Bayram ve genel tatiller ile hafta tatilleri ücretleri ödenmeyen yurtdışında çalışan işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih hakkı vardır.

Bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalıştırılması karşılığında ek ücret verilmemesi nedeniyle ve işverenin zorlamasıyla istifa ettiğinin bildirildiği, Emniyet Müdürlüğünce gönderilen yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarından davacının bazı milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının tespit edildiği, bunların bir kısmının karşılığının imzalı ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödendiği, 2014 yılı 1-5-7-8.aylardaki genel tatil çalışmalarının ücret bordrolarında tahakkuk ettirildiğinin ve karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, bu haliyle, geniş anlamda ücretleri ödenmeyen davacının 4857 Sayılı Kanun’un 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle derhal fesih hakkının bulunduğu, davacının aldığı avanslar nedeniyle şirkete borcu bulunmasının genel tatil ücreti alacağının varlığını değil, talep edilebilirliğini etkileyen bir durum olduğu anlaşıldığından, kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

Antalya BAM – 9. Hukuk Dairesi

Esas No.: 2019/2690

Karar No.: 2020/663

Karar tarihi: 05.03.2020

DAVACI-KARŞI DAVALI : …. (….)

DAVALI-KARŞI DAVACI : …. NAKLİYAT SAN. TİC. A.Ş.

DAVANIN KONUSU :Tazminat, Alacak (asıl dava)

Tazminat (karşı dava)

Yukarıda mahkemesi ile esas ve karar numaraları yazılı dosya üzerinden verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde “davalı şirketin uluslararası yük taşıyan bir şirket olduğunu, davacının davalı şirket nezdinde 15.01.2013-02.10.2014 tarihleri arasında tır şoförü olarak çalışıp, sabit olarak her ay asgari ücret almak üzere anlaştığını, buna ek olarak ayda ortalama iki kez olmak üzere 650 Euro sefer harcırah primi aldığını, gerçekte davacının aylık en az 3.000,00 TL net ücret alacağını sanarak işe başladığını, hizmet akdinin fesih tarihinde bir Euro karşılığı, Türk Lirası, T.C.M.B. Döviz verilerine göre 2.8709 TL (en düşük) üzerinden hesaplanarak alacaklarını talep ettiğini, hizmet akdini bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerindeki çalışmaları karşılığında ek ücret verilmemesi nedeniyle feshettiğini, hizmet akdinin gerçekte işverenin eylemli feshi neticesinde gerçekleştiğini, davacının da İzmir 20.Noterliğinin 02.10.2014 tarih 15766 yevmiye nolu ihtarnamesi ile iş akdini feshettiğini bildirip alacak ihtarında bulunduğunu, davalının Denizli 3. Noterliğinin 16.10.2014 tarih 29792 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesiyle alacaklarının olmadığını ve haksız olduklarını bildirdiğini, zira işverenin bayram parası veren bir şirket varsa orada çalışmasını, aracı teslim etmesini, istifa dilekçesi yazmasını, istifa dilekçesi yazması durumunda ancak ödeme yapılacağını söylerek davacının işine son verdiğini, hizmet akdi kim tarafından feshedilmiş olursa olsun davacı tarafından kıdem tazminatını hak edecek şekilde sonuç doğurduğunu, davalı cevap ihtarında, bayram mesaileri ve diğer alacaklarının ödendiğini ve bu günlerde çalışabileceğine dair muvafakat yazısı alındığını ileri sürmüşse de, gerçekte ne böyle bir ödeme yapıldığını, ne de bu nevi bir muvafakatname bulunduğunu, iş akdini davacının feshettiği sonucuna varılması durumunda haklı olmasını, işverenin feshettiği sonucuna varılması durumunda haksız fesih yapıldığının kabul edilerek, davacı lehine kıdem tazminatına hükmedilmesini istediklerini, davacının yurt içi ve yurt dışında haftanın yedi günü çalışmak zorunda olduğunu, şirketin araç filosu ve iş hacminin sürekli sefer yapmayı gerektirdiğini, davacının yurtdışında olmadığı zamanlarda yurtiçinde çalıştığını, sefer verilmediği zamanlarda da davalıya ait garaja normal mesaiye gitmek zorunda kaldığını, tüm hizmet süresi boyunca tüm bayram ve genel tatillerde çalışıp, hiç hafta tatili kullanmadığını belirterek, fazla haklarını saklı tutup; 1.000,00 TL brüt kıdem tazminatı, 1.000,00 TL brüt hafta tatili, 500,00 TL brüt bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hizmet akdinin feshinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline”talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesiyle bir takım taleplerini artırmış ve dilekçesini usulünce harçlandırmıştır.

