Eşinden Boşandığı Halde Boşandığı Eşiyle Fiilen Birlikte Yaşayan Hak Sahiplerine Ödenen Gelir Ve Aylıkların Geri Alınması 

Eşinden Boşandığı Halde Boşandığı Eşiyle Fiilen Birlikte Yaşayan Hak Sahiplerine Ödenen Gelir Ve Aylıkların Geri Alınması 

Ölüm aylığını alabilmek için evli olmamak koşulunu aşmak amacıyla iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan boşanma isteği ve çabası ile boşanma kararı elde edilip, buna bağlı olarak ölüm aylığı alınması, açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır. 

Hakkın kötüye kullanılması, hukuk devletinin koruması altında değerlendirilemez. Bu nedenle hakkın kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların geri alınacağına ilişkin yasal düzenlemeler yapılmıştır. 

Resmî evliliği olmadan birlikte yaşayanlar ile ölüm aylığı alabilmek için hakkını kötüye kullanarak resmî evliliğini boşanma ile sonlandırıp boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam edenler, söz konusu hakkı kullanmak bakımından eşit kabul edilemeyeceklerdir. 

Ölüm aylığı, kanun koyucunun sosyal güvenlik konusuna geniş bir yaklaşımının sonucu sigortalının ölümü ile aranan koşulların sağlanması hâlinde sigortalının geride kalan hak sahipleri açısından getirdiği bir ödemedir. 

Ölüm aylığı alabilmek için öngörülen koşulun hakkın kötüye kullanılarak sağlanmak istenmesi sosyal güvenlik hakkıyla bağdaştırılamaz. 

Türk Medeni Kanunun 2. maddesi uyarınca; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı gibi, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz. 

Her ne amaçla boşanmış olursa olsun, fiili birlikteliklerini sürdürdüklerinin kanıtlanması durumunda, fiili olarak birlikte yaşama olgusunun saptandığı durumlarda, hakkın kötüye kullanımının varlığı kabul edilerek, bağlanan gelir veya aylık kesilmektedir. 

Boşanılan eşle fiilen ( eylemli olarak ) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir.

Düzenleme ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde, ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylık bağlanmaması esası kabul edilmiştir.

Gerçekten, ölüm aylığı almak üzere boşandığı eşle fiilen birlikte yaşamaya kişiyi sürükleyen etkenin niteliği ve türü, hukuk düzeni açısından önem taşımamaktadır. Çünkü, hakkın kötüye kullanılması hangi dürtüyle ( saikle ) ortaya çıkarsa çıksın, sonuçta hukuk bakımından sadece ve sadece “kötüye kullanma” olup, hukuk düzeni tarafından korunmamaktadır (Centel, Tankut; Boşandığı Eşiyle Birlikte Yaşayanın Aylığının Kesilmesi, MESS Sicil Dergisi, Mart 2012, s. 195 ).

Bu nedenlerle, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşaması, kasıtlı ve kusurlu davranış olarak kabul edilmekte ve doğan fazla veya yersiz ödemeler tespit edilmekte, tespit edilen fazla ve yersiz ödeme Borç Bildirim Belgesi ile tebliğ edilmekte, bir ay içinde ödenmesi talep edilmekte, ödenmediğinde takip yapılmakta ve tahsil edilmektedir. 

Fazla veya yersiz ödeme, Sosyal Güvenlik Kurumunca, gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen Kanun kapsamındaki her türlü ödemedir. 

Dolayısıyla, boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur. 

Kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler, tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla on yıllık süreye kadar, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir.

Bununla birlikte, Sosyal Güvenlik Kurumunun yanlış işlem ve ödeme yapmasına sebebiyet veren ve bu suretle adına borç tahakkuk ettirilen ve/veya borç tahakkuk ettirilmesine neden olan kişiler hakkında, ayrıca Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur.

Fazla veya yersiz ödemenin tespiti

Fazla veya yersiz ödeme; kontrol, denetim, inceleme veya yargılama sonucunda tespit edilir.

SGK’nın denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri SGK alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. 

SGK’nın denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.

Fazla veya yersiz ödemelerin değerlendirilmesi

Kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemelere ait değerlendirilme, daire başkanlıklarında daire başkanınca belirlenen şube müdürleri, il müdürlüklerinde ise il müdürünce belirlenecek il müdür yardımcısı, şube müdürü veya merkez müdürü tarafından yapılır. Değerlendirme işleminde, Değerlendirme Onayı kullanılır.

Sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı bu tür davalarda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı Sosyal Güvenlik Kurumu… açısından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1987 tarihli ve 1987/9-68 E., 1987/618 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, .. Sosyal Güvenlik Kurumu …dava açma konusunda yetkili kılınan kişi veya organlarının verdiğini geri almaya (istirdada) hakkı olduğunu öğrendiği tarihtir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 tarihli ve 2013/4-1227 E., 2014/906 K. sayılı kararlarında da yer verilmiştir. Zamanaşımının başlangıç tarihini tayin hususunda dava açma konusunda emir vermeye yetkili makamın ve bu makamın fiil ve zararı öğrenme tarihinin tespiti, .. idarenin emir vermeye yetkili makamının “işbu davanın açılması için verdiği olur tarihi” nin belirlenmesi gerekmektedir.” (Y.HGK. 2017/1050 E.  ,  2020/696 K. 29.09.2020 tarihli kararı) demek suretiyle değerlendirme onayının zamanaşımının başlangıcında önemi ortaya çıkmaktadır. 

