Fazla mesai, hafta tatili, UBGT, Ulusal Bayram ve genel tatiller ile hafta tatilleri ücretleri ödenmeyen yurtdışında çalışan işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih hakkı vardır.

İşveren tarafından iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde feshedildiği ispatlanmadığında yurt dışında çalışan işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varılır. 

Fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacaklarının ödenmediği için istifa etmiş olan işçi, ücretleri ödenmediği için 4857 Sayılı Kanun’un 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle derhal fesih hakkının bulunduğu kabul edilir ve kıdem tazminatı hak eder. Ancak, bunun için iddia etmiş olduğu ücretlerinin gerçekten işveren tarafından ödenmediğini ispat etmiş olmalıdır. 

Av.Arb.Ahmet Can 

İletişim Bilgilerimiz

WhatsApp : 0 532 409 18 85 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr 

Web : www.ahmetcan.av.tr 


Ankara BAM – 7. Hukuk Dairesi

Esas No.: 2017/2251

Karar No.: 2018/110

Karar tarihi: 06.02.2018

DAVANIN KONUSU :Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 29/08/2012-30/09/2013 tarihleri arasında davalı şirketin Suudi Arabistan şantiyesinde kalite kontrol elemanı olarak aylık net 2.600 USD maaş ile çalıştığını, 30/09/2013 tarihinde hafta tatili ve fazla mesai ücretinin ödenmemesinden dolayı haklı nedenle iş akdini feshettiğini, davalı işverenliğin yurtdışında olması ve kendisinin fesih tarihinde hemen gönderilmemesi üzerine 13/10/2013 tarihine kadar çalıştırıldığını, daha sonra ibraname imzalatılarak işten çıkarıldığını, davacı tarafından imzalanan ibranamenin 6098 sayılı TBK uyarınca geçersiz olduğunu belirterek kıdem tazminatı, fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacaklarının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ….. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olaya 5718 sayılı MÖHUK madde 24 gereğince Suudi Arabistan kanunlarının uygulanmaıs gerektiğini, Arabistan’da yürütülmekte olan söz konusu iş müvekkili şirketin tek başına yürütmediğini, bu sebeple aralarında adi ortaklık ilişkisi bulunan ….. İnş. Ltd.Şti ile ….. Aş isimli şirketlerin de davada davalı taraf olarak gösterilmesi gerektiğini, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrılmış olması nedeniyle kıdem tazminatı talebinin dayanaktan yoksun olduğunu, davacının 29/09/2013 tarihli istifa dilekçesinde 3.000 USD maaş istediğini, talep etmiş olduğu bu miktarın kendisine verilmemesi halinde iş akdinin 15 gün içinde feshedilmesi gerektiğini belirttiğini, davacının istifasından sonra tüm alacaklarının kendisine ödenerek 13/10/2013 tarihli ibranamenin imzalandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İhbar olunan ….. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu belirlenebilir alacaklar için kısmi dava açılmasının mümkün olmadığını, davacının 01/09/2012-15/10/2013 tarihleri arasında X1 projesinde çalıştığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle iş akdini haksız nedenle feshettiğini, davacı ile imzalanan iş sözleşmesine uygulanacak hukuk açıkça seçilmediğinden MÖHUK madde 27/2 gereğince mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARININ ÖZETİ :

Yapılan inceleme, celp edilen kayıtlar, taraf açıklamaları, tanık beyanları, hükme esas alınan 05/09/2016 blirkişi raporu ve 16/02/2017 tarihli ek rapordaki ayrıntılı tespit, değerlendirme ve hesaplamalar neticesinde; hüküm kurmaya elverişli olmayan ve dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı anlaşılan 22/12/2014 tarihli bilirkişi raporuna mahkemece itibar edilmemiş olup davacının davalıya ait işyerinde 01/09/2012-13/10/2013 tarihleri arasında 1 yıl 1 ay 13 gün süreyle 2.600 USD net ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafça ücretlerinin ödenmemesi haklı sebebiyle feshedildiği, davacı işçinin istifa ettiğine dair bir belgenin dosya kapsamına sunulamadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, tanık anlatımlarıyla ispat edildiği anlaşılan ve Yargıtay uygulaması gereğince % 30 hakkaniyet indirimi uygulanarak yapılan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

İstinaf kanun yoluna davalı taraf başvurmuştur. Davalı vekilinin istinaf dilekçesi davacı vekiline tebliğ edilmiştir.

