

<!DOCTYPE html>


<html xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml" lang="tr" xml:lang="tr">




 <head> 

<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
 
 

    <meta name="viewport" content="width=device-width, initial-scale=1" />





<meta name="rating" content="All" />
<meta name="robots" content="index, follow" />
<META NAME="AUTHOR" CONTENT="Erkan TİYEKLİ">

<meta name="Dmoz" content="Yurt, dışı, kıdem, ihbar, tazminatı, işçi, işveren, işkur, fazla, mesai, fesih, dolar, maaş, yurtdışı, işçi,  kıdem, yabancı, döviz, ihbar," />
<meta name="Yahoo" content="Yurt, dışı, kıdem, ihbar, tazminatı, işçi, işveren, işkur, fazla, mesai, fesih, dolar, maaş, yurtdışı, işçi,  kıdem, yabancı, döviz, ihbar," />
<meta name="Altavista" content="Yurt, dışı, kıdem, ihbar, tazminatı, işçi, işveren, işkur, fazla, mesai, fesih, dolar, maaş, yurtdışı, işçi,  kıdem, yabancı, döviz, ihbar,"/>
<meta name="Scooter" content="Yurt, dışı, kıdem, ihbar, tazminatı, işçi, işveren, işkur, fazla, mesai, fesih, dolar, maaş, yurtdışı, işçi,  kıdem, yabancı, döviz, ihbar," />


<META HTTP-EQUIV="Copyright" CONTENT="Copyright Â© Yurt Dışında Çalışma Ve İşçi Alacağı">
<META NAME="description" CONTENT="Yurt Dışında Çalışma Ve İşçi Alacağı">
<META NAME="keywords" CONTENT="Yurt, dışı, kıdem, ihbar, tazminatı, işçi, işveren, işkur, fazla, mesai, fesih, dolar, maaş, yurtdışı, işçi,  kıdem, yabancı, döviz, ihbar,">






<link rel="apple-touch-icon" sizes="180x180" href="/apple-touch-icon.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="32x32" href="/favicon-32x32.png">
<link rel="icon" type="image/png" sizes="16x16" href="/favicon-16x16.png">
<link rel="manifest" href="/site.webmanifest">


    <!-- Document title -->


    <title>Yurt Dışında Çalışma Ve İşçi Alacağı</title>

    <!-- Stylesheets & Fonts -->
    <link href="css/plugins.css" rel="stylesheet">
    <link href="css/style.css" rel="stylesheet">

</head>

<body>
    <!-- Body Inner -->
    <div class="body-inner">

        <!-- Topbar -->
	

		 <div id="topbar" class="d-none d-xl-block d-lg-block">
            <div class="container">
                <div class="row">
                    <div class="col-md-6">
                        <ul class="top-menu">
                            <li><a href="tel:+905324091885"><i class="icon-phone-call"> </i> +905324091885</a></li>
							<li><a href="mailto:ahmetcan@ahmetcan.av.tr"><i class="icon-mail"> </i> ahmetcan@ahmetcan.av.tr</a></li>
                        </ul>
                    </div>
                    <div class="col-md-6 d-none d-sm-block">
                        <div class="social-icons social-icons-colored-hover">
                            <ul>
			<li class="social-facebook"><a target="_blank" href="https://www.facebook.com/AvukatAhmetCan"><i class="fab fa-facebook"></i></a></li><li class="social-twitter"><a target="_blank" href="https://twitter.com/ahmetcan_av"><i class="fab fa-twitter"></i></a></li><li class="social-linkedin"><a target="_blank" href="https://www.linkedin.com/in/avukatahmetcan/"><i class="fab fa-linkedin"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/9khoJuUnC292h1n59g_st=com.google.maps.preview.copy"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/+905324091885"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
			
                            </ul>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </div>
		
		
        <!-- end: Topbar -->	
	
        <!-- Header -->
        <header id="header">
            <div class="header-inner">
                <div class="container"

                    <!--Logo-->
                    <div id="logo">
                        <a href="default.asp?dil=">
					<span class="logo-default">Can Hukuk Bürosu | Dava, Danışmanlık, Arabuluculuk</span>
					<span class="logo-dark">Can Hukuk Bürosu | Dava, Danışmanlık, Arabuluculuk</span></a>
                        </a>
                    </div>
					
                    <!--End: Logo-->



                    <!--Logo-->

                    <!--End: Logo-->

<script async src="https://cse.google.com/cse.js?cx=e6c2a1448ada14a52"></script>



							<div id="modalShop" class="modal no-padding" data-delay="2000" style="max-width: 700px;">
                                <div class="row">
                                    
                                    <div class="col-md-12">
                                        <div class="p-40 p-xs-20">
											<div class="gcse-search"></div>
                                        </div>
                                    </div>
                                </div>
                            </div>					
                    <!-- end: search -->
                    <!--Header Extras-->
                    <div class="header-extras">
                        <ul>
                            <li>
                                <a href="#modalShop" data-lightbox="inline" > <i class="icon-search"></i></a>
                            </li>

                        </ul>
                    </div>
                    <!--end: Header Extras-->
                    <!--Navigation Resposnive Trigger-->
                    <div id="mainMenu-trigger">
                        <a class="lines-button x"><span class="lines"></span></a>
                    </div>
                    <!--end: Navigation Resposnive Trigger-->
                    <!--Navigation-->
					<div id="mainMenu">
                        <div class="container">
                            <nav>
                                <ul>
									<li><a href="hakkimizda.asp?dil=">Av. Ahmet CAN</a></li>
									<li><a href="iletisim.asp?dil=">İletişim</a></li>
									<li><a href="blog.asp?dil=">Blog</a></li>
									<li><a href="sss.asp?dil=">S.S.S.</a></li>
								</ul>
                            </nav>
                        </div>
                    </div>
									
						
                    <!--end: Navigation-->
                </div>
            </div>
        </header>
        <!-- end: Header -->			
        <!-- end: Header -->




     <section class="parallax text-light halfscreen" style="border-bottom: 4px solid #f9b338;" data-bg-parallax="images/slider/banner6.jpg">

     </section>
        <!-- end: SECTION FULLSCREEN -->
		<section class="background-grey">
            <div class="container">
                <div class="row  m-b-50">
                    <div class="col-lg-12">

                        <div class="heading-text heading-section">
						<h2>Yurt Dışında Çalışma Ve İşçi Alacağı</h2>
                        </div>
                    </div>

                        <div class="row">
                            <div class="col-lg-9">
							<img src="blog/AHMET_CAN_YENI_BANNER_.png" height="200"><br>
							<p></p><p><b>YURTDIŞINDA ÇALIŞMA VE İŞÇİ ALACAĞI</b></p>

<p>Av.
Ahmet Can&nbsp;</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span><b>Yurt Dışındaki Şirkete Dava Açmak, Yurtdışındaki Şirketle Türkiye'deki
Şirket Arasındaki Organik Bağ </b></p>

<p>Yurt dışında hizmet
alanında faaliyet yürütmek için bulunduğu ülke mevzuatına göre işyeri açan ve
işveren olan Türk vatandaşlarının, bu işyerinde çalışmak üzere Türkiye'den
çalışmak üzere Türk vatandaşı gerçek kişileri işçi sıfatı ile götürdükleri ve
bunun genelde Türkiye İş Kurumu vasıtası ile yapıldığı bilinmektedir.</p>

<p>Ancak çoğu zaman Türk
vatandaşı işçiler Türkiye bağlantılı şirketler vasıtası ile kurum kayıtları
yerine getirilmeden turist vizesi ile çalıştırmak üzere götürülmekte ve yurt
dışındaki ülke mevzuatı ile kurulan şirket işçisi olarak çalıştırılmaktadır.</p>

<p>İş hukuku
düzenlemesinde kamu düzeni ve işçinin korunması ilkesi kendini gösterir. Türk
vatandaşı olan ve yurt dışında çalışan işçi ile ilgili uyuşmazlıklarda da
yabancılık unsuru önem taşır. Türk vatandaşı olan işçinin yurt dışına
gönderilmesinde gönderen kişi ya da şirket ile yurt dışındaki yabancı şirket arasındaki
ilişki ve irtibat işçi alacağı için ayrı bir önem taşır. Bu şirketler arasında
organik bağı ispatlandığında Türk İş Hukuku uygulanır. Organik bağ içinde olan
Türkiye'de kişi veya kişiler işçinin işvereni olarak kabul edilir ve sorumlu
tutulur.</p>

<p>Bu şartlara uygun olan
işçiler için yabancı şirkete Türkiye'de dava açmak mümkün hale gelir. </p>

<p>İşçinin şirket
tarafından yurt dışı işyerine çalıştırılmak üzere gönderildiği, yurt dışı
işyerinde davalının organik bağ içinde olduğu ve o yer mevzuatına göre kurulan
şirket tarafından çalıştırıldığı tespit edildiği takdirde, işçinin işçilik hak
ve alacaklarından Türkiye’deki kurulu gönderen işveren şirket sorumludur. </p>

<p>İş hukukunun
emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan
yurtdışı işçilik alacakları uyuşmazlıklarında Türk vatandaşı olan işçinin kamu
düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi ya da
şirketin yurt dışındaki yabancı şirket ile organik bağı ispatlandığında Türk İş
Hukuku uygulanır ve organik bağ içinde olan Türkiye'de kişi veya kişiler
işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulur.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span><b>Yurtdışı İşçi Alacağında Uygulanacak Hukuk </b></p>

<p>Türkiye merkezli bir
işveren şirket, işçiyi yurtdışındaki işyerinde çalıştırılmak üzere Türkiye'de
işe alıp yurt dışında istihdam ettiğinde, Türk iş hukukunun işçiye sağladığı
asgari koruma yurtdışında da devam eder.</p>

<p>İşçi Türk iş hukukuna
talepte bulunursa yabancı ülke hukuku değil, Türk iş hukuk uygulanır.</p>

<p>Bu yönüyle işçiyi
koruyucu düzenlemeler kamu düzenindendir.</p>

<p>İşçinin Milletlerarası
Özel Hukuka dayalı talep edebileceği haklar en geniş Türk İş hukuku
mevzuatındaki kapsamda düzenlenmiş olduğunda işçi Türk iş hukukuna talepte
bulunursa yabancı ülke mevzuatı değil, Türk İş Hukuku mevzuatı uygulanır.</p>

<p>Tarafların
aralarındaki ilişkiyi uygulanacak hukuk konusunda anlaşma yapmamaları veya
yaptıkları anlaşmanın herhangi bir sebepten dolayı geçersiz olması halinde iş
sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili olan yer hukuk uygulanacaktır. Sıkı ilişkinin
tespitinde tarafların vatandaşlığı, işverenin ikametgahı, sözleşmenin dili,
ücretin ödendiğini para, sözleşmenin yapıldığı yer, tarafların ikametgahı gibi
ölçütler dikkate alınabilir.</p>

<p>Yurtdışında çalışan
işçi Türk uyruklu ve işveren şirket de Türk Ticaret Sicilinde kayıtlı işveren
olduğunda, millilik ve iş hukukunun emredicilik ilkesi gereğince kıdem ve ihbar
tazminatlarının Türk Hukuk Mevzuatı uygulanarak belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Türk uyruklu kişilerin
yabancı ülkelerde o ülke vatandaşları ya da şirketleriyle birlikte kurdukları
şirketler aracılığıyla aldıkları işler kapsamında çalıştırdıkları Türk
işçilerinin alacaklarından yabancı kişinin şirketteki pay durumuna göre Türk
firmasının sorumluluğu irdelenir.&nbsp;
Yabancı kişinin ortaklığı gerçek bir ortaklık olmayıp, o ülkede iş
yapabilmek amacıyla salt bir formalitenin yerine getirilmesinden ibaret
olduğunda, işçilik alacaklarına karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına
sığınmak hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Bu durumda Türk
firmasının sorumluluğu söz konusu olur.&nbsp;
</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span><b>Geçici görevle yurt dışına işçi gönderme halinde İşçilik Alacaklarında
Uygulanacak Hukuk </b></p>

<p>5718 Sayılı
Mi&#775;lletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 27. maddesine göre
iş sözleşmesi konusunda hukuk seçimi imkânı, iş sözleşmelerin niteliği gereği,
ancak işçi lehine ve sınırlı olarak tanınmıştır.</p>

<p>İş Sözleşmesinde
uygulanacak hukukun seçimi işçi aleyhine daha elverişsiz hükümler içermesi ve
işçiyi korumaması halinde, uygulanacak hukukun seçimine ilişkin iş sözleşmesi
hükmünün dava ve uyuşmazlıklarda uygulanması mümkün olmadığı mümkün değildir.</p>

<p>Üstelik işçi ve
işveren tarafından imzalanan iş sözleşmesinde yabancı ülke hukukunun
uygulanacağı konusunda bir hüküm yoksa yabancı ülke hukuku uygulanamaz.</p>

<p>İşçinin işini geçici
olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz.</p>

<p>Yine, işçinin işini
belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede
yapması hâlinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna
tâbidir. Bu durumda işverenin merkezi Türkiye’deyse yurtdışı işçilik
alacaklarında Türk hukuku uygulanır.</p>

<p>İşçinin işini tek bir
devletin yürütmediği, sürekli olarak farklı devletlerde çalıştığı ve bu nedenle
mutat bir işyerinin bulunmadı durumlarda işverenin merkezinin bulunduğu yer
hukuku uygulanacaktır.</p>

<p>5521 Sayılı İş
Mahkemeleri Kanununun 5 inci maddesi “İş mahkemelerinde açılacak her dava,
açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan
yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili
mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz” şeklindeki
hüküm "İşçiyi" korumak gayesiyle konulmuştur ve kamu düzeni
düşüncesine dayandığı için bu iki yetkiyi bertaraf eden yetki sözleşmeleri
geçerli değildir.</p>

<p>Yabancılık unsuru ile
sözleşmesel ilişki içeren ve yabancı bir devlet mahkemesine yetki tanıyan iş
sözleşmeleri "Kamu Düzenine" ve "Münhasır" yetki esasına
aykırı olduğu için Türk hukuku bakımından geçerli olamaz.</p>

<p>Yurtdışında çalışacak
işçilerin iş sözleşmesi konusunda hukuk seçimi imkânı, iş sözleşmelerin
niteliği gereği ancak işçi lehine ve sınırlı olarak tanınmıştır. Çünkü
taraflarca hukuk seçimi uygulanacak hukukun işçiyi koruyan hükümlerinden daha
elverişsiz hükümler içermesi halinde mümkün değildir.</p>

<p>Seçilen hukukun işçiyi
koruyucu hükümlerinin mutad işyeri hukukunun işçiye sağladığı korumadan daha az
koruma sağlaması halinde, hukuk seçimi nazara alınmaz. İşçinin işini tek bir
devlette yürütmediği, sürekli olarak farklı devletlerde çalıştığı ve bu nedenle
mutad bir işyerinin bulunmadığı durumlarda, işverenin merkezinin bulunduğu yer
hukuku uygulanacaktır.</p>

<p>İşçi ile işveren
arasındaki ilişkiye uygulanacak hukuk konusunda anlaşma yapmamaları veya
yaptıkları anlaşmanın herhangi bir sebepten dolayı geçersiz olması halinde, iş
sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili olan yer hukuku uygulanır. Sıkı ilişkinin
tespitinde tarafların vatandaşlığı, işverenin ikametgâhı, sözleşmenin dili,
ücretin ödendiği para, sözleşmenin yapıldığı yer, tarafların ikametgâhı gibi
ölçütler dikkate alınabilir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;&nbsp;<b>Yurt Dışında İş Sözleşmesi Devam Ederken İşveren Tarafından Yeni Sözleşme İmzalatılmak İstenmesi</b></span></p>

<p>Yurt
dışında çalışan işçi, kendi aleyhine çalışma koşullarını ağırlaştıran yeni iş
sözleşmesini kabul etmez ve işyerinde çalışmaya devam ederse, değişiklik
gerçekleşmemiş ve sözleşme eski şartlarla devam ediyor sayılır.</p>

