belirleyen tapu tahsis belgesine dayanılarak dava açılamayacağı, bu sebeple davacının davaya konu işlemle yasal ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığından bu davayı açma ehliyetine sahip olmadığı sonucuna varılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesi kapsamında kalan davanın ehliyet yönünden reddine, aşağıda ayrıntısı yer alan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden 48,10 TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine, 1.800,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, artan posta avansının karar kesinleştikten sonra davacının göstereceği hesaba iadesine, müdahale talebi hakkında karar verilmediğinden artan posta avansının ve müdahil karar harcının karar kesinleştikten sonra Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı’na iadesine, bu kararın tebliğini izleyen 15 ( onbeş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

DANIŞTAY 6. DAİRE E. 2016/13907 K. 2017/2515 T. 12.4.2017