İş Mahkemeleri Kanununun 5 inci maddesi “İşçiyi” korumak gayesiyle konulmuştur ve kamu düzeni düşüncesine dayanır. Bu yetkiyi bertaraf eden yetki sözleşmeleri geçerli değildir. Yabancılık unsuruyla sözleşmesel ilişki içeren ve yabancı bir devlet mahkemesine yetki tanıyan sözleşme “Kamu Düzenine” ve “Münhasır” yetki esasına aykırı olduğu için Türk hukuku bakımından geçerli değildir.

İş Mahkemeleri Kanununun 5 inci maddesi “İşçiyi” korumak gayesiyle konulmuştur ve kamu düzeni düşüncesine dayanır. Bu yetkiyi bertaraf eden yetki sözleşmeleri geçerli değildir. Yabancılık unsuruyla sözleşmesel ilişki içeren ve yabancı bir devlet mahkemesine yetki tanıyan sözleşme “Kamu Düzenine” ve “Münhasır” yetki esasına aykırı olduğu için Türk hukuku bakımından geçerli değildir.

T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/42000
K. 2011/3964
T. 18.2.2011
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi T. Yavuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalıya ait Moskova işyerinde 13.12.2007 -6.2.2009 tarihleri arasında şef olarak çalıştığını, ilgili belge sunduklarını, müvekkilinin iş akdinin sözlü olarak hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, bu sebepten dolayı işe iadesine ve işe başlamama tazminatı ve çalıştırılmadığı süreye dair ücretlerin ödenmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, şirketin Türkiye de Ticaret Sicili kaydı veya ikametgahının bulunmadığını, davalı şirkete tebligat yapılan adresin davalının adresini değil irtibat bürosu olan başka bir şirket olduğu, Türkiyeyle Rusya arasında Sosyal Güvenlik sözleşmesi veya mahkeme ilamının Rusya da uygulanması açısından bir denklik sözleşmesinin bulunmadığını, bu durumda Rusya da meydana gelen çalışma nedeniyle, Türk yasalarına göre Türkiye de talep edilmesinin mümkün olmadığını, davaya Rusya mahkemelerinde bakılması gerektiğini, davalının ikametgahının Moskova olduğunu, davacının en son 15.8.2008’de İstanbul’a döndüğüne dair uçak bileti yer aldığı, bundan sonra davacının Rusya ya bu şirket adına gelişi olmadığını, davacının işverenle son hesabının 31.1.1009 tarihi itibariyle kestiğini, davanın bir aylık süre geçtikten sonra açıldığını, davacının işverenden aldığını iddia ettiği belgenin davacı gibi aynı iş yerindeki halen çalışan personel bölümündeki bir başka işçiden yazıyı aldığını, davacı tarafından dosyaya sunulan hizmet akdinin 5 inci maddesinin son cümlesinde belirtildiği şekilde davalı şirketin 4857 Sayılı yasaya uygun şekilde iş akdini fesih zorunluluğu bulunmadığı bu nedenlerden dolayı hak düşürücü süre ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili ibraz etmiş olduğu beyan dilekçesinde, davalı şirketin Moskova Ticaret Siciline kayıtlı olduğunu, ikametgahının Moskova olduğunu bu sebeple davanın yetki ve görev yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkeme tarafından, davalı Rusya menşeli yabancı bir işyeri olup, davacı yanında Rusya da çalıştığını kabul ettiği, şirketin Türkiye de ticaret sicil kayıt veya ikametgahının bulunmadığı, dava dilekçesinde belirtilen adresin irtibat bürosu olduğu, Türkiye nin, Rusyayla arasında sosyal güvenlik sözleşmesinin bulunmadığı, bu durumda davacının Türk yasalarına göre Türkiye de hak talep etmesinin mümkün olmadığını, hizmet sözleşmesinin 5 inci maddesinde iş aktinin çalışılan ülkede çalışma mevzuatı bulunması halinde bu ülke mevzuatına göre feshedileceğini belirtildiğini, davalı şirketin bulunduğu Rusya da çalışma mevzuatı bulunduğundan öncelikle bu ülkenin mevzuatının uygulanması gerektiği, tüm dosya kapsamı gözönüne alınarak öncelikle Rusya mevzuatının uygulanması gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Türk Mahkemelerinin yetkisi ve uygulanacak hukuk noktasında toplanmaktadır.

Devletler Özel Hukuku Kuralları, yabancılık unsuru taşıyan (Milletlerarası unsur) belirli bir olay ve ilişkilere hangi devletin maddi hukuk hükümlerinin uygulanacağını gösterir. Bu kurallar bir uyuşmazlığı bizzat çözümlemezler. Sadece, onu çözümleyecek olan yetkili maddi hukuk kurallarını belirtmekle yetinirler. Buradaki hukuk, mahalli hukuk veya yabancı bir hukuk olabilir. Devletler Özel Hukuk Kuralları iç hukuk kuralları olduğundan her devletin kendine özgü bir Devletler Özel hukuku vardır. Devletler Özel Hukuku, Maddi Özel Hukuk gibi, bireyler arasındaki adaleti kurmayı amaçlar.

Milletlerarası Medeni Usul Hukuku ise; yabancı unsurlu olay ve ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, diğer konular yanında, özellikle Türk mahkemelerinin davaya bakmaya yetkisi olup olmadığını belirleyen kuralların bütünüdür.

Milletlerarası bağlantıları bulunan (Yabancı Unsurlu) olay ve ilişkilerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda, mahkemelerin milletlerarası yetkilerini düzenleyen kurallar Usul Hukukunu meydana getirir. 5718 Sayılı Yasa, milletlerarası yetkiye dair hükümleriyle Türk mahkemelerini Devletler hukuku anlamında haiz oldukları yargı yetkisine hangi ölçüler içinde kullanılacağını belirler.

5718 Sayılı milletlerarası özel hukuk ve usul hukuku hakkında kanunun 27 maddesi, ” İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tabidir.

Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması halinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz.

İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması halinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tabidir.

Ancak halin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşmeye 2. ve 3. fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

5718 Sayılı milletlerarası özel hukuk ve usul hukuku hakkında kanunun 47 maddesi, “Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi halinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. “şeklinde düzenlenmiştir.

Taraflar arasında imzalanan ve Türkiye İş Kurumu tarafından onaylanan yurtdışı iş sözleşmesinin 5 inci maddesinde, bu iş sözleşmesinin 8.2.2008 -8.8.2008 tarihleri arasında geçerli olduğu, iş sözleşmesinin işçinin işyerine gitmek üzere Türkiye’den hareket ettiği tarihte başladığı, çalışma mevzuatı bulunan ülkelerde bu mevzuata göre, bulunmayan ülkelerde ise 4857 Sayılı İş Kanununun 24 ve 25 inci maddelerindeki hükümler çerçevesinde, sözleşme bildirimsiz olarak işçi ve işveren tarafından feshedilebileceği belirtilmiştir.

Aynı sözleşmenin 16 ncı maddesinde, bu İş Sözleşmesinde yer almayan hususlarla ilgili doğabilecek anlaşmazlıklarda Türk iş mevzuatı uygulanır. İşverenle işçi arasında iş ilişkisinden doğan ihtilafların giderilmesinde, işverenin Türkiye deki yasal yerleşim yerinin bulunduğu şehrin mahkemeleriyle icra daireleri yetkili olduğu belirtilmiştir.

Taraflar arasında imzalanan ve Türkiye İş Kurumu tarafından onaylanan yurtdışı iş sözleşmesinin 16 ncı maddesinde İş Sözleşmesinde yer almayan hususlarla ilgili anlaşmazlıklarda Türk iş mevzuatının uygulanacağı ve işverenle işçi arasında iş ilişkisinden doğan ihtilafların giderilmesi işverenin Türkiye’deki yasal yerleşim birinin bulunduğu şehir mahkemelerin yetkili olduğu, iş sözleşmesinde de davalı işveren Türkiye’deki adresinin Ankara şekilde belirtildiği sabit olduğundan taraflar arasında doğan uyuşmazlıkta Türk Mahkemelerinin ve Türk iş mevzuatının uygulanması gerektiğinden ayrıca sözleşmesinin 5 inci maddesinin, sözleşmenin sona erdirilmesine dair düzenleme olup sözleşmenin sona erdirilmesi halinde uygulanacak hukuku kapsamadığı buna dair düzenlemenin ve yetkili mahkemenin sözleşmenin 16 ncı madde açıkça düzenlendiğinden Türk Mahkemelerinin ve Türk iş mevzuatının uygulanması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Kaldı ki 5718 Sayılı “Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununun 47 nci maddesi yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabileceği düzenlenmiş ise de somut uyuşmazlığa konu iş davasında, davalının ikametgah mahkemesiyle işyeri mahkemesini yetkili kabul eden 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5 inci maddesi “İşçiyi” korumak gayesiyle konulmuştur ve kamu düzeni düşüncesine dayanır. O sebeple bu iki yetkiyi bertaraf eden yetki sözleşmeleri geçerli değildir. Yabancılık unsuruyla sözleşmesel ilişki içeren ve yabancı bir devlet mahkemesine yetki tanıyan bu sözleşmenin “Kamu Düzenine” ve “Münhasır” yetki esasına aykırı olduğu için Türk hukuku bakımından geçerli olmayacağı açıktır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 18.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Avukat Ahmet Can

Avukat Ahmet Can