<p>İşveren,
değişiklik teklifinden vazgeçerek sözleşmenin eski şartlarda devamını
isteyebilir ya da çalışma koşullarında değişikliğin geçerli bir nedene
dayandığını yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak koşulu ile
sözleşmeyi feshedebilir.</p>

<p>Bu
durumda sözleşme geçerli nedenle feshedilmiş olduğu kabul edilerek işçiye kıdem
tazminatı ödenir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
Dışında Taşeron-Alt İşverende Çalışan İşçilerin Durumu </b></p>

<p>Asıl
işveren tarafından götürülmesine rağmen alt işveren kadrosunda çalışan işçiler,
hem taşerona hem de asıl işverene karşı alacak hakları devam eder.</p>

<p>Yurt
dışında;</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Asıl işverenin
işçilerinin alt işveren tarafından çalıştırılarak haklarının kısıtlanması,</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Daha önce asıl
işverene ait işyerinde çalıştırılan kişi ile alt işveren ilişkisi kurulması,</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Asıl işin bir
bölümünün işletme ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren
işler dışında bölünmesi,</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Alt işverenlerin
değişmesine rağmen işçilerin çalışmaya devam etmeleri,</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Asıl işverenin
işçiyi işe alma ve işten çıkarmada yetkili olması,</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Alt işveren
işçileri üzerindeki yönetim hakkının asıl işveren tarafından kullanılması,</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Araç ve
gereçlerin tamamının asıl işveren tarafından sağlanması gibi hallerde, alt
işverenlik sözleşmesinin muvaazalı olduğu kabul edilmekte ve işçinin tüm
işçilik alacaklarından görünürde alt işverende çalıştıran asıl işveren sorumlu
olmaktadır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Asıl
işveren alt işveren ilişkisinde birinin ileri sürdüğü zamanaşımı definin
diğerine sirayeti</b></p>

<p>&nbsp;Asıl işveren alt işveren arasındaki ilişkide
birlikte (müşterek müteselsil) borçluluk kabul görse de, aralarındaki ilişki
bir anlamda TBK 155. düzenlenen asıl borçlu / kefil ilişkisine benzemektedir.
Alt işveren asıl borçlu, asıl işveren ve kefil ise alacaklıya karşı garanti
yükümlülüğü altındadır. Bu itibarla asıl işverenin ileri sürdüğü zamanaşımı
definden sadece asıl işveren yararlanır. Alt işverenin ileri sürdüğü zamanaşımı
defi asıl işverene sirayet eder. Bu şekilde asıl işverenin sorumluluğu alt
işverenin sorumlu olduğu miktarı aşmamış olur.&nbsp;
</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Asıl
işveren alt işveren ilişkisinde biri hakkındaki feragatin etkisi</b></p>

<p>Asıl
işveren alt işveren ilişkisinde alt işverenin tam sorumluluğu olduğu halde asıl
işverenin rücu yetkisi de mevcut olmak üzere kanundan doğan garanti yükümlülüğü
mevcuttur. Buna göre asıl borçlu olan alt işveren hakkındaki davadan feragat
asıl işverene de etki eder. Ancak asıl işveren hakkındaki davadan feragat, alt
işveren hakkındaki davadan feragat sonucunu doğurmaz. Davadan feragat yerine
haktan feragat, her iki işverene etki eder.&nbsp;
</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin İstifa Dilekçesi</b></p>

<p>Çalışma
hayatında iş sözleşmesiyle yüklendiği görevinden ve işinden hiç bir haklı
sebebi yokken kendi istek ve iradesiyle çekilmeye ve ayrılmaya istifa denir.</p>

<p>İş
sözleşmesiyle yüklendiği görevinden ve işinden hiç bir haklı sebebi yokken
kendi istek ve iradesiyle çekilmek istediğini ve ayrılmak istediğini bildiren
yazıya istifa dilekçesi denir.</p>

<p>Genel
olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek
taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin
geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır.
İşçinin haklı sebeple iş sözleşmesini derhal feshi 4857 Sayılı İş Kanununun 24.
maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif
düzenlemesi ise aynı Kanun'un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında
Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.</p>

<p>İşçinin
haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini
feshi, istifa olarak değerlendirilir.</p>

<p>İstifa
iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.</p>

<p>İstifanın
işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış
olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir
istifadan söz edilemez.</p>

<p>İstifaya
rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi
halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin istifa ile değil,
ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.</p>

<p>Şarta
bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir.</p>

<p>İşçinin
ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa
olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde bir icap olarak
değerlendirilir.</p>

<p>İşçinin
istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir
durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri
baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin
buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde
feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilir.</p>

<p>İşverenin
baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Bu gibi
hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin
haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay
9.HD. 3.7.2007 gün 2007/14407 E, 2007/21552 K.).</p>

<p>İşçinin
haklı sebeple derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir
fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa
dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu
durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılır.</p>

<p>İstifa
belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş
olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi
gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın
geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>İstifa
belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava
dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön
bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılır.</p>

<p>İş
sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi
hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına
da hak kazanamaz.</p>

<p>İstifa
durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya
çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir.
İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak
teknik yönden incelenir.</p>

<p>İstifa
halinde dahi işçiye kıdem tazminatı ödeneceğini öngören sözleşme hükümleri ile
işyeri uygulamaları, 4857 Sayılı Yasaya göre geçerli olup, bu halde kıdem
tazminatı 1475 Sayılı Kanun'un 14. maddesine göre hesaplanır ve kıdem tazminatı
tavanı mutlak emredici nitelikte olduğu için ödenecek kıdem tazminatı tavanı
üst sınırdır. Daha fazlası ödenemez.</p>

<p>Uzun
süreli kıdemi olan bir işçinin yasal haklarını geride bırakarak istifa etmesi
hayatın olağan akışına aykırıdır.</p>

<p>İstifa
dilekçesinin boş bir şekilde iş akdi devam ederken alınması, işçinin istifa
iradesini geçersiz kılar.</p>

<p><span></span>Yurt dışında çalışan işçiden alınan istifa dilekçesi bilgisayar ile yazılıp somut bir sebep içermiyorsa geçersizdir.</p>

<p>Yurt
dışında çalışan işçiden alınan istifa dilekçesi, işe başlamadan önce ya da iş
ilişkisinin devamı esnasında alınmışsa geçersizdir.</p>

<p>İstifa
dilekçesinin şekli ve muhteviyatı ile alınma zamanı mahkemece dikkate
alınmalıdır.</p>

<p>Sonuca
etkili olmayan istifa dilekçesine itibar edilmez.</p>

<p>Bayram
ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalıştırılması karşılığında ek ücret
verilmemesi nedeniyle istifa etmiş olan işçi, ücretleri ödenmediği için 4857
Sayılı Kanun'un 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle derhal fesih hakkının
bulunduğu kabul edilir ve kıdem tazminatı hak eder.</p>

<p>Ancak,
bunun için iddia etmiş olduğu ücretlerinin gerçekten işveren tarafından
ödenmediğini ispat etmiş olmalıdır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin Fiili Hizmet Süresi</b></p>

<p>Fiili
hizmet süresini ispat yükü işçiye aittir. Bir anlamda çalışma olgusunu işçi
ispatlamalıdır.</p>

<p>Genel
olarak çalışmanın varlığının ispati için SGK hizmet dökümü incelenir, hiç bir
çalışma kaydı görünmeyen boşluklarda yurtdışında çalışıp çalışmadığı işçiden
sorulur, yurda giriş çıkış kayıtları emniyetten istenir ve incelenir. </p>

<p><span style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">&#9679;</span><span style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">&nbsp;
</span><b style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">Yurtdışında Çalışan İşçinin Fasılalı/Aralıklı
Çalışmaları</b></p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Farklı
Dönemlerde Yurt Dışında Çalışan İşçinin Kıdem Tazminatı Hakkı </b></p>

<p>Aynı
işverene bağlı olarak işverenin yurtdışı şantiyelerinde kesintili olarak
çalışan bir işçinin kesintili çalışmalar yönünden her çalışma döneminin
tazminata hak kazanacak şekilde sona erip ermediği araştırılır. Tüm dönem
çalışmalar yönünden iş akdinin tazminata hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkin
yazılı delile bakılır. İşçi tek taraflı olarak haksız sebeple sözleşmeyi
feshetmişse, ya da istifa etmemişse kıdem tazminatına hak etmeyecek şekilde
ayrılmış demektir. Ama tazminatı hak kazanacak şekilde her seferinde iş
sözleşmesi haksız sebeple feshedilmiş ya da kendisi haklı sebeple feshetmişse,
örneğin, 01.06.2002 - 03.07.2005 ile ile 08.05.2013 - 26.07.2016 tarihlerini
kapsayan iki çalışma dönemi birleştirilerek ikinci dönem sonu ücret üzerinden
işçinin tazminat isteklerinin kabulüne karar verilir. </p>

<p>Fasılalı
ya da diğer bir ifadeyle aralıklı dönemlerde işçi çalıştırılmışsa, önceki
dönemlerde iş sözleşmesinin işçi tarafından haksız feshedildiğini ispat yükü
işverendedir.</p>

<p>Fasılalı
ya da diğer bir ifadeyle aralıklı dönemlerde işçi çalıştırılmışsa önceki
dönemler son dönem hizmet süreleri birleştirilerek karar verilir.</p>

<p>1475
Sayılı İş Kanunu'nun 14/II. maddesi gereğince kıdeme esas hizmet süresinin
tespitinde aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştığı süreleri
birleştirilerek hesaplama yapılması gerekir. </p>

<p>İşverene
ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini
kaybetmesi halinde işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı
güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine
karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya
“kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme
şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir.(Yargıtay 22. HD., E. 2012/14268
K. 2013/3580 T. 22.2.2013) </p>

<p>Kimi
zaman bir işçinin aynı işverene ait işyerinde, farklı zamanlarda ve ara vererek
yani iki aralıklı dönem halinde çalıştığı görülmektedir. </p>

<p>1475
sayılı Yasanın 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da
değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden
birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya
dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları
dikkate alınır. (Yargıtay 9. HD., E. 2015/15609 K. 2017/17710 T. 8.11.2017),
(Yargıtay 22. HD., E. 2012/14268 K. 2013/3580 T. 22.2.2013) (Yargıtay 22. HD.
E. 2017/16451, K. 2018/1291, T. 24.1.2018) </p>

<p>Her
bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet
birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. (Yargıtay 22. HD., E. 2012/14268 K.
2013/3580 T. 22.2.2013), (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/29626 E, 2018/11967
K.) İşçinin aralıklı çalışmalarının her birinin iş sözleşmesinin feshi ile
sonlanıp sonlanmadığı belirlenmeli ve bu feshe göre işçiye kanuni haklarının
ödenip ödenmediği tespit olunmalıdır. (Yargıtay 22. HD. E. 2017/16451, K.
2018/1291, T. 24.1.2018) </p><p><br></p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Son Ücret
Üzerinden Kıdem Tazminatı Ödeme</b></p>

<p>Aynı
işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı
ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son
ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
2015/29626 E, 2018/11967 K.), (Yargıtay 9. HD., E. 2015/15609 K. 2017/17710 T.
8.11.2017), (Yargıtay 22. HD., E. 2012/14268 K. 2013/3580 T. 22.2.2013)
(Yargıtay 22. HD. E. 2017/16451, K. 2018/1291, T. 24.1.2018) </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>İki Dönem
Arasında Yıldan Fazla Sürenin Olması Halinde Zamanaşımı </b></p>

<p>Zamanaşımı
def’inin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem
on yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün
olmaz. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/29626 E, 2018/11967 K.), (Yargıtay 22.
HD., E. 2012/14268 K. 2013/3580 T. 22.2.2013), (Yargıtay 9. HD., E. 2015/15609
K. 2017/17710 T. 8.11.2017) </p>

<p><span style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">&#9679;</span><span style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">&nbsp; </span><b style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">Önceki
Dönemde İstifa Halinde Kıdem Tazminatı</b></p>

<p>İstifa
etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak
kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem
tazminatı hesabında dikkate alınmaz. (Yargıtay 22. HD., E. 2012/14268 K.
2013/3580 T. 22.2.2013), (Yargıtay 9. HD., E. 2015/15609 K. 2017/17710 T.
8.11.2017) </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Önceki
Dönemde İstifa Halinde İhbar Tazminatı </b></p>

<p>İş
sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi
hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına
da hak kazanamaz. Bu sebeple davacının sadece ikinci dönem çalışması nazara
alınarak kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınması gerekir (Yargıtay 22.
HD., E. 2012/14268 K. 2013/3580 T. 22.2.2013) </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Önceki
Dönem Kıdem Tazminatının Tam Ödenmiş Olması </b></p>

<p>İşçinin
önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki
defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı
hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. (Yargıtay 9. HD., E. 2015/15609 K.
2017/17710 T. 8.11.2017) (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/29626 E, 2018/11967
K.), (Yargıtay 22. HD., E. 2012/14268 K. 2013/3580 T. 22.2.2013) (Yargıtay 22.
HD. E. 2017/16451, K. 2018/1291, T. 24.1.2018) </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Önceki
Dönem Kıdem Tazminatının Eksik Ödenmiş Olması </b></p>

<p>Tasfiye
edilen dönem için yapılan ödemelerin yasal hakların altında kaldığının
anlaşılması halinde yine tasfiye esası benimsenmekle birlikte, zamanaşımı
def’inden etkilenmemesi halinde ilgili döneme ilişkin fark alacak, <b>ait olduğu dönem ücretine göre
belirlenmelidir.</b> (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/29626 E, 2018/11967 K.) </p>

<p>İşçinin
iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli sebeplerle kıdem tazminatı adı
altında yapılan ödemeler avans niteliğinde sayılmalıdır. İşçinin iş
sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri ya
da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanmalı,
daha önce avans olarak ödenen miktar kanuni faiziyle birlikte mahsup
edilmelidir. (Yargıtay 22. HD. E. 2017/16451, K. 2018/1291, T. 24.1.2018) </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span></span></b><b>Yurtdışında Çalışan İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı</b></p>

<p>Zaman,
doğal ve sosyal yaşamda olduğu kadar, hukukta da önemli etkilere sahip olan bir
kavramdır. Gerçekten, hukukta normların yürürlüğü, hakların kazanılması ve
kaybedilmesi, yaptırımların uygulanması belirli sürelere bağlanmıştır. Ancak,
hukukun her dalında sürelerin türleri ve nitelikleri farklı olup, değişik
sonuçlar doğurmaktadır (Tutumlu, M. A.: Türk Borçlar Hukukunda Zamanaşımı ve
Uygulaması, 2. Baskı, Ankara 2001, s. 25).</p>

<p>Özel
hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı bir hakkın kazanılmasında veya
kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına
gelmektedir (Velidedeoğlu, H. V.: Türk Medeni Hukuku, c. 1, cüz I, 6. Baskı,
İstanbul 1959, s. 274).</p>

<p>Zamanaşımı,
alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden, dava edilebilme
niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Sonucu alacak hakkına son verme
değil, onu eksik borç hâline getirme olarak ortaya çıkmaktadır. Zamanaşımına
ilişkin düzenlemelerin temelinde iddia edilen alacağın aradan uzun zaman geçmiş
olmasına rağmen kullanılmaması karşısında borçlunun oldukça uzak geçmişte kalan
bir borçtan doğabilecek ihtilaflara karşı korunması, kendi alacağına karşı uzun
süre kayıtsız kalan kimsenin bu hakkının artık korunmaya layık olmadığını kabul
etmiş sayılması yatmaktadır.</p>

<p>Diğer
bir ifadeyle özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın
kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın kabul etmiş olduğu sürenin
tükenmesi anlamına gelmektedir.</p>

<p>TBK’nın
149. (BK 128.) maddesi uyarınca ise zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla
işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde, alacaklının edimi
isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak, edimi ifa etmekle yükümlü
olduğu anı belirler.</p>

<p>Bir
başka deyişle, söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o
anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel
olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla
gerçekleşir.</p>

