İşçiye iş verilmemesi, boşta bırakılması, ikramiye, harcırah gibi ücretlerinin kesilip sadece asgari ücret ödenmesi durumunda işçinin bu şartlar dahilinde çalışmasının beklenemeyeceğinden iş akdini haklı sebeple feshedebilir.

  Haberler

İşçiye iş verilmemesi, boşta bırakılması, ikramiye, harcırah gibi ücretlerinin kesilip sadece asgari ücret ödenmesi durumunda işçinin bu şartlar dahilinde çalışmasının beklenemeyeceğinden iş akdini haklı sebeple feshedebilir.

Bursa İstinaf Mahkemesi (BAM) Yurtdışında İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan alacak davasında “İşverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı tanındığını, işçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verdiğini, ücretinin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsiz olduğunu, ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekeceğini, ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı vereceğini, tır şoförü işçinin sefere çıkarılmaması, boşta bırakılması, harcırahı kesilip asgari ücret ödenmesi durumunda işçinin bu şartlar dahilinde çalışmasının beklenemeyeceğinden iş akdini haklı sebeple feshedebileceğini, ancak haklı nedenlerle iş akdini sonlandıran işçiye ihbar tazminatı verilemeyeceğini, akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağını, fazla çalışmanın, hafta tatili alacağının ve UBGT alacaklarının tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda takdiri indirim yapılamayacağını” hüküm altına almıştır.

Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık
Davacı iddiası; müvekkilinin Ocak 2008/06.03.2015 tarihleri arasında en son aylık net 2.800,00 tl.sı ücretle, 6 ay yurt içinde, 6 ay yurt dışında aralıksız şoför olarak çalıştığını, hemen hemen tüm ulusal bayram genel günleri de dahil olmak üzere, haftanın 6 günü en az 15-16 saat çalıştığını, ayrıca ayda en az 2 Pazar günü, bazı aylar tüm Pazar günleri çalışmaya devam ettiğini, yaptığı fazla çalışmaların karşılığı olan ücretin ödenmediğini, çalışma süresi boyunca maaşından haksız kesintiler yapıldığını, iş akdinin işveren tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, ücret alacağının tahsil edilerek taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 12.147,00 TL Kıdem Tazminatı farkı alacağı, 7.082,00 TL İhbar tazminatı,2.901,00 TL UBGT alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı savunması; talep edilen alacaklar yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının işten istifa etmek suretiyle ayrıldığını, diğer işçilere kıdem tazminatı ödenmesi nedeni ile davacıya da kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, genellikle yurt dışında çalıştığını bu nedenle fazla mesaisinin ve hafta tatili çalışmasının bulunmadığını, genel tatil günlerinde çalışmasının olması halinde karşılığının 2,5 yevmiye olarak ödendiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Yerel Mahkemenin Kararı

Mahkemece;Davacının davasının kısmen kabulü ile; 14/05/2018 tarihli bilirkişi raporu göz önüne alınarak, Kıdem tazminatı yönünden; 12.147,00 TL brüt kıdem tazminatının akdin feshi tarihinden itibaren işlemiş olan bankalarca 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine. İhbar tazminatı yönünden talebin reddine, Fazla mesai ücreti yönünden talebin reddine, Ücret alacağı yönünden talebin reddine, Hafta tatili ücret alacağı yönünden talebin reddine, UBGT ücret alacağı yönünden; 738,00 TL brüt ulusal bayram genel tatil ücret alacağının 50,00 TL sinin dava tarihinden itibaren bakiye kısmının ise ıslah tarihi olan 01.06.2018 tarihinden itibaren işlemiş 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine. Fazlaya ilişkin talebin reddine (ıslaha karşı zaman aşımı itirazı değerlendirilmiş, takdiren %10 hakkaniyet indirimi uygulanmıştır) Yasal kesintilerin infaz aşamasında dikkate alınmasına dair karar verilmiştir.