Alacak takip dosyası

Sosyal Güvenlik Kurumunca tespit edilecek her türlü fazla veya yersiz ödeme için Borç Tablosu ve Alacak Takip Tablosu düzenlenir.

Değerlendirme sonucu, Sosyal Güvenlik Kurumunun  hatalı işlemlerinden doğan fazla veya yersiz ödemelerin çok sayıda kişiyi ilgilendirmesi durumunda, Borçlular Tablosu düzenlenir.

Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacağın tahakkuk ettirilmesi

Düzenlenen borç tablosu üzerinde kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin kasıtlı ve kusurlu davranışı sebebiyle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin her biri için, ödemenin yapıldığı tarihten hatalı işlemin tespit edildiği tarihe kadar kanunî faiz hesaplanır. 

Fazla veya yersiz ödemelerin geri alınmasında 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanır.

Yapılan ödemeler ve hesaplanan faiz toplamı kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahipleri adına borç kaydedilir. 

Bu şekilde tahakkuk ettirilecek borçlarda daha sonra hesaplanacak faizler için faiz başlangıç tarihi borcun tespit edildiği tarihtir.

Fazla veya yersiz ödemelerin tebliği

Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklar, merkezde ilgili birimlerce, taşrada ise sosyal güvenlik Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüklerince düzenlenen Borç Bildirim Belgesi ile 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerine tebliğ edilir.

Yargılama sonucunda hükme bağlanan ve taraflara tebliğ edilen fazla veya yersiz ödemelerden kaynaklanan alacaklara ilişkin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin, takip işlemlerine başlanır. 

Fazla veya Yersiz Ödemenin Tahsili

Sosyal Güvenlik Kurumunca kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerine fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen ödemeler, kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan birikmiş aylık, gelir ve diğer her türlü alacaklarından mahsup edilmek, gelir ve aylıklarından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilir. 

Kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir alacağının bulunmaması hâlinde, fazla ve yersiz ödeme genel hükümlere göre tahsil edilir.

Fazla veya yersiz ödeme tutarı; kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan tahakkuk etmiş herhangi bir alacağı yoksa veya alacaklarından mahsup edildikten sonra kalan borcu varsa ve Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir ve aylık almaya devam ediyorsa, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibariyle kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç, gelir ve aylıklardan %25 oranında kesilmek suretiyle tahsil edilir.

Borcun ödenmemesi üzerine, ilamsız icra takibi başlatılır. 

Fazla veya Yersiz Ödeme Bildirimi İçin Sosyal Güvenlik Kurumu’na İtiraz 

İtiraz merkezde ilgili birimce, taşrada ise il müdürlüklerince başvuru tarihinden itibaren on iş günü içinde değerlendirme onayını veren merciin amiri tarafından karara bağlanır. 

İtiraz ve itirazı değerlendirme süresi ödeme süresini değiştirmez.

Fazla veya Yersiz Ödeme Bildiriminin Dava Yoluyla İptali 

Yasal düzenlemelere göre, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların geri alınacağı düzenlenmiştir. 

Boşanılan eşle fiilen ( eylemli olarak ) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. 

Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. 

Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler bu kapsamda değerlendirilir. 

Ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilir. 

Boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptaması yapılır. 

Esasen, Sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşananlar, hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşananlar, gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın muvazaalı olarak eşinden boşananlar bu kapsamdadır. Bu kişilerin, boşanma tarihi itibarıyla, her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Sonuç olarak, bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusu tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden araştırılır. 

Bu aşamada mahkeme tarafından, 

  • yöntemince araştırma yapılır, 
  • tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanır, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıklar ile SGK raporunda belirtilen komşular tespit edilerek ifadeleri alınır, 
  • kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahipleri ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilir, 
  • ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres bilgi ve belgelerine bakılır, 
  • adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılır, 
  • adres hareketleri ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden istenir, 
  • kendisine yersiz veya fazla ödeme yapılan gelir veya aylık almakta olanlar ve bunların hak sahiplerinin ve boşandığı eşlerininin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanır, 
  • SGK raporu öncesi döneme ilişkin seçmen bilgi kayıtları getirtilir, 
  • varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler araştırılır, 
  • boşanılan eş İş Kanunun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenir, 
  • boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Emniyet Müdürlüğü araştırması yapılır, 
  • uyuşmazlık konusu dönemde boşanan eşlerin kayıtlı oldukları adresleri yönünden anılan yerde görev yapmış/yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulur. 

Böylelikle boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirilir.