Eczacının kurumu zarara uğratmak kastıyla hareket edip etmediği cezai şartın unsurlarının oluşup oluşmadığı ceza soruşturması sonucunda belli olur.

SGK yersiz ödeme ve ceza koşulunu gerektiren fiil aynı zamanda resmi evrakta sahtecilik veya dolandırıcılık gibi bir suç unsuru da teşkil ediyorsa, hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de, ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve ceza mahkemesinde kabul edilen maddi vakıalar hukuk mahkemesini bağlayacağından, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürürtülen soruşturma sonucunda eczacı yada çalışanları konusunda açılmış bir ceza davası varsa, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekir.

Eczacının kurumu zarara uğratmak kastıyla hareket edip etmediği cezai şartın unsurlarının oluşup oluşmadığı ceza soruşturması sonucunda belli olur.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2016/27159 K. 2019/12081 T. 4.12.2019
DAVA : Taraflar arasındaki muarazanın önlenmesi ve menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR : Davacı, kurumca yapılan teftişte 2012 protokolünün 4.36 gereği yersiz ödeme ve 5.3.10 gereği reçete küpürlerinin sahte olduğundan bahisle hakkında haksız ceza tesis edildiğini, söz konusu ilaç ve reçetelerin hemofili hastalarının kullandığı ve gerek eczacı odası ve gerekse … İl Müdürlüğü tarafından kontrol altında bulunan sürekli denetime tabi, turuncu reçeteler olduğunu, eşit paylaşım esasına göre dağıtılıldığını, kendisine gelen bu reçeteye konu ilacı ecza deposundan getirerek hastaya verdiğini, daha sonra eczası odasına faturayı onaylattığını, İl … Müdürlüğünde bulunan deftere kaydettirdiğini, küpürün sahte olup olmadığının bilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını ileri sürerek hakkında tesis edilen 13.807,92 TL’lık reçete tutarı ile 138.079,20 TL cezai şart olmak üzere toplam 151.882,12 TL’den borçlu olmadığının tespiti ile cezasının iptaline kararı verilmesini istemiştir.

Davalı, uygulanan cezai şartın sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Dava, davalı Kurum tarafından 2012 yılı Eczane Protokolünün 5.3.10. maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan 138.079,20 TL cezai şart bedeli ile 13.807,92 TL reçete bedelinin tahsili yönündeki işlemden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile işlemin iptali istemine ilişkindir. Davaya konu cezai işlemin dayanağının Kurum müfettişlerince hazırlanan inceleme raporu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece hükme esas alınan 11.01.2016 tarihli bilirkişi kurul raporunda; hastanın teftiş sırasında verdiği ifadede ilacı kullandığını beyan ettiği, cezanın kesilme nedeninin üretici ilaç firmasının ilaç küpürünün kendilerine ait olmadığı yönünde beyanı olduğu,bu beyanın küpürün sahte olduğu kanaatine varılması için yeterli olmadığı ve kesilen cezanın yersiz olduğu görüşünü belirtmiştir. Her ne kadar mahkemece, bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu rapor, denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülmüş, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davaya konu işlemler nedeniyle davacı eczacı ve/veya çalışanları hakkında ceza soruşturması olduğu ve bu soruşturmanın akıbetinin beklenmediği anlaşılmaktadır.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı BK’nun 74.maddesi uyarınca hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de, ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve ceza mahkemesinde kabul edilen maddi vakıalar hukuk mahkemesini bağlar. Bu nedenle … Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürürtülen 2014/12769 Esas numaralı soruşturma sonucunda eczacı yada çalışanları konusunda açılmış bir ceza davası olup olmadığı mahkemece belirlenmeli ve var ise ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekir. Davacı eczacının, kurumu zarara uğratmak kastıyla hareket edip etmediği, bir başka ifadeyle hakkında uygulanan cezai şartın unsurlarının oluşup oluşmadığı ceza soruşturması sonucunda belli olacaktır. Hal böyle olunca, ceza soruşturması sonucunun HMK’nun 165. maddesi de gözetilerek bekletici mesele yapılması ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi zorunludur. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırıdır ve bozmayı gerektirir.

2-)Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.