Sgk’nın Kesinti Yapıp Eksik Ödediği Bedellerin İadesi

Sgk’nın Eksik Ödediği Bedellerin İadesi 

SGK’nın sözleşme ile belirlediği bazı durumlar yersiz ödeme olarak kabul edilip, tedavi, hizmet, ilaç ve cihaz/malzeme bedeli ödenmez. Bunlar hastanın raporunun eksik olması, Kurumca belirlenen usul ve esaslar ile reçete düzenleme ve yazılım esaslarına uyulmaması, reçetenin süresi içinde MEDULA sistemine kaydedilmemesi, reçetenin veya raporun fatura ekinde bulunmaması, reçete ekinde bulunması gereken barkod veya fiyat etiketi bilgilerinin eksik olması, hasta T.C. Kimlik Numarasının hatalı girilmesi, belirlenen süre içinde reçetenin teslim edilmemesi, mahkeme kararı ile ödeme işlemlerinin iptal edilmesi ya da yürürlüğünün durdurulması gibi nedenlerdir. 

SGK’nın kesinti nedenleri bazı durumlarda sözleşme hükümlerine aykırı olabildiği gibi yasal düzenlemelere de aykırı olabilmektedir. 

SGK ile sözleşme imzalamış olan ancak tedavi, hizmet, ilaç ve cihaz/malzeme bedeli haksız ve hukuka aykırı olarak kesilip ödenmeyen  birinci, ikinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kuruluşları, iş yeri hekimlikleri, evde bakım hizmetleri sunumu hakkında yönetmelik kapsamında hizmet veren merkezler, ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik kapsamında açılan özel poliklinikler, ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik kapsamında açılan ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşlar, serbest eczaneler, özel hastaneler yönetmeliğine göre ruhsat almış hastaneler, ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik kapsamında açılan tıp merkezleri ve dal merkezleri, diyaliz merkezleri, özelleşmiş tedavi merkezleri, tanı, tetkik ve görüntüleme merkezleri ile laboratuvarları, optisyenlik müesseseleri ve tıbbi cihaz ve malzeme tedarikçileri haksız ve hukuka aykırı kesinti sebepleriyle birlikte dava konusu yapabilmektedirler. 

Sözleşme ile belirlenen hükmün SGK tarafından bir genelge ile tek taraflı olarak değiştirilmesinin mümkün olmadığı, SGK’nın belirlenen hizmet bedelini eksik ödediği ve eksik ödeme nedeni ile oluşan farkın SGK’dan istenebileceğine ilişkin davada; 

T.C.

ANKARA

9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2015/7 

KARAR NO : 2016/492

DAVACI : ………………….SAĞLIK HİZMETLERİ TİC. LTD. ŞTİ. 

VEKİLİ : Av. AHMET CAN – Reşatbey Mah. Türkkuşu Cad. N:1 Günep Panorama B1005 B/Blok K:10 D:5 01120 Seyhan/ ADANA

DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI -Ziyabey Caddesi No:606520 Balgat Çankaya/ ANKARA

VEKİLİ : 

DAVA : İtirazın İptali 

DAVA TARİHİ : 08/01/2015

KARAR TARİHİ : 29/11/2016

KARAR YAZ. TAR. : 20/12/2016

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ….’de özel diyaliz merkezi işletmekte olduğunu, davalı ile anlaşmalı olarak davalı mensuplarına hizmet verdiğini, davalının 04/09/2008’e kadar seans ücreti olarak 138,00 TL uygulamakta iken bu tarihten itibaren seans başına 111,60 TL uyguladığını ve müvekkiline eksik ödeme yapıldığını, diğer diyaliz kuruluşlarının şikayeti üzerine eski uygulamaya dönüldüğünü, ancak müvekkiline toplam 10.178,00 TL eksik ücret ödediğini, bu paranın geçmiş günler faizinin 8.969,08 TL olduğunu, toplam 19.147,08 TL’nin tahsili için Ankara 17. İcra Müdürlüğü’nün 2014/11567 sayılı dosyası ile girişilen icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; diyaliz tedavi ücretlerinin 2007 SUT’ta hem sağlık kurumları fiyat listesinde hem de paket işlem fiyat listesinde yer aldığını, hemodiyaliz tedavilerinin liste fiyatlarının listesinden farklı olarak diyaliz merkezleri yönetmeliğindeki zorunlu laboratuvar tetkiklerini ve nakil ücretlerini de kapsadığını, SUT 19.5.1.numaralı maddesinde hemodiyaliz tedavilerinin tanımlandığını, buna göre böbrek yetmezliği için yapılan asetatlı ve bikarbonatlı hemodiyaliz tedavi giderlerinin, paket işlem fiyat listesinde yer alan fiyatlar üzerinden fiyatlandırılacağının belirtildiğini, Danıştay 10. Dairesi’nin bu düzenlemeyi durdurduğunu, kurumca yapılan uygulamanın Danıştay kararı doğrultusunda zorunlu olarak yapıldığını, 2007 SUT’un yürürlüğe girmesinden itibaren özel sağlık kurumları ile yeniden sözleşme yapıldığını, sözleşmenin (3) ve (4.8)numaralı maddelerinde, “sağlık kurumu/kuruluşu SUT, Ödeme Genelgesi, Kurumca belirlenecek diğer usul ve esaslar ile kuruluş ve faaliyetiyle ilgili tabi oldukları mevzuat hükümlerine uymakla yükümlüdür.” denildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 

