Sahte reçetelerin SGK’ya fatura edilmesinde Eczacının kastı ve kusuru yoksa, SGK tarafından düzenlenen ceza koşulu ve uyarı işleminin iptaline karar verilir.

Sahte reçetelerin SGK’ya fatura edilmesinde Eczacının kastı ve kusuru yoksa, SGK tarafından düzenlenen ceza koşulu ve uyarı işleminin iptaline karar verilir.

Ancak, sahte reçete bedellerinin ödenmesinden SGK sorumlu değildir. Üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden SGK sorumlu tutulamaz. Eczacı reçete bedelini ve faizin ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebilir.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2020/1336 K. 2020/6618 T. 16.11.2020

ÖZET : Dava, davalı kurum tarafından uygulanan cezai işlemin, taraflarca imzalanan protokole aykırı olduğu gerekçesiyle iptali ve muarazanın meni istemine ilişkindir.Olayda; davacı eczacının, reçeteyi davalı kuruma fatura etmesinde kusurunun olmadığı, dosya kapsamı ile sabittir. Ancak; davacının reçete bedelini, sorumlu olmayan davalı kurumdan tahsil etmesi mümkün değildir. Zira, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı kurum sorumlu tutulamaz. Davacı, reçete bedelini ve faizin ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebilir.

İlk derece mahkemesince; protokolün 4.3.6 maddesi uyarınca tesis edilen reçete bedelinin tahsiline dair işlem yönünden davanın reddine, protokolün 5.3.10 maddesi uyarınca tesis edilen cezai şart bedeli ve uyarıya dair işlem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen muarazanın önlenmesi davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı; … Eczanesinin sahibi ve sorumlu müdürü olduğunu, davalı kurumun kasıtlı olarak sahte reçete fatura edildiğini gerekçe göstermek suretiyle 2016 yılı protokolünün 5.3.10 maddesi uyarınca 9.992,70 TL cezai şart ile aynı protokolün 4.3.6. maddesi gereğince 999,27 TL reçete bedeli olmak üzere toplam 10.991,97 TL’nin alacaklarından kesilmesine ve uyarı cezası ile cezalandırılmasına dair işlem tesis ettiğini ileri sürerek; söz konusu işlemin iptali ile muarazanın menini talep etmiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince; davalı kurumca hazırlanan soruşturma raporunda, ilaç kullanım raporlarının gerçeği yansıtmadığı, bu nedenle dava dışı hasta adına yazılan reçeteninde sahte olduğunun kabul edildiği, ancak doktorlar tarafından düzenlenen ilaç kullanım raporunun davacının dahli ile hazırlandığına ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge adliye mahkemesince; davacı eczacı ya da çalışanlarının kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak sahte reçete fatura ettiklerinin yasal delillerle ispatlanamamış olması dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- )Dava, davalı kurum tarafından uygulanan cezai işlemin, taraflarca imzalanan protokole aykırı olduğu gerekçesiyle iptali ve muarazanın meni istemine ilişkindir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin işlemin, … adına 29/11/2011 tarihinde aile hekimi … tarafından düzenlenen 999,27 TL’lik reçeteden kaynaklandığı, reçetenin kaynağı olan ilaç kullanım raporunun ise Özel … Tıp Merkezinde görevli Dr. … tarafından düzenlendiği, söz konusu reçetenin davacının sahibi olduğu … Eczanesi tarafından karşılanarak kuruma fatura edildiği, ilaç kullanım raporunun ve rapora istinaden yazılan reçetenin sahte olduğunun davalı kurum müfettişlerince tespit edildiği, ilaç kullanım raporunun ve reçetenin davacı eczanenin dahli ile düzenlendiğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı, davalı kurum tarafından bir adet reçete için 2016 yılı Eczane Protokolünün 5.3.10 ve 4.3.6. maddeleri gereği reçete bedelinin 10 katı tutarında olan 9.992,70 TL cezai şart ve 1 adet reçete bedeli 997,27 TL olmak üzere toplam 10.991,97 TL para cezası uygulanmasına ve davacının sahibi bulunduğu … Eczanesinin yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği görülmüştür.

Taraflar arasında imzalanan 2016 Yılı Eczane Protokolünün 5.3.10. maddesi; “Eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte ilaç fiyat kupürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin tespiti halinde reçete bedelinin 10 ( on ) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde reçete bedelinin 20 ( yirmi ) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 ( bir ) yıl süreyle sözleşme yapılmaz. Ancak, söz konusu sahte ilaç fiyat kupürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte raporun eczacı ya da eczane çalışanları dışında üçüncü kişilerin dahli ile Kuruma fatura edildiğinin yapılacak araştırma ve/veya inceleme sonucunda tespit edilmesi halinde bu madde hükmü uygulanmaz.”;

Aynı protokolün 4.3.6 maddesi “Protokolün ( 5.3 ) numaralı maddesindeki fiilerin tespit edildiği reçetede fiili ilgilendiren reçete veya ilaç bedeli ödenmez ( 5.3.3, 5.3.6 ve 5.3.14 maddeleri hariç ). Kurumca yapılan yersiz ödemeler varsa, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiz ile birlikte eczacının Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Eczacının alacağının yersiz ödeme tutarını karşılamaması veya alacağının olmaması halinde genel hükümlere göre tahsil edilir.” hükmünü içermektedir.

Somut olayda; davacı eczacının, reçeteyi davalı kuruma fatura etmesinde kusurunun olmadığı, dosya kapsamı ile sabittir. Esasen bu husus derece mahkemelerinin de kabulündedir. Ancak; davacının reçete bedelini, sorumlu olmayan davalı kurumdan tahsil etmesi mümkün değildir. Zira, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı kurum sorumlu tutulamaz. Davacı, reçete bedelini ( ve faizini ) ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebilir.

Buna göre, ilk derece mahkemesince; protokolün 4.3.6 maddesi uyarınca tesis edilen reçete bedelinin tahsiline dair işlem yönünden davanın reddine, protokolün 5.3.10 maddesi uyarınca tesis edilen cezai şart bedeli ve uyarıya dair işlem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK’nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 Sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 16.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.