İşverenin Türk olması halinde işyeri yurt dışında olsa dahi Türk Hukuku uygulanır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 09/10/1978 T. 1978/11457 – 1978/12157 Sayılı kararında: Merkezi Türkiye’de bulunan işverene Türkiye’de dava açılacağı belirtilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08/07/1981 T.1979/9-226 – 1981/370 Sayılı kararında da aynı husus belirlenmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 06/07/1992 T. 1992/1621 – 1992/7890 Sayılı Kararında da: İş Kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükmünün kamu düzeniyle ilgili olduğu, bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığı Türk Hukukuna göre çözülmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 04/06/2012 T 2012/11514 – 19339 Sayılı ve 07/05/2012 T. 2011/15325 – 2012/15483 sayılı kararlarında da, işverenin Türk olması halinde işyeri yurt dışında olsa dahi Türk Hukukunun uygulanacağı belirlenmiştir.

İstanbul BAM, 25. HD., E. 2018/1287 K. 2020/824 T. 18.6.2020
Esas No.: 2018/1287
Karar No.: 2020/824
Karar tarihi: 18.06.2020
DAVACI:K1
DAVALI:F1 İNŞAAT A.Ş. A1
DAVANIN KONUSU :Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 27.03.2007 tarihinden itibaren davalı şirketin Rusya şantiyelerinde alçıpanocu olarak 13.06.2014 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, son olarak aylık net 1400 dolar fix ücretle aldığını, ayrıca günde 3 öğün yemek ve yatmak için tahsis edilen koğuştan yararlandığını, işin bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, haftanın 7 günü 08.00-20.00 saatleri arasında mesai yaptığını, ayda 2 gün hafta tatili izni olmasına rağmen sadece bir gün hafta izni kullandığını, dini bayramların 1. günü dışında tüm bayram ve genel tatillerde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını belirterek 1000 TL kıdem tazminatı,1000 dolar ihbar tazminatı, 5.000 dolar fazla çalışma, 2.000 dolar hafta tatili, 500 dolar bayram ve genel tatil, 1.000 dolar yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yurtdışı şantiyelerinde alçı panocu olarak çalıştığını, 29.03.2007 – 03.01.2008, 13.05.2008 – 05.03.2009, 19.12.2013- 15.06.2014 tarihleri arasında çalıştığını, izin sonunda işe geri dönmeyerek eylemli olarak iş akdini feshetmesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, davacının 3,69 USD saat ücret aldığını, hiçbir zaman 1400 USD fix ücret almadığını, davacıyla imzalanan Yurtdışı Hizmet Sözleşmelerinde aldığı ücretin belirtildiğini, hak ettiği aylık ücretler, fazla çalışma, hafta tatili ve resmi tatil dahil bordroda tahakkuk edilip, banka hesabına yatırıldığını, yıllık izinlerini kullandığını, kullanmadığı yıllık izin ücretlerinin bordrolarda tahakkuk edilerek banka hesabına yatırıldığını, imzalı ücret bordrolarının aksinin ancak yazılı delillerle ispat edilebileceğini, 2010 yılı öncesine ait ücret alacaklarının zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı, yıllık izin alacağının hatalı olarak eksik hesaplandığını, çalışırken yapılan ödemelerin yıllık izin alacağından mahsup edilemeyeceğini, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ücret alacaklarında %30 oranında yapılan takdiri indirimin ölçüsüz ve hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olmasına rağmen faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ve vekalet ücretinin eksik hesaplandığı itirazında bulunmuştur.
Davalı, uyuşmazlığın çözümünde çalışılan yabancı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, belirsiz alacak davası olarak açılan davanın koşulları bulunmadığından hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiği, davacının izin dönüşü yapmayıp eylemli olarak iş akdini kendisinin sonlandırdığını, kıdem ve ihbar tazminatı talep etmeyeceği, bilirkişi ücret hesabının hatalı oluğunu davacının sözleşmesi ve bordrolar ile saat ücretine göre çalıştığını, sabit ücret ile çalıştığının kabulünün hatalı olduğunu, fazla mesai, hafta tatili, bayram genel tatil yıllık izin ücretlerinin bordrolara yansıtılarak ödendiğini, yine brüt ücret hesabında yurt dışında çalışan işçi olduğundan SGK ve işsizlik priminin düşülmesi gerektiğini, tanıkların çalıştıkları süre ile sınırlı beyanlarına itibar edilebileceğini buna dikkat edilmeden yapılan hesapların hatalı olduğu itirazında bulunmuştur.