CEVAP-KARŞI DAVA:Davalı vekili cevap dilekçesinde “davacının davalı firmada 15.01.2013 tarihinde şoför olarak asgari ücretle çalıştığını, sefer başına 650 Euro sefer harıcah -prim aldığı ve ayda ortalama iki kez sefere çıktığı hususunu kabul etmediklerini, dava dilekçesinin ikinci bendinde davacı vekilince davacının davalı firmada her ay asgari ücret almak üzere anlaşıldığı hususunun ikrar edildiğini, günümüz ekonomik koşulları gözönüne alındığında söz konusu vasıflardaki bir işçinin aylık ortalama net 2.870,09-3.000,00 TL gibi fahiş bir ücret karşılığında çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından İzmir 20.Noterliğinin 02.10.2014 tarih 15766 yevmiye nolu ihtarı ile bayram ve genel tatillerde çalışması karşılığında ek ücret alamaması nedeniyle davalı firma tarafından istifaya zorlandığı iddiası ile istifa ettiği ve ihtarında yazılı olan bedelin ödenmemesi halinde dava açacağını bildirdiğini, davacının ihtarına cevabi ihtarda bulunulduğunu, davacının davalı işyerinden ne koparsam kardır düşüncesi ile kendi isteği ile haksız olarak feshettiği iş akdinin feshi için haklı gerekçe yaratmak amacında olduğunu, davacının davalı firmaya ihbar olunmaksızın sevk ve idaresinde bulunan aracı haksız ve gerekçesiz bir şekilde bırakarak firmanın taahhüdü olan balık yükünü yüklemediğini, davalı firma araç ile ilgili sabit giderleri ödemiş olmasına rağmen taahhüdünü yerine getirmediğini, akabinde yüklenici firma tarafından anlaşmanın iptal edildiğini, davacının işyerini hiçbir haklı gerekçe olmadan terk ettiği gibi davalı firmayı zarara uğrattığını, buna ilişkin 02.10.2014 ve 10.10.2014 tarihli tutanakların davacının işyeri şahsi sicil dosyasında mevcut olduğunu, davacının iş akdini kendi isteği ile sevk ve idaresindeki aracı yükleme yapıldığı yerde terk edip işini yarıda bırakarak ve kendi isteği ile istifa ederek sonlandırdığını bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığı yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, ihbar önelini yerine getirmeksizin işten ayrılan davacının 4857 sayılı yasanın 17. Maddesi doğrultusunda davalı firmada çalışma süreleri dikkate alındığında 4 haftalık ihbar süresi olduğunu, davacı – karşı davalının işyerini terk ederek zamansız ayrılışının davalı firmayı zarara uğrattığını bu nedenle ihbar tazminatı hakkında karşı dava açmak zorunda kaldıklarını, davacının her ay ortalama iki kez sefere çıktığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira her bir yurtdışı seferinin ortalama yirmi gün sürdüğünü, yolluk harcırahının işçilere verilen maaşlara ek ücret olmayıp yurtdışına çıkan şoförlerin yeme, içme, konaklama ve benzeri ihtiyaçlarını karşılamak üzere, 6245 sayılı Harcırah Kanunundan kaynaklanan ve Yurtdışı Nakliye Sektöründe faaliyet gösteren tüm firmaların sefer öncesinde yurtdışı şoförlerine vermekle yükümlü olduğu harç olduğunu, davalı firmanın da bu sektördeki firmalardan olup, tüm yurtdışı şoförlerine sefere çıkmadan evvel yolluk harcırahı verdiğini, HİGBİT yönetmeliğine göre profesyonel ve ağır vasıta ehliyeti ile taşıt kullananların günlük çalışma süresinin dokuz saati geçemeyeceğini, yurtdışı şoförlerinin ayda bir sefere çıktığını ve bu sefer süresinin en fazla yirmi gün olduğunu, ayrıca yurt dışında cumartesi ve pazar günleri tatil olup, araçların yürüme yasağı bulunduğunu, yurt dışında kurallar çok katı olduğunu, kurallara aykırı hareket edilmesi halinde ödenen cezalar çok yüklü olduğundan yurtdışı nakliye şoförlerinin kurallara riayet ile yükümlü olduklarını, davacının aracı kullanma süresinin HİGBİT e göre dokuz saati geçemediğini, ayrıca yurt dışına nakliye yapan araçların yurt dışında mal teslim ettikten sonra yurt dışından yurt içine götüreceği malların yüklenmesi sırasında da birkaç gün dinlenme imkanlarının olduğunu,davacının hafta tatili kullanmadığı ve tüm bayram ve genel tatillerde çalıştığı yönündeki gerçekle örtüşmeyen beyanlarını kabul etmediklerini belirterek davacı – karşı davalı tarafından açılan davanın reddine, 4857 sayılı Kanunun 17.maddesi uyarınca ihbar önelini yerine getirmeksizin işten ayrılan davacı – karşı davalı hakkında ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte 1.300,00 TL ihbar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini”talep ve dava etmiştir.

