Erken Emeklilik İçin 1 Günlük Hizmet Tespit Davası’nda işverenin davalı olarak gösterilme zorunluluğunun bulunmamaktadır.

Özet: Erken Emeklilik İçin 1 Günlük Hizmet Tespit Davası’nda işverenin davalı olarak gösterilme zorunluluğunun bulunmamaktadır. Bu dava, bütün SGK Başkanlığı merkezlerinin bulunduğu yer mahkemelerinde açılabilir.  

İzmir BAM – 10. Hukuk Dairesi Esas No.: 2017/2402 Karar No.: 2017/1585 

Karar tarihi: 01.12.2017

DAVANIN KONUSU: Tespit

Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nden verilen hükmün, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesi davacı Avukatı tarafından istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuluşup düşünüldü.

İSTEM: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 09.09.1987 tarihi itibariyle 1 gün çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

YANIT: Davalı Kurum vekili, davacının fiilen çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiğini, Kurumun davalı sıfatından çıkartılarak fer’i müdahil olması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı vekili, yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda “Davacı vekilinin açmış olduğu davada davacının işini yaptığı yer ve davalı işverenin ikametgahı Ankara Yargı Çevresi içerisinde bulunduğundan davaya bakmaya Yetkili Mahkeme Ankara İş Mahkemesi olduğundan Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE; 2- Yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra süresi içerisinde başvuru olması halinde dosyanın Yetkili ve Görevli Ankara İş Mahkemesi’ne gönderilmesine” karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili, Muğla 1.Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin yetkisiz olduğuna ilişkin kararının ortadan kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE: HMK 353. Maddesinde, “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;

a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir…

3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması…” düzenlemesine yer verilmiştir.

Sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin davaların niteliğini belirten Yargıtay 10 Hukuk Dairesi’nin 23.03.2015 tarih, 2015/2251 E, 2015/5376 K. sayılı kararında, bu tür davaların “…506 sayılı Kanun’un 79/10. veya 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddelerine dayalı hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti niteliğinde olmayıp, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan 1 günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan ve özellikle bu tür uyuşmazlıklarda işverenin taraf olarak yer alması zorunluluğu da bulunmadığından, 5521 sayılı Kanun’un 7/4. maddesi kapsamı dışında kalan dava yönünden anılan değişikliğin uygulama…” olanağının bulunmadığı açıklamasına yer verilmiş; sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin davalardaki yetkili mahkemenin belirlenmesi konusunda ise aynı Dairenin yerleşik içtihatlarında, “…5510 sayılı Kanun’da, bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda hangi yer mahkemesinin yetkili olduğu konusunda açıklık olmaması nedeniyle, yetkili mahkemenin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye ilişkin genel hükümleri gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 15. maddesinde “bu kanunda açıklık bulunmayan durumlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı” hükmü öngörülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 14. maddesinde “Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir” hükmü düzenlenmiştir.

Diğer taraftan iş davalarının en kısa sürede sonuçlandırılması yasa hükmü gereği olup, konuya sosyal güvenlik açısından da bakıldığında yetkiye ilişkin genel usul kurallarının katı biçimde uygulanması, bu hukuk dalının amacı ile de bağdaştırılamaz. Kural olarak dar gelirli durumda bulunan sigortalının haklarını teslimde zorlaştırıcı değil, yasaların olanak verdiği ölçüde olabildiğince kolaylaştırıcı olunmalıdır… bir günlük çalıştığının tespiti talep etmiş olduğu davada uyuşmazlığa konu işlemlerin yürütüleceği SGK Başkanlığı şubesinin bulunduğu yer veya Sosyal Güvenlik Kurumu merkezinin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde dava açma imkânı…” (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 24.11.2015 tarih, 2015/18921 E, 2015/20389 K.) bulunduğu bilgisine yer verilmiştir.

Dava dilekçesi ekinde sunulan 22.09.2016 tarihli SGK Muğla İl Müdürlüğü yazısı içeriğinden de anlaşıldığı üzere, davacının 09.09.1987 tarihinde davalı işyerine sigortalı işe giriş mevcut ise de söz konusu işyerinin ilgili yıla ait dönem bordrosunda davacının ismi olmaması nedeniyle 1987 yılına ait sigortalı çalışmasının bulunmadığının bildirildiği ve eldeki davanın açılmasına neden olan işlemin, SGK Muğla İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiği dikkate alındığında; yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın esasına girilerek, toplanacak kanıtlar değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiği halde, yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan; aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan kararın, esası incelenmeksizin kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmaksızın HMK 353/1-(a)-3. maddesi uyarınca karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM: 1-) Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin kararının KALDIRILMASINA,

2- ) Davanın yeniden görülmesi için, dosyanın mahkemesine iadesine,

3- ) İstinaf Kanun yolu yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde gözetilmesine,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01.12.2017 tarihinde temyiz yolu kapalı ve kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

 

1 Günlük Hizmet Tespit Davası, Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Davası Emsal Yerel Mahkeme Kararı

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

                        T.C.

                     ADANA

  1. İŞ MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

 

ESAS NO                : 2012/435

KARAR NO            : 2013/252

HAKİM                   : *****

KATİP                     : *****

DAVACI                  : *****

VEKİLİ                   : Av. AHMET CAN – ADANA

DAVALI                   : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI -ANKARA

VEKİLİ                   : *****SGK Adana İl Müdürlüğü

DAVA                       : Tespit

DAVA TARİHİ        : 17/08/2012

KARAR TARİHİ    : 13/05/2013

KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2013

                                 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin *****.01 işyeri sicil numaralı ***** ünvanlı işyerinde 18/03/1990 tarihinde çalıştığını,bu tarihte çalıştığına dair işveren *****tarafından işe giriş bildirgesi davalı kuruma verildiğini, ancak davalı Kurum 18/03/1990 tarihine dair dönem bordrosunun bulunmadığı gerekçesi ile müvekkilin sigorta başlangıç tarihini 01/01/2003 olarak esas aldığını belirtilen nedenlerle müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarıhinin 18/03/1990 olarak tespit edilmesini talep etmiştir.

                                 Davalı SGK vekili Mahkememize verdiği cevap layihasında özetle; davacının müvekkil Kurum’da ***** sigorta sicil numarası ile SGK sigortalısı olarak tescilli olup davacıya ait şahsi sicil dosaysının ve müvekkil Kurum kayıtlarının tetkikinde, *****sicil numaralı ***** ünvanlı işyerinden, davacı adına 18/03/1990 işe başlangıç tarihli işe giriş bildirgesinin 27/03/1990 tarih ve 117465 sayı ile müvekkil Kurum kayıtlarına geçtiğini ancak bu işyerinden bu döneme ilişkin olarak davacı adına bordro verilmediğini bu nedenle davacıya anılan tarih için hizmet verilemediğinin tespit edildiğini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24/06/1999 tarih 1999/4409-4842sayılı kararına göre 506 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin belirlendiği biçimde eylemli olarak çalışması gerektiği, bu durumun özellikle SGK’nın 6. maddesinde vurgulandığı, bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiğini, bu nedenle salt işe giriş bildirgesinin mevcut olmasının fiili çalışmayı kanıtlamadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

                                 Davacının SGK.’da mevcut şahsi sicil dosyasının onaylı bir örneği getirtilerek dosyaya konulmuştur. Kurumun 12/12/2012 tarih ve 21547270 sayılı cevabi yazısında işyerinin 18/03/1990 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 18/03/1990 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı görülmüştür.

                                 ***** Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak ve veraset ilamı sureti de eklenerek *****’e ait …… Caddesindeki inşaanı başlama ve bitiş tarihleri istenmiş, 26/03/2013 tarih ve 312 sayılı cevabi yazıda başlama tarihinin 05/06/1975 olup bitiş tarihinin belli olmadığı, inşaat ruhsatının ekte gönderilmiş olduğu görülmüştür.

                                 Davacı tanıkları ***** Asliye Hukuk Mahkemesince dinmişlerdir. Tanık *****; *****’e ait işyerinde 1990 yılının ilk aylarında davacı ile birlikte çalışmaya başladığını, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını ancak işe giriş bildirgelerinin verilmesine rağmen primlerinin ödenmediğini, tam gün mesai ile dava dışı işveren ait işyerinde çalıştığını bu çalışmasının 2 ay sürdüğünü, tanık *****; *****’e ait işyerinde 1990 yılının 3. ayında çalışmaya başladığını, sigortasını yapmadığı için 1 hafta 10 çalıştığını, sonrasında ayrıldığını davacınında kendisiyle aynı tarihlerde işe başladığını ve çalışmaya devam ettiğini ancak sigortalımı sigortasızmı çalışıp çalışmadığını bilmediğini beyan etmişlerdir.