KANITLAR VE DEĞERLENDİRİLMESİ:

Dava, sağlık hizmeti alım sözleşmesine dayalı eksik ödemenin tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 

Uyuşmazlık, davaya konu icra takibi kapsamında davacının davalıdan bir alacağı bulunup bulunmadığı ve miktarı noktalarında toplanmıştır. 

Konusunda uzman bilirkişilerden alınan 27 kasım 2015 tarihli raporda özetle, dosyamıza konu olan işlemin, SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü’nün 04/09/2008 tarih ve 2008/80 sayılı genelgesi ile başladığı, söz konusu genelgenin, Danıştay 10. Dairesince; 09.07.2008 tarih ve 2007/7297 E. Sayılı Karar ile; Kurumumuzca 25.05.2007 tarih ve 26532 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan “Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’’nin (24.1), (24.2) numaralı maddelerinin ve (24.2.2) numaralı maddesinin “(24.2.2.6) Paket İşleme Dahil Olmayan Tıbbi Malzemeler” bölümü hariç diğer kısımları ile eki Paket İşlem Fiyat Listesinin, 09.07.2008 tarih ve 2007/7391 E. Sayılı Karar ile; Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin (5) numaralı maddesinin son fıkrasında yer alan “hasta tarafından karşılanacak olup, verilen hizmetlerin Tebliğ eki Paket İşlem Fiyat Listesinde yer alması durumunda bu liste fiyatları, yer almıyorsa” ibaresinin, yürütülmesinin durdurulduğu, bilgi edinilmesi ve 04.09.2008 tarihinden itibaren söz konusu Danıştay kararı doğrultusunda işlem yapılması gerektiği hususunda bilginizi ve gereğini rica ederim.” biçiminde olup, davalı Kurumca yapılan bu işlemin, İYUK m.28 gereğince, idare tarafından uygulanması zorunlu olan bir karar olduğu, kararın yayınlanması ile birlikte, davalı ile sözleşmesi bulunan sağlık hizmet sunucuları için, vermiş oldukları hizmetlerin bedellerinin, yukarıda tanımlanan Hizmet Başına Ödeme Yöntemi ile faturalandırılması gerektiği, yani 26 gün süre ile uygulanan 105,60 TL diyaliz bedelinin fiks bir fiyat olmadığı, eğer davacı tarafından uygulanmışsa, hastalara uygulanan ilaçlar, yatak ücreti, hasta taşıma, laboratuvar ve patoloji tetkiklerinin de bu fiyata ek olarak fiyatlandırılması, fiyatın daha yukarıya çıkmasının mümkün olduğu, dosyada örneği bulunan dava konusu döneme ait 087786 sıra nolu faturanın tetkikinde de görüleceği üzere, 357 adet “Yatak Ücreti” Ek 8 gereği birim fiyata ilave edilmiştir davacı Sağlık hizmet sunucusunun fiyatlandırılabilecek ek hizmetleri faturalandırmamasının nedeninin, bu hizmetlerin hastalara sunulmamış olması ya da ihmal olduğu, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, Danıştay 10. Dairesinin 09.07.2008 tarih ve 2007/7297 E. Sayılı Kararı gereği 04.09.2008-30.09.2008 tarihleri arasında 26 gün süre ile uygulanan hemodiyaliz tedavi bedeli ile ilgili olarak yaptığı ödemenin, ödeme döneminde yürürlükte olan mevzuata uygun olduğu, davacı tarafça eksik ödendiği iddia edilen 10.178,00TL tedavi bedeli ve fer’ilerinin ödenmediğine dair itirazın yerinde olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. 

