SGK’nın kesintiye konu muayene hizmetini vermediğine ilişkin bir iddiası bulunmadığına göre, verilen hizmetin bedeli olarak ödenen ücretin iadesini yersiz ödeme olarak isteyemez.

SGK, her ne kadar doktorun çalışma izin belgesinde yer almayan günlerde yapmış olduğu muayenelere ilişkin ücretlerin kesintisinin yapılması gerektiğini belirtmiş ise de, kesintiye konu muayene hizmetini vermediğine ilişkin bir iddiası bulunmadığına göre, verilen hizmetin bedeli olarak ödenen ücretin iadesini yersiz ödeme olarak isteyemez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/1498 E. , 2020/7291 K.
MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
VEK.AV….
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı kurumun 01/09/2016 tarihli yazı ile 141.468,88 TL cezanın taraflarından tahsiline karar verdiğini bu cezaya itiraz edilmesi üzerine, cezai şarta konu işlemden vazgeçildiğini, davalı kurumun ikinci bir düzenleme ile bu defa davacıdan 114.874,76 TL tahsil edeceğinin kendisine bildirildiğini, ancak bu işlemin hukuki dayanağının olmadığını belirterek taraflar arasında geçerli “Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi” ilgili maddeleri gereği hükmedilen 114.874,76 TL kesintinin iptaline, borçlu olmadıklarının tespitine ve yargılama aşamasında cezai şartın davalı tarafça tahsil edilmesi halinde ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına, mahkeme aksi kanaatte ise olay ve kesinti miktarı arasındaki fahiş fark nedeniyle, fahiş olan kısmının tenkisine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 01/01/2015-31/10/2015 tarihleri arasında davacı hastane bünyesinde çalışmakta olan Dr. … ‘un çalışma izin belgesinde bildirilmiş olan çalışma günleri haricinde de çalıştığının tespit edildiğini ve bu günlere ilişkin SGK’ya fatura edilen 114.874,76 TL’nin taraflar arasındaki 2012 yılı sözleşmesinin 10.1 ve 10.2 maddeleri gereğince tahsil edildiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmede çalışma günleri dışında yapılan tedavi hizmetleri nedeniyle kurum tarafından ödeme yapılmayacağına ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan kesintinin SUT hükmü ile sözleşme hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının dava konusu kesintiye dayanak olarak göstermiş olduğu 2012 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin 10.1 maddesi “Kurum mevzuatı ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak yapılan işlemlerin bedelleri ödenmez, ödenmiş ise yapılan bu ödemeler yersiz ödemeler kabul edilir.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin kesintiye konu 10.1 maddesi genel bir hüküm olup yersiz ödemelerin tarifini yapmaktadır. 10.2 maddesi ise yersiz ödemelerin faizi ile mahsup edileceğini belirtmektedir. Kesintiye konu eylem ise, doktorun çalışma izin belgesinde yer almayan günlerde muayene yapmış olmasıdır. Davalı her ne kadar doktorun çalışma izin belgesinde yer almayan günlerde yapmış olduğu muayenelere ilişkin ücretlerin kesintisinin yapılması gerektiğini belirtmiş ise de, davacının kesintiye konu muayene hizmetini vermediğine ilişkin bir iddia bulunmadığına göre, verilen hizmetin bedeli olarak ödenen ücretin iadesi istenemeyeceğinden Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun 371. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.