GEREKÇE :
İstinaf incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. Maddesine göre re’sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Davacı itirazları yönünden yapılan incelemede, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil alacakları yönünden mahkemece yapılan takdiri %30 hakkaniyet indiriminin usul ve yasaya, yargıtay içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacı davanın belirsiz alacak davası olduğunu faiz başlangıç tarihine itirazda bulunmakla, dava dilekçesinin incelenmesinde, davanın nitelik olarak belirsiz alacak dava türlerinden olan kısmi eda külli tespit davası olarak açıldığı görülmekle, bu dava türünde faiz başlangıcı yönünden kısmi dava esaslarıyla aynıdır. Bu nedenle mahkemenin belirlediği faiz başlangıç tarihleri Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına uygundur. ( Emsal Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/15809 Esas 2020/428 Karar, 12/03/2020 tarih, 2017/16184 Esas 2020/3902 Karar 09/03/2020 tarihli kararları )
Davacı vekalet ücreti yönünden karar tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kuru 1 USD, 3,57 TL olup buna göre davada kabul miktarı yönünden eksik vekalet ücretine karar verildiği itirazının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yıllık izin alacağı yönünden davacının davalı da;
27/03/2007 – 03/01/2008
13/05/2008 – 05/03/2009
19/12/2013 – 15/06/2014 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmakla, davalı her proje bitiminde son ay maaş bordrosunda yıllık izin ücreti açıklaması ile ödendiğini belirttiği görülmüştür. Bordrolar ile belgelerin incelenmesinde, davacıya çalışma devam ederken 2008 yılı 11.ay (kasım ) bordrosunda 372,72 USD , 2014 yılı 3.ay (Mart) bordosunda 88,56 USD yılık izin ücreti adı altında ödeme yapıldığı anlaşılmakla, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/8588 Esas 2016/20520 Karar sayılı 21/11/2016 tarihli kararı da dikkate alınarak ” çalışma sürerken yıllık izin kullanılmaksızın ücretinin ödenmesi, iş akdinin sona ermesinden sonra aynı dönem için yıllık izin ücretinin talep edilmesine engel değildir. Zira çalışma sürerken yıllık izin kullandırılması yerine ücretinin ödenmesi yıllık izin hakkını ortadan kaldırmaz, çalışma devam ederken yıllık ücretli izin paraya tahvil edilemez ” buna göre iş bitimi dönemi sonuna denk gelmediği ve çalışma devam ederken ödendiği anlaşılan toplam 461,28 USD nin yıllık izin hesabından mahsup edilemeyeceği anlaşılmakla, buna göre davalı tarafından davacıya ödenen toplam 1.127,38 USD – 461,28USD=661,1 USD olup, (1.306,66-666,1 USD = 640,56 USD ) davacının yıllık bakiye izin alacağının 640,56 USD olduğu, davacının yıllık izin alacağı itirazının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacının sair istinaf itirazları yerinde olmadığı, ancak vekalet ücreti ve yıllık izin alacağı miktarı yönünden davacının istinaf itirazı ve istinaf başvurusunun Esastan Kabulüne karar verilmesi ve kararın yönü ile kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davalı itirazları yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 09/10/1978 T. 1978/11457 – 1978/12157 Sayılı kararında: Merkezi Türkiye’de bulunan işverene Türkiye’de dava açılacağı belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08/07/1981 T.1979/9-226 – 1981/370 Sayılı kararında da aynı husus belirlenmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 06/07/1992 T. 1992/1621 – 1992/7890 Sayılı Kararında da: İş Kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükmünün kamu düzeniyle ilgili olduğu, bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığı Türk Hukukuna göre çözülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 04/06/2012 T 2012/11514 – 19339 Sayılı ve 07/05/2012 T. 2011/15325 – 2012/15483 sayılı kararlarında da, işverenin Türk olması halinde işyeri yurt dışında olsa dahi Türk Hukukunun uygulanacağı belirlenmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda davalının taraflar arasındaki ilişkiye yabancı hukukunun uygulanması gerektiği yönündeki itirazlarına iştirak edilmemiştir.
Brüt ücret hesabında yurt dışı işçi SGK ve işsizlik primi düşülmesi itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı, davacının saat ücreti ile çalıştığını, sabit ücrete göre yapılan hesaplamaya itibar edilemeyeceği itirazında bulunmuşsa da; davacı şahit beyanları, emsal cevapları, dosya içeriği yapılan işin niteliği Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/28612 Esas 2016/2267 Karar sayılı 28/01/2016 tarihli 2020/535 Esas 2020/2685 Karar sayılı 20/02/2020 tarihli, 2018/10051 Esas 2018/23120 Karar sayılı 13/12/2018 tarihli, 2020/431 Esas 2020/2679 karar sayılı 20/02/2020 tarihli, 2015/6022 Esas 2016/21597 karar sayılı 05/12/2016 tarihli 2016/11084 Esas 2019/22295 Karar sayılı 12/12/2019 tarihli, 2016/18651 Esas 2019/22244 karar sayılı 12/12/2019 tarihli, 2019/6804 Esas 2019/17262 KARAR 03/10/2019 tarihli kararları da göz önüne alınarak davacının aylık 1400 usd sabit ücretle çalıştığı anlaşılmakla davalı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür.
Davacının işin bitişi çıkışı yapılarak yurda döndüğü ve yeniden iş başı için çağrılmadığı anlaşılmakla, istifa belgesi olduğu davalıca belirtilen belgede vize izni için yurda dönüş yazısı olup gerek bir istifa iradesi unsurlarını taşımadığı anlaşılmış, davalı iş akdini haklı veya geçerli nedenle feshettiğini ispatlayamadığından, kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı anlaşılmakla itirazların yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bordrolarda fazla mesai, hafta tatili, bayram genel tatil ücreti olarak gözüken ücretin davacının aslında gerçek ve sabit ücreti olduğu, ve gerçek ücretin bordro içine değişik kalemlere dağıtıldığı böylece aslında fazla mesai, hafta tatili ve bayram genel tatil çalışması ücretlerinin ödenmediği ve davacının bu konularda alacakları bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı şahitlerinin çalışma süreleri ile sınırlı olarak hesap yapıldığı, ayrıca şahit … ın da davacı ile birlikte 2007-2014 tarihleri arasında Rusya da bulunan inşaatlarda çalıştığı, hesaplamaların davalı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya içeriği mevcut delil durumu değerlendirildiğinde davalının istinaf itirazları ve istinaf başvurusunun Esastan Reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM
1-) Davalının istinaf başvurusunun Esastan Reddine,
2-) Davacının sair istinaf itirazlarının Reddi ile
3-)Yıllık izin alacağı ve vekalet ücreti hesabı yönünden davacının istinaf başvurusunun Esastan Kabulüne,
4-) İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2015/95 Esas 2017/322 Karar sayılı 24/05/2017 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
5-)Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;
a-)7029,91 TL net kıdem tazminatının akdin feshi tarihi olan 15/06/2014’den itibaren işleyecek yasal faizden az olmamak kaydıyla mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-)2.400 USD net ihbar tazminatının 1000 USD’sinin dava tarihi olan 13/02/2015den itibaren bakiye kalan kısmın ise talep arttırım tarihi olan 19/06/2016’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-)3281,25 USD net fazla mesai ücret alacağından%30 hakkaniyet indirimi uygulanması sonucu 2296,87 USD net fazla mesai alacağının dava tarihi olan 13/02/2015’den itibaren işleyecek, yasal faizden az olmamak kaydıyla mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
d-)910 USD net hafta tatili alacağından%30 hakkaniyet indirimi uygulanması sonucu 637 USD net hafta tatili alacağının dava tarihi olan 13/02/2015’den itibaren işleyecek, yasal faizden az olmamak kaydıyla mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
e-)140 USD net resmi tatil alacağından %30 hakkaniyet indirimi uygulanması sonucu 98 USD net resmi tatil alacağınının dava tarihi olan 13/02/2015’den itibaren işleyecek, yasal faizden az olmamak kaydıyla mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
f-)640,56 USD net yıllık izin alacağının dava tarihi olan 13/02/2015’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
g-)Alınması gereken 3.324,67 TL istinaf peşin karar harcından davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı 529,65 TL’nin harcın mahsubu ile eksik kalan 2.795,02 TL’nin harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
ğ-)Davacı tarafından yatırılan 529,65 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
h-)Kabul edilen miktar üzerinden 7.127,15 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
ı-)Reddedilen miktar üzerinden 3.944,51 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
i-)Hakkaniyet indirimi yapılan miktar üzerinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
j-)Davacı tarafından yapılan 790,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 542,34 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
k-)Davalı tarafından yapılan 131,50 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 41,18 TL’nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, artan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
l-)Tarafların artan gider avanslarının talep halinde iadesine,
6-)Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talep halinde iadesine,
7-)Alınması gereken 3.324,67 TL istinaf peşin karar harcından davalı tarafından yatırılan 367,00 TL nin mahsubu ile eksik kalan 2.957,67 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-)Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
10-) Karar kesin olduğundan kesinleştirme ve harç tahsil müzekkeresi yazım işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 18/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.