Fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiş olur. 

Fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiş olur.

Uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olduğu bu şekilde kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2019/9695 E. , 2021/4395 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın görev nedeniyle reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin davanın esastan reddi yerine görev yönünden reddi doğru değil ise de, istinaf yoluna başvuranın sıfatına göre bir isabetsizlik görülmediğinden esastan reddine dair verilen karar ile birlikte … 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/467 E. – 2018/398 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın görev nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesince, davanın esastan reddi yerine görev yönünden reddi doğru değil ise de istinaf yoluna başvuranın sıfatına göre bir isabetsizlik görülmediğinden HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.Aşağıda açıklanan gerekçelerle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra, … 11 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/467 E. – 2018/398 K. sayılı kararının incelenmesinde;Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın, 1991 yılında yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “Belediye hizmet alanı” olarak ayrıldığı, … Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.09.2012 tarihli ve 1449 sayılı kararı ile onanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile parselin “özel sosyal kültürel tesis alanına” dönüştürüldüğü, söz konusu nazım imar planı değişikliğine istinaden 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin … Belediyesi Meclisinin 10.06.2013 tarihli ve 352 sayılı kararı ile yerine getirildiği, … Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.08.2013 tarihli ve1430 sayılı kararı ile bu değişikliğin onandığı ve planın kesinlik kazandığı, böylece en son onanan plan değişikliğine göre dava konusu taşınmazın “özel sosyal kültürel tesis alanı” olarak ayrıldığı ve dosya içerisindeki fen bilirkişisi raporuna göre dava konusu taşınmazın kısmen Park Rönesans sitesi içerisinde misafir otoparkı ve müştemilatı, kısmen ağaçlandırılan alan kısmen de boş arazi olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.28.03.2018 tarihinde açılan davada 20.08.2016 tarihli 6745 sayılı yasanın 34. maddesi ile mülga olan Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinin 10. fıkrasının 3. cümlesinin uygulanma imkanı bulunmadığı gibi, bu hüküm yerine 6745 sayılı Yasanın 33. maddesi ile eklenen Kamulaştırma Kanununun EK 1. maddesinin birinci fıkrasındaki ”Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6’ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.” hükmünün, Anayasa Mahkemesinin 05.04.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 20.12.2018 gün 2016/181 Esas, 2018/111 Karar sayılı kararı ile ”Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6’ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir. ” kısmı da iptal edilmiştir.
Bu durumda; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılı kararı ile HGK.nın 15.12.2010 gün ve 2010/5-662/651 sayılı kararı da gözetildiğinde, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olduğu bu şekilde kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açıktır.Bu itibarla dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri yapılan parselasyon planları ile kamu hizmetine tahsis edilmiş olması ve son olarak da sosyal kültürel tesis alanı olarak tahsis edilmiş olması nedeniyle, fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiş olup, taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmak Adli Yargının görevidir.Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın 1992 yılında onaylanan imar planına göre kamuya özgülenen alanda kaldığı ve bir kısmının açık otopark, bir kısmının da ağaçlandırılmak suretiyle kullandığı, davalı idarelerin iddiasının aksine, bitişik kamuya özgülü alandaki ağaçlandırma ile bir bütünlük arzettiği gözönünde tutulduğunda, el atma olgusunun taşınmazın tamamı yönünden gerçekleştiğinin kabulü ile esasa girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HMK’nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’ne GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 30/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

https://www.ahmetcan.av.tr/iletisim/