Davacı vekilinin itirazı üzerine alınan 08/09/2016 tarihli raporda özetle, yanlar arasındaki uyuşmazlığın diyaliz seans ücretinin sözleşmeyle EK-9 fiyat listesindeki 138,00 TL belirlenmesine rağmen 04/09/2008-30/09/2008 tarihlerini kapsayan 26 günlük dönemde kurumca 105,60 TL olarak uygulanması sonucu oluşan fiyat farkına ilişkin olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Kurumundan/Kuruluşundan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi uyarınca davacının davalı Kurum mensubu hastalara sağlık hizmeti verdiği, ücretin Sağlık Uygulama Tebliğinin EK-9 listesinde yer alan paket işlem ücretinden ödeneceği, EK-9 paket işlem ücret listesinin P704230 paket kodu ile Bikarbonatlı Hemodiyaliz tetkiklerinin malzeme dâhil seans ücretinin 138,00 TL olarak belirlendiği, 25/05/2007 tarihli resmi gazetede yayımlanarak 15/06/2007 tarihinde yürürlüğe giren ve 01/10/2008 tarihine kadar yürürlükte kalan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile EK-9 listesinin uygulanmaya başlandığının görüldüğü, Danıştay 10. Dairesi’nin 09.07.2008 gün ve 2007/7297 sayılı kararıyla 25/05/2007 tarih ve 26532 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 24.1, 24.2, 24.2.2 nci maddesinin 24.2.2.6 Paket işleme dâhil olmayan tıbbi malzemeler bölümü hariç diğer kısımları ile eki Paket Fiyat Listesinin (EK-9) yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiğinin görüldüğü, davalı Kurumun yürütmenin durdurulması kararı üzerine 04/09/2008 tarih ve 34457 sayılı genelgeyi yayımlayarak EK-9 Paket işlem fiyat listesinin uygulanmasını durdurduğu ve EK-8 Paket işlem fiyatlarını uygulamaya başladığı, 29/09/2008 gün ve 27102 sayılı mükerrer resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliği ile 01/10/2008 tarihinde Ek-9 fiyat listesini yeniden uygulamaya başlandığının görüldüğü, konuya ilişkin olarak Adana 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2012 tarih ve 2011/515E 2012/265K sayılı kararı, Adana 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2012 tarih ve 2011/504E 2012/264K sayılı kararlarında, davalı kurumun biokarbonatlı hemodiyaliz için uyguladığı 138,00 TL seans ücreti yerine 111,60 TL ödenmesinin yerinde olmadığı, bu nedenle oluşan zararın davalıdan alınması gerektiğinin kabul edildiği, davacının 30/09/2008 tarih ve 087786 sayılı 51.757,06 TL’lik fatura kestiği,fatura içindeki dava konusu 411 seans bulunduğu, davacı tarafından verilmiş olan hasta takip listesine göre bu fatura tutarının 69 hasta tedavisine ait olduğu, dava dilekçesinde 19.147,08 TL’nin talep edildiği, bu rakamın toplam 411 seanstan 01/09/2008- 02/09/2008- 03/09/2008 tarihleri için 54 seansa 138,00 TL’den, 04/09/2008 ile 30/09/2008 tarihleri arasındaki 357 adet seans için ise 111,60 TL’den ödendiği; seans başına 26,40 TL eksik ödeme yapıldığı, 357×26,40+%8KDV = 10.178,78 TL + 8.969,08 TL faizden oluştuğu, 138,00 TL – 111,60 TL = 26,40 TL x 357+KDV 10.178,78 TL fiyat farkının davalıdan alınarak davacıya iadesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. 

08/09/2016 tarihli bilirkişi raporu dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli bulunduğundan hüküm kurmaya yeterli görülmüştür. 

Toplanan tüm kanıtlardan, tarafların sözleşme ile seans birim ücretini 138,00 TL olarak belirledikleri genelge ile özel hukuka ait sözleşmenin hükümlerinin tek taraflı olarak değiştirilmesinin mümkün olmadığı davalı idarenin sözleşme ile 138,00 TL olarak belirlenen seans birim ücreti yerine 111,60 TL ödemesinin doğru olmadığı davacının eksik ödeme nedeni ile oluşan 10.178,00 TL farkı davalıdan isteyebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 27/03/2013 tarih, 2012/26451 Esas 2013/7754 sayılı Kararı) .

Davacı vekili fatura tarihinden takip tarihine kadar birikmiş faiz isteminde bulunmuştur. Davanın sözleşmeden kaynaklandığı, davacının takip tarihinden önce davacıyı temerrüte düşürdüğü kanıtlanmadığından birikmiş faiz istemi yerinde görülmemiştir.

Davacı vekili davalı tarafın takibe haksız olarak itiraz ettiğini bu nedenle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı tarafın icra takibine yapılan itirazda haksız olduğu ve alacak likit olduğundan İİK’nun 67/2.maddesi gereğince hükmolunan şeyin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili gerektiği düşünülmüştür. 

İddia, savunma, taraflarca sunulan kanıtlar, büyük ölçüde yararlanılan 08/09/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davanın KISMEN KABULÜNE,

Davalı aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğü’nün 2014/11567 sayılı dosyası ile girişilen icra takibinin 10.178,00 TL üzerinden kısmen iptaline, 

Hükmolunan 10.178,00 TL’ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, 

İİK’nun 67/2. maddesi uyarınca hükmolunan şeyin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 

Fazla istemin reddine, 

2-Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-HMK’nun 332. maddesi gereğince davacı tarafça yapılan 66,55 TL yargılama gideri ve 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere 2.066,55 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.098,51 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 

6-HMK’nun 333.maddesi uyarınca kullanılmayan fazla gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 

Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK’nun 341 ile 6723 sayılı yasanın 34. ve HMK’nun 345. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstinaf yasa yolu açık olduğu bildirilerek açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/11/2016       

 

Yargıtay 13. HD., E. 2014/33458 K. 2015/28075 T. 30.9.2015 kararında da “Davacı, davalı kurum ile anlaşmalı olarak diyaliz hizmeti verdiğini, davalı kurumun 04/09/2008 tarihine kadar 2008 yılında geçerli olan ilaç, yatak, malzeme ve zorunlu tetkikler dahil seans ücreti olarak 138,00.TL birim fiyat üzerinden ödeme yapmakta iken….’ın 09/07/2008 tarihinde 2007/297 esas sayılı dosyası üzerinden, sağlık hizmetlerinin paket olarak fiyatlandırılmasına ilişkin bazı SUT hükümlerinin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı kurumun da…. kararını gerekçe göstererek 04/09/2008-30/09/2008 tarihleri arasında seans ücreti olarak 111,60.TL birim fiyat uyguladığını, ancak bu tarihten sonra tekrar eski fiyat uygulamasına döndüğünü, böylece kendilerine söz konusu tarihler arasında eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek 25.830,00.TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 25.830,00.TL,’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Harçlar Kanunu’nun 13/j. maddesi gereği, davalının harçtan muaf tutulması gerekirken bakiye harcın davalıdan tahsiline ve davacı tarafından yatırılan harcın da davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.” denmiştir. 

YARGITAY 13. HD., E. 2018/1504 K. 2020/1134 T. 4.2.2020 kararında “ Davacılar, davalı ile aralarında ayrı ayrı … hizmeti satın alma sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme gereği SGK lı diyaliz hastalarına tedavi hizmeti verdiklerini, tedavi ücretlerinin … uygulama tebliği eklerinde yer alan cetvellere göre ödendiğini, 2005 yılından sonra paket işlem fiyat listesi esasına geçildiğini, bikarbonatlı hemodiyaliz tedavilerinde seans ücretinin 138,00 TL olarak belirlendiğini ancak davalının 4-30 Eylül 2008 tarihleri arasında 26 günlük dönemde mevcut sözleşme hükümleri dışına çıkılarak seans ücretlerinin 111,60 TL olarak ödendiğini, daha sonra tekrar 138,00 TL ücret uygulamasına dönüldüğünü, 4-30 Eylül arası dönemdeki eksik ödemeden doğan zararların her bir davacıya ayrı ayrı ödenmek suretiyle faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, … Tıp Sağ. Hiz. San. Tic. A.Ş’ye 38.834,40 TL+KDV olmak üzere toplam 41.941,15 TL’nin, … … Tıp Sağ. Hiz. AŞ’ye 21.516,00 TL+KDV olmak üzere toplam 23.237,28 TL’nin, … … Tıp Sağ. Hiz. AŞ’ye 32.472,00+KDV olmak üzere toplam 35.069,76 TL’nin, …’ye 12.751,20 TL+KDV olmak üzere toplam 13.771,30 TL’nin, … … Tıp Sağ. Hiz. LTd. Şti’ne 26.401,79 TL+KDV olmak üzere toplam 28.513,94 TL’nin dava tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek reeskont faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş; hükmün, taralarca temyizi üzerine Dairemizin 15.11.2017 tarihli 2015/30041 Esas, 2017/11171 Karar sayılı ilamıyla faiz başlangıcı yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, bu kez taraflar karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır. 1-Dosyadaki yazılara mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine uygun olmayan davalının tüm, davacıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteklerinin reddi gerekir. 2-Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bütün davacılar lehine tek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usule aykırıdır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip hükmün düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7. maddesi hükmü gereğidir. Kararın bu yönden de düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, zuhulen bu yönden onanmasına karar verildiği bu kez yapılan karar düzeltme incelemesi sonucu anlaşılmakla, Dairemizin 15.11.2017 tarih, 2015/30041 Esas, 2017/11171 Karar sayılı düzeltilerek onama ilamına 3.bent eklenerek mahkeme kararının 3.bendinde yer alan, “Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden …Ü.T. uyarınca tespit olunan 13.802,70 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine” cümlesinin çıkarılarak yerine “Karar tarihinde yürürlükte bulunan …Ü.T. gereğince … Tıp … Hiz. San. Tic. A.Ş için 4.914-TL., … … Tıp … Tic. A.Ş. için 2.789-TL., … … Tıp Sağ. San. Tic. A.Ş için 4.208-TL., … Diyaliz Merk A.Ş için 1.653-TL., … … Tıp … Hiz. Ltd. Şti. için 3.168-TL. vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine” cümlesinin yazılmasına ve davacılar lehine hükmedilen vekalet ücreti bakımından mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.” denmiştir. 

YARGITAY 13. HD., E. 2015/30041 K. 2017/11171 T. 15.11.2017 kararında “Davacılar, davalı ile aralarında ayrı ayrı sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme gereği SGK lı diyaliz hastalarına tedavi hizmeti verdiklerini, tedavi ücretlerinin sağlık uygulama tebliği eklerinde yer alan cetvellere göre ödendiğini, 2005 yılından sonra paket işlem fiyat listesi esasına geçildiğini, bikarbonatlı hemodiyaliz tedavilerinde seans ücretinin 138,00 TL olarak belirlendiğini ancak davalının 4-30 eylül 2008 tarihleri arasında 26 günlük dönemde mevcut sözleşme hükümleri dışına çıkılarak seans ücretlerinin 111,60 TL olarak ödendiğini, sonra tekrardan 138,00 TL ücret uygulamasına dönüldüğünü, 4-30 eylül arası dönemdeki eksik ödemeden doğan zararların her bir davacıya ayrı ayrı ödenmek suretiyle faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, … Tıp Sağ. Hiz. San. Tic. AŞ’ye 38.834,40 TL+KDV olmak üzere toplam 41.941,15 TL’nin, …Tıp Sağ. Hiz. AŞ’ye 21.516,00 TL+KDV olmak üzere toplam 23.237,28 TL’nin, … Tıp Sağ. Hiz. AŞ’ye 32.472,00+KDV olmak üzere toplam 35.069,76 TL’nin, …’ye 12.751,20 TL+KDV olmak üzere toplam 13.771,30 TL’nin, … Tıp Sağ. Hiz. LTd. Şti’ne 26.401,79 TL+KDV olmak üzere toplam 28.513,94 TL’nin dava tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek reeskont faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacılardan Özel …Tıp Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. şirketlerinin, davalıdan dava açmadan önce ihtarname ile doğan zararını belirterek bu zararın ödenmesini talep ettiği ve davalı kurumun bu talepleri yolladığı cevabi yazılarla reddettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından davalı kurum tarafından sadece bu üç davacıya ihtarname yollandığı diğer davacıların yolladığı ihtarnamelerin tebliğine ilişkin bir belge olmadığı da anlaşılmakla birlikte, Özel … Tıp Sağlık Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş. yönünden en geç davalının cevabi yazı yazdığı tarihlerde temerrüdün oluştuğu göz önünde bulundurularak mahkemece, kabul edilen miktarların davacılardan temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken mahkemece, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının tüm, davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. fıkrasında yer alan tüm söz ve rakamların hükümden çıkartılarak yerine “ … Tıp Sağ. Hiz. San. Tic. AŞ’ye 38.834,40 TL+KDV olmak üzere toplam 41.941,15 TL’nin, … Tıp Sağ. Hiz. AŞ’ye 21.516,00 TL+KDV olmak üzere toplam 23.237,28 TL’nin, …’ye 12.751,20 TL+KDV olmak üzere toplam 13.771,30 TL’nin temerrüt tarihi olan 23.08.2012 tarihinden itibaren itibaren ayrı ayrı işleyecek reeskont faizleriyle birlikte, … Tıp Sağlık Hizmetleri A.Ş’ ye 32.472,00+KDV olmak üzere toplam 35.069,76 TL’ nin, … Tıp Sağlık Hizmetleri Ltd.Şti’ ye 26.401,79 TL+KDV olmak üzere toplam 28.513,94 TL nin dava tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek reeskont faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA.. 15/11/2017 tarihinde karar verilmiştir. 

