Sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan ceza koşulu cezanın tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte istenebilir.

Sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan ceza koşulu cezanın tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte istenebilir.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2020/543 K. 2020/6149 T. 3.11.2020
DAVA : Taraflar arasında asıl ve birleşen davada ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının asıl dava yönünden kısmen kabulüne, birleşen dava yönünden reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; asıl davada davalı, birleşen davada davacı, olan tarafın istinaf başvurusunun kabulüne yönelik olarak verilen karar, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle, duruşma günü olarak belirlenen 03/11/2020 tarihinde davacı …, davacı vekilleri Av. … ve Av. … ile davalı vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

KARAR : Asıl davada davacı birleşen davada davalı; … Eczanesi sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı tarafından 31/05/2005 tarihli yazı ile sözleşmesinin feshedildiğini ve davalıya fatura ettiği 265.000,00 TL reçete bedeli alacağı ödemesinin de durdurulduğunu, kuruma fatura ettiği reçeteler nedeniyle hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2005/50402 soruşturma sayılı numarasında takipsizlik kararı verildiğini, diğer bir kısım sanıklar hakkında İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/82 E sayılı dosyasında dava açıldığını, böylece davalının yaptığı fesih ve ödemenin durdurması işlemlerinin haksız olduğunun ortaya çıktığını, protokol uyarınca reçeteleri karşılayıp, faturalandırdığını, herhangi bir usulsüzlük yapmadığını, davalı kurum ile Türk Eczacılar Birliği arasında yapılan 01/01/2006 başlangıç tarihli protokolde belirtildiği üzere alacakların ödenmesi gerektiğini, ancak davalı tarafın gönderdiği yazıda 1.200.000,00 TL alacaklı olduğunu bildirip, ödenmesini talep ettiğini, davalının talebinin haksız olduğunu beyanla alacağı olan 265.000,00 TL’nin 01/11/2006 olan temerrüt tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Asıl davada davalı birleşen davada davacı; davalı hakkında yapılan soruşturma ve incelemeler sonucunda sahte faturalar tanzim edildiği, reçetelere ilave yapılarak sahtecilik yapıldığı ve bu nedenle kurumun zarara uğratıldığı, teftiş kurulu başkanlığınca reçetelerin incelenmesinde; Bağ-Kur sigortalısı … ait reçete ile yüklü miktarda ilaç aldığının tespit edildiği ve ilgilinin alınan beyanında reçetedeki ilaçların kendisi tarafından kullanılmadığı ve karnesinin … isimli kişi tarafından usulsüz kullanıldığını beyan ettiği bunun üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, ödemelerin bu nedenle askıya alındığını, yapılan denetim sonucunda eczanenin kurumla anlaşması olmadığı halde Bağ-Kur reçetelerini karşıladığı ve bu reçeteleri kurumla sözleşmesi bulunan … Eczanesi şifresi ile bilgisayara kayıt yaparak kuruma gönderildiğini, bu reçete içerikleri incelendiğinde davalıya ait … Eczanesinin sürsaj etiketlerinin tespit edildiğinin, bunun sonucunda toplam 16 yıl süre ile davalının sözleşmesinin feshedildiğini, davalıya ödenmemesi gereken 969.486,34TL’dan asıl davada talep ettiği reçete bedelleri mahsup edildikten sonra reçete bedelleri olarak bakiye 702.285,85TL ile teftişe konu olmayan reçete bedelleri olan 67.202,75 TL toplamı 769.485,60TL asıl alacak ile geçen süre itibariyle işlemiş olan 450.017,97TL faiz alacağı ve 4.868,07 TL cezai şart alacakları toplamının 1.224.371,64 TL olup, bu alacağın davalıdan tahsili gerektiğini beyanla bu miktarın temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; incelenen ceza dosyası kapsamında sahteciliğin sabit olduğu, ancak bu sahteciliğin davacı eczacı tarafından yapılmadığı, … eczanesinde çalışan kişinin hasta yakınlarıyla irtibat kurarak işlemleri yaptığı, sahteciliğin … Eczanesi üzerinden yapılmış olduğu, ilavelerin hasta yakınları ve doktorlar tarafından yapıldığı, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği, ilaçların gerçekte reçete uyarınca teslim edildiği hususunun sabit olduğu, ilaçlar teslim edilip faturalandırıldığına göre davacının hak ettiği alacakların ödenmesi gerektiği, 17/02/2016 tarihli rapor ile 14/04/2017 tarihli ek rapor ve 18/09/2017 tarihli rapor incelendiğinde; uzmanlık alanları itibariyle sağlıklı değerlendirme yapılmadığı, bu nedenle itibar edilemeyeceği, davacının davalı kurumdan 216.449,03TL bakiye alacağının bulunduğu, davalı kurum ile anlaşması olmayan TDK 29 Mayıs Hastanesi tarafından tanzim edilen reçete bedellerinin davacının alacağından mahsup edildiği ve bunun raporla tespit edildiği üzere yerinde olduğu, bu nedenle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm süresi içinde taraflarca istinaf edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince; davacı eczane tarafından fatura edilen 93 adet reçeteyle ilgili ceza yargılamasında reçetelerin sahte oldukları uzmanlarca tespit edildiği, yapılan işlemlerin davacı eczane kalfası tarafından yapıldığı iddia edilse de eczacı kalfasının eczacının denetiminde eczacıya yardımcı kişi olduğu, bu eylemlerden davacı eczane mesul müdürünün de sorumlu olduğuna ilişkin yerleşmiş Yargıtay içtihatları bulunduğundan sahte reçetelerle ilgili eczane sahibinin sorumluluğu olduğu açık olmakla, davacı-birleşen dosya davalısının istinaf taleplerinin reddine, birleşen dosya davacısı SGK’nın her iki dosya yönünden istinaf talebinin kabulüyle kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafça temyiz edilmiştir.