Davalı vekilinin istinaf sebepleri :

-Davacının davalı şirketin de dahil olduğu …..-…..-….. Konsorsiyumu adi ortaklığında çalıştığını, diğer adi ortaklarında davada davalı olarak gösterilmesinin dava şartı olduğunu, davanın dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini,

-Davacının istifa ederek işten ayrıldığını kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin yanlış olduğunu, istifa dilekçesinde tarih olduğunu, daha sonra tüm haklarının ödendiğini ve davacının ibraname imzaladığını, davacının 30.09.2013 tarihinde istifa ettiğini bildirmesine rağmen bilirkişinin taleple bağlılık kuralına aykırı olarak fesih tarihini 13.10.2013 olarak kabul etmesinin ve istifa dilekçesinde istifa iradesinin bulunmadığı kabulünün hatalı olduğunu,

-Davacı lehine hükmedilen fazla mesai alacağının haksız olduğunu, davacı tanıklarının birbiriyle çelişik beyanlarına dayandığını, davacı tanığı …..’ın davalı ile husumetli olduğunu, diğer tanığın da davacıyla 2 ay birlikte çalışması bulunduğunu, % 30’dan fazla hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini,

-Davacının Suudi Arabistan kanunlarına göre çalışılması yasak olan her hafta Cuma günü çalışmadığını bu nedenle hafta tatili alacağı hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,

-Davada Suudi Arabistan kanunlarının uygulanması ve UBGT alacakları yönünden bu ülkenin UBGT günlerine değerlendirme yapılması gerektiğini, ileri sürmüştür.

GEREKÇE :

Davacının davalı ….. şirketi yetkilisi ile Yurtdışı hizmet akdi imzaladığı ve Türkiye İş Kurumu tarafından onaylandığı, Yurtdışı İşçi bilgi formunun da davalı şirket yetkilisi ile imzalandığı, davacının işe giriş ve ayrılış bildirgelerinin de davalı şirket tarafından verildiği anlaşılmaktadır. Davacının yurtdışında çalıştırılmak üzere davalı şirket tarafından yurtdışına götürüldüğü belirlenmekle davanın davalı şirkete yöneltilmesinde bir aykırılık görülmemiştir.

Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dilekçede ” fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş akdini feshettiğini” belirtmektedir. Dilekçede 30.09.2013 tarihi atılmış ve davacı tarafından imzalanmış olup davalı tarafından herhangi bir onay ya da işleme konulma tarihi bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde fazla mesai, hafta tatili ve UBGT günleri çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini ancak davalı işveren tarafından 13.10.2013 tarihine kadar çalıştırıldığını beyan etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde davacının dava dilekçesine eklediği dilekçeye değil 29.09.2013 tarihli başka bir dilekçeye dayanmış ve bu dilekçe gereği iş sözleşmesini davacının istifa ile sonuçlandırdığını ileri sürmekte ve ekli belge olarak ibraz etmektedir. 29.09.2013 tarihli dilekçede ” kendisine söz verildiği halde zam yapılmadığını, zam yapılmayacaksa iş sözleşmesinin 15 gün içinde davalı tarafından feshedilmesini” talep etmiştir. Bu dilekçede istifa iradesi olmayıp zam talebi bulunduğu ve 13.10.2013 tarihinde talebin kabul edilememesi nedeniyle davalı tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği sonucuna gidilmektedir. Davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde feshedildiği ispatlanmadığından davacının kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varılmaktadır.

