Kamulaştırmasız El Atmada Usulsüz Tebligat


YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ E. 2017/23193 K. 2019/1536 T. 7.2.2019
ÖZET : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin tebligatların tümünün aynı adrese çıkartıldığı, kamulaştırma tarihindeki maliklerden birine çıkartılan tebligatların bila tebliğ iade edildiği, diğerine çıkartılan tebligatların ise kime tebliğ edildiği anlaşılamadığından usulsüz olduğu, usulüne uygun kamulaştırma tebligatı yapılmamış kişi açısından kamulaştırma işlemi başlamayacağı gibi taşınmazın hükmen idare adına tescili için 17. madde uyarınca açılan davada yapılan tebligatların kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği ve kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesi ile, 6487 Sayılı Kanun’un 22.maddesiyle 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 7.maddesi iptal edildiğinden somut olayda bu maddenin uygulanmasının da mümkün olmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın yerinde olduğu anlaşıldığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması, doğru görülmemiştir.
DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı idare vekilinin istinaf başvurusu üzerine …… ……… Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmak suretiyle yeniden hüküm kurulmuş bu karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmasına dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilince verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07/02/2019 günü taraf vekillerinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, sözlü açıklamaları da dinlendikten ve dosyadaki kağıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davalı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle HMK’nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin olarak …… ……… Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; dava konusu…… mahallesi 478 ada 98 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 363 ada 7 parsel üzerinden geçen …… çift devre …… … nakil hattı sebebiyle 1984 tarihli kamu yararı kararına istinaden irtifak kamulaştırması yapıldığı, …… Genel Müdürlüğü tarafından 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunun 17. maddesi uyarınca irtifak hakkının idare adına tescili istemi ile açılan …… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/390E.-433K. sayılı dava dosyasında 363 ada 7 parselin 5.630 m2’lik kısmında …… lehine irtifak hakkı tesisi ile bu hakkın tapuya tesciline karar verilmesi üzerine irtifak hakkı şerhinin 27.07.1989 tarihinde tapuya işlendiği, davacı …’ün 18.02.2005 tarihinde taşınmazı satış yolu ile edindiği, 01.07.2016 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisine göre 363 ada 7 parselden ifrazen oluşan 478 ada 98 parselin üzerindeki … nakil hattının irtifak alanının 4.989,05 m2 olarak tespit edildiği, ilk derece mahkemesince usule uygun bir kamulaştırma işlemi bulunmadığından davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı idare vekilinin istinaf başvurusu üzerine …… ……… Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi uyarınca açılan tescil davasında dava dilekçesi ile gerekçeli kararın ilgililere usule uygun olarak tebliğ edilmesi sebebiyle kamulaştırma işleminden haberdar olunduğu, ayrıca davacının taşınmazı tapu kaydındaki şerhi görerek satın aldığı halde bu tarihlerden itibaren Kamulaştırma Kanununun 14. maddesi gereğince 30 gün içerisinde kamulaştırma bedeline karşı bedel artırım davası açılmadığından kamulaştırma işleminin ve bedelinin kesinleştiği gerekçesiyle kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat istemli iş bu davanın hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 25.maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi açısından usulüne uygun olarak yapılan tebligatla başlar. Aynı yasanın 13. maddesi gereğince mal sahibine noter aracılığı ile tebligat yapılması zorunludur.
Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin …… tebligatlarının tümünün aynı adrese ( …… mahallesi/…… ) çıkartıldığı, kamulaştırma tarihindeki maliklerden ……… P.’na çıkartılan …… tebligatlarının bila tebliğ iade edildiği, ……… K.’na çıkartılan …… tebligatlarının ise kime tebliğ edildiği anlaşılamadığından usulsüz olduğu, usulüne uygun kamulaştırma tebligatı yapılmamış kişi açısından kamulaştırma işlemi başlamayacağı gibi taşınmazın hükmen idare adına tescili için 17. madde uyarınca açılan davada yapılan tebligatların kamulaştırma işleminin tebliği yerine geçmeyeceği, tapuda ferağ verilmediği ve kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge de ibraz edilemediğinden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından söz edilemeyeceği, 13.03.2015 gün ve 29294 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 gün ve 2013/95-2014/176 Sayılı kararın 14.09.2015 günü yürürlüğe girmesi ile, 6487 Sayılı Kanun’un 22.maddesiyle 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 7.maddesi iptal edildiğinden somut olayda bu maddenin uygulanmasının da mümkün olmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın yerinde olduğu anlaşıldığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HMK’nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının ……ye irad kaydedilmesine, temyiz eden davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 2.037,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 07.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

