Fazla mesainin tanık anlatımları yerine doğrudan yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda mahkeme takdiri indirim hakkını kullanamaz. 

Fazla mesainin tanık anlatımları yerine doğrudan yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda mahkeme takdiri indirim hakkını kullanamaz. 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi         2016/14830 E.  ,  2020/3501 K.

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait beton santralinde mikser operatörü olarak 10/10/2006 – 12/03/2013 tarihleri arasında çalıştığını, en son net 2000,00 TL ücret aldığını, işyerinde 3 öğün yemek verildiğini, servis hizmetinden yararlandığını, davacının hak kazandığı fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmadığını, gerçek ücretinin bodroya yansıtılmadığını, sigorta primlerinin düşük yatırıldığını, davacının bu kanuna aykırı uygulamalara karşı çok mücadele ettiğini ancak bir sonuç alamadığını, en son yasal yollara başvuracağını söyleyince davalı tarafından işten çıkartıldığını, davacı tarafından tazminatlarının talep edilmesi üzerine çıkış evraklarını imzalaması halinde ödemelerin banka hesabına yatırılacağının bildirildiğini, davacının da çıkış evraklarını imzaladığını ve işyerinden ayrıldığını, tazminatlarının banka hesabına yatırılması için davacının uzun süre beklediğini, ödeme yapılacağı belirtilerek davacının sürekli oyalandığını, davacının iş akdinin haklı nedene dayanmadan feshedilmesi nedeniyle kıdem tazminatı almaya hak kazandığını, davalı işverenin ihbar öneline riayet etmediğini, davacının haftada 7 gün 06:30-23:30, 24:00 saatleri arasında çalışma yaptığını, davacının serbest zaman olarak kullanabileceği bir zaman diliminin olmadığını, yemek ve çay ihtiyacının çalışma devam ederken kullandığını, davacının sabaha kadar çalıştığı günlerin de olduğunu, işin gerektirmesi durumunda davacının sabahları daha erken de işe geldiğini ancak fazla mesailerin ödenmediğini, davacıya hafta tatili kullandırılmadığını, dini bayram günleri dışında kalan tüm genel tatil günlerinde çalışma yapıldığını, davacının yıllık izinlerini kullanamadığını, davacının son aya ait ücret alacağının elden ödenen kısmının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, İhbar tazminatı, fazla mesai ücreti alacağı, hafta tatili alacağı, yıllık izin alacağı, ücret alacağı ve genel tatil günleri alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2006 – 12/03/2013 tarihleri arasında müvekkili işyerinde çalıştığını, iş akdinin davacı tarafından istifa etmek suretiyle feshedildiğini, davacının işçi-şoför olarak çalıştığını, ücretinin asgari ücret olduğunu, işyerinde elden maaş ödemesi yapılmadığını, davacının istifa ederek işten ayrılması nedeniyle herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını, dava dilekçesinde de davacı tarafından istifa edildiğinin kabul edildiğini ancak hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin kendisini kandırdığını iddia ettiğini, işi kendisi bırakan davacının tazminat alamayacağının davacı tarafından da bilindiğini, müvekkili işyerinde çalışma saatlerinin hafta içi 5 gün 08:30-18:00 saatleri arasında olduğunu, hafta sonu ise cumartesi günü yarım gün çalışma yapıldığını, haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğunu, dini-milli bayramlar ile resmi tatillerde ise çalışma yapılmadığını, davacının da genel tatillerde ve bayramlarda çalışmadığını, davacının 12/03/2013 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, tüm maaşının bankaya usul ve yasaya uygun olarak tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, elden maaş ödemesi yapılmadığını, nadir de olsa fazla mesai yapıldığında ertesi gün dinlenildiğini veya makbuz karşılığında ücret ödemesinin yapıldığını, makbuzların birer suretinin de davacıya verildiğini, ücret dışında davacıya 12.895,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, davacının hafta tatilini kullandığını, davacının tüm yıllık izinlerini de kullandığını, davacının müvekkili şirket aracı ile kaza yaptığını, kazada müvekkili şirket aracı ile diğer aracın zarar gördüğünü, bu nedenle İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedildiğini, istifa ederek işten ayrılan davacının daha sonra işyerine gelip ibraname düzenlediğini, müvekkili şirketi ibra ettiğini, buna göre davacının herhangi bir işçilik hak ve alacağını talep edemeyeceğini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, kullanmadığı yıllık izinlerin de parasını aldığını, davacının ücretinin tam olarak ödendiğini, herhangi bir ücret alacağının da olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; SGK kayıtları, toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacının davalı işyerinde 10.10.2006 ile 12.03.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde 6 yıl 5 ay 2 gün süre ile çalıştığı, giydirilmiş brüt ücretinin 3408.55 tl olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki temel sorunun feshin kim tarafından yapıldığı ve haklı olup olmadığı noktasında toplandığı, davacı iş akdinin davalı tarafından sonlandırılmış olduğunu, davalı taraf ise davacının istifa ettiğini savunması karşısında dosya içerisinde bulunan ve davacı tarafından yazıldığı konusunda şüphe bulunmayan dilekçede … “2006 yılından .. 2013 yılına kadar çalıştığım … kısmet buraya kadarmış birgün ayrılık olacaktı, yurtdışına gitmek münasebeti ile işime son verilmesini firmanıza bildirir, haklarımın talep edilmesini arz ve rica ederim şeklinde sonlandığı, davacı asilin 24.12.2014 tarihli duruşmasındaki beyanında istifa dilekçesi sunduğunu dilekçe verilmesi sebebinin haklarının tarafına verilmesi olduğunu, çalışma koşullarının ağır olduğunu, bu hakların verilmemesi nedeni ile dilekçe verilmek zorunda kaldığını, yurt dışında iş bulma düşüncesi ile istifa dilekçesi verdiğini, şu an yurt içinde başka bir firma da çalıştığını belirttiği tanık… Davacının iddiasın doğruladığı, ziya tiryakinin de istifa dilekçesinden haberdar olduğunu beyan etmesi karşısında davacının istifaya ilişkin dilekçesinin doğru olduğu ancak bu dilekçe içeriği ve davacının kıdemi dikkate alındığında gerçek iradesini yansıtmadığı gibi “haklarımın verilmesi “şeklinde ihtirazi kayıt içerdiği bu hali davacının gerçek iradesini yansıtmayan istifa dilekçesine itibar edilmeyip yargılama sonucunda bir kısım işçilik alacaklarının bulunması karşısında davacı tarafından yapılan fesihin haklı olduğu sonucuna varılarak kıdem tazminatına hak kazandığı ve davasının kabulüne, feshin davacı tarafından yapılması nedeni ile haklı bile olsa ihbar tazminatına hak kazanamayacağından dolayı ihbar tazminat talebinin reddine, davacının hafta tatillerinde çalıştığına dair dosya içerisinde kayıt ve belge olmadığı ancak davacı tanıklarının da davacının hafta sonu çalışması olduğuna dair beyanı olamamaması karşısında bu talebin ispat edilememesi nedeni ile bu talebin reddine, yıllık izin konusunda davacı, dosyaya ibraz edilen yıllık izin formlarının tek tek sorulması karşısında kendisine gösterilen belgelerdeki imzaların bir kısmını kabul etmiş kabul ettiği evraklardaki yıllık toplamının 41 olduğu davacının kıdemine göre 90 gün yıllık izin hakkının bulunması gerektiği kullanılan izinlerin mahsubu ile geriye kalan izin hakkı ile ilgili davasının kısmen kabulüne, dinlenen tanık beyanlarından davacının dini bayramlar dışındaki tatiller çalıştığını beyan etmeleri karşısında davacının izinde olduğu günler mahsup edilmek sureti ile davacının bu talebinin iddianın tanık beyanı ile ispatlanması nedeni ile takdiri indirim yapılmak sureti ile kabulüne, davalı yanca davacının asgari ücret aldığı ve maaşını banka kanalıyla aldığı ve haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğu, bunu aşan çalışmalar için ya izin kullanıldığı ya da makbuz karşılığı ödeme yapıldığı savunması yapıldığı, dosyada mübrez makbuz tutarlarının neredeyse tamamı bankaya maaş başlığı altında yapılan ödemeden yüksek ve sabit miktarda olmadığı, bankaya yatırılan ücretlerin ise bir kısım asgari ücretin altında olduğu, dolayısıyla fazla mesai ödemesi makbuzu olarak dosyaya sunulan bu belgelerin değişik tutarlar içerdiği görülmekle birlikte fazla mesai ücretini içerip içermediği ve dosyaya sunulan maaş bordrosu da olmadığı için hangi ödemenin hangi ay yapılan fazla mesai ücretini karşılayıp karşılamayacağı da bilinmediğinden ve duruşma esnasında davacı asilden sorularak imzaların kabul edildiği ancak “fazla mesai” yazan kısımlarının sonradan eklendiği beyan edildiği bu ödemeleri sabit olmayıp değişkenlik göstermesi nedeni ile ve hangi aya ait olduğunun belirlenememesi karşısında davacı tanık anlatımlarına itibar edilerek yapılan bilirkişi hesaplaması doğrultusunda talebin ispatının tanık anlatımına dayanması ve miktarın yüksek olması davacının özel mazeretleri, sağlık sorunları gibi nedenlerle çalışamadığı günler olabileceği, bu nedenle fazla çalışma ve hafta tatili ücreti için bilirkişi tarafından belirlenen miktardan hakkaniyet gereği takdiren %50 ve %30 indirim yapılması gerektiğine ve hakkaniyet gereği yapılan indirim nedeniyle reddedilen miktar için davalı lehine avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut olayda; davacı işçinin fazla çalışma ücreti isteklerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların yazılı delil yerine tanık beyanlarına dayalı olarak hesaplanması halinde, işçinin normal mesaisinin üzerine sürekli olarak aynı şekilde fazla çalışması mümkün olmadığından, hastalık mazeret izin gibi nedenlerle belirtildiği şekilde çalışamadığı günlerin olması kaçınılmaz olup, bu durumda karineye dayalı makul indirim yapılmalıdır(Yargıtay HGK, 06.12.2017 tarih 2015/9-2698 E.-2017/1557 K.).
Fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine doğrudan yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Fazla çalışma ücretinden karineye dayalı makul indirime gidilmesi sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemez.
Mahkemece fazla mesai ücreti alacağından %50 takdiri indirim yapılması hakkın özünü etkiler nitelikte fazla olup, daha makul bir oranda karineye dayalı makul indirim yapılması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.