Kamulaştırmada İdari Yargı Adli Yargı Görev Ayrımı

  Haberler

Kamulaştırma işlemleri hakkında yapılacak hukuka uygunluk denetimi idari yargının görev alanı içerisindedir. Adli yargı kolunda açılan davalar ise yalnız bedelin tespitine ve taşınmazların ilgili idareler adına tesciline yönelik davalardır.

İstemin Özeti : Danıştay Altıncı Dairesince verilen 05/03/2015 tarihli, E:2014/6020, K:2015/1345 Sayılı kararın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. Maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
… Köyü Köy İhtiyar Heyeti’nin Savunmasının Özeti : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Hatay Valiliği’nin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının ( c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin 05/03/2015 tarihli, E:2014/6020, K:2015/1345 Sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:
KARAR : Dava, Hatay İli, Antakya İlçesine bağlı … Köyünde Kadastro Kanunu’nun 22-a maddesine göre yeni adlarıyla oluşturulan … 110 ada, 1, 2, 113 ada, 1 Sayılı parsel ve … ( Damalka) 1, 3 Sayılı parsel sayılı taşınmazlardan …, …, …. ile gösterilen yerlerin kamu yolu ve B ile gösterilen yerlerin okul amaçlı olarak kullanılmak üzere … Köyü tüzel kişiliği adına kamulaştırılmasına dair 29.08.2013 tarihli, 2013/01 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, kamulaştırma işleminin 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununda öngörülen bütün unsurları ile birlikte ilgilisine tebliğ edildikten sonra dava açılabileceği ve kamulaştırma işlemini oluşturan unsurlardan sadece biri veya birkaçının idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler niteliğinde olmadığı gibi öngörülen yasal prosedür tamamlanmadan açılacak iptal davasının da vaktinden önce açılmış dava niteliğinde olacağı sonucuna varıldığı, bu durumda Kamulaştırma Kanunun 10.maddesi gereğince davalı idarece açılacak dava sonucunda mahkemece davacılara verilecek süre içerisinde kamulaştırma kararına dava açılabileceği, bu aşamada henüz kamulaştırma işlemleri tamamlanmadığı ve hazırlık aşamasında kaldığından, açılan davanın vaktinden önce açılmış dava niteliğinde olduğu, bu haliyle ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir idari işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş; bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 125. maddesinde: “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir…Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” kuralı yer almıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kapsam ve nitelik” başlıklı 1. maddesinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabi olacağı belirtilmiş, “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin ( a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdarenin her türlü işlemlerine karşı dava açılabilmesi hususu 1982 Anayasasının 125. maddesiyle öngörülmüştür.
2577 Sayılı Kanunda, idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkların 2577 Sayılı Kanunda gösterilen usullere göre çözümleneceği belirtilmiş, aynı kanunda, ayrık düzenlemeler bulunması halinde özel kanunlarda yer verilen hükümlerin uygulanacağına dair kural ihdas edilmiştir.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin, 1. fıkrasında; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenleyeceği, “Kamulaştırmada önce yapılacak işlemler ve idari şerh” başlıklı 7. maddesinde; idare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildireceği, bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorunda olduğu, idare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10. maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belgenin tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerhin tapu idaresince resen sicilden silineceği, “kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesinde; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği, mahkemenin, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağıracağı hükme bağlanmış; aynı Kanunun “Dava hakkı” başlıklı 14. maddesinde ise; kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10. madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
2942 Sayılı kanun incelendiğinde, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik 1982 Anayasası hükümleri nazara alınarak, özel mülkiyette yer alan taşınmazların kamulaştırılmasına dair usullere ayrıntılı olarak yer verildiği, idarelerin kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde tesis edeceği işlemlerde izleyeceği prosedür ve yükümlülüklerin belirlendiği gibi kamulaştırma işleminin muhatabı olan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin hakları ve ne şekilde kullanacağı hususu yasa koyucu tarafından teminat altına alınmıştır.
