6306 sayılı Kanun kapsamında inşa edilen bir binadaki bağımsız bölümün hak sahibi müteahhit şirketten daire alan tüketicinin ödediği tapu harcı harçtan müstesna olduğu için tapu devir işleminde ödenen harç geri alınabilir.

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 57. maddesinde “Tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanlar, tapu ve kadastro harçlarına tabidir.” hükmü yer almış, (4) sayılı tarifenin 20 (a) bendinde ise, gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden devreden ve devralanın ayrı ayrı nisbi harç ödeyeceği kurala bağlanmıştır. 

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun, “Amaç” başlıklı 1. maddesinde: “Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.” hükmü yer almış, 3’üncü maddesinde, riskli yapıların tespitinin, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılarak sonucunun Bakanlığa veya İdareye bildirileceği, Bakanlığın, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden   veya kanuni temsilcilerinden isteyebileceği, verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitlerin Bakanlıkça veya İdarece yapılacağı veya yaptırılacağı, Bakanlığın, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebileceği, Bakanlıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebileceği, bu itirazların, teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanacağı, riskli yapıların, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere Bakanlık veya İdare tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirileceği, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler hakkında, ilgili tapu müdürlüğünce ayni ve şahsi hak sahiplerine bilgi verileceği kurala bağlanmıştır.

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 7/9. maddesinin uyuşmazlık konusu devir tarihindeki halinde; “Bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır.” denilmektedir.

6306 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak 15.12.2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16. maddesinin 9’uncu fıkrasında, “Kanun uyarınca; (a)İlgili kurum veya gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı,belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaftır. (ç) İlgili kurum ile uygulama alanındaki yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan; 1) Uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri… Kanun uyarınca yapıldığından, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak; noterler, tapu ve kadastro müdürlükleri, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde Kanun uyarınca yapılan diğer işlemler hakkında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Buna göre, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olduğu tespit edilen taşınmazların, Kanun’un 7/9. maddesinin uyuşmazlık konusu devir tarihindeki hükmünde ve Uygulama Yönetmeliği’nin 16’ncı maddesinin 9’uncu fıkrasında belirtildiği üzere, dönüşüme tabi tutulmadan önceki ilk satışı, devri ve tescili işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemlerinin tapu harcından müstesna olduğu, buna göre anılan Kanun uyarınca yapılan kentsel yenileme uygulamalarının belirtilen istisnadan yararlanacağı sonucu çıkmaktadır.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 7/9. maddesinin ihtilaf konusu işlem tarihindeki hükmü ve Uygulama Yönetmeliğinin 16/9. maddesindeki düzenlemeyle, riskli yapı olduğu usulüne uygun biçimde tespit edilerek 6306 sayılı Kanun kapsamında yıkılıp yeniden inşa edilen yapıların dönüşümden önceki devir ve tescili ile dönüşümden sonraki ilk devri ve tescilinin tapu harçlarından müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu nedenle, 6306 sayılı Kanun kapsamında inşa edilen bir binadaki bağımsız bölümün hak sahibi müteahhit şirketten daire alan tüketicinin ödediği tapu harcı harçtan müstesna olduğu için tapu devir işleminde harç alınması yasal değildir. 

Ödenen Tapu Harcı Tecil Faiziyle Geri İstenebilir. 

15.06.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 14. maddesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen (4) numaralı fıkrası “Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120’nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. 

Ayrıca, 213 sayılı Yasaya eklenen geçici 29. maddede de 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanacağı belirtilmiştir. 

Bu nedenle, yersiz tahsilat tapu harcı ödeyen tüketiciden kaynaklanmadığı için, tahsili hukuka aykırı bulunan tutarın, idarece tahsili tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte iadesi talep edilebilir. 

Danıştay 9. Dairesi

Esas No : 2020/5969

Karar No : 2021/2353

KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı

DAVACI : …..

VEKİLİ : Av. …..

DAVALI : Gelir İdaresi Başkanlığı – ANKARA

VEKİLİ: Av. …..

İSTEMİN KONUSU: Kahramanmaraş Vergi Mahkemesinin 13/11/2019 tarih ve E:2019/397, K:2019/601 sayılı kararının kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacı tarafından, riskli yapı niteliği bulunan ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında inşa edilen bağımsız bölümün satışı sırasında ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ve ödenen tutarın Ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesi istemiyle dava açılmıştır.

Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: Kahramanmaraş Vergi Mahkemesince, 213 sayılı Kanun’a göre düzeltme yolunun, vergiye ilişkin hesaplarda, matrah ve miktar hatası bulunması yahut mükerrer vergi istenmesi şeklinde, vergilendirmede ise mükellefin şahsında, mükellefiyette, verginin mevzuunda ve döneminde yapılmış hataların varlığı halinde izlenebilecek bir idari başvuru yolu olduğu, idareden düzeltilmesi talep edilebilecek vergi hatalarının, kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin, 213 sayılı Kanun’un 3. maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurmadan, ilk bakışta anlayabileceği açıklıktaki vergilendirme yanlışlıkları olduğu, uyuşmazlığın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca riskli yapı olarak belirlenen ilk yapının yıkımı sonrası inşa edilen yeni yapıda bulunan bağımsız bölümlerin ilk satım işleminin, anılan Kanun kapsamında tapu harcından istisna olup olmayacağı hususuna ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünün ise tapu harcına dayanak teşkil eden istemde istisna hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun, gerek 6306 sayılı Kanun gerek bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerinin hukuken yorumlanmasına bağlı olduğu, davacı iddiaları ve bu iddialar çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlığın, herhangi bir kuşku ya da hukuki tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde nitelendirilebilecek açık bir vergi hatası kapsamında olmadığı, davanın esasını oluşturan iddiaların vergilendirme işlemine karşı süresinde açılacak idari davada incelenebilecek hukuki bir ihtilaf niteliğinde olması nedeniyle, uyuşmazlığın, düzeltme ve şikayet kapsamında değerlendirilemeyeceği, benzer nitelikteki uyuşmazlıklara ilişkin Bölge İdare Mahkemelerince verilen nihai kararlarda da farklılık bulunduğu, bu görüş ve yorum farklılığının dahi, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğuna karine teşkil ettiği, bu durumda, 6306 sayılı Kanun uyarınca inşa edilen binanın bağımsız bölümünün satışı esnasında tahsil edilen tapu haremin iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine, davalı idareye yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, kesin olarak karar verilmiştir.

Danıştay Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi hükmü uyarınca, Mahkeme kararının kanun yararına bozulması istenilmektedir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI …..IN DÜŞÜNCESİ:

Davacı tarafından, 6306 Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca ….. parsel numaralı taşınmaz üzerine inşa edilen binanın ….. numaralı bağımsız bölümünün üçüncü kişilere satışı sırasında ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddi yolundaki işlemin iptali ile tapu harcının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı; uyuşmazlığın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca riskli olarak belirlenen yapının yıkımı sonrası inşa edilen yapıda bulunan bağımsız bölümün ilk satış işleminin anılan kanun kapsamında tapu harcından istisna tutulup tutulmayacağı hususuna ilişkin olduğu, çözümünün ise; gerek 6306 sayılı Kanunun, gerekse bu kanunu dayanılarak yayımlanan Yönetmelik hükümlerinin yorumlanmasına bağlı olduğu ve açık bir vergilendirme hatası kapsamına girmediği, öne sürüten iddiaların vergilendirme işlemine karşı süresinde açılacak bir davada incelenebilecek hukuki bir ihtilaf olması nedeniyle, düzeltme ve şikayet kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle reddeden, Kahramanmaraş Vergi Mahkemesinin 13/11/2019 gün E:2019/397, K.2019/601 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu Öne sürülerek davacı vekili tarafından kanun yararına temyiz edilmesi istemiyle Danıştay Başsavcılığına yapılan başvuru üzerine konu incelendi:

492 sayılı Harçlar Kanunun “Mevzuu” başlıklı 57’inci maddesinde; tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı Tarifenin 20 (a) fıkrasında da, gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden devir eden ve devir olan için ayrı ayrı nispi harç ödeneceği hükme bağlanmıştır.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 1’inci maddesinde; bu Kanunun amacının, afet riski altındaki alanlar ite bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanunun 7’nci maddesinin 9’uncu fıkrasının uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan halinde ise; bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem sözleşme, devir ve tesciller ite uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olacağı hükmüne yer verilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 116’ncı maddesinde; vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasının vergi hatası olduğu, vergilendirme hatalarını düzenleyen 118’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında da; açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler özerinden vergi istenmesi veya alınmasının mevzuda hata olduğu hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yazılı yasa hükümlerinin birlikte değerlerdirilmesinden; ivaz karşılığında devir ve iktisabı tapu harcına tabi olan gayrimenkullerin 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak devir ve tescillerinin vergi ve harçtan müstesna olduğu, vergiden istisna olan işlemlerden vergi alınmasının da mevzuda hata kapsamına girdiğinin kabulü gerekmektedir.

