DAİNİ MÜRTEHİN BANKANIN MUVAFAKATI OLMADAN AÇILAN DAVA

  Genel

Hayat sigortası Poliçesinde dava dışı bankanın dain-i mürtehin kaydı varsa ve banka, sigorta bedelinin ödenmesi için mirasçılara muvafakat vermez ise, bu durumda mirasçıların aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilir.

Buna ilişkin  YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2014/20735 K. 2017/3498 T. 3.4.2017 kararında “davacıların murisi … … 10.07.2008 tarihinde kullandığı konut kredisi sebebiyle davalı nezdinde hayat sigortası poliçesi yapıldığını, kalan kredi borcu tutarı üzerinden devamlı surette yenilenen hayat sigortasının en son 29.03.2012 tarihinde yenilendiğini, … ……..’ın 06.06.2012 tarihinde vefat ettiğini, … sözleşmesinde belirtilen riziko gerçekleşmesine rağmen davacılara vefat tazminatı ödenmediğini ve kredi borcunun da kapatılmadığını, … ……..’ın sağlık durumunun banka şubesince bilindiğini belirterek poliçede yer alan 25.043,30 TL vefat teminatının ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; … poliçesinde lehtar olarak gözüken … Bankası …/… Şubesi’nin muvafakatı olup olmadığının sorulmasını, davacıların davada taraf olma sıfatı bulunmadığını, sigortalının ölümüne sebep olan rahatsızlıkların sigortalanmadan teşhis edildiğini, sigortalının sağlığına dair konularda beyan yükümlülüğünün ihlali sebebiyle davalı şirketin ödemeyi reddettiğini ve poliçenin hükümsüz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, müteveffanın gerçeğe aykırı bildirimde bulunarak hastalıklarını gizlediği, müteveffanın ölümü ile bu hastalıkları arasında bilirkişi raporu ve ölüm raporuna göre illiyet bağının bulunduğunun tesbit edildiği, Türk Ticaret Kanunu’nun 1920. maddesiyle … Poliçesi Genel Şartları’nın C-2 maddeleri uyarınca noksan ya da gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması halinde sigortacının sözleşmeden cayma ve prime hak kazanma haklarının bulunduğu, davalının teminat bedeli ile davacılar tarafından bankaya ödenen bedeli tazmin mükellefiyetinin bulunmadığı, beyan yükümlülüğüne kasten aykırılık durumunda rizikonun gizlenen hastalık sebebiyle meydana gelmesi halinde rizikonun teminat harici bulunduğu ve davacıların tazminat talep etme haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-)Dava, hayat … poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu olan … … Poliçesinde dava dışı bankanın dain-i mürtehin kaydı bulunup, 17.04.2014 tarihli yazısında … tutarının davacı tarafa ödenmesine muvafakatları olmadığı bildirildiğinden davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gözetilmeksizin, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekirken, hatalı ve yanılgılı gerekçe ile davanın esasına girilerek davanın sübut bulmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmekte ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK.nun 438/9.maddesi uyarınca değişik bu gerekçeyle onanması gerekmiş olup; davalı bakımından davanın husumetten reddedilmesinin gerekmesine göre davalı lehine maktu vekalet ücreti 1.500,00 TL hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 Sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle hüküm fıkrasının (5).bendindeki “3.0015,16 TL nispi vekalet ücretinin” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin” ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın HUMK’nun 438/9.maddesi uyarınca gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacılara iadesine 03.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.