YURT DIŞI FAZLA MESAİ ALACAĞI DAVALARI

Yurt Dışı Fazla Mesai Alacağı Davası

Tanım

İş kanununun 63. Maddesinde çalışanın maksimum çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olacağı kararlaştırılmıştır. Türk vatandaşı işçinin yurt dışında çalıştırılmasında da Türk Hukuku uygulanacağı için maksimum çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Bu sürenin aşılması durumundaki çalışmalar fazla çalışma olarak kabul edilmekte ve işçiye bu kapsamda fazla mesai ücretlerinin ödenmesi gerekmektedir. 

Haftalık 45 saatin aşılması durumunda işçinin fazla mesai ücreti talep etme hakkı ortaya çıkar. İşçi, fazla mesaide bu sürelerin aşıldığı iddiasıyla fazla çalışmalarının karşılığını isteyebilir. Sonuç alamaması halinde ise iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkı doğar. Tabi bunu kullanıp kullanmamak işçinin tercihine bağlıdır.  

Dava şartları

İş sözleşmesinde bulunması ve işçiden her yıl yazılı onay alınması halinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmalar işçinin ücretine dahil edilebilir. Dava açabilmek için öncelikle bu istisnanın var olmaması gerekmektedir. 

İş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmaların ücrete dahil olduğuna dair bir ibare bulunmaması, işçiden buna ilişkin onay alınmamış olması, haftalık 45 saatten fazla çalışılması ve karşılığının alınmaması hususları bir arada yada özel durumlara göre ayrı ayrı bulunduğu takdirde Fazla Mesai Alacak Davası açılabilecektir.

Arabuluculuk Zorunluluğu 

İşçi ve işveren aralarındaki hukuki sorunu gidermek için öncelikle zorunlu olarak arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucuya başvuru dava şartıdır. Aksi halde, dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilecektir.

Kimler dava açabilir?

Fazla Mesai Alacağı Davası, işçi – işveren ilişkisinde işçinin haftalık 45 saatten fazla çalışması, bu çalışma karşılığı %50 zamlı ücretini alamaması durumunda açılmaktadır. Burada davacı sıfatı doğal olarak fazla mesai yapan ancak karşılığını alamayan yurt dışında çalışmış olan işçiye aittir. 

Ancak burada zorunlu hallerde Fazla Çalışma hususuna değinmemiz gerekmektedir. Zorunlu nedenlerle fazla çalışma nedenleri Kanunda sayılmıştır. Bir arızayı gidermek veya muhtemel bir arızayı önlemek için ya da zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde zorunlu fazla çalışma yapılabilecektir. Yangın, su baskını gibi haller de zorlayıcı sebeplerle örnek olarak verilebilir. 

Zorunlu nedenlerle işçilerin tamamına veya bir kısmına fazla çalışma yaptırabilir. Ancak bu çalışma da sınırsız değildir. İşyerinin normal çalışma düzenine geçmesi halinde zorunlu fazla çalışmaya son verilmelidir. Yine işçilerin zorunlu nedenlerin sürmesi halinde sürekli olarak fazla çalışmaları beklenemez. İşverence uygun bir dinlenme süresi verilmesi zorunludur.

Bu istisna haller dışında sonuç olarak bir işyerinde haftalık 45 saatten fazla çalışan, bu çalışmaları karşılığında %50 zamlı ücretini alamayan, iş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışmanın ücrete dahil edildiğine ilişkin hüküm bulunmayan ve her yıl işverene bu hususta onay vermeyen işçiler, işverenlere karşı Fazla Mesai Alacağı Davası açabilirler.

Davalı kimlerdir? 

Fazla Mesai Alacağı Davası, işçi – işveren ilişkisinde işçinin haftalık 45 saatten fazla çalışması, bu çalışma karşılığı %50 zamlı ücretini alamaması durumunda açılmaktadır. Burada davalı sıfatı doğal olarak yurt dışındaki şantiye ya da işyerinde fazla mesai yaptıran  ancak karşılığını ödemeyen işverene aittir. 

Buradaki işverenin zorunlu olarak sigortalı işçi çalıştıran işveren olması gerekmemektedir. İşçinin, işveren yanında çalıştığını ve fazla çalışmasına rağmen karşılığını alamadığını tanık beyanları dahil her türlü delille ispatlaması yeterlidir. İşçinin sigortalı çalışıp çalışmadığı başka bir davanın konusudur.

Bazı durumlarda işçinin çalıştığı işveren ile başka bir işveren arasında alt-üst ilişkisi bulunmaktadır. Böyle durumlarda muvazaaya dayalı olarak her iki işveren de sorumlu olduğundan Davalı sıfatına sahip işverenler işçinin fazla mesai alacağından müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Dava çeşidi nedir? 