Tarafların İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf sebepleri:Davacı vekilinin 17/08/2018 tarihli istinaf dilekçesinde müvekkilinin davalı iş yerinde haftanın 6 günü günde 15 – 16 saat çalıştığını, uygulamada işverenlerin işçilerin maaşlarını gerçek değer üzerinden göstermediğini, fazla mesai eksik yada hiç göstermediklerini, bu durumun bilinen bir gerçek olduğunu, yerel mahkemesince müvekkilinin yurtdışı primlerinin eksik hesaplandığını, müvekkilinin fazla mesai alacağının hüküm altına alınması gerektiğini, davalı işveren tarafından iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, ihbar tazminatı alacağına hükmedilmesi gerekirken aksi kararın hatalı olduğunu, hafta tatillerinde çalıştığını, bu nedenlerle ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili yönünden verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı istinaf sebepleri:Davalı vekilinin 16/08/2018 tarihli istinaf dilekçesinde davacının yurt dışı tır şoförü olarak asgari ücretle çalıştığını, verilen harcırahların yol masrafı, giriş çıkışllarda ödenecek harç vs. Ödemeler ve şahsi masrafları karşılamak üzere verildiğini, verilen bu harcırahın ücrete dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya da farklı iki bilirkişi raporunun bulunduğunu, aradaki çelişki giderilmeden yanlış hesaba dayalı 13/12/2017 tarihli rapora göre hüküm kurulduğunu, davacının UBGT alacağının bulunmadığını ve UBGT alacağına %10 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının da yanlış ve az olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf Mahkemesinin Kararı
Davacı iş akdinin davalı iş verence haksız olarak feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının istifa etmek sureti ile işten ayrıldığını savunmuştur.

Yerel mahkemesince dinlenen davacı tanığı K1 yeminli beyanında kendisinin davacıdan önce işten ayrıldığını, fakat daha sonra davacı ile yaptığı görüşmelerde davacının kendisinin işten ayrıldığını söylediğini, neden olarakta işyerinde başlayan ekonomik sıkıntılar nedeniyle davacının kullandığı aracın satıldığını, davacının boşu boşuna bekler vaziyette kaldığını ve asgari ücrete talim ettiği bu nedenlerle işten kendisinin ayrıldığını söylediğini beyan etmiştir.

Dosya içerisinde bulunan 06/05/2015 tarihli kıdem tazminatı bordrosunda “işten ayrılma nedeni ile yukarıda yazılı kıdem tazminatımı aldım” ibaresinin yazılı olduğu ancak bu ibarenin imzasız bulunduğu, kıdem tazminat bordrosunda adı geçen 6778,89 TL net tutarın davacı adına F1 Bankasına yatırıldığı görülmüştür.

4857 Sayılı İş Yasası 24. maddede işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı tanınmıştır. İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretinin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir. (Yargıtay 9 HD. 18.01.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.) 4857 sayılı İş Kanununun 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir. (Yargıtay 9.HD. 16.07.2008 gün 2007/22062 E, 2008/16398 K.)

Yerel mahkemesince dinlenen davacı tanığı K1’un beyanı dikkate alındığında davacının sefere çıkarılmadığı, boşta kaldığı, asgari ücret aldığı, harcırahların kesildiği hususları dikkate alındığında davacının bu şartlar dahilinde çalışmasının beklenemeyeceği iş akdini feshetmesinin haklı olduğu ayrıca davacıya bir kısım kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı hususları da birlikte düşünüldüğünde davacının bakiye kıdem tazminatının hüküm altına alınması usul ve yasaya uygundur.

Davacı vekili ihbar tazminatını istinaf etmiştir.

Haklı nedenlerle iş akdini sonlandıran işçiye ihbar tazminatı verilemez. Dinlenen tanık beyanlarından davacının haklı nedenlerle iş akdini kendisinin sonlandırdığı anlaşılmakla yerel mahkemesince ihbar tazminatı talebinin reddi usul ve yasaya uygundur.Buna ilişkin davacı vekilin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.

Davacının yurtdışı tır şoförü olduğu tarafların kabulünde olan bir husustur. Davacı taraf yerel mahkemesince fazla çalışma, hafta tatili ücreti taleplerinin reddini istinaf nedeni yapmış ise de Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca, yurt dışı tır şoförü olarak çalışan davacının sıkı kurallara tabi uluslararası trafik kurallarına uymak zorunda olduğu, çalışanların araç kullanma saat sınırlamasına tabi bulundukları ve dolayısıyla fazla çalışma yapamadıkları hafta tatillerinde çalışmadıkları, bu durumun aksinin ancak yazılı delille ispatının gerektiği anlaşıldığından yerel mahkemesince davacının fazla çalışma ve hafta tatil ücreti talebinin reddine ilişkin talebi usul ve yasaya uygun bulunmakla davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.