Davalı karşı davacı vekili yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesiyle talebini artırmış ve dilekçesini usulünce harçlandırmıştır.

KARŞI DAVAYA CEVAP:Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde “davacının hizmet akdini fesih günü olan 02.10.2014 tarihinde şirket çalışan K2’ya şirketin antetli kağıdına imzalı olarak aracı teslim ettiğini, davalının bu yöndeki beyanlarının HMK 327. Maddesi gereği, ayrıca yargılama gideri ödemesini gerektirdiğini, zira davalının dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, karşı dava dilekçesinin sonuç bölümünde talep edilen ihbar tazminatının miktarının belirtilmediğini, dava değeri dilekçenin ön kısmında belirtilmiş olmasına karşın bu değerin neyin karşılığı olduğu, talebin net mi brüt mü olduğunun açıklattırılması gerektiğini, açıklanmaması durumunda davanın usulden reddini istediklerini, karşı davacının davasında haksız olduğunu, davacının iş akdini önelli olarak feshetmek zorunda olmadığını, dava dilekçesinde belirttikleri sebepler çerçevesinde davalıdan birçok kez haklarını talep ettiklerini, ödenmediği takdirde iş akdinin feshedileceğinin bildirildiğini, ayrıca akdin feshi gününde aracın eksiksiz olarak teslim edilmesi için firma çalışanı istediklerini ve karşı davacının da çalışan K2’yı gönderdiğini belirterek, karşı dava dilekçesindeki usul eksikliklerinin giderilmesini, giderilmediği takdirde davanın usulden reddini, eksiklikler giderildiği takdirde davanın esastan reddine…karar verilmesini” talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece;

“Davacı-Karşı Davalının Davasının REDDİ ile,

1-Kıdem tazminatı talebinin REDDİNE,

2-Hafta tatili ücreti alacağı talebinin REDDİNE,

3-Genel tatil ücreti alacağı talebinin REDDİNE,

Davalı-Karşı Davacının davasının ıslah edilen şekli ile KABULÜ ile,

1- 1.300,00 TL. Bürüt ihbar tazminatının dava tarihi olan 19.01.2016 tarihinden itibaren,

3.132,68 TL. İhbar tazminatının ıslah tarihi olan 27.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacı ya verilmesine” şeklindekarar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karara karşı davacı-karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş sözleşmesinin gerçekte işverenin eylemli feshi neticesinde sonlandığını, buna rağmen davacının İzmir 20. Noterliği’nin 02/10/2014 tarih ve 15766 yevmiye sayılı ihtarıyla sözleşmenin feshini bildirdiğini ve alacaklarını talep ettiğini, iş sözleşmesi kim tarafından feshedilmiş olursa olsun davacı tarafından kıdem tazminatına hak edecek şekilde sonuç doğurduğunu, zira işverenin “bayram parası veren bir şirket varsa orada çalış, aracı teslim et, istifa dilekçesi yaz, istifa dilekçesi yazman durumunda ancak ödeme yapılacak” şeklindeki söylemleri neticesinde davacının işine son verdiğini, davalı tarafça sunulan 02/09/2014 ve 21/01/2014 tarihli belgelerin davacının ücret alacağından kesinti yapılması için alındığı iddia edilen belgeler olduğunu, kendilerinin ücret alacağı taleplerinin olmadığını, bu belgelerden birinin tarihinin davacının bayram alacaklarından önceki tarihli olup, belgelerin talep edilen alacak kalemleri ile ilgisi olmadığını ve mahkemeyi yanıltmak için sunulduğunu, davacı tanıklarının beyanlarının ilk derece mahkemesince atlandığını, zira davacı tanıklarının işyerindeki çalışmalarının 7 gün sürekli olduğunu, hafta tatili ve bayram-genel tatil ücretlerinin de ödenmediğini söylediklerini, karşı davanın reddi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davacının, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshine bağlı olarak hak kazandığını iddia ettiği tazminat ve bir takım işçilik alacaklarının davalıdan tahsili; karşı dava, davalı-karşı davacının, iş sözleşmesinin haksız ve ihbar önelsiz feshine bağlı olarak hak kazandığını iddia ettiği ihbar tazminatının davacı-karşı davalıdan tahsili talebinden ibarettir.

HMK’nın 355.maddesi uyarınca, kamu düzenini ilgilendiren ve re’sen istinaf nedeni yapılmasını gerektiren başkaca hususlar bulunmadığından, ileri sürülen istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;

Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işverene gönderdiği 02/10/2014 tarihli noter ihtarnamesinde bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalıştırılması karşılığında ek ücret verilmemesi nedeniyle ve işverenin zorlamasıyla istifa ettiğinin bildirildiği, Emniyet Müdürlüğünce gönderilen yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarından davacının bazı milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının tespit edildiği, bunların bir kısmının karşılığının imzalı ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödendiği, 2014 yılı 1-5-7-8.aylardaki genel tatil çalışmalarının ücret bordrolarında tahakkuk ettirildiğinin ve karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, bu haliyle, geniş anlamda ücretleri ödenmeyen davacının 4857 Sayılı Kanun’un 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle derhal fesih hakkının bulunduğu,davacının aldığı avanslar nedeniyle şirkete borcu bulunmasının genel tatil ücreti alacağının varlığını değil, talep edilebilirliğini etkileyen bir durum olduğu anlaşıldığından, kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuş ve davacı-karşı davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmüştür.

Her ne kadar, davacıya avans verildiğine dair belgeler sunulmuş ise de, davalı işveren elinde bulunan bordroları veya ödeme belgelerini sunmadığından ve davacıya verilen avansın ücretinden kesilip kesilmediği anlaşılamadığından, mevcut alacaklarından mahsup yapılması yerinde görülmemiş; yurt dışı çıkış-giriş kayıtlarından, davacının tahakkuk yapılmayan ve ücreti ödenmeyen bir kısım milli bayram-genel tatil çalışmalarının olduğu anlaşıldığından, milli bayram-genel tatil çalışma ücreti alacağı talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi de isabetsiz bulunmuş ve davacı-karşı davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf başvurusu da yerinde görülmüştür.

Davacı hafta tatillerinde çalıştığını ispat edemediğinden, bu alacak talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış; davacı tarafın bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Davacının haklı nedenle derhal fesih hakkını kullandığı tespit edildiğine göre, davalı-karşı davacının ihbar tazminatı talebinin reddedilmesi gerekeceği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yargılamada eksiklik bulunmadığından ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle,

  1. A) Davacı-karşı davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarıncaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASINA,
  2. B) 1.Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİ İLE,
  3. a) – 5.424,46 TL brüt kıdem tazminatının fesih tarihinden (02/10/2014’ten) itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizle,

– 185,07 TL brüt milli bayram-genel tatil çalışma ücreti alacağının dava tarihinden (16/12/2015’ten) itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, yasal kesintilerin infaz sırasında gözetilmesine,

  1. b) Hafta tatili çalışma ücreti ile fazlaya ilişkin milli bayram-genel tatil çalışma ücreti alacağı taleplerinin reddine,

2.İhbar tazminatına ilişkin karşı davanın REDDİNE,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 Sayılı Kanun’un 9.maddesi atfıyla 6100 Sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/03/2020

Av.Arb.Ahmet Can 

İletişim Bilgilerimiz

WhatsApp : 0 532 409 18 85 

Mail : ahmetcan@ahmetcan.av.tr 

Web : www.ahmetcan.av.tr