                                 Mütevvefa İşveren *****in eşi ***** ifadesinde, eşi *****in 21 yıl önce vefat ettiğini, *****Binasının karşısında bulunan bodrum dahil 4 katlı binalarının bulunduğunu, bodrum dahil ilk üç katı eski tarihlerde inşa ettiklerini, 4. Katın inşaatına ise 1990 yılının Mart ayında başladıklarını, 4. Katın inşaatının 3 ay kadar sürdüğünü, davacının burada 4. Katın inşaatı başlayıp bitene kadar çalıştığını, amele olarak harç ve tuğla taşıma işi yaptığını, şuanda da bu binada oturduklarını, *****Asliye Hukuk Mahkemesince dinlenen tanıklarında inşaatlarında çalıştığını beyan etmiştir. İşverenin nüfus kaydı dosyaya alınmıştır.

                                 İmamoğlu Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak … Caddesinde bulunan *****’e ait inşaat işyerinde talimatla dinlenen *****’ın bu işyerine yakın çalışıp çalışmadığı hususu sorulmuş 02/04/2013 tarihli cevabi yazı ekinde bulunan tutanakta 1989-1990 yıllarında belirtilen muhitte yapılan binada kimlerin çalıştığının tespit edilemediği, talimatla dinlendiği tespit edilen ***** ve ***** ile yapılan şifai görüşmede davacı ***** ile inşaat yapımı esnasında birlikte çalıştıklarını beyan ettiklerini belirtildiği görülmüştür.

 

                                 Bu durumda birlikte çalışan ve aynı zamanda komşuolan tanık ifadeleri, işverenin eşinin samimi ve olaylara dayalı ifadesi, işyerinin dava konusu dönemde kanun kapsamında olması, işe giriş bildirge sureti ve tüm dosya kapsamınagöre davacının 18/03/1990 tarihinde *****001 işyeri sicil nolu ***** bina inşaatı işyerinde 1 gün süre ile ve asgari ücret ile çalıştığı anlaşıldığından  davanın kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmakla aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

                                 HÜKÜM                   : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

                                 1-Davanın kabulüne, buna göre;

                                 Davacının 18/03/1990 tarihinde *****001 işyeri sicil nolu ***** bina inşaatı işyerinde 1 gün süre ile ve asgari ücret ile çalıştığının tespitine,

                                 2-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına    3-Davacı tarafından yapılan 133,55.TL. yargılama giderinin davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine,

                                 4-Davacı kendisini Avukat ile temsil ettirdiğinden 1.320,00. TL. ücreti vekaletin, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine.

                                 6-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine.                                 Yargıtay yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı.13/05/2013

Katip *****                             Hakim *****

 

1 Günlük Hizmet Tespit Davası, Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Davası Emsal Yerel Mahkeme Kararını Onayan Yargıtay Kararı 

 

T.C.

YARGITAY

  1. Hukuk Dairesi

 

ESAS NO       : 2013/10516

KARAR NO   : 2014/4577                Y A R G I T A Y   İ L A M I

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ           : Adana 1. İş Mahkemesi

TARİHİ           : 13/05/2013

NUMARASI   : 2012/435-2013/252

DAVACI         : *****   Vek.Av. Ahmet Can

DAVALI          : Sosyal Güvenlik Kurumu   Vek.Av.*****

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 18/03/1990 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

 

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

 

Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

 

K A R A R

 

Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 12/03/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Başkan V.        *****   Üye    *****   Üye    *****   Üye    *****   Üye     *****  

 

Sigorta primine esas kazanç (ücret) tutarının tespiti

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2019/3440 E. , 2020/4213 K.
Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, sigorta primine esas kazanç (ücret) tutarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, sigorta primine esas kazanç (ücret) tutarının tespitine ilişkin olup, Mahkemece, bozma sonrası aldırmış olduğu ve hükme esas kılınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayıl Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Somut olayda; Mahkemece, davacının sondör olarak … şirketinin yurtiçi ve yurtdışında bulunan petrol, gaz arama ve üretim sahalarında diğer davalıların işçileri olarak çalıştığı kabul edilmiş ise de, bu hususta yeterli araştırma ve incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, … Ltd. Şti. (…) ile diğer iki davalı arasındaki asıl-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı hususu, bu yönde taraflar arasında açılmış davalar da gözetilmek ve ilişkinin niteliği de irdelenmek suretiyle belirlenip, tüm bu hususlara göre … Ltd. Şti.’nin sorumlu olup olmadığı belirlenmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Belirtilen maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir cevap yazın