İdari işlemler, idari makamların kamu gücünü kullanarak kamu hukuku alanında yaptığı tek yanlı, kesin doğrudan uygulanabilir işlemlerdir. İdari işlemin en belirgin özelliği ilgilinin istemine bağlı olmaksızın idarenin tek yanlı iradesi ile ilgililerin hukuksal durumunu etkileyebilmesidir. İdari işlemlerin iptal davasına konu olabilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olması gerekmektedir. Bir idari işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu sayılabilmesi ise, hukuk düzeninde bir sonuç doğurabilmesi için gerekli olan bütün aşamaların gerçekleştirilmiş olmasına, başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirmesine bağlıdır.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunun 14. maddesiyle, aynı kanunun 10. maddesi doğrultusunda “mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal … davası açılabileceğine” dair hükme yer vermekle, açılacak bedel tespit ve tescil davası sonrasında özel kanunla öngörülen otuz günlük süre içerisinde idari yargıda dava açılabileceği açık olmakla birlikte, bu aşamaya kadar olan süreçte idarelerce tesis edilen diğer işlemlerin davaya konu edilip edilemeyeceği veya hangi suretle yargılamaya konu edilebileceği yönünde Kamulaştırma Kanun’un da özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak, bu durum kanunla getirilen özel bir sınırlama bulunmadığı sürece, mülkiyetin devrini gerektirmeyen ara işlemlerin kesin ve yürütülebilir işlem olmadığı diğer bir ifade ile davaya konu edilemeyeceği anlamına gelmemekte, her işlemin hukuk düzeni içerisinde taşıdığı öneme, muhatabı veya üçüncü kişiler üzerinde doğurduğu sonuca göre, idari işlemlerde bulunması gereken icrailik unsurunun aranması sonucunu gerektirmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece 29.08.2013 tarihli 2013/01 Sayılı onayla davacıya ait taşınmazında bulunduğu bölgenin kamulaştırılmasına karar verildiği, Hatay İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğünün 06.09.2013 tarihli, 49783983-349-17193 Sayılı kararıyla söz konusu yer okul yeri ve köyün ulaşım yolu olarak kullanılmakta olduğundan kamulaştırılmasının uygun bulunduğu, daha sonra 09.09.2013 tarihli valilik oluruyla kamulaştırma işleminin onaylandığı, alınan karardan davacının Hatay Tapu Sicil Müdürlüğüne 01.11.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe üzeine davalı idare tarafından davaya konu kararın bildirilmesi üzerine haricen haberdar olması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, Dairemizin 05.11.2014 tarihli, E:2014/6020 esas sayılı ara kararıyla Hatay Valiliği’nden; 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat edilerek taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili davasının açılıp açılmadığının sorulduğu, davalı idarenin 10.02.2015 tarihli cevabi yazısından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan bir davanın olmadığı anlaşılmıştır.
Kamulaştırma işlemleri hakkında yapılacak hukuka uygunluk denetiminin idari yargının görev alanı içerisinde yer alması, adli yargı kolunda açılan davaların ise yalnız bedelin tespitine ve taşınmazların ilgili idareler adına tesciline yönelik davalar olması nedeniyle, idari yargıda verilecek yürütmenin durdurulmasına yönelik kararların, 2942 Sayılı Kanun’un amir hükmü gereği adli mahkemeler yönünden bekletici mesele sayıldığı hususu nazara alındığında, kamulaştırma işleminin hukuki denetiminin asliye hukuk mahkemelerinde açılması muhtemel davalara kadar engellenmesinin, yargı tekniği ve verimliliği yönünden uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, Kamulaştırma Kanununun 7. Maddesi uyarınca tapu siciline şerh verilmek suretiyle mülkiyetin sınırsız kullanımını engelleyen davaya konu edilen kamulaştırma işleminin davacının hukuksal durumunu etkileyen kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu dikkate alınmak suretiyle hukuka uygunluk denetiminin yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davaya konu belediye encümeni kararının kesin ve icrai bir işlem niteliğinde olmadığı gerekçesiyle verilen davanın incelenmeksizin reddi yolundaki kararda isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Hatay İdare Mahkemesince verilen 05/03/2015 tarihli, E:2014/6020, K:2015/1345 Sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

DANIŞTAY 6. DAİRE E. 2015/7256 K. 2016/3169 T. 25.5.2016