Davacı işçi, yurt dışında çalışan tır şoförü olup hesaplamaya esas ücret miktarı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Ülke içinde taşımacılık işinde çalışan tır şoförlerinin ücretleri, taraflar arasında temel ücret olarak kararlaştırılabileceği gibi sabit ücrete ilave olarak sefer sayısına ya da katedilen kilometre başına ödenen prim ya da harcırah şeklinde de olabilmektedir.

Somut olayda; davacıya sefer başına ortalama 250 Euro ödendiği 1 ayda ortalama 3 sefere çıkıldığı,dosyaya sunulan masraf listelerinden davacının 1 sefer süresinin ortalama 11-12 gün olduğu buna göre 1 ayda ortalama 2.5 kez sefere çıktığı, sabit (kök) ücret dışında ayrıca her ay değişen miktarlarda ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemelerin sefer primi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay’ın bu konudaki kararlılık kazanmış uygulaması da göz önüne alındığında, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda sefer primi ödemelerinin brüt ücrete dahil edilerek hesaplamaların bu ücrete göre yapılmasında bir isabetsizlik mevcut olmayıp,taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ise yerinde değildir.

Davalı vekili beyanları hükme esas alınan tanıkların müvekkil ile husumetli olduğu hususunu istinaf etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde 240/1. maddesinde “davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir” 250. maddesinde ise “tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” kurallarına yer verilmiştir.

Mevcut dosyada davalı iş verence iş yeri kayıtları içerisinde puantaj kayıtları işe giriş çıkışı gösteren belgeler sunulmamıştır. Ancak tarafların bildirdikleri tanıkları dinlenmiştir. Özellikle davalı taraf davacı tarafın dinlettirdiği tanıkların kendileri ile husumetli olduğunu, husumetli olan tanıkların beyanlarının göz önüne alınmasının hukuka uygun olmadığını, bu nedenle davanın reddini talep etmişlerse de “01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 255 uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 13.04.2011 gün ve E:2010/2-751, K:2011/96; 12.09.2012 gün ve E:2012/2-387, K: 551 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.” içtihadı da dikkate alındığında salt buna dair istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.

Davalı vekili UBGT alacağına uygulanan hakkaniyet indirimini istinaf etmiştir. Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin yazılı belgelere dayanmaksızın ve uzun bir süre için hesaplanması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın, hafta tatili alacağının ve UBGT alacaklarının tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre takdir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.

Bir işçinin günlük normal çalışma süresinin üzerine sürekli olarak fazla çalışma yapması, hafta tatilinde ve genel tatil günlerinde sürekli çalıştığının kabulü yaşamın olağan akışına aykırı olup hastalık, mazeret, izin gibi nedenlerle belirtilen şekilde çalışılamayan günlerin olması kaçınılmaz olduğundan (9. Hukuk Dairesi 18.7.2008, 2007/25857 Esas), tanık anlatımlarına göre belirlenen ücret alacakları için bilirkişi raporuna göre hesaplanan miktardan işçinin raporlu, mazeretli, izinli olduğu günler ile çalışılmayan günler göz önünde bulundurularak Türk Borçlar Yasası’nın 51 ve 52. maddeleri gereğince takdiren % 30 oranında makul hakkaniyet indirimi yapılması gerekse de somut olayda yerel mahkemenin hüküm altına aldığı UBGT alacağının miktar azlığı dikkate alındığında yapılan %10 hakkaniyet indirimi usul ve yasaya uygun bulunmuş olup, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yerel mahkemenin objektif, rasyonel ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK 355.maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin olay ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:
1- Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİyle karar verildi. 16/05/2019

Sonuçlar

İşverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı tanınmıştır. İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretinin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir.

İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir.

Tır şoförü işçinin sefere çıkarılmaması, boşta bırakılması, harcırahı kesilip asgari ücret ödenmesi durumunda işçinin bu şartlar dahilinde çalışmasının beklenemeyeceğinden iş akdini haklı sebeple feshedebilir.

Haklı nedenlerle iş akdini sonlandıran işçiye ihbar tazminatı verilemez.

Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz.

Fazla çalışmanın, hafta tatili alacağının ve UBGT alacaklarının tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda takdiri indirim yapılamaz.

Av.Arb.Ahmet Can
İletişim Bilgilerimiz :
WhatsApp : 0 532 409 18 85
Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr
Web : www.ahmetcan.av.tr