Söz konusu dava ; İşçilik Alacaklarından (Kanuni maksimum çalışma süresini aşan fazla çalışmadan) kaynaklı alacak davasıdır. Uygulamada Fazla Mesai Alacağı davası ; fazla çalışmaların karşılığı bizzat hesaplanarak tam değer üzerinden açılabileceği gibi,  bu durumun olası bir eksik hesaplama halinde çalışanın hakkını kayba uğratma ihtimalini barındırıyor olması ve zamanaşımının da kesileceği olgusu ile alacağın alanında uzman bir bilirkişi tarafından hesaplanmasının daha sağlıklı olacağı dikkate alındığında, belirsiz alacak davası olarak açılması lehe olacaktır. 

Dava bir alacak davası olduğu için bir eda davasıdır. 

Uygulamada söz konusu davada mahkemeler, deliller toplandıktan sonra gerek Fazla Mesai yapıldığı olgusunun tespiti, gerekse de söz konusu fazla mesai alacağının hesaplanması yönünden aldırılacak olan bilirkişi raporu üzerinden karar verdikler için , fiilen davanın hem tespit hem de eda davası olduğunu da söylemek uygulama gerçeği göz önüne alındığında yerinde olacaktır.

Yargılamada Genel Kurallar 

Fazla mesai alacağı talebinden kaynaklı olarak açılacak davalarda Hukuk Muhakemesi Kanunu’nda 24 ila 33. maddeler arasında yer alan “Yargılamaya Hakim olan İlkeler” vuku bulacaktır. Bu doğrultuda ; 

HMK Madde 24 Tasarruf ilkesi gereği iki taraftan birinin talebi olmadıkça hakimin davayı re’sen inceleyip karara bağlama yetkisi yoktur. Hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya ve hakkını talep etmeye zorlanamaz.

HMK Madde 25 taraflarca getirilme ilkesi gereği Kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate almayacak ve onları hatırlatacak davranışlarda dahi bulunmayacaktır. 

HMK Madde 26 Taleple bağlılık ilkesi gereği de Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre ise, talep sonucundan daha azına karar verebilir. 

Yukarıda izahını yaptığımız söz konusu ilkeler ile birlikte ; HMK Madde 27 ila HMK Madde 33 arasında yer alan Hukuki dinlenilme hakkı, aleniyet ilkesi , dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü , usul ekonomisi ilkesi, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü ve yargılamanın sevk ve idaresi ilkeleri de denkleştirme talebinden kaynaklı açılacak davalarda uygulama alanı bulacaktır.

Dava için gerekli belgeler ve deliller 

  • İş-Kur iş sözleşmesi,
  • işverenle yapılan ikinci sözleşme,
  • yurtdışı şantiyeye ait işyeri giriş kartı ve fotokopisi,
  • yurtdışında ödenen maaşın bordrosu,
  • işçinin yurtdışında çalıştığını gösteren işverene ait yazılı bir evrak,
  • banka hesap ekstresi, (maaşın dolar ya da euro olarak yatırılmış olması açısından)
  • pasaport fotokopisi,
  • emsal ücret araştırması, 
  • E-devletten alınacak Yurtdışı Giriş Çıkış Çizelgesi,
  • tanık beyanları,
  • bilirkişi raporu,

belge ve delillerin başında gelmektedir. 

Dava Masrafı Ne Kadar? 

Dava başında söz konusu alacak tutarının belirlenebilmesinin tam anlamıyla mümkün olmaması karşısında, başlangıçta davanın açılacağı bedel üzerinden maktu harç ve diğer masrafların yatırılması gerekir. Bu davanın açılacağı başlangıçta ki bedele göre değişkenlik gösterir. Ancak fikir vermesi açısında 10.000 TL bedelli bir dava açılacağında 2021 yılı için; 

Başvuru Harcı: 59.3 TL
Dosya Gideri: 0.6 TL
Peşin Harç: 170.775 TL
Tebligat Gideri: 140 TL
Vekalet Suret Harcı: 17 TL
Bilirkişi Ücreti :320 TL
Keşif Gideri :0 TL
Tanık Gideri :102 TL
Diğer İş Ve İşlemler :100 TL
—————————
Toplam :909.67 TL mahkeme veznesine yatırılması gerekmektedir. 

Görevli mahkeme

İş hukuku uyuşmazlıklarından kaynaklanan alacak, tazminat, tespit vb. iş davalarına bakmakla görevli hukuk mahkemesi “İş Mahkemesi” dir. (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu). İş mahkemesi, özel mahkeme niteliğinde olan bir ilk derece mahkemesidir.