YARGITAY 13. HD., E. 2014/43489 K. 2015/37130 T. 17.12.2015 kararında “Davacı, aralarındaki sözleşme gereğince davalı kurum mensubu olan diyaliz hastalarına hizmet verdiklerini, 04.09.2008 tarihine kadar SUT Ek-9 listesine göre seans ücreti olarak 138,00 TL üzerinden ödeme yapılırken 04.09.2008 – 30.09.2008 tarihleri arasında davalı kurumun seans ücreti olarak 111,00 TL ödediğini, bunun haksız olduğunu, sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eksik ödenen 23.408,00 TL’nin 31.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Dava, davacı şirket tarafından tedavi edilen davalı kurum hastalarına 04.09.2008 tarihine kadar bikarbonatlı hemodiyaliz tedavisinde seans ücretinin 138 TL olarak uygulanmakta iken, bu tarihten sonra 26 gün süre ile seans ücretinin 111,60 TL olarak uygulanması sonucu ortaya çıkan 23.408,00 TL hizmet bedeli farkı talebinden ibarettir. Mahkemece, birbirini teyid eden iki bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu bilirkişi raporlarında davalı K… …ın vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararına istinaden uygulama yaptığı ve taraflar arasındaki sözleşme ile davalının sözleşmede herhangi bir bildirime gerek olmaksızın ücret ve koşullarda tek taraflı olarak değişiklik yapma hakkını saklı tutmuş olması nedeniyle davacının alacağı bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; sözleşme ile davalıya tanınan ücret ve koşullarda tek taraflı olarak değişiklik yapma hak ve yetkisi sınırsız olmayıp, dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Öte yandan iki bilirkişi raporunda davanın kabulü halinde davacının alacaklı olduğu miktar farklı tespit edilmiştir. Bu hali ile hükme esas alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Hal böyle olunca, mahkemece Dairemizin dava konusu uyuşmazlığa benzer nitelikteki dosyalar hakkında daha önce vermiş olduğu kararlar da gözetilmek suretiyle konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporlarına dayanarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” hükmü verilmiştir. 

YARGITAY 13. HD., E. 2014/35084 K. 2015/35225 T. 2.12.2015 kararında “ Davacı, aralarındaki sözleşme gereğince davalı kurum mensubu olan diyaliz hastalarına hizmet verdiğini, 04.09.2008 tarihine kadar… ek-9 listesine göre seans ücreti olarak 138,00 TL üzerinden ödeme yapılırken 04.09.2008 – 30.09.2008 tarihleri arasında davalı kurumun seans ücreti olarak 111,00 TL ödediğini, bunun haksız olduğunu, sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek şimdilik 17.743,86 TL’ nın, yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi ile toplam 19.009,73 TL’ nın …’ nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı değişken oranlı reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile KDV dahil toplam 19.009,73 TL alacağın davalıdan tahsiline, hükmedilen miktarın 17.743,86 TL’ sına dava tarihinden, bakiye 1.265.87 TL’ sına ıslah tarihi olan 18.04.2014 tarihinden itibaren yasal fazi uygulanmasına karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacının temyiz itirazı yönünden; Davalı tacir olup, dava konusu verdiği hizmet ile ilgili bulunduğundan davacı, alacağını talebindeki….’ nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı değişken oranlı reeskont faizinin karşılığı olan avans faizi ile tahsilini isteyebilir. Bu durumda mahkemece, hükmedilen alacağa avans faizi yürütülecek şekilde karar verilmesi gerekirken yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK. 438/7. maddesi hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. bendindeki “yasal” kelimesinin çıkarılarak yerine “avans” kelimesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.” 