Davaya konu edilen tapu harcının, riskli yapı niteliğindeki taşınmazın yıkılarak 6306 sayılı Kanun kapsamında yeniden inşası sonrasında oluşan bağımsız bölümünün ilk satışına ilişkin olduğu, kentsel dönüşüm uygulamasının; 6306 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen amacının gerçekleştirmeye yönelik olması nedeniyle, uygulama sonrasında inşa edilen konutların üçüncü kişilere ilk satış işlemlerinin de bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve anılan Kanunun 7’nci maddesinin 9’uncu fıkrası uyarınca vergi ve harçtan müstesna olduğu sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 15/06/2012 tarihli, 28324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 6322 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 112’nci maddesinin dördüncü fıkrasında; fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ adiliği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120’nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği, aynı Kanunun Geçici 29’uncu maddesinde de; bu Kanunun 112’nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesine uygulanacağı hükmü yer almıştır.

Olayda, davacı tarafından satışı yapılan taşınmaza ilişkin olarak 03/10/2016 tarihinde ödenen tapu harcının kapsamında olması nedeniyle, yersiz olarak tahsil edilen harç tutarının 213 sayılı Kanunun 112’nci maddesinin 4’üncü fıkrası uyarınca tecil faiziyle birlikte ödenmesi gerekmektedir.

Bu durumda, davaya konu edilen taşınmaz satışına ilişkin olarak ödenen tapu harcı istisna kapsamında olduğundan, vergiden istisna olan işlemlerden vergi alınmasının da mevzuda hata kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, davanın bu gerekçeyle kabulü ite tahsil edilen harcın, 213 sayılı Kanunun 112’nci maddesinin 4’üncü fıkrası uyarınca tecil faiziyle birlikte iadesi gerekirken, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında kabul edilebilecek bir vergi hatası bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine yönelik olarak verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; aksi yolda verilen ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan Kahramanmaraş Vergi Mahkemesinin 13/12/2019 gün E:2019/397, K:2019/601 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51’inci maddesi uyarınca kanun yararına temyiz edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …..’IN DÜŞÜNCESİ: 6306 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrasının uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan halinde yer verilen düzenleme uyarınca, Kanun kapsamında yapılacak devir ve tescillerin vergi ve harçtan istisna olması nedeniyle, söz konusu işlemlerden vergi alınması durumu mevzuda hata kapsamında değerlendirileceğinden ve dava konusu taşınmazın satışına ilişkin ödenen tapu harcının da istisna kapsamında olması itibarıyla olayda vergi hatası bulunduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY:

Davacı tarafından, riskli yapı niteliği bulunan ve 6306 sayılı Kanun kapsamında inşa edilen bağımsız bölümün üçüncü kişiye satışı sırasında ödenen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin İptali ve ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle iadesi istemiyle dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 57. maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanun’a bağlı (4) sayılı Tarife’de yazılı olanların tapu ve kadastro harçlarına tabi olacağı, (4) sayılı Tarife’nin 20 (a) fıkrasında ise, gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabında, gayrimenkulun beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere, emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

16/05/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının, afet riski altındaki alanlar ite bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiştir. Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrasının uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan halinde ise; bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ite uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olacağı ifade edilmiştir.

Diğer yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde vergi hatasının, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden, haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olduğu belirtilmiş, vergilendirme hatalarını düzenleyen 118/3. maddesinde, açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasının, mevzuda hata olduğu düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabının tapu harcına tabî olduğu, ancak 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak devir ve tescillerin vergi ve harçtan istisna olduğu, vergiden istisna olan işlemlerden vergi alınmasının ise mevzuda hata olduğu ve dava konusu taşınmazın satışına ilişkin ödenen tapu harcının istisna kapsamında değerlendirilmesi halinde olayda vergi hatası bulunduğunun da kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Olayda; dava konusu tapu harcının, riskli yapı niteliği taşıyan taşınmazların yıkılarak 6306 sayılı Kanun kapsamında yeniden inşası sonrasında oluşan bağımsız bölümün ilk satışına ilişkin olduğu, kentsel dönüşüm, uygulamasının, 6306 sayılı Kanun’un amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğu, uygulama sonrasında inşa edilen konutların üçüncü kişilere ilk satış işlemlerinin de bu Kanun kapsamında değerlendirilmesi suretiyle, anılan Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrası uyarınca vergi ve harçtan istisna olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin ödenen tapu harcı istisna kapsamında olduğundan ve vergiden istisna olan İşlemlerden vergi alınması mevzuda hata olarak değerlendirildiğinden, davanın reddine yönelik Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne,

2. Kahramanmaraş Vergi Mahkemesinin 13/11/2019 tarih ve E:2019/397, K:2019/601 kararının, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca, hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. Kararın birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasına, 31/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.