<p><b>25.10.2017 tarihinden sonra</b> yurt dışında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin kıdem
tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacakları fesih tarihinden itibaren
5 yıllık zamanaşımına tabidir.</p>

<p><b>25.10.2017 tarihinden önce</b> yurt dışında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin kıdem
tazminatı ve ihbar tazminatı fesihten itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir.</p>

<p>Yurt
dışında çalışan işçinin fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, ulusal bayram
ve genel tatil günlerine ait ücret ve alacaklar ise, her bir ücretin doğduğu günden
itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu alacaklar feshe bağlı alacaklar
olmadığı için iş sözleşmesi feshedilmemiş olsa dahi, 5 yıl geçtikten sonra
zamanaşımına uğrar.</p>

<p>Yurtdışı
projelerinde değişik dönemlerde aynı işveren bünyesinde çalışan işçilerin
önceki çalışma dönemlerinin fesih ile son bulduğunu işveren yazılı delille
ispatlayamazsa, işçinin önceki çalışma dönemleri zamanaşımına uğramış sayılmaz.</p>

<p>1086
sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define
davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa)
zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin
geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir
anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten
sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmezse zamanaşımı
defi dikkate alınmaz. Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla
ileri sürülmesi de mümkündür.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span></span></b><b>Yurt dışı çalışma ücreti Dolar üzerinden kıdem tazminatı hesaplama Kurun Çevrilme Tarihi</b></p>

<p>Kıdem
tazminatında döviz kurunun çevrilme tarihinde fesih tarihi esas alınır. İhbar
tazminatı, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücretleri daha önce
işveren temerrüde düşürülmüşse döviz kurunun çevrilme tarihinde temerrüt tarihi
esas alınır. İhbar tazminatı, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil
ücretleri daha önce işveren temerrüde düşürülmemişse döviz kurunun çevrilme
tarihinde, dava tarihi esas alınır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin İşçilik Alacaklarında Esas Alınacak Döviz Kuru</b></p>

<p>İşçi
hangi ücretle çalışırsa çalışsın işveren işçinin maaşını hangi döviz kuru
üzerinden bankaya yatırıyorsa, işçinin aldığı ücret, bankaya yatan döviz cinsi
üzerinden esas alınır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışında Çalışan
İşçiden Alınan İbraname</span></b></p>

<p>İbraname,
miktar içermiyorsa ve matbu olarak düzenlenmişse geçersizdir.</p>

<p>6098
Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde 01.07.2012 tarihinden önce
imzalanan ibranamenin geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde
değerlendirilir:</p>

<p>İş
ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir, işçi bu
dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen
iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an
önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi
mümkündür (Yargıtay 9.HD. 15.10.2010 gün, 2008/41165 E, 2010/29240 K.).</p>

<p>İbranamenin
tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin
açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez (Yargıtay 9.HD.
5.11.2010 gün, 2008/37441 E, 2010/31943 K).</p>

<p>İbra
sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın
veya 3. şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden
söz edilemez.</p>

<p>İbranamedeki
irade fesadı hallerinin, 818 Sayılı Borçlar Kanununun 31. maddesinde öngörülen
bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir (Yargıtay 9.HD.
26.10.2010 gün, 2009/27121 E. 2010/30468 K). Ancak, işe girerken alınan matbu
nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir
yıllık süre işlemez.</p>

<p>İbra
sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol
olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona
ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir
borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtlarıyla
çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilir (Yargıtay 9.HD.
4.11.2010 gün 2008/37372 E, 2010/31566 K).</p>

<p>Miktar
içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa
yoluyla sona ermiş olur Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, ibraya değer
verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir
(Yargıtay 9.HD 21.10.2010 gün 2008/40992 E, 2010/39123 K.). Miktar içeren
ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz
(Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün 2008/33748 E, 2010/20389 K.).</p>

<p>Miktar
içermeyen ibra sözleşmelerinde, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınır, irade
fesadı denetimi yapılır ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin
geçerliliği konusunda çözümler aranır (Yargıtay 9.HD. 27.6.2008 gün 2007/23861
E, 2008/17735 K.). Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek
sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece
ibra iradesi geçerli sayılır (Yargıtay HGK.nın 21.10.2009 gün, 2009/9-396 E,
2009/441 K).</p>

<p>İşçinin
ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra
iradesinin bulunmadığını gösterir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/40032 E,
2010/31666 K).</p>

<p>İbranamede
yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez,
ibranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunmayla
çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunmayla çelişmeyen
kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilir (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün,
2008/33597 E. 2010/20380 K). Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda
ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir Bir ibraname bazı alacaklar
bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları
bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede
çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra
yoluyla sona ermiş sayılır.</p>

<p>İbraname
savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın
her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.1.2010 gün
2009/9-586 Esas, 2010/31 Karar; Yargıtay 9.hd. 13.7.2010 gün, 2008/33764 E,
2010/23201 K ). (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/5446 K. 2015/19440 T.
27.5.2015)</p>

<p><span style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">&#9679;</span><span style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">&nbsp; </span><b style="background-color: initial; letter-spacing: 0px;">Yurtdışında
Çalışan İşçinin Çalışmasına Ait Puantaj Kayıtları</b></p>

<p>Puantaj
kayıtlarında işçi imzası olsa bile çalışma saatleri açıkça yer yazılmamışsa,
puantaj kayıtları geçersizdir.</p>

<p>İşveren
tarafından çalışma sürelerini belirlemeye yarayan devam çizelgesi,&nbsp; çalışma gün ve sürelerine ilişkin giriş-çıkış
saatlerini gösterir puantaj kayıtları, vardiya çizelgeleri, kart basma -
elektronik giriş çıkış kaydı verileri vs. yazılı deliller sunulmadığında işçi
ilke olarak bu türdeki iddia ve çalışmalarını tanık delili de dahil olmak üzere
her türlü delil ile ispatlayabilecektir. (İzmir BAM 9. HD., 2017/2041-
2018/1638 E. K)</p>

<p>Ücret
alacağının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı
gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir.</p>

<p>Puantaj
kayıtlarının varlığı halinde fazla çalışman ispat için sadece kayıtlara itibar
edilir.</p>

<p>İşçinin
puantaj kayıtlarında yer alan günlük çalışma sürelerinin üzerinde çalıştığını
ancak başka bir yazılı delille kanıtlaması gerekir. Puantaj kayıtların giriş ve
çıkış saatlerini tam olarak içermemesi halinde hesaba elverişli olmadığı
dönemler için tanık beyanlarına göre sonuca gidilir. (Yargıtay 9. HD.
12.01.2016, 2014- 27423 / 2016-447)</p>

<p>Elektronik
giriş çıkış kayıtlarında işçinin imzası mutlaka olmalıdır. İşçinin imzasını
taşımıyorsa, bu çalışma puantaj kayıtları gerçeği yansıtmayabilir ya da
işverence sonradan veriler üzerinde değişiklik yapılmış olabilir. Böylesi bir
durum varsa, dava açarken bu iddia ileri sürülmeli ve teknik yönden araştırma
yapılması talep edilmelidir. (Yargıtay 9. HD. 21.10.2014, 2012-39476 /
2014-30406).</p>

<p>İmzalı
bordroda fazla çalışma tahakkuku yer almasına rağmen işçinin tahakkukta geçen
fazla çalışma süresinin puantaj kaydı gibi yazılı delille ispatladığı hallerde,
gerçek fiili duruma göre hesaplama yapılır, tahakkukta geçen miktar mahsup
edilir. (Yargıtay 9.HD. 23.11.2017, 2015-16791 /2017-18985)</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Borcu sona
erdiren belgenin yargılamanın her aşamasında ileri sürülüp sürülemeyeceği</b></p>

<p>Ödeme
itirazı mahiyetindeki makbuz ve benzeri miktar içeren belge sunumu, istinaf
aşaması hariç, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.&nbsp; </p>

<p>İbraname
veya yıllık izin belgesi gibi borcu sona erdirebilecek belgeler de temyiz
aşamasında dahi ileri sürülebilir. </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışında Çalışan
İşçinin Sosyal Yardım Giderinin Tespiti</span></b></p>

<p>Kıdem
tazminatına esas giydirilmiş ücret tespit edilirken, yemek ve barınma gideri de
hesaplanır. Bu hesaplamada, önemli olan yemek ve barınmanın işverene maliyeti
değil işçiye sağlanan menfaattir.</p>

<p>Yemek
ve barınma gideri günün rayiç koşullarına belirlenir.</p>

<p>Yurt
dışı çalışmalarında otel yada evde değil şantiyelerde toplu halde kalındığı ve
üç öğün yemeğinde tabldot usulü yurt dışında işçi çalıştıran işveren tarafından
sağlandığı dikkate alındığında aylık bazda barınma ve günde üç öğün yemek
bedeli tespit edilir.</p>

<p>Brütleştirilen
ücretlere gelir vergisi, SGK primi, % 5 topluluk sigortası primi, yol, yemek ve
barınma gideri de dahil edilir. Net ücrete bu paylar eklenerek ücretin
brütleştirilerek, giydirilmiş brüt ücret bulunur.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin</b> <b>Hafta Tatili Alacağı </b></p>

<p>Hafta
tatilinde çalıştığını ispat yükü işçiye, bu günlerde çalışma yapılmış ise
ücretinin ödendiğini ispat yükü işverene aittir.</p>

<p>4857
sayılı İş Kanunu’nun 46 ve 63. maddelerine göre hafta tatili haftalık 45
saatlik çalışmadan sonraki 24 saatlik bir gündür. Bu nedenle kural olarak
Cumartesi iş günüdür. Akdi tatil günü olarak Cumartesi günleri yıllık izin
süresine eklenmez. Cumartesi günleri akdi tatil günü olarak işçi çalışmadığı
takdirde yıllık ücretli izin süresine ilişkin hesapta hafta tatili olarak
değerlendirilemez.</p>

<p>Cumartesi
günü hafta tatili olarak da kararlaştırılabilir. İş sözleşmesiyle Cumartesi ve
Pazar günleri hafta tatili günü olarak belirlenmişse, İş Kanunu'nun 56/5.
maddesi gereği her iki gün yıllık izin sürelerinden sayılmaz. Yıllık izin
kullanma dönemi içindeki Cumartesi ve Pazar günleri kullanılan izin süresinden
düşülür. Ancak iş sözleşmesinde hafta tatiline eklenen bu Cumartesi gününün
yıllık izin hesabında iş günü olarak sayılacağı veya izin süresinden
düşülmeyeceği şeklinde açık bir kural mevcutsa, bu hüküm geçerli sayılmalı ve
İş Kanunu'nun 56/5. maddesi gereği sadece yıllık izne rastlayan Pazar günleri
izin süresinden düşülür.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Hafta
tatilinin toplu kullandırılmasında hafta tatili alacağının hesaplanması</b></p>

<p>Yurt
dışında bazen işçinin yerleşim yerinin uzağında bir işyerinde çalışması halinde
hafta tatilinin ay içinde toplu olarak kullandırılabilmektedir. Bu tür bir
uygulama için işçinin rızası alınmış olsa bile hafta tatilinin usulüne uygun
kullandırıldığından söz edilemez. Tatilin toplu olarak kullandırılması haftalık
dinlenme hakkının özüne aykırı olup, işçinin rızası sonucu değiştirmez.&nbsp; </p>

<p>Ay
içinde toplu olarak kullandırılması halinde sadece bir hafta tatilinin usulüne
uygun kullandırıldığı kabul edilebilir. Örneğin, yurt dışında yerleşim yeri
uzağında olan bir şantiyede çalışan işçiye hafta tatili ayda dört gün toplu
olarak kullandırıldığında ilk izin günü, çalışılan son haftanın dinlenme hakkı
yerine geçecek, diğer üç gün hafta tatili kullanma anlamında değerlendirilmeyecektir.</p>

<p>Usulüne
uygun kullandırılmadığı kabul edilen hafta tatillerinde yapılan çalışma
karşılığı ücretin %50 zamlı olarak hesaplanması gerekir. Bununla birlikte,
işyerinin konumu ve işçinin isteğiyle gerçekleşen böyle bir uygulamada, hafta tatili
olarak değerlendirilmeyen süreler için ödenen ücretin mahsup edilmesi
hakkaniyete uygun düşer.&nbsp; </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurt Dışında
Çalışan İşçinin Ulusal bayram ve genel tatil günleri alacağı</span></b></p>

<p>Ulusal
bayram ve genel tatil günlerinin neler olduğu, 2439 Sayılı UGBT hakkında Kanun
2.Maddesinde belirlenmiş olup, buna göre genel tatil günleri 1 Ocak , 23 Nisan,
19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile arife günü saat 13:00 dan başlayan 3,5 günlük
Ramazan Bayramı, arefe günü 13:00 dan başlayan 4,5 günlük Kurban bayramından
oluşur.&nbsp; Ulusal bayram günü ise 28 Ekim
13:00 dan başlayan 29 Ekim günü devam eden 1,5 gündür. 5892 S.Y’nın 17/3/1981
tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasına, bu fıkrada geçen “yılbaşı günü” ibarelerinden
sonra gelmek üzere “ve 1 Mayıs günü” ibaresi eklenmiş ve birinci fıkranın (C)
bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs
günü Emek ve Dayanışma Günü tatilidir şekline dönüşmüştür.</p>

<p>Ulusal
bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olgusu işçi tarafından ispat edilmesi
gerekir.</p>

<p>Ulusal
bayram ve genel tatil günlerine ait zamlı ücretlerinin ödendiği hususu yurt
dışında işçi çalıştıran işveren tarafından yazılı belge ile ispat edilmesi
gerekir. İşveren bunu tanıkla ispat edemez.</p>

<p>Yurt
dışında çalışan işçin Ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışma
olgusunu tanık beyanları ve polnet kayıtları ile ispat edebilir.</p>

<p>Ulusal
bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını
ispatla yükümlüdür.</p>

<p>İşçinin
imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil
niteliğindedir.</p>

<p>Bordronun
sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen ulusal bayram
ve genel tatil günlerine ait çalışma alacağının ödendiği varsayılır.</p>

<p>Ulusal
bayram ve genel tatil günlerinde çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları,
özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil
niteliğindedir.</p>

<p>Herkesçe
bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen
yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de ulusal bayram ve genel tatil
günlerinde çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.</p>

<p>İşveren
UBGT alacağı, fazla çalışma ve hafta tatili yönünden Suudi Arabistan, Cezayir,
Kuveyt gibi ülkelerde dini ve milli günlerde çalışmanın yasak olduğunu iddia
etse de, eğer bu günlerde işçiyi çalıştırmışsa bu durumda bu iddiasına itibar
edilmez. Dini bayramların 1. Günleri dışındaki UBGT günlerinde çalıştığını
ispat eden işçi bu alacaklarını alabilir.</p>

<p>Ulusal
Bayram ve Genel Tatil Günleri Alacakları (UBGT) Yurtdışında çalışan işçinin,
bayram/genel tatil çalışması yurtdışı giriş çıkış kayıtlarına göre belirlenir.</p>

<p>Ulusal
bayram-genel tatil günlerinde çalıştığını ispat yükü işçiye, bu günlerde
çalışma yapılmış ise ücretinin ödendiğini ispat yükü işverene aittir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
dışında çalışan işçiler bakımından işverenin işçinin çalıştırıldığı ülke
mevzuatına göre resmi tatil olan günde işçiyi çalıştırmaması halinde, bu
günlere ait çalışılmadan hak kazanılan ücret miktarının, ülkemiz ulusal bayram
ve genel tatillerinde çalışılarak hak kazanılan genel tatil ücreti alacağından
mahsubunun gerekip gerekmediği</b></p>