1- )Asıl dava yönünden;

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle dava konusu eylemlerin kalfası tarafından gerçekleştirildiğine dair davacının ikrarı dikkate alınmakla, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan bölge adliye mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

2- )Birleşen dava yönünden;

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

3- )Davalının sahibi ve mesul müdürü olduğu … Eczanesi’nce kuruma fatura edilen 93 adet sahte reçete olduğu, yapılan ceza yargılamasındaki beyanlar ve dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşılmakla, her ne kadar davacının kalfası hakkında yapılan ceza yargılamasında hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmişse de 818 Sayılı BK 53 maddesi ( 6098 Sayılı TBK 74.md. ) gereğince, kural olarak, ceza mahkemesince verilen beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de; verilecek mahkumiyet kararı ve belirlenen maddi olgular hukuk hakimi yönünden bağlayıcıdır hükmü gereğince davalının sözleşmeye aykırı bir davranışı olup olmadığı araştırılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta davacı hastaların kimlik kontrollerini yapmayarak ve reçete muhteviyatı ilaçları hasta ya da yakınına teslim etmeyerek sözleşmeye aykırı davranmıştır. Bu durumda davalıdan, 2016 sözleşmesinin 5.4.2. maddesi uyarınca, reçete bedelleri yersiz ödeme olarak kurumca geri istenebilir. Bu madde de yer alan “Bu sözleşme kapsamında eczaneye yapılan yersiz ödemeler ödeme tarihinden itibaren, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan ceza koşulu ise tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte, eczanenin Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Kurumda tahakkuk etmiş alacağı veya yeterli alacağı bulunmayan eczaneler için Kurum alacağı söz konusu faizi ile birlikte genel hükümlere göre tahsil edilir.” hükmü uyarınca da yersiz ödemeler nedeniyle davalıdan işlemiş faiz alacağı oranı olarak ve dava tarihinden itibaren işleyecek faiz oranı olarak yasal faiz talep edilmesi gerekir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında işlemiş faiz alacağı yönünden davacının talebinin yerinde olduğu bildirilmiş ise de bu raporlar faiz hesaplaması yönünden denetime elverişli değildir. Bu durumda dosyanın faiz hesaplamasında uzman bir bilirkişiye tevdi ile denetime elverişli bir şekilde, hesaplama yöntemleri tek tek gösterilmek suretiyle rapor alınması suretiyle belirlenen miktara göre işlemiş faiz alacağına ve dava tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni yapılmıştır.

SONUÇ : Asıl davada; yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan bölge adliye mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Birleşen davada ise; ikinci bendde açıklanan nedenlerle; sair temyiz itirazlarının reddine, üçüncü bendde açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 2.540 TL duruşma avukatlık parasının asıl davanın davalısı birleşen davanın davacısından alınarak asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısına ödenmesine, peşin alınan harcın asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısına istek halinde iadesine, HMK’nın 373. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.