Anlaşılmaktadır ki davacı dava dilekçesine ekli dilekçesini istifa ettiğini ileri sürdüğü tarihte davalı işverene vermemiştir. Bir an için işverene verildiği kabul edilse dahi (işveren bu dilekçeden hiç bahsetmediği ve dosyaya sunmadığı dikkate alındığında) işçi lehine 13.10.2013 tarihinde bu dilekçeyi işverene verdiği, aşağıda açıklanacağı üzere fazla mesai, hafta tatili ve UBGT alacaklarının ödenmediği belirlendiğinden davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı Yasa’nın 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerekmektedir. Davacı tarafından ibraname imzalanmış ise TBK 420. Maddesi uyarınca geçerli bir ibranamenin özelliklerini taşımadığından geçersizdir.

Davada yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında Türk İş Hukukunun uygulanması gerektiği açık ise de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda UBGT alacağı, fazla çalışma ve hafta tatili yönünden Suudi Arabistan Yasaları ile örtüşmekte olduğu gerekçesi ile bu ülkenin mevzuatının uygulandığı belirtilerek UBGT gün sayısı (dini bayramlarda farklılık olmasa da milli bayram sayısında farklılık vardır) esas alınmıştır. 2. Bilirkişi raporunda daha az alacağın belirlenmiş olması dikkate alındığında istinafa gelen tarafın davalı olması nedeniyle aleyhe uygulamaya gidilmemiştir. Davacının dini bayramların 1. Günleri dışındaki UBGT günlerinde çalıştığı davacı ve davalı tanık beyanlarının ortak değerlendirmesi ile belirlendiğinden bu alacağın hüküm altına alınmasında bir aykırılık bulunmamaktadır.

3 davacı tanığı ile davalı tanığı …..’nın beyanlarından davacının 2 haftada bir Cuma günleri çalıştığı bir hafta 6 gün bir hafta 7 gün çalıştığını ispatladığından hafta tatili alacağının hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacı dava dilekçesinde 06-18 saatleri arasında çalıştığını günde 1 saat yemek molasının düşmesi ile günde 11 saat çalıştığını ileri sürmüştür. Dava dilekçesi ekinde ileri sürdüğü ve yukarıda bahsedilen 30.09.2013 tarihli dilekçesinde ise günde 10 saat çalıştığını beyan etmiştir. Davacının haftanın 6 günü 06-17 saatleri arasında çalıştığı günde 11 saat olan çalışmasından 1,5 saat ara dinlenmesi verilmesi ile 9,5 saat çalıştığı 6 günde 57 saat çalıştığı iş sözleşmesinde günlük 8 saat haftalık 48 saat (6 gün) çalışma saati kabul edildiğinden bu sürenin düşülmesi ile haftalık 9 saat fazla mesai alacağı hüküm altına alınmıştır. 2. Bilirkişi raporunda haftalık 9.75 saat fazla mesai yapıldığı bulunduğundan davacının itirazı bulunmadığından 1. Rapordaki haftalık fazla çalışma süresi esas alınarak yapılan hesaplamada bir aykırılık bulunmamaktadır.

Davacı tanıkları mesainin başlayış saatinin 05.45, 06 da başladığını, davalı tanıkları bitiş saatinin 17 olduğunu beyan etmeleri ve davacının günlük çalışma saatine ilişkin beyanı hep birlikte değerlendirilmiştir. 3 davacı tanığı ve davalı tanık beyanları dikkate alınarak fazla mesai, hafta tatili ve UBGT çalışmaları değerlendirildiğinden sadece bir davacı tanığının husumetli olması biriyle yapılan çalışmanın kısa süreli olması sonuca etkili görülmemiştir. Davacının haftalık 9 saatlik fazla çalışması olduğu dikkate alındığında %30 hakkaniyet indirimi yapılması Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alındığında isabetlidir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun; HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince; ESASTAN REDDİNE,

..

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06.02.2018 tarihinde 6763 sayılı yasa ile değişik 5521 sayılı Yasa’nın 8/3. mad. gereği miktar itibariyle KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

Av.Arb.Ahmet Can 

İletişim Bilgilerimiz

WhatsApp : 0 532 409 18 85 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr 

Web : www.ahmetcan.av.tr