Yargıtay 11. HD., E. 2015/8848 K. 2015/10122 T. 7.10.2015 kararında da “Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından işletilen diyaliz merkezinde, davalı kurum mensubu hastalara da evlerinden alınıp, tedavi uygulandıktan sonra evlerine götürülmek suretiyle hizmet verildiğini, devlet ve üniversite hastanelerinde tedavi gören diyaliz hastalarının evlerinden alınması ve tedaviden sonra yeniden evlerine götürülmesi hizmetinin devlet tarafından karşılandığını, 2007 yılından itibaren Türkiye’deki diyaliz hastalarının %72’sine hizmet veren özel diyaliz merkezlerinde tedavi olan hastaların ulaştırma giderlerinin davalı tarafından ödenmediğini, davalının 2007 SUT’da diyaliz hastalarının tedavi giderlerine hasta nakil ücretinin de dahil olduğu talimatı verilmesine rağmen büyükşehir belediyesi sınırlarında oturan hastaların nakil ücretlerinin ödenmediğini, … mensubu hastalara 2007-2012 döneminde 119.907 seans hemodiyaliz tedavisi uygulandığını ve anılan tarihler kapsamında hastaların nakli için yapılan harcamaların 1.432.621,57 TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ibraz ederek talebini 1.432.888,65 TL’ne yükseltmiştir. Davalı vekili, 5510 sayılı Yasa’nın 65. maddesi ile ilgili yönetmeliğin 4.1. maddesine göre belediye veya büyükşehir belediyesi mücavir alanı dışında kalan hasta ve refakatçilerine yol giderlerinin kurum tarafından karşılandığını, sadece 2007 SUT’ta hemodiyaliz için belirlenmiş olan bedelin kapsamı içinde nakil ücreti yer almakta olup, zaten diyaliz merkezince karşılanması gerektiğini, 2008 yılı ve sonrasında uygulanan SUT eki 9. listede hemodiyaliz tedavisinin paket seans bedelinin 138,00 TL olarak belirlendiğini ve paket fiyat açıklama kısmından hasta nakli çıkartılarak uygulamanın önceden olduğu gibi devam ettiğini, 2007 yılı için belirlenen paket fiyata hasta nakli dahil edilmişken 2006 ve 2008 yıllarında paket ücretine hasta nakli dahil edilmemiş olmasına rağmen paket fiyatta herhangi bir azalma ya da artış olmamasının hasta naklinin fiyata doğrudan etkisinin olmadığını gösterdiğini, 2007 yılındaki SUT’un eki paket fiyat listesinin açıklama kısmına da hasta nakil ücretinin dahil olduğu ibaresinin bilgilendirme amaçlı konulduğunu, kanunen yerleşim yeri içerisinde yol gideri ödenmesine imkan olmadığını kaldı ki, şartları taşıyan hastaların yol giderlerinin belgelendirilmiş olması halinde sadece hasta adına ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, …’nın “Hasta Taşıma Hizmeti Alımı” genelgelerinde hasta nakil ücretlerinin devlet tarafından karşılanmasını kabul ettiği, 5510 sayılı Kanun’un 72. maddesine göre devletin doğrudan veya dolaylı olarak tedavi hizmetlerini sübvanse etmesi külfetinin yüklendiği, bu itibarla aynı Yasa’nın 65. maddesi uyarınca belediye mücavir alanları sınırları içinde oturanların aynı sınırlar içindeki sağlık hizmetlerinden faydalanmaları halinde yol giderinin ödenmeyeceği hükmünün Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, davalının sağlık teminatı altında bulunan hastaların tedavisinde hastayı evinden alıp tedavi yerine getiren ve tedaviden sonra yeniden evine bırakarak kamu hizmeti veren sağlık kuruluşlarının hasta nakil ücretlerini kendilerinin karşılamasının hukuki dayanağının bulunmadığı, diyaliz hastalarının ancak başkalarının yardımı ve motorlu araç ile götürülmek suretiyle tedavi edilebildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.432.888,65 TL’nin 50.000,00 TL’sinin dava tarihinden, 1.382,888,65 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.  Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı tarafça … mensubu hemodiyaliz hastalarına 2007-2012 döneminde verilen tedaviler nedeniyle hastaların nakli için yapılan harcamaların tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 5510 sayılı Yasa’nın 65. maddesinde ”Hekimin veya diş hekiminin muayene veya tedavi sonrası tıbben göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına yapılan sevkinde, ayakta tedavilerde kendisinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin gidiş ve dönüş yol gideri ve gündelikleri; yatarak tedavilerde ise gidiş ve dönüş tarihleri için gündelikleri ile yol gideri Kurumca karşılanır.” hükmü düzenlenmiş, Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği’nin Tanımlar başlıklı 4’üncü maddesinde yerleşim yeri ” belediye/büyükşehir mücavir alanı” olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, taraflar arasında akdedilen Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi’nin 6.2.1. maddesinde ”SHS, Kurum tarafından çıkarılan mevzuat hükümleri ile kuruluş ve faaliyetleriyle ilgili olarak … tarafından çıkarılan mevzuat hükümlerine uymakla yükümlüdür.” 12.1 maddesinde de ”SHS, Kurumun ücret, koşullar ve şekil şartlarında tek taraflı olarak değişiklik yapma hakkına sahip olduğunu ve yapılan değişikliklere aynen uymayı kabul ve taahhüt eder.” hükümleri düzenlenmiştir.  Öte yandan, 2007 SUT’unun (EK-9) Paket İşlem Fiyat Listesinde yer alan … kod’lu hemodiyaliz işleminin açıklama bölümünde ”Diyaliz merkezleri yönetmeliğindeki zorunlu laboratuvar tetkikleri, malzeme, ilaç ve hasta nakil ücreti dahil, seansı” açıklaması ve ayrıca 2007 yılı SUT’unun 24.2.2.2. Paket İşlemlerin Kapsamı maddesinde ”Paket işlem fiyatlarına; yatak ücreti, poliklinik, operasyon… vb. gibi tedavi kapsamında yapılan tüm işlemler dahildir.” düzenlemeleri doğrultusunda 2007 yılı SUT’unun yürürlüğe girdiği 15/06/2007 tarihi ile 2008 yılı SUT’unun yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihleri arasında hasta nakil ücreti paket işlem fiyatına dahildir. Oysa, 2008 yılı ve sonrası yayımlanan SUT’ların Paket İşlem Fiyat Listesinden hasta nakli çıkarıldığından, bu SUT’ların hemodiyaliz işlemi açıklama kısmında hasta nakli yer almamaktadır. Bu itibarla, her ne kadar mahkemece, benimsenen bilirkişi raporundaki değerlendirmeler doğrultusunda, … ”Hasta Taşıma Hizmeti Alımı” Genelge’lerinde hasta nakil ücretlerinin devlet tarafından karşılanmasının kabul edildiği, 5510 sayılı Yasa’nın 72. maddesi uyarınca devletin doğrudan veya dolaylı olarak tedavi hizmetlerini sübvanse etmesi külfeti yüklendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 65. maddesine göre belediye mücavir alanları sınırları içinde oturanların aynı sınırlar içindeki sağlık hizmetlerinden faydalanmaları halinde yol giderinin ödenmeyeceğine dair hükmün Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, sağlık kuruluşlarının hasta nakil ücretlerini kendilerinin karşılamasının hukuki dayanağının bulunmadığı şeklindeki gerekçeler ile, dava konusu talebin yukarıda açıklanan mevzuat ve sözleşme hükümleri karşısında, hem yasal bir dayanağının bulunmadığı, hem de taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine de aykırı olduğu nazara alınmaksızın, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 07/10/2015 tarihinde” karar verilmiştir. 

Yargıtay 13. HD., E. 2015/11065 K. 2016/21809 T. 23.11.2016 kararında “Davacı, davalı kurum ile aralarında yapılan sözleşme ile …. kurumuna bağlı hastalara şirket tarafından diyaliz hizmeti verildiğini, taraflar arasında imzalanmış bulunan 2008 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi gereği branş listesinde yazılı hemodiyaliz hizmet satın alınma işleminin kararlaştırıldığını, sağlık hizmetleri ücret tarifesinde zorunlu tüm tahlil ve hasta nakil dahil seans ücretinin 138,00TL olarak belirlendiğini; ancak davalının bu sözleşmeye rağmen Danıştay kararını esas alarak seans başına 111,60 TL bedel ödemesi yaptığını, bu işlem nedeni ile KDV dahil 18.760,89 TL zararının meydana geldiğini ileri sürerek 18.760,89 TL’nin fatura kesim tarihinden itibaren Merkez Bankası kısa vadeli reeskont işlemlerine uygulanan faiz oranıyla ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı, davalı kurum ile aralarında imzalanmış olan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesine göre, hemodiyaliz uygulaması başlıklı hemodiyaliz malzemeleri ile ilaç diyaliz merkezleri yönetmeliğindeki zorunlu tüm tahlillerin ve hasta nakli dahil seans ücretinin 138,00 TL olarak belirlenmesine rağmen, davalının seans başına 111.60 TL ödemesi nedeniyle oluşan zararının tahsili istemine ilişkindir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK’nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın tacir sıfatı bulunmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re’sen nazara alınmalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.” 

Yargıtay 13. HD., E. 2014/35667 K. 2015/26612 T. 08.09.2015 kararında “Davacı, davalı kurum ile aralarında yapılan sözleşme ile SGK kurumuna bağlı hastalara davacı şirket tarafından diyaliz hizmeti verildiğini, taraflar arasında imzalanmış bulunan 2006 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi’nin hemodiyaliz uygulaması başlıklı 701,230 kodlu hemodiyaliz malzemeleri ile ilaç diyaliz merkezleri yönetmeliğindeki zorunlu tüm tahlillerin ve hasta nakli dahil seans ücretinin 138,00 TL olarak belirlendiğini; ancak davalının bu sözleşmeye rağmen Danıştay kararını esas alacağını söyleyerek davacıya 01.09.2008-30.09.2008 tarihleri arasında seans başına 111,60 TL bedel ödemesi yaptığını, bu işlem nedeni ile KDV dahil 44.309,00 TL zararının meydana geldiğini ileri sürerek ıslahen 47.102,83 TL’nin fatura kesim tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 44.309,00 TL’nin dava tarihi 15.04.2013 tarihinden itibaren, 2.793,83 TL’nin ise ıslah tarihi olan 30.01.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu olay, davacının, davalı kurum ile aralarında imzalanmış olan 2006 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesine göre, hemodiyaliz uygulaması başlıklı hemodiyaliz malzemeleri ile ilaç diyaliz merkezleri yönetmeliğindeki zorunlu tüm tahlillerin ve hasta nakli dahil seans ücretinin 138 TL olarak belirlenmesine rağmen, davalının Danıştay kararını esas alacağını ileri sürerek 01.09.2008-30.09.2008 tarihleri arasında seans başına 111.60 TL ödenmesi nedeniyle zararının doğduğunu ileri sürerek, 44.309,00 TL’nin faizi ile davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davalı tacir olmadığı gibi, davanın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı da gözetildiğinde davanın, görüm ve çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü zorunludur. Bu itibarla eldeki davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu hususları gözardı ederek, davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakarak yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma nedenine göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ :Birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 08/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.”