Yurt Dışı Çalışmasında, Ücretin Brüt Tutarının Nasıl Tespit Edilmesi Gerektiği Sorunu Bakımından Yurt Dışında Çalışan İşçinin Yurt İçinde Çalışan İşçiler Gibi Brüt Ücretinin Belirlenmesi Mümkün değildir.

Yurt Dışı Çalışmasında, Ücretin Brüt Tutarının Nasıl Tespit Edilmesi Gerektiği Sorunu Bakımından Yurt Dışında Çalışan İşçinin Yurt İçinde Çalışan İşçiler Gibi Brüt Ücretinin Belirlenmesi Mümkün değildir.
YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2016/32218 K. 2017/25251 T. 21.11.2017
DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21/11/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- )Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- )Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının saat ücretinin 3,50 … Doları olduğu iddia edilmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, tanık beyanı ve emsal ücret araştırması sonucu değerlendirilerek, aylık ücretin brüt 900,00 … Doları olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki, davacı asilin, duruşmada alınan beyanında son ücretinin 4.000,00 Riyal olduğunu ifade ettiği anlaşılmaktadır. İşyeri kaydında da ücretin …Riyali para birimi olarak belirlendiği ve saat ücretinin 14,50 …Riyali olarak gösterildiği görülmektedir. Bu halde, davacının son ücretinin …Riyali para birimi olduğu esas alınmalı ve dosya kapsamındaki deliller yeniden değerlendirilerek aylık ücret miktarı noktasında bir sonuca gidilmelidir.Diğer taraftan, ücretin brüt tutarının nasıl tespit edilmesi gerektiği sorunu bakımından; yurt dışında çalışan işçinin, yurt içinde çalışan işçiler gibi brüt ücretinin belirlenmesi mümkün değildir. Bu noktada özellikle davacı işçinin 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen topluluk sigortasından yararlanıp yararlanmadığı ile 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 6. madde hükümleri de dikkate alınarak isteğe bağlı sigortalılık durumunun ne olduğu belirleyici olacaktır. Mahkemece, bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan davacının brüt ücretinin yazılı şekilde tespit edilmesi de hatalı olmuştur.
3- )Eldeki davaya uygulanacak mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 83. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini istiyebilir” hükmü düzenlenmiş olup, alacakların hangi para birimi üzerinden hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı noktasında, davacı taraf, …Riyali ve Türk Lirası arasında tercih hakkına sahiptir. Ancak, alacağının … Doları üzerinden hesaplanması ve hükme bağlanması talebi yerinde değildir. Mahkemece bu yönün dikkate alınmaması da hatalıdır.
4- )01/08/1997-02/12/1998 tarihleri arasındaki çalışma dönemi hakkında, Türkçe düzenlenmiş belgede, miktarları açıkça yazılmak suretiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacağı tahakkuklarına yer verildiği; belgede yazılı tahakkuk bedelinin toplamının davacının banka hesabına ( İş Bankası … Şubesi … numaralı ) 15/01/1999 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır.26/03/1999-13/05/2000 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından da, Türkçe düzenlenmiş belgede, miktarları açıkça yazılmak suretiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti tahakkuklarına yer verildiği; belgede yazılı tahakkuk bedelinin toplamının davacının banka hesabına ( Garanti Bankası … Şubesi … numaralı ) 25/07/2000 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar nazara alındığında, belirtilen 01/08/1997-02/12/1998 tarihleri arasındaki ve 26/03/1999-13/05/2000 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından tasfiye esasının benimsenmesi gerekirken, aksi yönde kabulle tahakkuk belgelerinin ve banka ödeme kayıtlarının dikkate alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
5- )Mahkemece, davacıya onaltı yılı aşkın çalışma süresi boyunca yıllık izin sürelerinin kullandırılmadığı kabul edilerek, yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Öncelikle, yurda giriş çıkış kayıtları nazara alınarak, davacının yurt dışındaki çalışma tarihleri içerisinde Türkiye’de bulunduğu sürelerde, yıllık izinde olup olmadığının tartışılmaması hatalı olmuştur. Diğer taraftan, 1998 yılına ait Türkçe düzenlenmiş işçi imzalı belgede, işçinin 12 işgünü izin kullandığı belirtilmiş olup, bu belgenin dikkate alınmaması hatalıdır. Ayrıca, 26/03/1999-13/05/2000 tarihleri arasındaki çalışma dönemine dair belgede yazılı yıllık izin ücreti tahakkukunun da ( belgede yazılı diğer tahakkuk bedelleri toplamı ile birlikte ), banka hesabına ( Garanti Bankası… Şubesi … numaralı ) 25/07/2000 tarihinde ödendiği anlaşılmakta olup, tahakkuk belgesinin ve banka kaydının dikkate alınmaması da yerinde olmamıştır.
Diğer taraftan, davalı vekilince, ilk defa temyiz aşamasında sunulan, … 23. İş Mahkemesi’nin 2016/1443 esas sayılı davasının 01/11/2016 tarihli celsesine dair suret halindeki tutanağın incelenmesinden, davacı …’nin tanık sıfatıyla ifadesinin alındığı ve “…senelik izinlerini benim gibi düzenli kullanıyorlardı” şeklindeki beyanının zapta geçtiği görülmektedir. Söz konusu celse tutanağı, suret halinde olup, aslına uygunluk onayı içermemektedir. Bu belge, ilk defa temyiz aşamasında dosyaya sunulmuş ise de; hakkı kısmen veya tamamen ortadan kaldırabilecek nitelikteki savunmaların ve buna dair belgelerin yargılamanın her aşamasında hatta temyiz aşamasında dahi dikkate alınması gerektiği Yargıtay’ca kabul edilmektedir. Bu halde, öncelikle, sunulan celse tutanağının aslına uygun olup olmadığı araştırılmalı; aslına uygun bir tutanak olduğunun anlaşılması halinde, “…senelik izinlerini benim gibi düzenli kullanıyorlardı” şeklindeki beyanının davacı açısından bağlayıcı olduğu kabul edilerek sonuca gidilmelidir.
6- )Kabule göre de; bilirkişi raporunda hesaplanan brüt tutardaki kıdem tazminatının “net” ifadesiyle hüküm altına alınması çelişkilidir. İhbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından ise, hüküm altına alınan tutarların net mi brüt mü olduğunun hüküm sonucunda belirtilmemesi, infazda tereddüte yol açacak nitelikte olması sebebiyle yerinde değildir.Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.