<p>Yurt
dışında Türk firmasına ait işyerinde çalışan Türk işçisi ile işvereni
arasındaki uyuşmazlıklarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Usul Hukuk ve Usul
Hakkında Kanunu’nun 27.maddesi uyarınca milli hukukun uygulanması söz konusu
olduğunda yabancı ülke mevzuatına göre milli ve dini tatil günleri için çalışma
karşılığı olmaksızın ücret ödenen işçiye ayrıca Türk mevzuatı uyarınca milli ve
dini bayram ücretinin ödenmesi mükerrer yararlanmaya yol açar. Bu nedenle,
yabancı ülke mevzuatı uyarınca ödenmiş olan tatil ücretleri, Türk mevzuatının
öngördüğü ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışma karşılığı olarak
hesaplanan ücretten mahsup edilir.&nbsp; </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin Telafi İzni Alacağı </b></p>

<p>Telafi
izin alacağının doğması için telafi çalışmasının yapılmış olması gerekir.</p>

<p>Bu
çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>Telafi çalışması
hangi hallerde doğar?</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>İşyerinde
zorunlu nedenlerle iş durmuşsa, (üretim için hammadde temin edilememiş olması,
makina arızası, işin yapılması için zorunlu araç ve gereç temin edilememiş
olması gibi nedenler zorunlu nedenlerdir)</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>ulusal bayram ve
genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi (bu durum yurt
dışından Türkiye'ye gelen işçiler açısından daha fazla önem taşımakta, bu
süreler yaklaşık iki haftaya kadar uzatılmaktadır) </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>işyerinde normal
çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil
edilmesi,</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span>işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi gibi
durumlarda telafi çalışması doğar.</p>

<p>İşveren
çalışılmayan süreler için telafi çalışmasını dört ay içinde yaptırabilir.
Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten
fazla olamaz. Ancak tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz.</p>

<p>Yukarıda
belirttiğimiz gibi, telafi çalışması dört ay içinde yapıldığında işçinin ayrıca
fazla mesai ücreti isteyemez.</p>

<p>Bu
şartların dışına çıkıldığında ise telafi izin alacağı hakkı doğar. Ancak,
telafi izin alacağı konusunda yazılı delil ile ispat esas unsurdur. </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışında Çalışan
İşçinin</span></b><b>Yıllık İzin Hakkı </b></p>

<p>İşveren
yurtdışında çalışan işçinin yıllık izinlerini yalnızca yazılı delille ispat
edilebilir.</p>

<p>Kullandırılan
yıllık izinler yalnızca yıllık izin defteri veya eşdeğer belge ile ispat
edilebilir.</p>

<p>İşveren
izinlerin kullandırıldığını gösteren imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge
ile desteklenen izin tahakkukları ile ispatladığı takdirde, ödenen bedeller
hesaplamadan düşürülür.</p>

<p>İş
sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan
yıllık izin sürelerine ait ücretler, son ücret üzerinden ödenir.</p>

<p>Yıllık
izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span><b>Yurtdışında Çalışan İşçinin Tanık Delili ve Tanıklarının Beyanları</b></p>

<p>Fazla çalışma
alacağının ispatı bakımından sıklıkla başvurulan delillerden biri de tanık
delilidir. Tanık, kavram olarak uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsü bulunan
üçüncü kişidir. Davada üçüncü kişi olması şartıyla, yaşına, hukuki durumuna,
taraflarla akrabalık derecesine bakılmaksızın, kural olarak herkes tanık olarak
dinlenebilir.</p>

<p>Dolayısıyla davanın
tarafları tanık olarak dinlenemez. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun
(6100 Sayılı Kanun/HMK) 255. maddesi uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil
ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır.</p>

<p>Akrabalık veya diğer
bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz.</p>

<p>Bu durumda akrabalık
veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep
sayılamaz ise de, işveren aleyhine dava açan kişiler davacı tanığı olarak
dinlenmiş ise, davacı ile tanıklar arasında menfaat birlikteliği olduğu için
bunların tanıklıklarına ihtiyatla yaklaşılması, bu tanıkların beyanlarının
diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir.</p>

<p>İş Kanunu gereği
çalışmayı ve ödemeyi gösterir evrak düzenleme ve bunları saklama yükümlülüğü
olan işverenin bu yükümlülüğe rağmen mahkemeye bilgi ve belge sunmadığı halde,
sırf işverene karşı davası var diye işçinin tanığına itibar edilmemesi doğru
değildir.</p>

<p>İşçinin yurt dışında
çalıştığı dikkate alındığında, hem aynı şantiyede çalışmış çalışma koşullarını
iyi bilen hem de işverene karşı dava açmamış tanık bulmasının zorluğu
karşısında sırf işverene dava açtığı gerekçesiyle husumetli tanık denilerek
işçinin alacaklarına karar verilmemesi doğru değildir.</p>

<p>Fazla çalışma, hafta
ve genel tatili gibi alacaklarının ispatında salt husumetli tanık beyanlarıyla
sonuca gidilemese de, yan delil ya da olgularla desteklenen husumetli tanık
beyanlarına itibar edilir. </p>

<p>Peki nedir yan delil
ya da olgular? </p>

<p>Yan delil ya da
olgular; </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>işin ve işyerinin özellikleri, </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>işveren tanıklarının anlatımları, </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>iş müfettişinin düzenlediği
tutanak veya raporlar </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span>aynı çalışma dönemi ile ilgili
olarak alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararlarıdır. </p>

<p>İşçinin açtığı
davada, bildirmiş olduğu diğer işçi tanıklar işverenle husumetli olsa dahi, bu
yan delil ve olgular varsa dikkate alınmak zorundadır. </p>

<p>Buna ilişkin Mahkeme
bir kararda “Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının
haftanın 6 günü 08:00-19:00 arası çalışma. 1,5 saat ara dinlenmesi ile günde
2,5 saat fazla çalışma yaptığı, ayın iki haftasında hafta tatili günlerinde
çalıştığı, dini bayramların ilk günü ve yılbaşı günü dışında ulusal bayram ve
genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek yapılan bilirkişi hesabına
itibar edilmiş ve hesaplamadan %30 oranında indirim yapılarak bu alacaklar
hüküm altına alınmıştır.&nbsp; Bölge Adliye
Mahkemesince, husumetli tanık anlatımı dışında bir delil olmadığı ve işçilerin
birbirlerine tanıklık ettiği gerekçesiyle bu alacak kalemlerinin reddi
gerektiği kabul edilmiş ise de; tanık husumetli bile olsa, davacının yaptığı
işin niteliği ve çalıştığı işyerinin özelliği, aynı çalışma dönemi ile ilgili
olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin sunulan kesinleşmiş mahkeme
kararları dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen
çalışma süreleri makul ve dosya kapsamına uygun olup davacı tanığının aynı
mahiyetteki dava dosyasının Dairemizin 18.2.2021 tarih 2020/6771 esas ve
2021/4215 karar sayılı ilamı ile onandığı da dikkate alındığında, fazla
çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları
konusunda İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı
anlaşılmakla” demek suretiyle tanık husumetli bile olsa, önceden kesinleşmiş
bir mahkeme kararı varsa, sırf tanık husumetli diye beyanlarına itibar
edilmemesinin söz konusu olamayacağını vurgulamıştır.&nbsp; </p>

<p>İş davalarında esas
olan tanığın gerçeği söylemesidir. İşveren tarafından tanık işçinin beyanının
aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadığı takdirde asıl olan işçi tanığın
gerçeği söylemiş olduğudur.</p>

<p>Asıl olan tanıkların
doğruyu söyledikleridir. Kural olarak husumetli tanık anlatımına göre davacı
talebinin kabulüne karar verilemeyeceği yönünde Yargıtay kararları mevcut olsa
da, yasa gereği çalışmayı ve ödemeyi gösterir evrak düzenleme/ saklama
yükümlülüğü olan işverenin bu yükümlülüğe rağmen belge sunmadığı halde, salt
davası var diye tanık anlatımına itibar edilmemesi hem Yasanın ruhuna ters
olacak hem de adalete uygun olmayacaktır.</p>

<p>İşverence belge
sunulmadığı takdirde, fazla çalıştığını iddia eden işçi çalışma olgusunu şahit
beyanı dahil her türlü delille ispatlanabilir.</p>

<p>Yargıtay’ın bir çok
kararında husumetli şahit anlatımına göre işçinin fazla mesai talebi hakkında
karar verilemeyeceği belirtilmiş olsa da, İş Kanunu gereği çalışmayı ve ödemeyi
gösterir evrak düzenleme ve saklama yükümlülüğü olan işverenin bu yükümlülüğe
rağmen belge sunmadığı hallerde, sırf işverenle davası olan şahitlerin
ifadelerine itibar edilmemesi düşüncesi adalet duygusunu zedelemektedir.</p>

<p>Zaten zor şartlar
altında yurtdışına gidip de oradaki çoğu şantiyede çalışma olgusunu
ispatlamakta güçlük çeken işçi şahit bulmakta zorlanmakta, çalışma belgesi,
fazla mesai çizelgesi, bordro da vermeyen işveren karşısında alacağını alamama
tehlikesi ile baş başa kalmaktadır.</p>

<p>Kaldı ki, var olan
şahitlerin de sırf işverene karşı davası var diye kabul etmemek, işçiyi peşinen
itibarsızlaştırmakta, diğer yandan işçi yararına yorum ilkesine de aykırılık
teşkil etmektedir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışında Çalışan
İşçinin Maaşları,&nbsp; Maaş Ve Ücret
Alacakları</span></b></p>

<p>İşveren
tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak
hesap edilip ödenmemesi halinde, işçi iş akdini haklı nedenle feshetme imkanı
sahip olur.</p>

<p>Ücret
geniş anlamda ücret olarak fazla mesai, genel tatil gibi alacakları da kapsar.</p>

<p>Ücretin
ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen
ücret ödeme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması
gerekir.</p>

<p>İşçinin
çalışma gün ve süresi ile bu çalışmalar karşılığı işçinin ücretlerinin ödenmiş
olduğu işverence ancak yazılı belgelerle ispatlanabilir. İmzasız bordrolarda
tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında bordrolarda yer alan fazla mesai
ödeme tutarları mahsup edilir.</p>

<p>Yargıtay
içtihatlarında yurt dışında çalışan işçilerin ücretlerinin yurt içinde aynı işi
yapan işçilere nispeten daha yüksek olabileceği vurgulanmıştır.</p>

<p>İşverence
sunulan mesai şeritlerinde günlük mesai 8 saat olarak belirtilmişse, esas
alınacak saat ücreti 225 saat olarak belirlenmez, aylık 240 saat olarak
belirlenir. Zira, hafta tatilinde çalışılmadan ücret ödenmesi gerekir.</p>

<p>Hesaplar,
giydirilmiş net ücretten değil, giydirilmiş brüt ücret üzerinden yapılması
gerekir. İşverence sunulan mesai şeritlerinde günlük mesai 8 saat olarak
belirtilmişse, esas alınacak saat ücreti 225 saat olarak belirlenmez, aylık 240
saat olarak belirlenir.</p>

<p>Her
ne kadar kararda bunun gerekçesi yer almasa da 225 saat belirlemede hafta
tatilinde çalışılmadan ücret ödenmesi hususu dikkate alınmamış olduğundan 240
saat ücret olarak esas alınmaktadır.</p>

<p>Diğer
yandan ücret hesabının giydirilmiş net ücretten değil, giydirilmiş brüt ücret
üzerinden yapılması gerekir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
Dışında Primli çalışmada fazla çalışma ücreti hesabı</b></p>

<p>Ücret
sadece primden oluşuyorsa, fazla çalışma ücreti ödenen primin saat ücretinin %
50 fazlasıyla ödenir.&nbsp; </p>

<p>&nbsp;Ücret, sabit ücret ile hedefe veya kotaya
bağlı primden oluşuyorsa, hedefe veya belli bir kotanın aşılmasına bağlı prim
ödemesi uygulamalarında işçinin fazla çalışma ücreti sabit ücret üzerinden saat
ücretinin % 150 fazlasıyla ödenir. Bu tür prim ödemelerinin fazla çalışma
ücreti hesabına bir etkisi bulunmamaktadır. </p>

<p>Ücret,
sabit ücret ile satışa, ürün miktarına, sefer sayısına (v.s) bağlı primden
oluşuyorsa, satışa, ürün miktarına, sefer sayısına veya gidilen kilometreye
göre prim ödemelerinde, sabit ücret üzerinden % 150 zamlı saat ücretine göre
hesaplama yapılarak sabit ücrete göre hak kazanılan fazla çalışma ücreti
belirlenir. Ödenen prim miktarının % 50 zam kısmına göre de hesaplama yapılır
ve her iki hesap yöntemi toplanarak fazla çalışma ücreti belirlenir.&nbsp; </p>

<p>Örneğin
işçinin 3.000 TL sabit ücret ve 1.000 TL ortalama prim aldığı durumda 3.000
TL/225 saat x 1,5 x fazla çalışma saat sayısı = A şeklinde sabit ücrete göre
hak kazanılan fazla çalışma ücreti belirlenir. Aynı dönem için ödenen
primlerin, fazla çalışmanın zamsız kısmını karşıladığı kabul edilerek, prim
tutarı için 1.000 TL/225 saat x 0,5 x fazla çalışma saat sayısı = B&nbsp; hesabıyla prime düşen fazla çalışma ücreti
belirlenir. A+B toplamı o dönem&nbsp; için hak
kazanılan fazla çalışma ücretini belirler.&nbsp;
</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;&nbsp;<b>Yurt Dışı Sefer Primi Alacağı</b></span></p>

<p>Yurt
dışı sefer primi işçiye ödenen ücret niteliğindedir, ücretin eki değildir,
tazminata esas ücrette doğrudan dikkate alınır ve yol geçiş ücretleri ve diğer
masraflar için verilen, Türkiye'ye dönüşte belge karşılığı kapatılan avanstan
farklıdır.</p>

<p>Uluslararası
alanda faaliyet gösteren bir tır şoförünün yasal asgari ücretle çalışması
hayatın olağan akışına aykırıdır. Ücreti görünürde asgari ücret ve sefer primi
toplamından oluşması halinde, işçinin ayda kaç sefer yaptığı belirlenerek aylık
sefer primi ile asgari ücretin toplamı üzerinden tazminata esas ücret tespit
edilir.</p>

<p>Bayram/genel
tatil çalışması yurtdışı giriş çıkış kayıtlarına göre belirlenir.</p>

<p>Telafi
izinleri ve yıllık izinleri yalnızca yazılı delille ispat edilebilir.
Kullandırılan yıllık izinler yalnızca yıllık izin defteri veya eşdeğer belge ile
ispat edilebilir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçiye İmzalatılan Belirli Süreli İş Sözleşmesi</b></p>

<p>Belirsiz
süreli iş için kağıt üzerinde belirli süreli iş sözleşmesi imzalanması işin
belirsiz süreli niteliğini değiştirmez.</p>

<p>Yurtdışı
iş sözleşmelerinde projenin sona ermesi sebebi, iş kanunda sayılan haklı fesih
nedenleri arasında değildir ve iş akdinin belirli süreli olduğunu ve
kendiliğinden sona erdirildiğini göstermez.</p>

<p>Belirli
süreli iş sözleşmesi, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun
ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak ve yazılı yapılabilir.</p>

<p>Esaslı
bir neden olmadıkça belirli süreli iş sözleşmeleri birden fazla üst üste
yapılamaz. Belirli süreli iş sözleşmesi yazılı olarak yapılabilir.</p>

<p>Yargıtay
uygulamasında yurtdışı müteahhitlik işlerinde işçi ile işveren arasında yapılan
sözleşmeler belirsiz sürelidir.</p>

<p>Yargıtay’ın
genel görüşü yurtdışı müteahhitlik işlerinde işçiyle işveren arasında yapılan
iş sözleşmelerinin belirsiz süreli olduğudur. Ancak, son içtihat değişikliğine
göre, işçinin ilk defa yurt dışındaki iş kapsamında çalıştırılmak üzere işe
alınması ve işin belli bir süreye bağlı proje bazlı iş olması halinde projenin
süresi ile uyumlu şekilde belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilir. </p>

<p>Taraflar
arasında yapılan iş sözleşmesinin belirli süreli olduğu belirtilmiş ise de iş
ilişkisinin belirli süreli olmasını gerektirir bir delil ibraz edilemediğinde,
iş sözleşmesi belirsiz süreli olarak kabul edilir.</p>