Davanın açılacağı yerde fiilen İş Mahkemesi’nin bulunmaması halinde ; davaya bakmakla görevli mahkeme İş Mahkemesi sıfatıyla yine o yerde ki Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.

Yetkili mahkeme 

Yurt dışında işçi çalıştıran firmalar ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul’da bulunduğu için davalarda yetkili mahkeme genellikle Ankara İş Mahkemeleri, İstanbul İş Mahkemeleri ile İstanbul Anadolu İş Mahkemeleridir.  Çünkü, işveren firmanın yerleşim yerine göre yetkili mahkeme belirlenir.

Zamanaşımı 

İşçi alacaklarında zamanaşımı süresi, ikramiye, fazla mesai, yol gibi ücretlerde ay sonundan itibaren başlar.

İş Kanunu madde 32 gereği zamanaşımı süresi 5 yıl olup, işçiler  bu süre içerisinde dava açtıkları takdirde fazla mesai alacaklarını talep edebilirler. İşçinin fiilen çalışıyor olması da zamanaşımını kesmez.

Fazla Mesai alacaklarının muaccel olma tarihinin fazla mesai yapılan her ayın sonu olduğu dikkate alındığında zamanaşımı konusunda çalışanların dikkatli olması önem arz etmektedir.

Mahkemenin yapacağı araştırma yöntemi ve toplayacağı deliller

Fazla Mesai Alacağı Davası, basit yargılama usulüne tabidir. İş Mahkemelerinde uygulanan bu usulde dava ve cevap dilekçelerinin verilmesi akabinde ön inceleme ve tahkikat aşamasına geçilmektedir.   

Tarafların dilekçelerinde belirttikleri ve sundukları deliller dışında Mahkeme tarafından Re’sen Araştırma İlkesi gereğince İşyeri özlük dosyası, çalışanın SGK şahsi sicil dosyası, SGK hizmet dökümü gibi belge ve bilgiler Mahkeme tarafından ilgili yerlerden istenmektedir. 

Taraflarca sunulan deliller ve Re’sen Araştırma ilkesi uygulanarak getirilen bilgi ve belgeler üzerinde Fazla Mesai yapılıp yapılmadığının tespiti ile Fazla Mesai alacağının hesaplanması noktasında Bilirkişi İncelemesi yapılmaktadır. 

Bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan rapor, Mahkeme tarafından usul ve yasaya uygun bulunmazsa rapor düzenlemesi için dosya bilirkişiye verilir.

Taraflarca rapora yapılan itirazlar haklı görülürse yeniden rapor düzenlemesi için dosya bilirkişiye verilir.

Şayet bilirkişi raporu usul ve yasaya haklı bulunur ve taraf itirazları da yerinde görülmezse rapordaki hususlar hükme esas alınarak karar verilir.

İspat Yükümlülüğü 

Yargıtay , yerleşik içtihatlarında ; “fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi̇, norm kuram uyarınca bu iddiasını yazılı  ispatla yükümlüdür. fazla çalışmanın bu yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda , tarafların dinleteceği̇ tanık beyanları ile sonuca gidilmesi̇ gerektiği̇” tespitinde bulunmuştur.

Tanıklık edecek kişilerin hangi dönemlerde o işyerinde çalıştıkları, aynı işverene açtıkları bir davalarının bulunup bulunmadığı gibi hususlar da önem arz eder.

Bordrolarda fazla mesainin belirtilmesi durumunda işçi tarafından bordroların çekincesiz imzalanması gibi hususlar fazla mesai ücreti ödenmiş kabul edilmekte ve ancak aksi belge bu hususların ispat edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Uygulamada yerel mahkemelerce, dinlenen davacı tanıklarının davalı şirkete karşı açılmış bir davası olması halinde beyanlarına itibar edilemeyeceği yönünde kararları olsa da bize göre Bursa Bam 9.Hukuk Dai̇resi̇ 2018/869 E. 2018/1066 K. 25.05.2018 Tarihli kararı emsal alınacak niteliktedir.

Bu karara göre, tanıkların salt davalı işverene karşı dava açmış bulunmaları, beyanlarına itibar edilmemesini gerektirmez.

Dürüst insan doğru söyler. Şahsi menfaatlerine aykırı olsa bile.

Sadece menfaati olduğu noktasından hareket edilmesi doğru değildir. Bu tanıkların kişilik haklarını ihlal edici ve saygınlıklarını gölgeleyici bir tutum olur. 

Avukat Ahmet Can 

Adres :  Reşatbey Mah. Türkkuşu Cad. No: 1  Günep Panorama B1004 B Blok K:10 D:4  Seyhan, Adana

Telefon : 0 322 454 04 42 

Telefon : 0 532 345 58 18 

Faks : 0 322 454 04 32 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr