Satış Temsilcilerinin Ödenmeyen Prim Alacağı – Mahkeme Kararları

  Haberler, Mahkeme Kararı

Satış Temsilcilerinin Ödenmeyen Prim Alacağı – Mahkeme Kararları

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Satış temsilcileri genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışmaktadırlar. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 Sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi arttıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir.

Somut uyuşmazlıkta, davacının satışına bağlı prim almadığı, satış elemanlarının amiri konumunda olup, kendisi tarafından gerçekleştirilen değil altında çalışan elemanlar tarafından gerçekleştirilen satışlar üzerinden prim aldığı dolayısıyla primin mesaisine bağlı olarak arttığından söz edilemeyeceği gözetildiğinde; prim ve fazla mesai ücreti alacaklarının birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerekirken ödenen primlerin hesaplanan fazla mesaiden düşülerek fazla mesai alacağının belirlenmesi hatalıdır. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2016/3017 K. 2019/12387
T. 28.5.2019

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde satış temsilcisi olarak prim usuli ile çalıştığı anlaşılmış olup, yukarıdaki ilke kararında belirtildiği şekilde, davacının aldığı primlerin yaptığı fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi gerekiken bu hususun göz ardı edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2012/13379 K. 2014/16882 T. 26.5.2014

Taraflar arasında davacının ödenmeyen prim alacağı bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Davalı şirket tarafından yıllık satış miktarına göre belirlenen puanlar karşılığında her yıl Mart ayı başına kadar satış primi ödendiği, 2013 yılı çalışma dönemi için de tüm çalışanlara olduğu gibi davacıya da 2013 prim sisteminin bildirildiği ve bu prim tablosu baz alınarak 2013 yılında toplam baz prim tutarının 18.000.00 TL olarak belirlendiği, hedef gerçekleştirmenin % 100 olması durumunda baz prim tutarına hak kazanılacağının ve yıl sonunda % 100 üzeri gerçekleşmede prim hak ediş oranı ve gerçekleşme oranının eşit olacağı prim sisteminden tespit edilmiştir.
Şirket içi yazışmalar e-mailler delil niteliğinde sayılmakta olup aksi işverence iddia ve ispat edilmemiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan şirket içi e-mail kayıtlarında davacının 2013 yılı yıl sonu hedef gerçekleştirme oranının % 120.8 satış oranında kapatıldığı, baz primin % 120.8 oranına göre prim miktarına hak kazandığı anlaşılmıştır. Prim ödeme dönemlerinin Ocak-Mart dönemi için Mayıs ayı bordrosuyla, Ocak-Haziran dönemi için Ağustos ayı bordrosuyla, Ocak-Eylül dönemi için Kasım ayı bordrosuyla, Ocak-Aralık dönemi için Şubat ayı bordrosuyla ödeme yapılacağı belirtildiğinden davacıya 2013 yılı için toplam 10.800.00 TL ödeme yapıldığından 2. raporda belirlenen miktarda prim alacağına hükmedilmesi gerekirken davacının başarı oranını destekleyen e-mail çıktısından başka belge bulunmadığı gerekçesiyle eksik hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2017/22848 K. 2019/11232 T. 21.5.2019

Davacı, 2010 yılının Ekim ayından itibaren prim alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, ödenmeyen 2010 yılı Ekim Kasım Aralık üç aylık prim alacağının, Kasım 2010 ve Aralık 2010 prim aylarına ait prim alacaklarının ve 2008 yılına ait yıl sonu prim miktarı olan 8.000,00 TL alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir. Davacının işyerinde prim uygulamasından yararlandığı ve davacıya prim ödendiği sabit olmakla birlikte, davalı taraf, davacının ileri sürdüğü aylarda prime hak kazanmadığını savunmuştur. Bu itibarla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın talep konusu aylar bakımından davacının prime hak kazanacak oranda çalışma yapıp yapmadığı yönüyle değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına göre prim ile ilgili olarak davacının bir kısım aylık hedef gerçekleştirme raporları, dönemlik hedef gerçekleştirme raporları, aylık performans takip raporları sunduğu, davalının ise performans takip raporları sunduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, primin aylık performansa göre ödendiği, dosyada yer alan aylık performans çizelgelerinin incelenmesinde davacının 2010 yılı Ekim Kasım ve Aralık ayında prime hak kazanmadığı, davacının da bu çizelgelere itiraz etmediğinin, ayrıca başarı oranına göre prime hak kazanıldığının ve davacıya ne kadar prim ödemesi yapılması gerektiğine dair bilgi belge bulunmadığının anlaşılmasına göre, prim alacağı bulunmadığı sonucuna varılmış; mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda talebin reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davacı ve davalı tarafından prime dair olarak ayrı ayrı bir kısım belgeler sunulmuş olup, bu belge içerikleri yeterince değerlendirilmemiş, birbiri ile karşılaştırılmamıştır. Dosya içinde mevcut performans takip raporlarının bir kısmında, davacı ile ilgili “hesaplanan” sütununda miktar yazılı olduğu, “hak kazanılan” sütununda ise ya “0” yazılı olduğu ya da anılan kısmın boş olduğu görülmekte olup, bu husus da açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu itibarla, davacının talep konusu aylar itibariyle prim alacağına hak kazanıp kazanmadığının tespiti bakımından, hedef kotaya ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa bunun karşılığının ödenip ödenmediği hususlarında, davacı ve davalının sunduğu takip raporları ve diğer belgeler ile işyeri kayıtları üzerinden inceleme de yapılmak suretiyle uzman mali müşavir bilirkişi aracılığıyla belirlenerek, toplanan tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2015/26598 K. 2018/5163 T. 27.2.2018

Davacı, satış uzmanlarına yıllık satış miktarına göre belirlenen puanlar karşılığında her yıl Mart ayı başına kadar satış primi ödendiği, 2008 yılı çalışma dönemi için de tüm çalışanlara olduğu gibi işçiye de prim tablosunun bildirildiği ve bu prim tablosu baz alınarak 2008 yılında %92 satış oranında kapatıldığı, %92 oranına göre prim miktarının 556’sı karşılığı prim hak etmesine karşın ödeme yapılmadığını öne sürmüştür.

Davalı, bir tıbbi mümessilin sorumlu olduğu bölgedeki bir önceki yıl gerçekleşen satış rakamlarının bir sonraki yıl için bir hedef satış rakamı olarak belirlendiğini, davacının 2009 yılındaki hedef gerçekleştirme yüzdesinin 3’er aylık 4 dönemde de 2008 yılında belirlenen hedeflerin altında kaldığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının prim ücretine hak kazanması için %90 üzerinde hedef tutturması gerektiği, ancak davacının %90,64 TL başarı oranı ile prim almaya hak kazanmasına karşın işverence prim ödemesi yapılmadığı bu sebeple işçi tarafından yapılan feshin haklı olduğu kabul edilmiş ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.

17.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından davacıya verilen hedefler, kutu hedefi ve kutuların birim fiyatı dosyada mevcut olmadığından, davacının verilen hedefleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin tespit edilemediği belirtilmiştir. Mahkemenin celbini istediği evraklara dair tebligat davalıya 18.2.2014 tarihinde yapılmış olup, istenilen evraklar davalı tarafça 20.02.2014 tarihinde sunulmuştur. 24.02.2014 havale tarihli ek raporda, 20.02.2014 tarihli davalı tarafından sunulan belgeler dikkate alınmadan IMS kayıtlarında davacıya 2008 yılında verilen hedefin ilaçlara göre değişen kutu sayı bilgileri ile davalı tarafından bildirilmediği gerekçesiyle davacının belirttiği kutu birim fiyatları esas alınarak IMS kayıtlarında verilen hedef ve davacının satışı ile davalı tarafından bildirilen 2008 yılı içinde verilen hedef ve davacı satışı karşılaştırılarak davacının hedefini tutturup tutturmadığı irdelenmiştir.

20.02.2014 tarihinde davalı tarafından her bir ilaç bazında ayrı ayrı ilaç kutu hedefleri ve yine her bir ilaç bazında bu hedeflerin ne kadarının satıldığı, davacının tanıtımını yaptığı ilaçların ecza depolarına 2008 yılı itibariyle birim satış fiyatları, ürün kodu, ilaç adı, imalatçı fiyatı, kamu iskontosu düşüldükten sonraki net imalatçı fiyatı, 2008 yılı prim sistemi, 2008 yılı için şirketin belirlediği prim tablosu sunulmuş olup; IMS kayıtlarında davacıya 2008 yılında verilen hedefin ilaçlara göre değişen kutu sayı bilgileri ile davalı tarafından bildirilmediği gerekçesiyle davacının belirttiği kutu birim fiyatları esas alınarak IMS kayıtlarında verilen hedef ve davacının satışı ile davalı tarafından bildirilen 2008 yılı içinde verilen hedef ve davacı satışı karşılaştırılarak davacının hedefini tutturup tutturmadığının belirlenmesi hatalıdır.

Mahkemece konusunda uzman bir bilirkişiden 20.02.2014 tarihli davalının sunduğu belgeler de dikkate alınarak hazırlanacak denetime elverişli rapor alınmalı ve davacının 2008 yılı için ödenmeyen prim alacağı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİE. 2017/6159 K. 2017/5212 T. 13.3.2017

Taraflar arasında prim ödetilmesi yönünden uyuşmazlık bulunmaktadır.

Davalı işveren işyerinde uygulanmakta olan 01.01.2012 tarihli … İlaç Prim Verme Esasları başlıklı belgede prime hak kazanma esasları düzenlenmiştir.

Somut olayda, davalı işveren işyerinde en son bölge müdürü olarak çalışmış olan davacı, işyerinde satış rakamlarına göre veya üç aylık dilimler halinde prim ödemesi yapıldığını, en son 3.500,00-4.000,00 TL civarında prim ödemesi yapıldığını ileri sürerek prim alacağı talebinde bulunmuştur. Tanık anlatımlarından davalı işveren işyerinde prim uygulaması olduğu, davacının da bu uygulamadan faydalandığı ve prim aldığı sonucuna ulaşılmakla birlikte, ücret bordrolarında prim tahakkuku yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosyaya sunulan işveren belgelerine göre davacının 3.000,00 TL prime hak kazandığı belirtilmiş ve mahkemece de 3.000,00 TL prim alacağına hükmedilmiştir. Bilirkişi raporunda belirtilen 3.000,00 TL tutarındaki primin hangi işveren belgelerine dayandırıldığı denetlenememektedir. Belirtilen sebeplerle, işyerinde uygulanmakta olan prim verme esasları da göz önünde bulundurularak, prim konusundaki işyeri uygulamasının ne şekilde olduğu, davacıya daha önce hangi esaslara göre ve hangi tutarda prim ödemesi yapıldığı ve davacının hak kazandığı halde denmeyen primi alacağı bulunup bulunmadığı açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenerek sonuca gidilmeli; oluşacak sonuca göre de gerekirse davacının giydirilmiş ücreti yeniden hesaplanmalıdır. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2015/13669 K. 2016/23208 T. 13.10.2016

Uyuşmazlık, işverenin eşit davranma borcuna aykırı davranıp davranmadığı ve bunun sonuçları noktasında toplanmaktadır.

Eşit davranma ilkesi tüm hukuk alanında geçerli olup, iş hukuku bakımından işverene işyerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir sebep olmadıkça farklı davranmama borcu yüklemektedir. Bu bakımdan işverenin yönetim hakkı sınırlandırılmış durumdadır. Başka bir ifadeyle işverenin ayrım yapma yasağı işyerinde çalışan işçiler arasında keyfi biçimde ayrım yapılmasını yasaklamaktadır. Bununla birlikte eşit davranma borcu tüm işçilerin hiçbir farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini gerektirmeyip, eşit durumdaki işçilerin farklı işleme tabi tutulmasını önlemeyi amaç edinmiştir.

Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü işçide olmakla birlikte, anılan maddenin son fıkrasında yer alan düzenlemeye göre işçi ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdüğünde aksi işveren tarafından ispatlanmalıdır.

Dosya içeriğinden, davacının davalıya ait işyerinde, 23.02.1998 tarihinden itibaren tıbbi tanıtım temsilcisi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, mahkemece davacı ile aynı kıdeme sahip davalının diğer işçilerine yıllara göre yapılan zam oranı dikkate alındığında, davalı işverenin eşit davranma yükümlülüğüne aykırı davrandığına karar verilmiş ise de; işyerinde çalışan tüm işçilere karşı aynı zam oranının uygulanacağı yönünde bir kural ve ilke yoktur. Çalışma şartlarına ve alınan verime göre farklı zam oranları uygulanabilir. Ayrıca eşit davranmama tazminatının şartlarının oluşması için 4857 Sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince işverenin belirli bir olgu gözetilerek işçiye diğerlerinden farklı ve kasıtlı bir uygulamasının bulunması şarttır. Sırf işçinin ücretine zam yapılmaması halinin değinilen madde kapsamında değerlendirilerek tazminata hükmedilmesini haklı kılmaz. Kaldı ki mahkemeninde kabulünde olduğu üzere davacının ve diğer çalışanların maaşlarına ek, performanslarına bağlı olarak değişik dönem ve tutarlarda satış primi aldıkları, 3 yıllık dönemde (Ocak 2010-Aralık 2012) toplamda en fazla satış primini davacının aldığı, aylık olarak bakıldığında alınan prim tutarlarının birbirine yakın olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, eşit davranma borcuna aykırılık tazminatının kanuni koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2014/33007 K. 2016/11696T. 20.4.2016