<p>&nbsp;Yurt dışında çalışan Türk işçileri bakımından
Türkiye İş Kurumu aracılığıyla imzalanan sözleşmede süre öngörülmesi,
sözleşmenin belirli süreli olduğunu göstermez.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
Dışında Çalışan İşçinin Bakiye Süre Ücreti Alacağı</b></p>

<p>Belirli
süreli sözleşme yapmak için gereken objektif neden veya yenilemelerde esaslı
neden olmadığı halde, taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi
yapıldığında ve işveren tarafından süresinden önce haklı bir neden olmaksızın
feshine bağlı olarak işçi tarafından bakiye süreye ait ücret isteklerinden
işverenin sözleşmenin belirsiz süreli olduğunun savunulması hakkın kötüye
kullanımıdır.</p>

<p>Bu
durumda işçi yararına talepler bakımından sözleşme belirli süreli olarak
değerlendirilecektir. İşçi bakiye süreye ait ücretleri talep edebilir. İşveren
tarafından süresinden önce haksız feshe bağlı cezai şart istenebilir.</p>

<p>Ancak,
bu durumda işveren ihbar tazminatı talep edemez.&nbsp; </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Belirli
süreli iş sözleşmesinin süre bitiminde kendiliğinden sona ermesi halinde kıdem
tazminatı </b></p>

<p>Bu
tip sözleşmelerde iş sözleşmesinin süresinin sonunda yenilenmeyeceğinin işveren
tarafından bildirilmesi halinde işçinin kıdem tazminatı hakkı doğar. Tabi ki
kıdem tazminatı şartları varsa. Bunun tam tersi, sözleşmeyi yenilemeyeceğini
işçi bildirdiğinde işçinin kıdem tazminatı hakkı doğmaz.&nbsp; </p>

<p>[img border="0" width="643" height="362" src="file:///C:/Users/ALI/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image005.jpg" v:shapes="image3.jpg"&gt;

</p><p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin Açacağı Davanın Türü Belirsiz Alacak Davası</b></p>

<p>İşçilik
alacaklarının işyeri kayıtlarının incelenmesi ile yargılama ve bilirkişi hesabı
gerektirmesi nedeniyle talep tam belirlenebilir nitelikte olmaz, bu durumda
davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında işçinin hukuki yararı
bulunur.</p>

<p>Belirsiz
alacak davası, kısmen eda davasıyla birlikte külli tespit davası olarak
açılabilir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin Açacağı Kısmi Eda Külli Tespit Davası</b></p>

<p>Kısmi
eda külli tespit davasının açıldığı anda alacağın tamamı için zamanaşımı
kesilir. Yargılama sırasındaki işleminden veya hâkimin her kararından sonra
yeniden işlemeye başlayacağından yargılama sırasında alacağın zamanaşımına
uğradığından söz edilemez.</p>

<p>Bu
nedenle yargılama sırasında arttırılan taleplere karşı yapılan zamanaşımı defi
sonuca etkili olmaz.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt Dışına
Çıkış Tazminatı Olarak İfade Edilen Kıdem Tazminatı</b></p>

<p>İşverene
ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini
kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı
güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine
karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu
paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve
ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk
Dairesi’nin 10/12/2015 tarih, 2014/20520 Esas 2015/35002 Karar)</p>

<p>Kıdem
tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her
durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi
hükmüne göre, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde,
kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az
bir yıl çalışmış olması gerekir.</p>

<p>Kıdem
tazminatına hak kazanma noktasında en az bir yıllık çalışma koşulu, İş Kanunu
sistemi içinde nispi emredici bir hüküm olarak değerlendirilir. Buna göre,
toplu ya da bireysel iş sözleşmeleriyle, en az bir yıl çalışma süresi işçi
lehine azaltılabilecektir.</p>

<p>İşçinin
işyerinde fiilen çalışmaya başladığı tarih, bir yıllık sürenin başlangıcıdır.
Tarafların iş ilişkisi kurulması yönünde varmış oldukları ön anlaşma bu süreyi
başlatmaz.</p>

<p>İş
sözleşmesinin imza tarihi yerine, fiilen iş ilişkisinin kurulduğu tarihin,
kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yönünden dikkate alınması gerekir.</p>

<p>İşçinin
çıraklık ilişkisinde geçirdiği süreler de kıdem tazminatına esas alınmayacak,
buna karşın deneme süresi kıdemine eklenecektir.</p>

<p>İşçinin
kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık süre, derhal fesihlerde feshin
bildirildiği anda sona erer. Kural olarak fesih bildirimi muhataba ulaştığı
anda sonuçlarını doğurur. Bildirimli fesihler yönünden ise ihbar öneli süreye
dahil edilir.</p>

<p>İşyerinde
çalıştığı sırada almış olduğu istirahat raporlarının kıdem süresine eklenmesi
gerekir. Çalıştığı sırada bir defada ihbar önelini altı hafta aşan istirahat
raporu süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı, kararlılık
kazanmış Yargıtay uygulamasıdır.</p>

<p>İş
sözleşmesinin askıda olduğu süreler de, kıdem süresinden sayılmamalıdır.
Örneğin ücretsiz izinde geçen süreler kıdem tazminatına esas süre bakımından
dikkate alınmaz.</p>

<p>İşçinin
en az bir yıllık çalışması aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerinde geçmiş
olmalıdır. Kural olarak aynı guruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği
haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün değildir.</p>

<p>Ancak
çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında başka
işverenlere hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı
olan işverenler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla
karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Bu
gibi durumlar için&nbsp; “şirketler arasında
organik bağ” dan söz edilerek kıdem tazminatına hak kazanma, hesap tarzı
yönlerinden aralarında bağlantı bulunan bu işverenlerin birlikte sorumluluğuna
gidilir. (Yargıtay 9.HD. 26.3.1999 gün 1999/18733 E, 1999/6672 K.). Bu yolla
kıdem tazminatının hesabında organik bağ çerçevesinde sonuca ulaşma
hedeflenmiştir.</p>

<p>İşçinin
alt işverende geçen hizmet süresinin (işyeri devri ayrık olmak üzere), asıl
işverene ait işyerinde geçmiş olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.</p>

<p>1475
sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da
değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden
birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya
dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları
dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak
kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır.</p>

<p>İşçinin
önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki
defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı
hesabında dikkate alınması mümkün olmaz.</p>

<p>İstifa
etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak
kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem
tazminatı hesabında dikkate alınmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik
işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı
işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem
tazminatı hesaplanmalıdır.</p>

<p>Zamanaşımı
definin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on
yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün
olmaz.</p>

<p>İşçinin
iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı
altında yapılan ödemeler avans niteliğinde sayılmalıdır.</p>

<p>İşçinin
iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri
ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı
hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte
mahsup edilir. (Yargıtay 9.HD. 2008/18826 E, 2008/14859 K).</p>

<p>Yargıtay
uygulaması, kamu kurum ve kuruluşlarından emeklilik sebebiyle ayrılan işçi
yönünden borçlanılan askerlik süresinin de kıdem süresine ekleneceği
şeklindedir.</p>

<p>İşçinin
ölümü halinde de mirasçıların talep edebileceği kıdem tazminatı hesabında
borçlanılan askerlik süresinin dikkate alınması gerekir (Yargıtay HGK. 9.4.2004
gün 2004/9-339 E, 2004/357 K.). O halde kıdem tazminatı, iş sözleşmesi kanunda
öngörülen koşul ve nedenlerle sona eren işçiye veya onun ölümü halinde
mirasçılarına işverence yapılan bir ödemedir.</p>

<p>İşverene
ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini
kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı
güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine
karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu
paraya “kıdem tazminatı” denir.</p>

<p>İşçinin
kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe
göre, işyerinde en az 1 yıllık bir kıdeminin bulunması gerekir.</p>

<p>Ayrıca
sözleşmenin işveren tarafından haklı sebepler dışında feshedilmesi gerekir. İş
akdinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunun ispat
külfeti işverene aittir.</p>

<p>Kıdem
tazminatı 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olan uyuşmazlıklarda, işçinin
çalışma sona erdikten sonra 10 yıllık süre geçmeden işverene ait işyerinde
tekrar çalışmaya başladığı takdirde, fasılalı çalışma tarihleri arasında ve
fesih tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 10 yıllık süre geçmediği için
kıdem tazminatı zamanaşımına uğramaz.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
dışında çalışan işçinin kıdem tazminatı nasıl hesaplanır - Kıdem Tazminatının
Tespiti</b></p>

<p>Kıdem
tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun
32’nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya
para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur.</p>

<p>Buna
göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı,
kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem
tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası
yardımı ya da hayat sigortası prim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler
kavramına dâhil olup, tazminata esas ücrete eklenir. </p>

<p>Kıdem
ve ihbar tazminatı 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olan uyuşmazlıklarda,
işçinin çalışma sona erdikten sonra 10 yıllık süre geçmeden işverene ait
işyerinde tekrar çalışmaya başladığı takdirde, fasılalı çalışma tarihleri
arasında ve fesih tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 10 yıllık süre
geçmediği için kıdem ve ihbar tazminatı zamanaşımına uğramaz.</p>

<p>Yurt
dışında çalışan işçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle
kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans niteliğinde sayılır. İşçinin
iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, işyeri
ya da işyerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanır,
daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin İhbar Tazminatı Alacağı </b></p>

<p>Bildirim
sürelerine uymadan işten ayrılan işçi veya işçinin işine son veren işveren,
bildirim sürelerine ilişkin ücret tutarını karşı tarafa ödemek zorundadır. Bu
ödemeye, ihbarda bulunmamanın tazminatı anlamında "ihbar tazminatı"
denir.</p>

<p>İş
sözleşmesini kendisi fesheden taraf ihbar tazminatı isteyemez. İhbar tazminatı
"zarar" koşuluna bağlı tutulmadan kesin ve götürü bir biçimde
saptanmıştır.</p>

<p>Bu
nedenle, iş sözleşmesini bildirim sürelerine uymadan fesheden kimse karşı taraf
bundan herhangi bir zarar görmese dahi ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olur.</p>

<p>İş
akdinin ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunun ispat
külfeti işverene aittir.</p>

<p>İhbar
tazminatı 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olan uyuşmazlıklarda, işçinin
çalışma sona erdikten sonra 10 yıllık süre geçmeden işverene ait işyerinde
tekrar çalışmaya başladığı takdirde, fasılalı çalışma tarihleri arasında ve
fesih tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 10 yıllık süre geçmediği için
ihbar tazminatı zamanaşımına uğramaz.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçini İş Sözleşmesinin Nasıl Sona Erdiğini İspat Yükü </b></p>

<p>İş
sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona
erdiğinin ispat yükü işverene aittir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin İş sözleşmesinin askıda olması</b></p>

<p>İş
sözleşmesinin askıda olması, işçinin askı süresi içinde başka bir işverenin
emrinde çalışmasına engel değildir. Çünkü işverenin işçisine ücret ödeme borcu,
işçinin de iş görme borcu askı süresince yerine getirilmediği için, işçi
mevsimlik işe tekrar başlayana kadar başka bir işverenin İş Kanunu kapsamına
giren işyerinde çalışabilir.</p><p><br></p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin İş sözleşmesinin feshi</b></p>

<p>İş
akdi önce işçi tarafından haklı sebeple feshedilmesi halinde, işverenin işçi
hakkında tuttuğu devamsızlık tutanaklarının bir önemi kalmaz ve işçinin iş
akdinin feshinden sonra bir hüküm ifade etmez. İşçinin iş sözleşmesinin
feshinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandırmayacak şekilde feshedildiği
ispat yükü işverene aittir.</p>

<p>İş
sözleşmenin feshi, sözleşmenin tarafı olan işçi ya da işverenin tek taraflı bir
irade beyanı (fesih bildirimi) ile sözleşmenin sona erdirilmesidir. Söz konusu
bu irade beyanı, bozucu yenilik doğurucu bir hak olup, iş sözleşmesini geleceğe
etkili olarak sonlandıran bir hukuki tasarruf işlemidir.</p>

<p>Fesih
bildirimi, hak sahibinin bu doğrultudaki iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla
sonuç doğuracağından, karşı tarafın ayrıca kabulüne ihtiyaç bulunmamaktadır.</p>

<p>Kural
olarak fesih bildirimi herhangi bir şekle tabi değildir. Fesih bildirimi yazılı
yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir.</p>

<p>Hatta
bazı durumlarda örneğin işçinin elinden işyeri giriş kartının alınması,
işyerine sokulmaması ya da işçinin devamsızlık yapması gibi hâllerde iş
sözleşmesinin eylemli olarak feshedilmesi de mümkündür.</p>

<p>Dolayısıyla
sözleşmeyi fesheden tarafın, iş sözleşmesini sona erdirme iradesini yeterli
açıklıkta ortaya koyması gereklidir. Fesih bildiriminde bulunma hakkı,
sözleşmenin her iki tarafına yani işçi ve işverene de tanınmıştır. Çünkü,
sonsuza dek uzanıp sona erdirilemeyecek bir iş ilişkisi, tarafların kişilik
haklarına ters düşer (Centel, T.; İş Güvencesi, 1. Baskı, İstanbul 2013, s.
11). Bununla birlikte 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iş
sözleşmesinin ihbar önelli feshi (süreli fesih) ile aynı Kanun'un 24 ve 25. maddelerinde
düzenlenen haklı nedenle derhal fesih hakkı hem işçi hem de işverene tanınmış
iken, 18. maddesinde düzenlenen geçerli nedenle fesih hakkı ise sadece işverene
tanınmış bir haktır.</p>

<p>Genel
olarak mevsimlik çalışmada sezon başlamadan önce işçinin işveren tarafından işe
davet edilmesi gerekmektedir. Askı döneminin bitimi ile yeni sezonda işe davet
edilmeyen işçinin iş sözleşmesi kural olarak işveren tarafından feshedilmiş
sayılır.</p>

<p>Davet
edildiği hâlde işbaşı yapmayan işçinin iş sözleşmesinin ise ya devamsızlık
nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle ya da işçi tarafından feshedildiği
sonucuna varılabilir.</p>

<p>Bununla
birlikte askı dönemi içerisinde iş sözleşmesinin taraflarca her zaman feshi
mümkün olup bunu kısıtlayan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
dışında çalışan işçi fazla mesai Fazla Mesai</b></p>

<p>Fazla
mesai yaptığını ispat yükü işçiye, fazla mesai ücretinin ödendiğini ispat yükü
işverene aittir.&nbsp;Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla
yükümlüdür.</p>

<p>Ücret
bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan
bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir.</p>

<p>Bir
başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı
bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.</p>

<p>Fazla
çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı
gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla
çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık
beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.</p>

<p>Bunun
dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne
alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla
çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla
çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla
çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir.</p>

<p>Ancak,
işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının
bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü
delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda,
işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile
kanıtlaması gerekir.</p>

<p>İşçiye
bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her
ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda,
ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma
yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Haftalık 45
saati aşmayan hallerde (günlük 11 saatin veya gece 7.5 saatin aşılması gibi)
fazla çalışma alacağının hesaplanma yöntemi</b></p>

<p>&nbsp;Yurt dışında haftalık çalışma süresinin 45
saati aşmadığı ancak günlük 11 saati aşan ve gece çalışmaları ile ağır ve tehlikeli
işlerde 7.5 saatlik çalışma sınırını aşan çalışmalar fazla çalışma olarak
değerlendirilmektedir. Bu yasak çalışmaların karşılığı % 50 zamlı olarak (saat
ücretinin % 50 fazlasıyla) ödenmelidir.</p>

<p>Salt
haftalık 45 saat olan çalışma süresinin aşılmadığından ve fazla çalışmanın
zamsız kısmının maktu aylık ücret içinde ödendiğinden söz edilerek saat
ücretinin yarısı üzerinden hesaplamaya gidilemez.</p>

<p>[img border="0" width="643" height="362" src="file:///C:/Users/ALI/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image006.jpg" v:shapes="image2.jpg"&gt;