——————————————————————————————————————–

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ E. 2015/21285 K. 2015/25507 T. 24.12.2015 ÖZET : Dava, kamulaştırılan taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 17. maddesine göre tescil istemine ilişkin olup davalının temyiz istemi temyiz süresinin geçmiş olması sebebiyle reddedilmiştir. Kamulaştırma Kanunundan doğan hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahipleri için tebligatla başlar. Taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin tebligat tapu maliki davalıya yapılmamış olduğundan, geçerli bir tebligat ve buna bağlı olarak da geçerli bir kamulaştırma yoktur. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırılan taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 17. maddesine göre tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın temyiz talebinin reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırılan taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 17. maddesine göre tescil istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmişse de, temyizin süresinin geçmiş olduğundan temyiz talebinin reddine karar verilmiş; bu hüküm de davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan incelemede; hüküm, davacı yada vekilince tebliğ edildiğine dair dosya içerisinde tebligat evrakı bulunmadığı, bu itibarla temyiz başvurusu süresi içinde yapıldığının kabulü ile hükümdeki kesinleşme şerhinin kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde;

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca, bu Yasadan doğan hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahipleri için 13. maddesi uyarınca tebligatla başlar.

Taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin tebligat tapu maliki davalıya değil, işçisi M. S.’a yapılmış olup, adı geçen ile davalı arasında hizmet ilişkisi olduğu yönünde dosya kapsamında bir delile ulaşılamadığından, geçerli bir tebligat ve buna bağlı olarak da geçerli bir kamulaştırma yoktur.

Bu nedenle; davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile kabulüne hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

——————————————————————————————————————–

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ E. 2014/7157 K. 2014/22347 T. 25.9.2014
ÖZET : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Kamulaştırma Kanununun 25. ve 13.maddeleri uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından, usulüne uygun yapılan tebligatla başlar. Bu nedenle, davacı açısından, geçerli bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceğinden, işin esasına girilip hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

1- )Yapılan incelemede; davaya konu taşınmazın İmar ve İskan Bakanlığı’nın 4.5.1979 tarih ve 575/1138 Sayılı oluru ile kamulaştırılmasına karar verildiği, davacının adresi 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 7.maddesinde sayılan Tapu, Vergi Dairesi ve kolluktan ayrı ayrı araştırıldıktan sonra, noter tebligatının iade edilmesi üzerine ilanen tebliğ edildiği, yine davacının aleyhine Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi uyarınca davalı idare adına tesciline dair açılan davada Bakırköy 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1984/455- 1985-318 karar sayılı dosyasında davalı idare adına tesciline karar verildiği, bu kararın da ilanen tebliği edilerek kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

Hem kamulaştırma işlemleri hem de tescile dair kararın ilanen tebliğinde davacının o tarihte “Öztekin” olan soyadı “İztekin” olarak yazıldığından yapılan tebligatlar geçersizdir.

Bu durumda; davacının soyadının hatalı yazıldığı ilanen tebligat geçerli sayılmak suretiyle kararın usulsüz olarak kesinleştirildiği belirlenmiştir.

Her ne kadar, 11.6.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 Sayılı Kanun ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 7. maddesinde; 6830 Sayılı İstimlak Kanununun 16. ve 17. maddeleri ile 2942 Sayılı Kanunun mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemleri tamamlanmış sayılır hükmü getirilmiş ise de; davaya konu taşınmazdaki davacıların paylarının, 17. maddeye göre davalı adına tescil edilmesine dair mahkeme kararının şeklen kesinleştirilmiş olması, hukuken kesinleştiği anlamına gelmeyeceğinden, 6487 Sayılı Kanun ile eklenen geçici 7. maddesinin uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, Kamulaştırma Kanununun 25. ve 13.maddeleri uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi açısından, usulüne uygun yapılan tebligatla başlar.

Bu nedenle, davacı açısından, geçerli bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceğinden, işin esasına girilip hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,

2- )Kabule göre de, dava red ile sonuçlandığından davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

——————————————————————————————————-

YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ E. 2013/20235 K. 2014/4703 T. 25.2.2014

ÖZET : Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir. Kamulaştırma işlemi davacılar murisi adına muhtara tebliğ edilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Yasası’nın 20,21 maddelerine uygun bir tebligat olmadığı ve kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 25. maddesi gereğince mal sahibi için 13. madde uyarınca yapılan tebligatla başlayacağından işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Kamulaştırma işlemi davacılar murisi S.Y.S. adına 05.07.1975 tarihinde muhtara tebliğ edilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Yasası’nın 20,21 ve Tüzüğün 28. maddelerine uygun bir tebligat olmadığı ve kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 25. maddesi gereğince mal sahibi için 13. madde uyarınca yapılan tebligatla başlayacağından işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 25.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.