</p><p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışında Çalışan
İşçinin Fazla çalışma alacağının ispatı</span></b></p>

<p>Gerek
mülga 1475 Sayılı İş Kanunu, gerekse hâlen yürürlükte bulunan 4857 Sayılı İş
Kanunu'nda fazla çalışmanın ispatı ile ilgili olarak özel bir hüküm
bulunmamaktadır.</p>

<p>Bu
nedenle söz konusu çalışmaların ispatı genel hükümlere tabidir. 4721 Sayılı
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm
bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını
ispatla yükümlüdür.”</p>

<p>Dolayısıyla
fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi kural olarak, bu iddiasını ispat etmek
zorundadır. İşçinin imzasını taşıyan bordro, sahteliği ispat edilinceye kadar
kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri
sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının
ödendiği varsayılır.</p>

<p>Fazla
çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı
gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla
çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların
dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.</p>

<p>Bunun
dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne
alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla
çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışında
Çalışan İşçinin Açacağı Davada</b> <b>Taleple Bağlılık</b></p>

<p>Taleple
bağlılık ilkesi uyarınca, dava konusunu (müddeabihi) davacı belirler. Mahkeme
ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Davacının talep
etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Mahkemece talepten daha azına karar
verilebilir.</p>

<p>Fazla
çalışma ve genel tatil alacaklarından indirim yapılması konusunda yasal bir
düzenleme bulunmamaktadır. Bu uygulama Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile
benimsenmiştir.</p>

<p>Yargıtay
kararlarında istikrarlı olarak işçinin uzun süre aynı şekilde çalışmasının
hayatın olağan akışına aykırı olacağı, işçinin izinli, mazeretli ve tatil
günlerinde dinlenme hakkını kullanmadan yıllarca sürekli çalıştığının düşünülemeyeceği
göz önüne alınarak hüküm altına alınan fazla çalışma alacağından dosya
içeriğine uygun bir indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.</p>

<p>Aksine
bir kabul yani “takdiri indirim” adı altında indirim oranın tamamen mahkemece
takdir edilmesi gerektiği düşüncesi, uygulama ile varılmak istenen amaç ile
bağdaşmayacağı gibi işçinin hakkına ulaşamaması tehlikesine de yol
açabilecektir. İşçinin, ulusal bayram ve genel tatil günleri, yıllık izinli,
mazeret izinli vs. sebeple çalışamadığı günler yılın yaklaşık olarak 1/3'üne
tekabül ettiğinden kural olarak yapılacak indirimde bu oranın esas alınması
isabetli olacaktır.</p>

<p>Ancak
işçinin hesaplanan fazla çalışma ve tatil çalışmalarında yıllık izin, mazeret
izni ve tatil günleri dikkate alınmış ise indirimin daha az oranda yapılması
gerekecektir.</p>

<p>Fazla
çalışma ve genel tatillerde çalışma iddiasının takdiri delil ile kanıtlanması
durumunda indirim yapılır.</p>

<p>Buna
karşın, fazla çalışmanın işçinin günlük ve haftalık çalışma saatlerini gösteren
işverenden sadır olan yazılı delillere (puantaj kaydı, araç takip kayıtları
gibi) göre kanıtlanması halinde ise indirim yapılmamaktadır. (Yargıtay 9.HD.
9.12.2004, 2004-11620 / 2004- 27020)</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
Dışında Çalışan İşçinin alacaklarını somutlaştırma yükünü yerine getirmemesi ve
dava dilekçesinde kıdem tazminatı hesabında dikkate alınacak hesaplama
unsurları hakkında bir iddiada bulunmaması halinde tanık anlatımlarında geçen
unsurların dikkate alınıp alınmayacağı</b></p>

<p>6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119.maddesine göre, davacının iddiasının
dayanağı olan bütün vakıalarını sıra numarası altında açık özetlerini dava
dilekçesinde belirtmesi gerekir. İhbar ve kıdem tazminatı hesabına esas
giydirilmiş ücret bakımından davacının dava dilekçesinde somutlaştırma yükümünü
yerine getirmemesi halinde ücrete ilaveten işçiye sağlanan para veya para ile
ölçülmesi mümkün akdi menfaatlerin, salt davacı tanıklarının beyanları esas
alınarak tazminata esas ücrete eklenmesi mümkün değildir.&nbsp; </p>

<p>Kanundan
doğan menfaatler ile işveren tarafından düzenlenen yazılı delillerden anlaşılan
veya davalı tanıkları tarafından da doğrulanan, ücret dışında işçiye sağlanan
para veya para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerin giydirilmiş ücrete eklenmesi
için dava dilekçesinde açık talep şartı aramaz.&nbsp;
</p>

<p>Dava
dilekçesinde ücret dışında başkaca sosyal hak olmadığı yönünden açık kabul
halinde taleple bağlılık kuralına göre sadece temel ücrete göre hesaplama
yapılır.&nbsp; </p>

<p><b>Yurtdışında Çalışan İşçinin Kıdem Tazminatı Hakkı </b></p>

<p>Yurtdışına
giden çoğu işçiye 1 yıllık, 2 yıllık gibi belirli süreli iş sözleşmesi
imzalatılmakta, sözleşme belirli süreli olduğu için iş bitiminde de kıdem
tazminatı hakkı yok diye işçiye kıdem tazminatı ödenmemektedir. </p>

<p>Halbuki,
İş Kanunu uyarınca asıl olan taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin
belirsiz süreli oluşudur. Yargıtay’ın genel görüşü yurtdışı müteahhitlik
işlerinde işçiyle işveren arasında yapılan iş sözleşmelerinin belirsiz süreli
olduğudur. </p>

<p>Bu
nedenle, işçi 1 yılı aşan sürede çalışmışsa ve kendinden kaynaklanmayan
sebeplerle iş sözleşmesi sona ermişse işverenden kıdem tazminatı hakkı doğar. </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışındaki İşçinin Gerçek Ücretinin,
Maaşının Tespiti </span></b></p>

<p>Aylık
ücret miktarı, ücret miktarını ispat yükü işçide olup, bu ispatlandıktan sonra
ödenme yapılıp yapılmadığını ispat yükü de işverendedir. </p>

<p>İşçinin
yaptığı iş, kıdemi, bordro içerikleri ve emsal ücret araştırması yapılır.
Bunlar gözetilerek işçinin ücreti ortaya çıkarılır, işçilik alacakları buna
göre belirlenir. Esasen yurt dışında çalışan işçinin kıdem tazminatı nasıl
hesaplanır? sorusunun da cevabı gerçek ücretin ortaya çıkarılmasıyla
hesaplanır. </p>

<p>Yurtdışında
çalışan işçi alacağı için emsal bir kararda, “işçi işveren ait yurtdışı işyeri
olan deri atölyesinde makineci olarak çalışmıştır. Yurt dışı işyerinde vasıflı
bir işçinin 1.200,00 TL net ücretle çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına
uygun değildir. Nitekim Dairemiz incelemesinden geçen ... Mahkemesi'nin
2013/... Esas, 2014/... Karar sayılı (...) emsal dosyada aynı işverene ait aynı
işyerinde çalışan işçinin ücreti 3.000 dolar kabul edilmiştir. Emsal dosya ve
delillere göre davacının 2.500,00 USD ücretle çalıştığı kabul edilmeli ve
bilirkişinin 2.500 dolar üzerinden yaptığı hesaba göre belirlenen alacakları
hüküm altına alınmalıdır”, şeklinde karar verilmiştir. </p>

<p>Başka
bir kararda, “Davacının imzasını içermeyen aylık ücret bordrolarında saat
ücreti ile temel ücret hesabı dışında fazla çalışma, hafta tatili ile bayram
genel tatil ücreti gibi tahakkuklara yer verilerek davacının banka hesabına
yatan tutar ile uyumlu bir tahakkuka gidilmiştir. Oysa kimi ücret bordrolarında
fazla çalışma, hafta tatili ile bayram genel tatil ücreti gibi tahakkuklar
bulunmasa da ödeme hep 900 Euro üzerinden gerçekleşmiştir. İşçinin yurt dışında
harcaması için elden verilen bir miktar da dikkate alındığında somut
uyuşmazlıkta davacı işçi 1100 Euro aylık ücret aldığını kanıtlamış durumdadır.
Davalı işveren işçinin imzasını içermeyen ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan
bordrolarla temel ücreti bölmek suretiyle diğer işçilik alacaklarının da
ödendiği şeklinde bir uygulama geliştirmiştir. İşçinin banka hesabına yapılan
ödemelerde maaş açıklaması dışında başka bir bilgiye yer verilmemiştir. Böyle
olunca davacının aylık temel ücretinin 1100 Euro olduğu kabul edilmeli ve
bordroların fazlaçalışma ile hafta tatili ve genel tatil tahakkuklarını
içermediği sonucuna varılmalıdır. Gerekirse bu esaslar dahilinde bilirkişiden
yeniden rapor alınmalı ve mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutularak tazminat
ve alacaklar hüküm altına alınmalıdır”</p>

<p>Diğer bir kararda
“Davacının imzasını içermeyen aylık ücret bordrolarında saat ücreti ile temel
ücret hesabı dışında fazla çalışma, hafta tatili ile bayram genel tatil ücreti
gibi tahakkuklara yer verilerek davacının banka hesabına yatan tutar ile uyumlu
bir tahakkuka gidilmiştir. Oysa örneğin 2007 yılı içinde kimi ücret
bordrolarında fazla çalışma, hafta tatili ile bayram genel tatil ücreti gibi
tahakkuklara değişen miktarlarda yer verilse de bordro sonucu hep net 1485 USD
üzerinden gerçekleşmiştir. İşçinin yurt dışında harcaması için elden verilen
bir miktar da dikkate alındığında somut uyuşmazlıkta davacı işçi 1700 USD aylık
ücret aldığını kanıtlamış durumdadır. Davalı işveren işçinin imzasını içermeyen
ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bordrolarla temel ücreti bölmek suretiyle
diğer işçilik alacaklarının da ödendiği şeklinde bir uygulama geliştirmiştir.
İşçinin banka hesabına yapılan ödemelerde maaş açıklaması dışında başka bir
bilgiye yer verilmemiştir. Böyle olunca davacının aylık temel ücretinin 1700
USD olduğu kabul edilmeli ve bordroların fazla çalışma ile hafta tatili ve
genel tatil tahakkuklarını içermediği sonucuna varılmalıdır. Gerekirse bu
esaslar dahilinde bilirkişiden yeniden rapor alınmalı ve mahkemece bir
değerlendirmeye tabi tutularak tazminat ve alacaklar hüküm altına alınmalıdır.
Savunmanın dahi altında kalan ücrete itibarla yapılan hesaba göre karar
verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”</p>

<p>Yine,
“Davacı işçi son aylık ücretinin net 2.160,00 USD olduğunu ileri sürmüş, davalı
işveren 6,63 USD saat ücretini savunmuştur. Bilirkişi hesap raporunda davacının
iddia ettiği ücret ve davalının sunduğu kayıtlardaki ücrete göre seçenekli
olarak tazminat ve alacaklar hesaplanmış, mahkemece davalının sunduğu kayıttaki
ücret üzerinden hesaplanan tazminatlar hüküm altına alınmıştır. Davacının son
dönem ücret bordroları sunulmamakla birlikte sunulan ve imza içermeyen aylık
ücret bordroları (örneğin bordro miktarları değişen tahakkuk içermelerine
rağmen 2006 yılı 5., 6., 7., ve 8. aylar fiks 1.700,00 USD, 2007 yılı 12. ayı
ile 2008 yılı 6., 7., ve 8. aylar fiks 2.300,00 USD'dir.) dikkate alındığında
davacı işçi iddia ettiği ücreti kanıtlamış durumdadır. Bu nedenle, mahkemece
davacının ücreti 2.160,00 USD kabul edilmeli ve bilirkişi raporunun ilgili
hesap seçeneği değerlendirilerek bir karar verilmelidir.” denmiş, benzer bir
başka kararda da "Davacı yurt dışında çalışmıştır. Türkiye İş Kurumundan
davacı işçi ile ilgili bir sözleşme var ise getirtilip değerlendirilmesi
gerekir .Ayrıca, davacının fiilen yaptığı iş ve çalıştığı tarihler bildirilmek
suretiyle ne kadar ücret alabileceği ilgili meslek kuruluşundan sorulmalı ve
alınacak olan yazı tüm dosya kapsamıyla birlikte yeniden bir değerlendirmeye
tabi tutularak, aylık ücretlerle ilgili gerekirse bilirkişiden ek rapor
alınarak sonuca gidilmelidir".</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışında Çalışan
İşçilerin Fazla Mesai Alacağı </span></b></p>

<p>Yurt
dışında çalışan işçi fazla mesai yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla
yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar
kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri
sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının
ödendiği varsayılır.</p>

<p>Fazla
çalışmanın ispatı konusunda yurtdışındaki şantiye ve iş yeri kayıtları,
özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları
delil niteliğindedir. Ancak, çalışmanın bu tür yazılı belgelerle
ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile
sonuca gidilir. İş yerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan
tanıkların anlatımlarına değer verilemez.</p>

<p>Bunun
dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne
alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla
çalışma olup olmadığı araştırılır. </p>

<p>İmzalı
ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi
tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün
değildir. Ancak, işçinin alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi
kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı
her türlü delille söz konusu olabilir.</p>

<p>Buna
karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin
geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı
yazılı delille ispatlaması gerekir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
dışında çalışan işçilerin izin hakları -</b><b><span>Yurtdışında Çalışan
İşçinin Yıllık İzin Alacağı </span></b></p>

<p>Yurt
dışında çalışan işçilerin izin hakları vardır. Bu aynı Türkiye'deki işçilerin
izin hakları gibidir.&nbsp; Buna göre, işe
giriş tarihi itibariyle deneme süresi dâhil bir (1) yılı dolduran işçiler
yıllık izin kullanmaya hak kazanırlar. Bu durumda 1 yıldan 5 yıla kadar (beş
yıl dâhil) olanlara 14 günden, 5 yıldan fazla 15 yıldan az olanlara 20 günden,
15 yıl (dâhil) ve daha fazla olanlara 26 günden az olamaz. Bu süreler
yurtdışına çıkmadan imzalatılan iş sözleşmesiyle arttırılabilir.</p>

<p>Çalışan
İşçinin iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye
kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden
yıllık izin süresine ait ücreti ödenir. Doğaldır ki, yıllık izin hakkının ücrete
dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışına
Sefer Yapan Tır Şoförlerinin Fazla Mesai Ücreti ve Hafta Tatil Ücreti Hakkı </b></p>

<p>Yurt
dışına sefer yapan tır şoförlerinin sadece tanık deliline dayanarak fazla
çalışma ücreti talep etmeleri mümkün değildir. Ancak yazılı delillerin yanında
tır şoförü ile aynı seferde görev başka tanıkların beyanları ile fazla mesai
yapıldığı ispatlanabilir.&nbsp; Tır şoförü ile
aynı seferde görev başka tanıklar yoksa yurt dışına sefer yapan tır
şoförlerinin fazla çalışma yaptıklarını ve hafta tatillerinde çalıştıklarını
yazılı delille ispatlamaları gerekir. </p>

<p>Bu
tür çalışmalarda pasaport, yurda giriş çıkış kayıtları ve&nbsp; takometre kayıtları yazılı delil olarak esas
alınır. </p>

<p>Tüm
bu yazılı deliller uzman trafik bilirkişiye dökümü yaptırılarak hangi
zamanlarda araç kullanıldığı ortaya konulur, dosyadaki tanık beyanları ile
kayıtlar birlikte değerlendirilerek takograf kayıtlarına göre işçinin
yurtdışında bulunduğu dönemlere ilişkin fazla mesai ve hafta tatili talepleri,
fazla çalışma yapıp yapmadığının, hafta tatili ve genel tatil çalışmasının
olup, olmadığı tespit edilerek karar verilir. </p>

<p>Diğer
yandan uluslararası tır şoförleri mesailerini kendileri belirledikleri gibi
günlük tır kullanımıyla ilgili sıkı trafik mevzuatına uymak zorundadırlar. </p>

<p>Avrupa
ülkelerinde hafta tatili günlerinde tır trafiği yasak olduğu için Avrupa
ülkelerine sefer yapan tır şoförleri için salt tanık beyanları ile hafta tatili
çalışmalarının ispatı mümkün değildir. </p>

<p>Tır
şoförleri yurtiçinde veya yurtdışına sefer yapmak olmak üzere iki şekilde
çalışabilirler. Ülke içinde taşımacılık işinde çalışan tır şoförlerinin
ücretleri taraflar arasında temel ücret olarak kararlaştırılabileceği gibi,
sabit ücrete ilave olarak sefer sayısına ya da katedilen kilometre başına
ödenen prim şeklinde gerçekleşebilmektedir.</p>

<p>Uluslararası
alanda çalışan tır şoförlerinin ücretleri genelde asgari ücret ve sefere bağlı
prim esasına göre belirlenmektedir. Bazı işveren uygulamalarında ise garanti
ücret olarak adlandırılan asgari ücret ödenmeyip, sadece sefere bağlı prim
ödemesi yapılmaktadır. Bu ihtimalde de tır şoförünün ücreti salt sefer
primlerinden oluşur.</p>

<p>Sefer
primi, uygulamada harcırah olarak adlandırılmakta ve gidilen ülkeye göre
değişkenlik gösterebilmektedir. Sözü edilen sefer primi, yol geçiş ücretleri ve
diğer masraflar için verilen, Türkiye'ye dönüşte belge karşılığı kapatılan
avanstan farklı olup, tamamen işçiye ödenen ücret niteliğindedir. Yerleşik
Yargıtay kararlarında da uluslararası alanda faaliyet gösteren tır şoförlerinin
yasal asgari ücretle çalışmayacağı kabul edilmektedir.</p>

<p>Uluslararası
taşımacılık işinde çalışan tır şoförünün aylık ücretinin tartışmalı olması
durumunda, tarafların ikame ettikleri delillerle kesin bir sonuca ulaşılamaması
halinde ilgili işçi ve işveren meslek kuruluşları ile gerektiğinde
sendikalardan ücret araştırması yapılmalıdır. İşçinin çalıştığı süre içinde
taşıma işini gerçekleştirdiği ülkeler belirtilerek sefer başına ne kadar ücret
alabileceği belirlenmeli ve dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte
değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilir. </p>

<p>Sefer
primi hesabı yönünden işçinin aylık veya yıllık sefer sayılarının tartışmalı
olması ve bu konunun diğer delillerle kesin olarak kanıtlanamaması durumunda
işçinin yurda giriş ve çıkış kayıtları emniyet birimlerinden getirtilmeli ve
buna göre değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p>Yurtdışı
sefer primi, ücretin eki olmayıp ücret niteliğinde olmakla tazminata esas
ücrette doğrudan dikkate alınır. Ücretin asgari (garanti) ücret ve sefer primi
toplamından oluşması durumunda, işçinin ayda kaç sefer yaptığı belirlenerek
aylık sefer primi ile asgari ücretin toplamı üzerinden tazminata esas ücret
tespit olunur. Yurt dışına çıkış periyodunun değişkenlik göstermesi ve gidilen
ülkeye göre sefer priminin değişmesi halinde, işçinin bir yılda yapmış olduğu
seferlere göre aldığı prim tutarları toplamının bir güne bölünmesi suretiyle
günlük tazminata esas ücret belirlenir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
Dışında Çalışan Türk İşçilerin İşçilik Alacaklarında Hangi Ülkenin Hukuku
Uygulanır?</b></p>

<p>İşveren
şirket tarafından yurt dışı işyerine çalıştırılmak üzere gönderilen ve bu
işveren şirket tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı ile
fazla mesai ve yıllık izin alacaklarında<span>Türk Hukuku uygulanır. </span></p>

<p>Yurt
dışında hizmet alanında faaliyet yürütmek için bulunduğu ülke mevzuatına göre
işyeri açan ve işveren olan Türk vatandaşlarının, bu işyerinde çalışmak üzere
Türkiye'den Türk vatandaşı gerçek kişileri işçi sıfatı ile götürdükleri ve
bunun genelde Türkiye İş Kurumu vasıtası ile yapıldığı bilinmektedir. </p>

<p>Ancak
çoğu zaman Türk vatandaşı işçiler Türkiye bağlantılı şirketler vasıtası ile
kurum kayıtları yerine getirilmeden turist vizesi ile çalıştırmak üzere
götürülmekte ve yurt dışındaki ülke mevzuatı ile kurulan şirket işçisi olarak
çalıştırılmaktadır. </p>

<p>İş
hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık
unsuru taşıyan bu tür uyuşmazlıklarda açıklandığı gibi Türk vatandaşı olan
işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen
kişi yada şirketin yurt dışındaki yabancı şirket ile organik bağı
delillendirildiğinde Türk İş Hukuku uygulanmakta ve organik bağ içinde olan
Türkiye'de kişi veya kişiler işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu
tutulmaktadır.</p>

<p><span>Emsal mahkeme kararına göre</span>“..davacının davalı
şirket tarafından yurt dışı işyerine çalıştırılmak üzere gönderildiği, yurt
dışı işyerinde davalının organik bağ içinde olduğu ve o yer mevzuatına göre
kurulan şirket tarafından çalıştırıldığı anlaşıldığından, iş sözleşmesinin
haksız feshi nedeni ile davalının kıdem ve ihbar tazminatından sorumluluğuna
karar verilmesi isabetli bulunmuştur.”</p>

<p><span>Diğer yandan, bir başka Yargıtay Kararına göre</span>, “5718 sayılı Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku
Hakkında Kanun’’un 1. maddesinin 1. fıkrasında hâkimin Türk kanunlar ihtilafı
kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen
uygulayacağı belirtildikten sonra 4. fıkrasında uygulanacak hukuku seçme imkânı
verilen hallerde taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun
maddi hukuk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Kanunun “kamu düzenine
aykırılık” başlıklı 5.maddesinde “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya
uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm
uygulanmaz gerekli görülen hâllerde Türk hukuku uygulanır” hükmü
düzenlenmiştir. ...Davacı Türk uyruklu ve davalı da Türk Ticaret Sicilinde
kayıtlı işveren olup, millilik ve iş hukukunun emredicilik ilkesi gereğince
kıdem ve ihbar tazminatı hükümlerinde olduğu gibi yıllık ücretli iznin de Türk
Hukuk Mevzuatı uygulanarak belirlenmesi gerekir. Yıllık ücretli izin davacı
temyizi bulunmadığından, usulü kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak Türk
Hukukuna göre değerlendirilip, hesaplanmalıdır”.</p>

<p>Sonuç
olarak Türk İşveren şirket tarafından yurt dışındaki işyerine çalıştırılmak
üzere gönderilen ve bu işveren şirket tarafından çalıştırılan işçiler, Türk
Mahkemelerinde kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve yıllık izin
alacaklarını talep edebilirler. </p>

<p>Bu
bağlamda, Türkiye'deki işveren tarafından resmi ya da gayri resmi bir şekilde
yurtdışındaki bir şirkete gönderilen işçinin&nbsp;
yurt dışındaki çalışması sebebiyle doğan işçilik alacaklarından,
Türkiye’deki işveren şirket sorumludur. Benzer şekilde Türkiye'de çalışırken
işçinin yurt dışında görevlendirilmesi halinde de Yurtdışında çalışan işçinin
maaşlarından ve alacaklarından Türkiye'deki işveren sorumludur. </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurt Dışında
Çalışan İşçinin Davasını döviz üzerinden açılabilmesi.</span></b></p>

<p>Yurtdışına
gönderilen işçin imzaladığı sözleşmede mesai ücretini dolar veya euro üzerinden
imzalamışsa, daha sonra açacağı davayı dolar veya euro üzerinden açılabilir,
işçilik alacakları bu döviz üzerinden talep edilir. Bu nedenle TL üzerinden
açıp da artan döviz kurları karşısında hak edilen işçilik alacaklarının
erimesine müsaade edilemez. </p>

<p>Yabancı
para üzerinden ücret alan işçiler yönünden işçi tarafından talep olması halinde
kıdem tazminatının, ihbar tazminatının, maaş alacağının, yıllık izin alacağının
amerikan doları ya da euro vs. yabancı para cinsinden hesaplanmasına yasal bir
engel yoktur. Buna göre, kıdem tazminatının yabancı para cinsinden hesaplanmasında
önce fesih tarihi itibarıyla kıdem tazminatını tavanının kontrolü bakımından iş
sözleşmesinin feshedildiği tarihteki Türk Lirası üzerinden bir yıllık tutar
belirlenir,&nbsp; tavanı aşması durumunda
tavan üzerinden hesaplama yapılarak yeniden aynı kur hesabıyla yabancı paraya
dönüşümü sağlanır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre mahkeme kıdem
tazminatının<span>yabancı para cinsinden ödenmesine</span> karar verir. </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurt
Dışında Çalıştım Paramı Alamadım Diyen Yurtdışında Çalışan İşçi öncelikli
Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Yurt Dışı teşkilatı ile irtibata geçip
haklarını öğrenmelidir. </b></p>

<p><span>T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı _ Yurt Dışı
Teşkilatı İletişim Bilgileri</span></p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Daha sonra
Dava Açmadan Önce Şu Evrakları Temin Ettiğinde Davasından Daha Hızlı Sonuç
Alabilir. </b></p>

<p>Yurtdışına
gitmeden önce imzaladığı iş sözleşmesi</p>

<p>Şantiyeye
ait işyeri giriş kartı ve fotokopisi</p>

<p>Yurtdışında
ödenen maaşın bordrosu</p>

<p>Yurtdışında
çalıştığını gösteren işverene ait yazılı bir evrak</p>

<p>Yurtdışından
maaşın dolar ya da euro olarak yatırıldığını gösteren banka hesap ekstreleri</p>

<p>Pasaport
fotokopisi</p>

<p>İl
Emniyet Müdürlüğünden alınacak Giriş Çıkış Çizelgesi</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Doğru
Bilinen Yanlışlar </b></p>

<p>Her
dava hakkı yurtdışından işçi döndüğü vakit sona ermez. İşçilik alacakları 5
yıllık zamanaşımına tabidir. İş ne zaman bitmişse zamanaşımı o tarihten
itibaren 5 yıl sonra ancak sona erer.</p>

<p><span>Yurtdışına Türkiye'den götürülen işçiler 1 yılı geçtikten
sonra iş sözleşmeleri belirsiz hale dönüşür</span>.
Süre bitmesiyle kendiliğinden sona ermez. Artık iş bitti, proje bitti kıdem
hakkı yok denemez. Yurtdışına Türkiye'den götürülen işçiler 1 yılı geçtikten
sonra iş sözleşmeleri belirsiz hale dönüşür. Süre bitmesiyle kendiliğinden sona
ermez. Artık iş bitti, proje bitti kıdem hakkı yok denemez. Bu sayede işçi
kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğar.</p>

<p>Yurtdışına
Türkiye'den götürülen işçilerin işçilik alacakları Türkiye'deki Kanununa
tabidir. Bu yüzden Türkiye'deki gibi şartları oluşmuşsa yurtdışına Türkiye'den
giden işçi de kıdem ve ihbar tazminatı hakkına sahiptir.</p>

<p>İşçiye
çalıştığı ülkenin yasaları uyarınca tüm hakları kendisine verilip
verilmediğinin tespit için öncelikle bulunduğunuz yerdeki Arabuluculuk Bürosuna
başvuru yapılabilirsiniz. </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b>Yurtdışından
Dönen İşçi Alacakları İçin Ne Yapmalıdır?</b></p>

<p>Türkiye'ye
döndükten sonra dava öncesinde arabuluculuk zorunlu olduğu için dava açtığı
şirketin bulunduğu ildeki adliyede bulunan arabuluculuk bürosuna başvuru
yapmalıdır. </p>

<p>&#9679;<span>&nbsp; </span><b><span>Yurtdışında Toplu
Olarak İmzalatılan Arabuluculuk Tutanakları Geçersizdir. </span></b></p>

<p>Edindiğimiz
bilgilere göre bazı uluslararası inşaat firmaları kendi avukatını Yurtdışındaki
şantiyeye göndermekte, işçinin arabulucuya usulüne uygun bir başvurusunun
olmadığı halde, toplu olarak yüzlerce işçiye aynı şekilde sırayla şantiyede
belgelerin imzalatılmakta, uçak bileti almayız denilerek işçinin istifa ettiği
gösterilmekte, tazminat ve alacaklarla ilgili olarak delil oluşturulmaya ve
dava açma yasağı oluşturmaya çaba gösterilmektedir.</p>

<p>Böylece
işçilere, sanki hukuken geçerli bir arabuluculuk anlaşma tutanağı varmış gibi
kabul ettirilerek "arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan
konularda dava açılamayacağı” bildirilmektedir. </p>

<p>Halbuki,
tüm bu davalı işverenin usulüne uygun olmayan arabuluculuk eylemleri yapılan
işlemleri geçersiz hale getirmektedir.&nbsp;
Zira, sözde arabuluculuk yapılması geçersizdir.</p>

<p>&#9679;<span>&nbsp;
</span><b><span>Yurt Dışında
Bulunan İşçi İle Yapılan Arabuluculuk Görüşmesi Sonunda&nbsp; İmzalanan Arabuluculuk Anlaşma Tutanağının
Geçersizliği </span></b></p>

<p>Kimi zaman yurt
dışında çalışan işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinde,
kendilerinin belirledikleri bir arabulucu ile uzaktan telekonferans yoluyla
anlaşma görüşmesi yapmaları gerektiği, görüşme yapmadıkları ya da anlaşma
tutanağını imzalamadıkları takdirde, uçak bileti alınmayacağı, Türkiye’ye
gönderilmeyeceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının ödenmeyeceği, ancak
arabulucu ile görüşme yapması ve arabulucuda anlaşılması halinde uçak bileti
alınabileceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının bu koşullarda ödeneceği
tehdit ve zorlamasıyla işçi işveren arasında arabuluculuk görüşmeleri yapıldığı
şikayetleri alınmaktadır.</p>

<p>Ülkemizde 6325 Sayılı
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 22/06/2012 tarih ve 28331 Sayılı
Resmi Gazete’de ilan edilerek yürürlüğe girmesiyle birlikte yabancılık unsuru
taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri
iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla
çözümlenmesinin önü açılmıştır.</p>

<p>Kanundaki tanımıyla
Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde
bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini
anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için
aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm
üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık
eğitimi almış olan tarafsız, bağımsız, Adalet Bakanlığı’nın arabulucular
siciline kayıtlı bir arabulucunun katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen
uyuşmazlık çözüm yöntemidir.</p>

<p>Buna göre yurt dışında
çalışan işçi Türkiye’ye geldiğinde işçilik alacakları konusunda dava açmadan
önce arabulucuya başvurma konusunda işverenle anlaşabilir.</p>

<p>Yurt dışında çalışmış
olan işçi, işçilik alacakları konusunda, arabulucuya başvurmak, süreci devam
ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttirler.
İşçi, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca yurt dışı işveren
firma ile eşit haklara sahiptir.</p>

<p>Arabulucu görevini
özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirirken, yurt dışı işçilik
alacakları konusunda arabuluculuk faaliyeti başladığında tarafların her biri
ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir. Arabulucu,
seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.</p>

<p>Arabuluculuk süreci,
dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya
davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi
konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten
itibaren işlemeye başlar. İşçi, bu arabuluculuk müzakerelerine bizzat katılabileceği
gibi avukatı aracılığıyla da katılabilir.</p>

<p>Tarafların anlaşmaya
varması halinde, arabuluculuk faaliyeti sona erer ve arabuluculuk faaliyeti
sonunda varılan yurt dışı işçilik alacakları konusundaki anlaşmanın kapsamı,
tazmin koşulları, ödeme zamanı gibi şartlar taraflarca belirlenir; anlaşma
belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından
imzalanır.</p>

<p>Arabuluculuk faaliyeti
sonunda yurt dışı işçilik alacakları konusunda anlaşmaya varılması hâlinde,
üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Dolayısıyla,
artık bu anlaşma belgesi hem işçi hem işveren tarafından bağlayıcıdır.</p>

<p>İşte bu noktada,
arabuluculuk sürecinin eşit koşullarda ve tarafsız gerçekleştirilmesi çok
önemlidir. Zira, Arabuluculuk Kanunun İradi olma ve eşitlik başlıklı 3.
maddesine göre “Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek,
sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Taraflar,
gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara
sahiptirler. “</p>

<p>Diğer yandan 6325
Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun Görevin özenle ve
tarafsız biçimde yerine getirilmesi başlıklı 9. maddesine göre “Arabulucu
görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir. Arabulucu
olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek
önemli hâl ve şartların varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle
yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan birlikte talep
ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi
sürdürebilir.Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.”</p>

<p>Adalet Bakanlığı
Arabuluculuk Daire Başkanlığının hazırladığı <span>Arabulucular Etik Kuralları</span>‘nın 4.
maddesinde, arabulucu ile taraflar arasında herhangi bir menfaat ilişkisi veya
çatışmasının bulunmaması gerektiği açıklanmıştır. Arabulucu kendisi tarafından
makul koşullarda bilinebilecek ve tarafsızlığı hakkında şüphe uyandırabilecek
doğmuş veya doğabilecek menfaat ilişkisi veya çatışmasının varlığı halinde
mümkün olan en kısa süre içinde tarafları bilgilendirmelidir.</p>

<p>Yurt dışında çalışan
işçinin iş sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinde, belirledikleri
arabulucu ile uzaktan telekonferansla anlaşma görüşmesi yapmadıkları ya da
anlaşma tutanağını imzalamadıkları takdirde, uçak bileti alınmayacağı,
Türkiye’ye gönderilmeyeceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının ödenmeyeceği,
arabulucu ile görüşme yapması ve arabulucuda anlaşılması halinde uçak bileti
alınabileceği, içerde kalan maaşının ve tazminatlarının bu koşullarda ödeneceği
gibi tehdit ve zorlamalar yukarıda açıkladığımız gibi arabuluculuk
düzenlemelerine uygun değildir. İşçi işverenle eşit koşullarda olmadığı için
gerçek iradesi ile arabulucu ile görüşememektedir. Bu durum, bize göre,
Arabuluculuk Kanunundaki arabuluculuğa ilişkin temel ilkelerden olan iradi olma
ve eşitlik ilkelerinin açıkça ihlalidir.</p>

<p>Diğer taraftan böylesi
durumlarda arabulucu Türkiye’den yurt dışındaki işçiyi aramakta, bu görüşme
sonunda görünürde anlaşma tutanağı düzenlenmekte, bu tutanak işveren tarafından
yurt dışındaki işyerinde işçiye imzalatılıp Türkiye’deki arabulucuya
gönderilmekte, daha sonra da işçiye bu tutanak hiç verilmemektedir. Halbuki,
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun Tarafların anlaşması başlıklı
18. maddesine göre “Arabuluculuk faaliyeti sonunda ….anlaşma belgesi
düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.”&nbsp; “Taraflar .. ile arabulucunun birlikte
imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam
niteliğinde belge sayılır.”</p>

<p>Her ne kadar, işçi
Türkiye’ye geldiğinde imzaladığı anlaşma tutanağını süreçte bağımsız ve tarafsız
olmak zorunda olan arabulucudan temin etme imkanı olsa da, anlaşmanın
imzalandığı zaman yurt dışındaki işçi ile Türkiye’deki arabulucunun tutanağı
birlikte imzalamış olması hali hiç gerçekleşmemektedir.</p>

<p>Diğer yandan her ne
kadar arabuluculuk anlaşma tutanağının hukuki niteliği Arabuluculuk Kanununda
açıkça düzenlenmediği tartışılsa da, Türk Borçlar Kanununun sözleşme özgürlüğü
başlıklı 26. maddesine göre “”Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda
öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.”</p>

<p>Aynı Kanunun Kesin
hükümsüzlük başlıklı 27. maddesine göre de “Kanunun emredici hükümlerine,
ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan
sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir
kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu
hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin
tamamı kesin olarak hükümsüz olur.”</p>

<p>Aynı kanunun Aşırı
yararlanma başlıklı 28. maddesine göre “Bir sözleşmede karşılıklı edimler
arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda
kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak
suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya
sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini
ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini
isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini
öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten
başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş
yıl içinde kullanabilir.”</p>

<p>Bununla birlikte,
Yargıtay’ın bir içtihadına göre işçinin işverenle eşit olmadığı, zorla ve baskı
ile arabuluculuk görüşmelerine katılmış olması, ardından görünürde bir
arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalanmış olması gibi yapılan işlemler geçerli
ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemez. “<i>Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk
görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun,
geçerli bir tutanak düzenlenmediği….için … hukuken geçerli bir anlaşmanın
varlığı</i>” kabul edilemez. (Yargıtay 9. HD. E. 2019/3694 K. 2019/13040 T.
11.6.2019)</p>

<p>Sonuç olarak, yurt
dışında çalışmış olan işçi ile her ne kadar görünürde bir arabuluculuk
faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmış olsa da, yurt dışı işçilik alacakları
konusunda hukuken geçerli bir arabuluculuk görüşmesi ve anlaşması
yapılmadığının mahkeme önünde ileri sürülmesi ve ispat edilmesi halinde,
görünürde yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan konularda
işçilik alacaklarının talep ve dava edilebileceği görüşündeyiz. Buna ilişkin
şöyledir; karar. </p>

<p><b></b></p><p><b><a href="https://www.ahmetcan.av.tr/iletisim.asp?dil=#gsc.tab=0"><span></span></a></b></p><p><a href="https://www.ahmetcan.av.tr/hakkimizda.asp?dil="><span>Av. Ahmet Can&nbsp;</span></a></p><p>Mail &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : <a href="mailto:ahmetcan@ahmetcan.av.tr">ahmetcan@ahmetcan.av.tr</a></p><p>Whatsapp: <a href="http://goo.gl/AiEv8B">0 532 409 18 85&nbsp;</a></p><br><p>Yasal güncellemelerden haberdar olmak için <a href="https://forms.gle/tQVTqrBDGPWTS4Fw6">Abone Olun &nbsp; &nbsp; &nbsp; &#8667;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &#128257;</a></p><br><br><p>Diğer Yazılarımız Ve Kararlar:</p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/i%25C5%259Fe-iade-karar%25C4%25B1-sonras%25C4%25B1-i%25C5%259F-ko%25C5%259Fullar%25C4%25B1nda-aleyhe-de%25C4%259Fi%25C5%259Fiklik-ahmet-can-bcllf/">İşe İade Kararı Sonrası İş Koşullarında Aleyhe Değişiklik: Fiilî Başlatmama Hâli ve Hukuki Sonuçları</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/mesleki-yeterlilik-yoksa-sorumluluk-ka%C3%A7%C4%B1n%C4%B1lmazd%C4%B1r-ahmet-can-ontmf/?trackingId=N3%2ByUFCHTr%2B6CMjtBbR4mA%3D%3D">Mesleki Yeterlilik Yoksa, Sorumluluk Kaçınılmazdır</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/%C3%BCcret-kesme-cezas%C4%B1nda-s%C4%B1n%C4%B1rlar-ve-%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm-%C3%B6nerileri-ahmet-can-opz0f/?trackingId=87I237uLQvawugQI7rNm7A%3D%3D">Ücret Kesme Cezasında Sınırlar ve Çözüm Önerileri</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/i%C5%9Ften-%C3%A7%C4%B1kar%C4%B1lma-durumunda-haklar%C4%B1n%C4%B1z-neler-ahmet-can-pzolf/?trackingId=ogMnnFpRTbO8TvM3hKqlKw%3D%3D">İşten Çıkarılma Durumunda Haklarınız Neler?</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/i%C5%9F%C3%A7inin-prim-talep-hakk%C4%B1-s%C3%BCre-ve-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma-kriterleri-ahmet-can-zfauc/">İşçinin Prim Talep Hakkı: Süre ve Çalışma Kriterleri</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/i%C5%9F-hayat%C4%B1nda-ibraname-ger%C3%A7ekten-her-%C5%9Feyi-siler-mi-ahmet-can-ty8yf/">İş Hayatında İbraname Gerçekten Her Şeyi Siler mi?</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/fazla-mesai-hafta-tatili-ve-ubgt-%C3%BCcretleri-i%C5%9Fverenin-delil-ahmet-can-qswjf/">Fazla Mesai, Hafta Tatili ve UBGT Ücretleri: İşverenin Delil Sorumluluğu ve Tanık Beyanlarının Hukuki Önemi</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/i%C5%9F-hukuku-davalar%C4%B1nda-husumetli-tan%C4%B1k-beyanlar%C4%B1n%C4%B1n-ge%C3%A7erlili%C4%9Fi-can-wmjdf/">İş Hukuku Davalarında Husumetli Tanık Beyanlarının Geçerliliği</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/rekabet-kurulunun-bilim-ila%C3%A7-ve-drogsan-hakk%C4%B1nda-karar%C4%B1-ahmet-can-ye0pf/">Rekabet Kurulu’nun Bilim İlaç ve Drogsan İlaç Hakkında Kararı: İş Gücü Piyasasında Rekabete Aykırı Centilmenlik Anlaşmaları</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/ya%C5%9Fl%C4%B1l%C4%B1k-ayl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-i%C3%A7in-i%C5%9Ften-ayr%C4%B1lma-%C5%9Fart%C4%B1n%C4%B1n-iptali-yarg%C4%B1tay-ahmet-can-sfbnf/">Yaşlılık Aylığı İçin İşten Ayrılma Şartının İptali: Yargıtay Kararları Işığında Yeni Dönem</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/emeklilik-hakk%C4%B1-ve-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1%C4%9F%C4%B1-i%C5%9Ften-ayr%C4%B1ld%C4%B1ktan-sonra-%C5%9Fart%C4%B1n%C4%B1n-can-uneqf/">Emeklilik Hakkı ve "Çalıştığı İşten Ayrıldıktan Sonra" Şartının İptali</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/ger%C3%A7ek-%C3%BCcretin-tespiti-ve-sigortal%C4%B1l%C4%B1k-hakk%C4%B1-%C3%BCzerine-yarg%C4%B1tay-can-zkhlf/">Gerçek Ücretin Tespiti ve Sigortalılık Hakkı Üzerine Yargıtay Kararı: İşçinin Hakları Nasıl Korunur?</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/karar-incelemesi-i%C5%9F%C3%A7i-i%C5%9Fverenin-i%C5%9F-sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-ve-g%C3%BCvenli%C4%9Fi-ahmet-can-9l3qf/">Karar İncelemesi: İşçi, İşverenin İş Sağlığı Ve Güvenliği Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Durumunda İş Sözleşmesini Haklı Sebeple Feshedebilir mi?</a></p><p><a href="https://www.linkedin.com/pulse/yarg%C4%B1-kararlar%C4%B1nda-s%C3%BCrpriz-karar-yasa%C4%9F%C4%B1-ahmet-can-dewgf/">Yargı Kararlarında Sürpriz Karar Yasağı</a></p><p><b><br></b></p><p></p>
<br>
							
							&nbsp;
							<hr><span class="post-meta-comments"><a href="http://www.facebook.com/share.php?u=https://ahmetcan.av.tr/blog-detay.asp?id=17"><i class="fab fa-facebook-f"></i>Paylaş</a></span>
							<br><span class="post-meta-comments"><a href="https://twitter.com/share" target="_blank" data-url="https://ahmetcan.av.tr/blog-detay.asp?id=17"  data-lang="tr" ><i class="fab fa-twitter"></i>Paylaş</a></a>

							</div>  
							<div class="col-lg-3">
							<div class="widget widget-tags">
                            <div class="tags">
							 <a href="blog.asp?tur=24">Yurt Dışı İşçi Alacağı</a>
							
                            </div>
							</div>                              
							</div>
						</div>

                </div>   
            </div>
        </section>	 
	
        <!-- Footer -->


<footer id="footer">
            <div class="footer-content">
                <div class="container">
                    <div class="row" style="background-image: url('images/world-map-dark.png'); background-position: 50% 20px; background-repeat: repeat-x">
						<div class="col-md-4">
                            <iframe src="https://www.google.com/maps/embed?pb=!1m18!1m12!1m3!1d3058.932544598385!2d32.81563013548025!3d39.94289850359378!2m3!1f0!2f0!3f0!3m2!1i1024!2i768!4f13.1!3m3!1m2!1s0x14d34ece33f2597d%3A0x8ccf88ba7b27f21c!2sPak%20Law%20Firm%20%26%20Consultancy!5e0!3m2!1str!2str!4v1735930534351!5m2!1str!2str" width="100%" height="450" style="border:0;" allowfullscreen="" loading="lazy" referrerpolicy="no-referrer-when-downgrade"></iframe>
                        </div>
                        <div class="col-md-4">
                            <div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="fas fa-map-marker-alt"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Adres</h3>
                                <p><strong></strong>Gazi Mah. Erturan Sok. No:5 Yenimahalle, Ankara
                                <hr></p>
								
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-phone"></i></a>
                                </div>
                                <h3>İletişim</h3>
                                <p><strong>Tel:&nbsp;</strong><a href="tel:+905324091885">+905324091885</a>
								<br><strong>Faks:&nbsp;</strong><a href="tel:"></a>
                                    <br><strong>E-Posta:&nbsp;</strong><a href="mailto:ahmetcan@ahmetcan.av.tr">ahmetcan@ahmetcan.av.tr</a> 
                                    <hr>
                                </p>
                            </div>
							<div class="icon-box effect small clean">
                                <div class="icon">
                                    <a href="#"><i class="icon-clock"></i></a>
                                </div>
                                <h3>Çalışma Gün / Saatleri</h3>
                                <p><strong>Hafta İçi</strong>
                                    <br>09:00 - 17:00</p>
                                <p><strong>Cumartesi</strong>
                                    <br></p>
                            </div>
                        </div>
						<div class="col-md-4">
                                    <div class="widget">
                                        <div class="widget-title">Yönergeler</div>
                                        <ul class="list">

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=&id=262">Çerez politikası</a></li>

                                            <li><a href="sayfa-ayrinti.asp?dil=&id=273">Gizlilik Politikası</a></li>
 
                                        </ul>
                                    </div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
            <div class="copyright-content">
                <div class="container">
                    <div class="row">
                        <div class="col-lg-6">
                            <!-- Social icons -->
                            <div class="social-icons social-icons-colored float-left">
                                <ul>
			<li class="social-facebook"><a target="_blank" href="https://www.facebook.com/AvukatAhmetCan"><i class="fab fa-facebook-f"></i></a></li><li class="social-twitter"><a target="_blank" href="https://twitter.com/ahmetcan_av"><i class="fab fa-twitter"></i></a></li><li class="social-linkedin"><a target="_blank" href="https://www.linkedin.com/in/avukatahmetcan/"><i class="fab fa-linkedin"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://maps.app.goo.gl/9khoJuUnC292h1n59g_st=com.google.maps.preview.copy"><i class="fa fa-map-marker"></i></a></li><li class="social-google"><a target="_blank" href="https://wa.me/+905324091885"><i class="fab fa-whatsapp"></i></a></li>
		
								</ul>
                            </div>
                            <!-- end: Social icons -->
                        </div>
                        <div class="col-lg-6">
                            <div class="copyright-text text-center">&copy; 2023 ahmetcan.av.tr</div>
                        </div>
                    </div>
                </div>
            </div>
        </footer>
	        
        <!-- end: Footer -->
		
    </div>
    <!-- end: Body Inner -->
    <!-- Scroll top -->
    <a id="scrollTop"><i class="icon-chevron-up"></i><i class="icon-chevron-up"></i></a>
    <!--Plugins-->
    <script src="js/jquery.js"></script>
    <script src="js/plugins.js"></script>
    <!--Template functions-->
    <script src="js/functions.js"></script>

</body>

</html>